{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2212 <br>KARAR NO: 2023/1417<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/09/2020<br>NUMARASI: 2016/1240 Esas -  2020/442 Karar<br>DAVA: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile 13.08.2012 tarihinde 5 yıl süre ile LPG bayilik sözleşmesi yaptıklarını, davalının 2014 yılı Ağustos ayından itibaren neden hiç alım yapmadığının tespiti amacıyla Mersin 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/26 D.îş dosyası ile 15.05.2015 tarihinde yapılan tespitte davalının iş yerinde farklı firmalara ait tüplerin bulunduğunu, vergi levhasının ...'e ait olduğunu, davalının davacıya haber vermeden iş yerini kapatması, 3.şahsa devretmesi ve 30 günden fazla süre LPG alımı yapmamasının bayilik sözleşmesine aykırı olduğunu, bu nedenle davalıya Beyoğlu ... Noterliğinden 12.06.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilmesine rağmen davalının sözleşme koşullarım yerine getirmemesi üzerine Beyoğlu ...Noterliğinden 06.08.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmenin sonlandırıldığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davalı mal alımına devam etseydi davacının kar elde etmeye devam edeceğini, davalının sözleşmenin feshine sebep olması nedeniyle davacının kardan mahrum kaldığını, fesih tarihinde ana depo LPG fiyatının 255 TL/ton olduğunu, davalının sözleşmenin 23. maddesine göre davacının zararını karşılaması gerektiğini, ayrıca sözleşmenin 21/b maddesine göre kusurlu davranan bayinin son bir yıl içinde en yüksek LPG alımım yaptığı aya ait ton miktarının kaç adet 12 kg'lık tüpe tekabül ettiği bulunarak 12 kg'lık tüpün 62.00 TL perakende satış fiyatı üzerinden cezai şartın hesaplanmasını, davalının zilyetliğinde 807 adet LPG tüpünün bulunduğunu, bulunacak alacak miktarına avans miktarı üzerinden faiz işletilmesini, ayrıca davalının cari hesap bakiyesi 291,14 TL olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere davalıdan toplam 5.291,14 TL'nin fesih ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, tek taraflı olarak yapılan tespit dosyasını kabul etmediklerini, davalının ağır hastalık sorunları nedeniyle iş yerini devredeceğini davacıya bildirdiğini, davacının devir işlemini sözlü olarak onaylaması üzerine iş yerini ... bayiliğini devam ettirmesi şartıyla dava dışı ...'e devrettiğini, yine gaz alımına devam edildiğini, davalının vergi kaydını kapattırdığını, ...'in kendi vergi levhasını çıkararak tespit yapılana kadar ... bayiliğini yaptığını, davacının 8-9 ay kadar ...'e gaz satışı yaptığını, bayiliğin devir ve sözleşmenin sona ermesinin tarafların ortak iradesi ile yapıldığını, davacının Mersin 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/26 D.İş dosyası ile 15.05.2015 tarihinde yaptırdığı tespitte davalının işi bıraktığı yerine ...'in faaliyette olduğunu tespit tarihinde sözleşme ayakta olmadığından akde aykırılıktan söz edilip cezai şart talep edilemeyeceğini, davalının gaz alımını durdurduğu ancak devralman bayiliğe davacının gaz satışına devam ettiği, bu nedenle kar mahrumiyetinden bahsedilemeyeceğini, davacının devir işlemini bildiği ve onayladığını, ...'e makbuz kestiğini, hukukumuzda bayilikle ilgili özel hüküm bulunmadığını. TTK.nun 116.maddesinde belirtilen acentalık sözleşmesinin yazılı yapılmasının şart olmadığını, davacının 8-9 ay gibi süre ile dava dışı ...'e makbuz kesmesi, alış veriş yapmasının sözlü olarak bayilik anlaşmasının yapıldığının kabulü gerektiğini, bu hususun ...'in defter kayıtlarının incelenmesi ile tespit olunacağını, 2014 Ağustos- 2015 Mayıs döneminde gaz alımının devam ettiğini, tespitten sonra gaz alımının durdurulduğunu bu nedenle kar mahrumiyetinden bahsedilemeyeceğini, usul ve yasaya aykırı tespiti yapan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, iş yerinde bulunan başka firmalara ait boş tüplerin olmasının yeni müşteri yeni abone kaydı oluşturmak gayretinden kaynaklandığını, 16. maddede belirtilen rekabet yasağına aykırı davranılmadığını, bayide başka marka dolun tüp olmadığını, tespit edilen ... ve ... boş tüplerinin davacı firmanın yan markaları olduğunu, sözleşmede bu hususların yazılı olduğunu, boş tüplerin satışının ve dağıtımın olmadığı bu nedenle sözleşmeye aykırı bir husus olmadığını savunarak bayilik sözleşmesinin ve devrin tarafların ortak iradesi ile yapıldığının ve feshin karşılıklı yapıldığının kabulünü, sözleşmeye aykırı davranılmadığından cezai şart oluşmadığı akde aykırı işlem yapılmadığını, davacının gaz satışına devam ettiği için kar mahrumiyetinin olmadığını, davacının davalıdan cari hesap alacağının olmadığını savunarak , usul ve yasaya aykırı haksız davacının davasının reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre davacının feshe dayanak yaptığı vakıaların yazılı sözleşmeye uygun olmasa da davalının sözleşme ile yükümlendiği taahhüdünü ihlali hususlarında kısmen kusurlu olduğu ancak davacının bayilik sözleşmesinin devrini sözlü olarak zimmen onaylaması ve davacı kurumun işlemden bilgi sahibi olduğu seklinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda davalının sözleşme koşullarına tam olarak intisap edemeyerek bayiliğin devir işlemini sözlü olarak değil vazıh yapması kusuruna rağmen sözleşmedeki cezai şart koşullarının oluşmadığı ve dolayısıyla bayiliğin sözlü olarak devri ve dava dışı ... ve ...  aynı koşullarda sürdürmesi nedeniyle davacının kar mahrumiyeti alacağı bulunmadığı. Savın mahkemenin cezai şart takdir etmesi halinde 31/08/2014 tarihinde ticari faaliyetini sona erdirmiş ve doğalgaz kullanımının yaygınlaştığı ilimizde uygulanacak cezai şartın davalının ekonomik ve ticari hayatını olumsuz etkileyeceği. İsletmenin ve bayiliğin devrine dair davalının defter ve belgeleri ibraz edilmediğinden kayıtlarda bilgi bulunup bulunmadığı davacının talep ettiği cari hesap alacağı konusunun tespit edilemediği ...\" şeklinde kanaat bildirilmiş olduğu görülmektedir. Davacı Tarafından ibraz Edilen Ticari Defterlerinin Tetkikinde; Davalı ile ticari ilişkisini 120 nolu Alıcılar hesabında., ... nolu müşteri kodu altında takip etmekte olduğu, Davalıya düzenlenen faturaları bu hesabın borcuna kaydetmiş olduğu, buna karşılık yapmış olduğu tahsiladın ise bu hesabın alacağına kaydetmiş olduğu, 31/12/2015 tarihi itibariyle bu hesabın 291,14-TL BORÇ bakiyesi vermiş olduğu tespit edilmiştir. Buna göre davacı 31/12/2015 tarihi itibariyle davalıdan 291,14.-TL alacaklı durumdadır. Ancak davacı ticari defterlerinde ve davacıdan talep ettiğimiz fesihten önceki son bir yıla ilişkin en yüksek TON oranına ilişkin olarak, davalıya yapılan satışların direkt kendilerince değil, kendilerinin depo bayisi ... Ltd.Şti. tarafından yapıldığı bilgisi verilmiş olup, bu nedenle kayıtlara ulaşılamadığından fesihten önceki son bir yıl içerisinde davalının yapmış olduğu EN YÜKSEK aya ait TON MİKTARI belli olmadığından cezai şarta ilişkin herhangi bir hesaplama yapılamamıştır. Kar Kaybı ile ilgili hesaplama bu durumda sözleşme 10/08/2015 tarihinde feshedilmiş olmakla sözleşmenin sonu olan 13/08/2017 tarihine kadar daha 24 ay kalmaktadır. Ancak yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü bayının yıllık alım miktarlan belli olmadığından kar kaybına ilişkin herhangi bir hesaplama yapmak mümkün olmamıştır. Davacı yan asıl alacak yanında faiz talebinde de bulunmuş olup, davacı tarafından davalıya gönderilmiş ihtarname \" Muhatabın aynı iş yerinde çalıştığım beyan eden yeğeni ...' ya 10/08/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir...\" şeklinde olup, davalının söz konusu ihtarnameyi 10/08/2015 tarihinde teslim aldığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı kendi ticari defterlerinde davalıdan 31.12.2015 tarihinden itibaren alacaklı olduğu belirlediğinden temerrüt tarihi olarak bu tarih dikkate alınmıştır. Tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile 291,14 Tl nin 31.12.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. \t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasındaki beyanları ve işbu istinaf dilekçelerindeki itirazlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından kar mahrumiyeti ve cezai şart taleplerinin reddinin gerekçesi olarak müvekkili şirketin muvafakat ve bilgisi dahilinde davalının iş yerini dava dışı ... devrettiği kanaatine varılması, iş yeri devrinden ötürü kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinin hukuka uygun olmaması gösterildiğini, bilirkişi raporunda dava dışı ...'in müvekkili şirket bayisi ... Ürünlerinin tali bayisi olduğunun belirtildiğini, kararda da buna yer verildiğini, ancak kararda bununla birlikte müvekkili şirketin hem ... ile bayilik anlaşması, hem de ... ile tali bayilik anlaşması yapmasının sektörel uygulamalarda yeri olmadığını, bu sebeple davalının iş yerini ...'ın bilgisi dahilinde ...'e devrettiğinin belirtildiğini, tali bayilik ve devrin birbirinden farklı kavramlar olduğunu, mahkemenin hem bilirkişinin tespitlerine dayanması, hem de bambaşka bir tespite yer vermesinin hukuka uygun olmadığını, sektörel uygulamada tali bayilik kurumunun sözleşme ile yürütüldüğünü, devir halinde ise devralan kişi ile yeni bir sözleşme yapılmakta olduğunu, bu sözleşmelerden hiçbirinin dosya kapsamına sunulmadığını, çünkü ortada herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, sözleşmenin sözlü olarak yapılmasının ise mümkün olmadığını, enerji sektöründe böyle bir uygulamanın bulunmadığının izahtan vares olduğunu, kaldı ki ... mevzuata aykırı olarak müvekkili şirkete ait LPG'yi sözleşmesiz şekilde satması ve bundan haksız kazanç sağlaması sebebiyle kendilerince 28/12/2016 tarihinde ... aleyhine İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1294 Esas nolu davanın açıldığını, söz konusu dosyanın yetkisizlik ile Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, bu durumun ... tarafından sözleşmesiz olarak müvekkili şirkete ait LPG'nin satışının yapıldığını öğrenen müvekkili şirketin gerekli tüm aksiyonları aldığını, gerekçeli kararda belirtildiğinin aksine iş yeri devrine muvafakatinin bulunmadığını gösterdiğini, bilirkişinin ilgili kayıtlar hiç gönderilmemiş gibi davalının satışları belli olmaması sebebiyle cezai şart ve kar mahrumiyetine ilişkin hesaplama yapılamadığının belirtildiğini, 26/06/2020 tarihli rapora karşı itiraz dilekçelerinde ise kendilerince davalı ...'e yapılan satışların dökümünü talep etmek üzere ... Ltd. Şti.'ye müzekkere yazılmasını, müzekkere cevabı döndükten sonra dosyanın tekrar bilirkişiye tevdi edilerek kar mahrumiyeti ve cezai şart hususunda hesaplama yapılmasına karar verilmesinin talep edildiğini, yerel mahkeme tarafından itirazlarının dikkate alınmadan ve deliller toplanmadan kısmen kabul karar verildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile davacı şirket arasında devir ile birlikte müvekkili davalı ile başlatılmış olan tali bayiliğin devam ettirildiğini, davacı tarafın anlam karmaşası yaratarak ortada bir çelişki varmış gibi yanılgı yaratmak istese de ortada hiçbir çelişkinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın istinaf dilekçesinde dava dışı ...'e karşı LPG'yi sözleşmesiz bir şekilde satması ve bundan haksız kazanç sağlaması iddiası ile Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını belirttiğini, davacı tarafından ... karşı bu iddialar ile dava açılmış ise de davacı tarafından açılan işbu davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ayrıca yerel mahkeme tarafından davacı tarafın kar mahrumiyeti ve cezai şart istemlerinin reddi yönünde verilen kararın da usul ve yasaya uygun olduğunu belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin süresiden önce haklı nedenle feshi nedeniyle kar mahrumiyeti talebi,  sözleşmenin ihlali nedeniyle cezai şart ve açık hesap bakiye alacağının tahsili  istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın açık hesap bakiye alacağı yönünden kabulüne, cezai şart ve kar mahrumiyeti talepleri yönünden reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının sözleşme hükümlerini ihlal edip etmediği, ihlalin bulunması halinde  sözleşmede öngörülen cezai şartın ödenmesinin gerekip gerekmediği ve davacının kar mahrumiyeti talebinin yerinde olup olmadığı noktalarınadır.  Bayilik sözleşmesi kendine özgü yapısı olan, çerçeve niteliğinde sürekli borç ilişkisi doğuran, çift edim değişimini esas alan bir sözleşmedir. Güven ilişkisi üzerine kurulan bayilik sözleşmesinin Türk Hukuku'nda mevzuatta tanımı yapılmamıştır. Bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir. Bayilik sözleşmesinde tarafların hakları ve yükümlülük yelpazesi geniştir. Öyle ki sözleşme süresince ve sözleşme sonrasında devam eden yükümlülükleri olması güven ilişkisinin önemini bir kez daha vurgular. Sözleşme süresince devam etmesi gereken güven temelli olan bu ilişkide sözleşme ölüm, iflas, kısıtlılık kararı verilmesi, olağan fesih yolu ve olağanüstü fesih yollarıyla sona erebilir. Yine bayilik sözleşmesi Türk Mevzuatı’nda  ismiyle düzenlenmediğinden isimsiz sözleşmelerdendir.Taraflar arasında 13/08/2012  tarihli \" ... A.Ş LPG Tüplü Bayiliği Anlaşması Ve Genel Şartnamesi\" sözleşmesi imzalandığı, 2/c maddesinde Bayiin fiilen iş yerini kapatamayacağı,  3. Maddesi ile \"bayi bu sözleşmede yazılı hak ve vecibelerini hakiki veya  hükmi başka bir şahsa devredemez ve/veya ortak alamaz\" düzenlemesini içerdiği, 19/a maddesi ile Bayinin 30 gün süre ile...'dan LPG almaması durumu\" ...'a fesih yetkisi tanıdığı,  21. maddesi ile bayinin ...'ın süresinden önce sözleşmeyi feshetmesine sebebiyet vermesi halinde a) sözleşme sonuna kadar mahrum kalınacak karı ...'ın talep edebileceği ve b) bayinin son bir yıl içinde ipragazdan aldığı LPG nin en yüksek aya ait ton miktarının sözleşmenin feshi tarihindeki 12 kg'lık tüplü LPG nin perakende satış fiyatı baz alınarak bulunacak LPG perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunacak  bedeli cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiği, 22. Maddesi ile 13/08/2017 tarihine kadar 5 yıllık süre belirlendiği görülmektedir.  Davacı taraf sözleşmenin feshine ve eldeki cezai şart ve kar mahrumiyetine davalının iş yerini kendilerinden habersiz 3. Kişiye devretmesi ve 30 gün süre ile LPG tüpü almamasına dayandırmaktadır.  Davacı sözleşmenin feshine dair 06 Ağustos 2015 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinden gönderilen sözleşmenin feshine ilişkin bildirimin 6. Maddesi ile mülkiyeti kendilerine ait olan 807 adet tüpün 15 gün içinde ... Adana tüp deposuna iade edilmesini, aksi halde sözleşmenin 22. Maddesine beher tüp için imalat bedeli üzerinden cezai şart talep edileceği ihtar edilmiş, dava dilekçesinde cezai şart talebinin sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı sözleşmenin feshine neden olunmasına  bağlamış,  cevaba cevap dilekçesinde sözleşmenin 20. maddesi gereği teslim  edilmeyen 807 adet tüp bulunduğunu, 15 günde teslim edilmediğinden her bir tüp için imalat bedeli kadar ceza şart talep edildiğini açıklamış, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde de öncelikle tensiple  dava dışı ... Ltd.Şti'den fesih tarihindeki tüp imalat bedellerinin sorulmasını talep ettiği görülmüştür. Davacının talebi üzerine Mersin 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin  2015/26 D.iş dosyası ile 15/05/2015 tarihinde davalıya ait olduğu bildirilen iş yeri, şube ve depo olmak üzere 3 ayrı adreste yapılan tespitte; davacı şirketin ve sözleşmede belirtilen yan markalarının dışında başka markalara ait DOLU TÜP bulunmadığı tespit edilmiştir. Değişik markalara ait boş tüpler bulunsa da boş tüplerin tüketiciye satışının konu olmadığı ortadadır. Bu durumda davalı veya onun iş yerinde ticari faaliyette bulunan 3. Kişinin başka firmalara ait satışa konu olmayan boş tüp bulundurmasının  sözleşmeye aykırı bir durum oluşturmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Davalı tarafın vergi dairesi kaydını 31/08 /2014 tarihide sonlandırdığı, davalıya ait işyerinde  dava dışı 3. Kişi ... adında kişinin 29/8/2014 tarihinde vergi mükellefi olarak işe başladığı, dava dışı ...'in davalının tüplerinin satışını gerçekleştiren ... Ltd.şti.'nden davacıya ait tüpleri temin ettiği, bu kapsamda 23/09/2014 ve 29/09/2014 tarihli faturaların dosyaya ibraz edildiği,  davalının ise davacıya ait satışa konu tüpleri davacının bir başka depo bayisi olan ... Ltd. Şti.'nden temin ederek satışa sunduğu anlaşılmaktadır.  Davalı tarafça sözleşme hükümlerinin ihlal edilerek, iş yerinin vergi dairesi kayıtlarına göre kapatıldığı, fiili durumda aynı iş yerinde dava dışı ...'in davalı iş yerini kapatmadan önce vergi dairesi kayıtlarında işe başladığı, davalının iş yerini devrettiğini beyan ederek  sözleşmenin 3. Maddesindeki yükümlülüğünü ihlal ettiği bu durumda davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği sonucuna ulaşılmaktadır. TBK'nın 126/1. Maddesine göre, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrütü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemez. Yani ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde, sözleşmenin haksız feshinde kar kaybı zararı da istenebilir.Taraflar arasındaki  sözleşmedeki düzenlemeler ve TBK'nın 126/1 maddesi uyarınca,  bayilik sözleşmesini haklı olarak fesheden davacı, davalının sözleşmenin süresinden önce feshine sebep olan, sözleşmeye aykırılıkları nedeniyle oluşan kar mahrumiyeti zararından sorumludur. Ancak Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre sözleşmenin fesih tarihi ile sözleşme süresi sonuna kadar geçen dönem için değil,  davacı şirket tarafından aynı bölgede yeni bir bayiilik ilişkisinin tesisi için geçirebileceği makul süre baz alınarak kar mahrumiyetinin belirlenmesi gerekir. (emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2020/6242 E.  2022/3579 K. ve 2012/10019 E.  2012/14239 K. Sayılı ilamları) Somut olayda  davacı taraf davalının 2014 yılı Ağustos ayından sonra hiç LPG  tüpü almadığını belirterek sözleşmeyi feshetmesine rağmen,  davalı adresinde tespit işlemini yaklaşık 9 ay sonra 15 Mayıs 2015 tarihinde yaptırmış, davacı tarafça sözleşme 6 Ağustos 2015 tarihinde feshedilmiştir. Bu dönem içinde 3. Kişi ... tarafından aynı iş yerinde davacıya ait tüplerin satışına devam edildiği anlaşılmaktadır. Davacı kendi kayıtlarında davalının 30 gün süre ile LPG tüpü almadığını bilecek durumdadır. Bu haliyle gerek  davalının sözleşmeyi ihlal ettiği tarihten gerek fesih tarihinden itibaren  süreçte aynı bölgede davacı şirket tarafından yeni bir bayiilik ilişkisinin tesisi için makul süre bulunduğu, bu dönemde zaten davacı tarafın tüplerinin de dava dışı ... tarafından satışının yapıldığı anlaşılmakla davacının kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesinde sonucu itibarıyla isabetsizlik yoktur. Ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince ceza şart talep edilmesi mümkündür. Davacının haklı sebeple sözleşmeyi feshetmesi durumunda cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığı, davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin davacı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacı ihtar ve dilekçesinde bahsedilen tüplerin davacı tarafa 15 günlük sürede teslim edildiğine dair bir belge bulunmadığı, ancak ilk derece mahkemesince dosyadaki veriler ile hesaplama yapılamadığı gerekçesi ile cezai şart talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesinde depo bayisinden  cezai şart hesaplaması için gerekli belgenin istenilmesini talep etmiş ise de mahkemece bu talep yerine getirilmemiştir. Mahkemece sözleşme hükümlerine göre cezai şartın hesaplanabilmesi için gerekli tüm evraklar davacının bildirdiği ... Ltd.Şti.nden istenilmesi, davacının sözleşmeye göre  talep edebileceği cezai şart ve hesaplanan cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususlarında ehil bilirkişi heyetinden rapor alınması  ve TBK 179 vd. Hükümleri de nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ad829d07a045514","SID":"64f394f7246cea39"}}