{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2219 <br>KARAR NO: 2023/1151<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/06/2020<br>NUMARASI: 2018/1324 Esas -  2020/313 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki sebebiyle ve davalının borçlan karşılığında 27/09/2018 tarihli ve 18.500,00 TL bedelli bir adet çekin davalı şirket yetkilisince keşide edilerek müvekkiline teslim edildiğini, çekin başvuru müddeti içerisinde bankaya ibraz edilmemesi sebebiyle çekten tahsilat yapılamadığını, ancak davalı şirketin borcu devam etmiş olduğundan söz konusu alacağın ilamsız takibe konu edilerek Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğümün ... E, sayılı dosyasından davalıya gönderilen Ödeme emrine davalı tarafça süresinde itiraz edilerek takibin durdurulduğuna, itirazın kötü niyetli ve haksız olduğunu, defterler incelendiğinde davalı tarafın 18.500,00 TL borcu olduğunun ortaya çıkacağını, bu sebeple yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ve kili davaya cevap dilekçesinde; Yetkili yerde başlatılmamış usulüne uygun bir icra takibinin bulunmaması ve davacının dava dilekçesinde yetki hususunu mahkemece karara bağlanması yönünde bir talebinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itirazın usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağının açık olduğunu, davanın yasal süresinde açılmadığım, müvekkilinin ticari kayıtlarında davacı taraf ile herhangi bir ticari ilişkisinin gözükmediğini, davacının sözde alacağına konu ettiği çek ile ilgili müvekkili şirketten hiçbir alacağı olmadığını, bu çekin bankaya ibraz edilmemiş ve TTK gereği tüm müracaat haklarının ortadan kalktığını, dolayısıyla davacının müvekkilinden hiçbir alacağının olmadığını, kambiyo vasfını ve tüm müracaat haklarını yitirmiş çekin tek başına alacak İddiasını kanıtlayan bir belge olmadığını, ayrıca derdestlik İtirazında bulunduklarını, davacının kötü niyetli olduğunu bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Yukarıda anılan içtihat ve yasal düzenlemeler uyarınca dava konusu uyuşmazlığı ele aldığımızda ,davacının lehtar/hamil sıfatına haiz olduğu bu iki sıfat ve talep hakkının birleştiği ,davalı keşidecinin aralarındaki temel ilişkiyi inkar etmediği bu hususun ticari defterlerden de anlaşıldığı bu hali ile davacı  hamil açısından kambiyo senedinden kaynaklanan talep hakkı ile temel borç ilişkisinden kaynaklanan talep hakkının yarışması söz konusu olmakla  temel borç ilişkisi (TBK 82 vd.) ile sebepsiz zenginleşme müesseseleri (TTK 732 ) birbiriyle yarışan talepler olmakla ,davacı yan 16/10/2018 takip başlattığı  müracaat hakkı düşen çekin vadesinin de 27/09/2018  olduğu nazara alındığında;  her iki yarışan talep hakkına göre de zaman aşımı dolmadığı gibi dava dilekçesinden davacının TBK hükümleri çerçevesinde talepte bulunduğu ve talebinde haklı olduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, kendilerince yapılan yetki itirazı üzerine dosyanın icra müdürlüğünden yetkili yere gönderilmesinin talep edildiğini, oysa duran takipte talep açılmasının mümkün olmayacağını, alacaklı görünen yalnızca yetki itirazını kabul etmek suretiyle takibin icra müdürlüğünce resen yetkili yere gönderilmesini sağlayabileceğini, yetki itirazının kabul edilmemesi halinde dava dilekçesinde yetki hususunun değerlendirilmesinin talep edilmesi gerektiğini, yetkili yerde başlatılmış usulüne uygun bir icra takibinin bulunmaması ve davacının dava dilekçesinde yetki hususunun mahkemece karara bağlanması yönünde bir talebin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde verilen kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu, davanın yasal süresinde açıldığını, bu sebeple davanın ilk derece mahkemesince usulden reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin ticari kayıtlarında davacıya ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının sözde alacağına konu ettiği çek ile ilgili müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, zira davaya konu edilen çekin bankaya dahi ibraz edilmediğini, süresinde bankaya ibraz edilmeyen çek hakkında fotokopi belge üzerinden talepte bulunulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, burada mahkemece ilgili çekin aslı talep edilmediği gibi işbu çekin icra müdürlüğü kasasına da alacaklı tarafından ibraz edilmediğini, bu şekilde her fotokopi belge üzerinden alacağı hükmedilecekse kambiyo hukukunun da bir anlamının kalmayacağını, kaldı ki söz konusu çekin bankaya ibraz edilmediğini ve TTK gereği tüm müracaat haklarının ortadan kalktığını, fotokopi belge üzerinden imza incelemesi dahi yapılmaksızın verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öte yandan kambiyo vasfını ve tüm müracaat hakları yitirildiğini, çekin tek başına alacak iddiasını kanıtlayan bir belge olmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davacının başlattığı icra takiplerine başkaca herhangi bir dayanağının da söz konusu olmadığını, bu durumun dahi tek başına işbu davanın reddini gerektirirken kabulüne karar verilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, bilirkişilerce davacının BA ve BS formları ile ticari defterlerinin uyumsuz olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın işbu davayı açmakta herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, işbu davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin de yasaya ve usule aykırı olduğunu, davacının huzurdaki davada açıkça kötü niyetli olduğunu, takip dosyasına yönelik itirazlar hakkında karar verilmeden ikinci bir icra takibi başlatılmasının hakkın kötüye kullanımını teşkil edeceğini, dolayısıyla davacı tarafın tamamen kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>GEREKÇE:Dava; cari hesap bakiye alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı ve alacağın ispatı noktasındadır.Davacı tarafından davalı hakkında  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Dosyası ile 18.500 TL asıl alacak istemiyle  27/09/2018 tarihli, ... Bankası Sefaköy Şubesi'ne ait ... seri numaralı çek dayanak gösterilerek ilamsız icra takibi başlatılmış, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borç ve ferilerine itirazı üzerine takip durmuş, alacaklı vekilinin icra dairesine başvurusu ile dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep etmesi üzerine dosya Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyasına kaydedilmiş, borçluya gönderilen ödeme emrine i30/11/2018 tarihli itiraz üzerine takip durmuş ve 28/12/2018 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde davalının borcuna karşılık verdiği çekin süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo vasfını kaybettiğini, davacıdan olan ticari ilişkiden kaynaklanan  alacağının ödenmediğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesi içeriğinden TTK 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığına dair bir beyanı bulunmayıp tamamen taraflar arasındaki asıl borç ilişkisine dayanmış, davacıya verilen çek ispat aracı olarak takibe ve dosyaya dayanak yapılmıştır. Çek yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmediği takdirde TTK'nun 808. maddesi uyarınca hamil kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybeder. Kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını yitirmiş olan hamilin alacağına kavuşabilmesi için aralarında temel ilişki bulunan keşideci yada cirantaya karşı çeke delil başlangıcı olarak dayanarak dava açabilir. Eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davacının delil olma niteliğine sahip ticari defterlerinde davalıya her biri 18.500 TL ( KDV dahil) tutarlı  fatura ile 37.000 TL  alacak kaydedildiği, fatura karşılığı olarak ... Bankası Sefaköy Şubesi'ne ait ... ve aynı şubeye ait ... seri numaralı 2 adet çekin alınarak kayıtlara işlendiği, ticari defterlere ileri tarihli  çeklerin alınması ile yapılan kayıt ile alacak  tahsil edilmiş gibi kaydedildiği, oysa davacının delil olarak dayandığı ... Bankası Sefaköy Şubesi'ne ait  ... seri numaralı çekin ödenmediği, çekin halen davacı elinde bulunduğu, davalı tarafça da ödemeye ilişkin bir savunma ileri sürülmediği, davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, davalının BA formalarına göre davacı defterlerinde kayıtlı mal satışları ile örtüşür şeklide davacıdan mal alışına ilişkin 37.000.-TL değerinde BA formlarına vergi dairesine beyan edildiği,  görülmektedir. Kaldı ki çek bir kıymetli evrak olup, ifa uğruna verilmektedir. Ancak çekin karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılmaktadır. (Yargıtay11. H.D.'nin 2016/10878 Esas ve 2018/1532 K. sayılı İlamı). Eldeki davada toplanan deliller ile davalının davacıya takip miktarı kadar borcu olduğu, borcun kaynağının ticari ilişki olması nedeniyle ticari avans faizi uygulanması gerektiği, alacak likit davalı takibe itirazında haksız olmakla hükmedilen meblağ  üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının davacı vekilini tüm istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.263,73 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 316,00 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 947,73‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bca9bde27c2c76bd","SID":"ecbb8b8915774c55"}}