{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1883 <br>KARAR NO: 2023/1392<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2018<br>NUMARASI: 2016/281 Esas -  2018/1274 Karar<br>DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2008 yılından itibaren süre gelen ticari anlaşma bulunduğunu, davalı şirketin ünvanının daha öncesinde  ... iken daha sonra ... olarak değiştiğini, tarafların öncelikle 2008 yılında daha sonrasında da 2011 yılında istasyon bayilik sözleşmesi akdettiklerini, iş bu sözleşmeye ilişkin güvence bedeli olarak istasyonun bulunduğu ... Mah. ... ada ... parselde kayıtlı ve 7.402,45 m² yüzölçümlü taşınmaza ve burada inşa edilmiş veya edilecek satış yeri üzerine müvekkili lehine intifa hakkı tesis ettirildiğini, söz konusu gayrimenkul üzerinde 03/03/2008 tarihli tapu sicil müdürlüğünce düzenlenen resmi seenette de görüleceği üzere müvekkili lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğin, söz konusu sözleşme gereğince 15 yıllık intifa bedeli için ... tarafından 25/03/2008 tarihinde ... numaralı fatura ile 642.924,00 TL + 115.726,32 TL KDV olmak üzere toplam 758.650,32 TL tutarında fatura düzenlendiğini ve müvekkili şirkete ibraz edildiğini, daha sonrasında ... tarafından 02/05/2012 tarihinde ... numaralı fatura ile 15.030,00 TL + 2.705,40 TL KDV olmak üzere toplam 17.735,40 TL tutarında \"yatırım inkışaf bedeli\" olarak fatura düzenlendiğini ve müvekkiline ibraz edildiğini, söz konusu fatura ödemelerinin yapıldığını, tarafların ayrıca 5 yıl süreli olmak üzere istasyon otomasyon sistemi servis bakım ve automatic satış sözleşmesi akdettiklerini, bu sözleşme kapsamında müvekkili şirketin ariyeten mülkiyeti kendisinde kalmak üzere davalı tarafa sistemin işleyişine ilişkin bir takım teçhizatlar verdiğini ve bunların kurulum hizmetini sunduğunu, müvekkili şirket tarafından uzun yıllar süremesi beklenen bayilik ilişkisi sebebi ile 15 yıllık intifa bedeli için fatura karşılığı ödeme yapıldığını ancak taraflar arasındaki sözleşme süresinden önce sona erdiğini, 01/03/2011 tarihinde 5 yıllık olarak düzenlenen ve 28/02/2016 tarihinde sona ermesi gereken bayilik sözleşmesine ilişkin tapuda tescilli intifa şerhinin süresinden önce 25/12/2014 tarihinde terkini ile sonlandığını, enerji piyasası düzenleme kurumunun, petrol piyasası dairesi başkanlığı'nın 15/04/2015 tarih ve 22323 sayılı 28/05/2015 tebliğ tarihli kararına istinaden terkinden sonra 3 ay içerisinde yeni bir sözleşme gerçekleşmediği için bayinin lisansının da iptal edildiğini, hal böyle iken taraflar arasındaki ticari ilişkinin beklenen süreden daha az sürdüğünü ve süresinden önce sona erdirilen sözleşme ve intifanın terkini ile müvekkili şirketin ödediği bedelin tam karşılığını alamadığını, bunun üzerine yapılan nakti yatırım bedelinin işlememiş süreleri için müvekkili şirket tarafından yapılan hesaba göre 17/06/2015 tarih ve ... fatura numarası ile 348.904,80 TL + 62.802,06 TL (KDV) olmak üzere toplamda 411.707,66 TL tutarında fatura keşide edildiğini, ayrıca otomasyon sistemi için de 31/03/2015 tarihinde ... fatura numarası ile 750 TL + 135 TL (KDV) olmak üzere 855 TL tutarında faturanın da keşide edildiğini ancak söz konusu tutarların ödenmediğini belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin intifa süresinin tamamı nazara alınarak davalı yana peşinen ödediği intifa ivazının ve nakdi yatırım bedelinin geçersiz ve müvekkili tarafından kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen 411.707,66-TL'lik kısmının davalıya ödenme tarihinden itibaren  TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında faizi ile ve faizin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, İstasyon Otomasyon ve İletişim Bedeli olarak müvekkili şirket tarafından yapılan toplamda 610,74 TL tutarındaki harcamaların TCMB''nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında faizi ile ve faizin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca söz konusu bedelin dava tarihine kadar davalı nezdinde kalması sebebi ile kaldığı sürede bu iktisap sayesinde davalının elde ettiği tüm semerelerin ve müvekkili şirketin bu bedelden yoksun kalması sebebi ile uğradığı ekonomik kayıpların karşılığının belirsiz alacak davası hükmünde ve asgari 1.000,00 TL semerenin TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranında faizi ile ve faizin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, tedbir talebinin kabulü ile davalı şirket adına kayıtlı gayrimenkullerin tespiti ile söz konusu gayrimenkullere teminatsız veya takdir edilecek teminat karşılığı ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 26/03/2008 tarihli sözleşme ile ... ile bayilik sözleşmesi akdedildiğini, akdedilen sözleşme ile davacı tarafça ...'e ödeme yapıldığını ve taşınmaz üzerinde davacı lehine intifa konulduğunu, davacı tarafça .... ile yapılan 26/03/2008 tarihli bayilik sözleşmesinin davacı tarafça 12/02/2010 tarihli Beyoğlu .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesih edildiğini, davacı tarafça aynı istasyona ilişkin olarak müvekkili ... Ltd. Şti ile 01/03/2011 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili ile yapılan bayilik sözleşmesi gereğince müvekkiline herhangi bir intifa bedeli veya başkaca bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ile davacı arasında akdedilen 01/03/2011 tarihli bayilik sözleşmesinin davacı tarafça 258/12/2014 tarihinde feshedildiğini, müvekkili şirket ile akdedilen bayilik sözleşmesinin 01/03/2011 tarihli olduğunu, sözleşme uyarınca davacı tarafça müvekkiline intifa veya benzeri adla bir ödeme yapılmadığı gibi müvekkili tarafından da davacıya herhangi bir intifa hakkı verilmediğini, davacı tarafın müvekkiline yaptığı bir ödemenin bulunmadığını, davacının iddia ettiği alacağın genelde hibe olarak verilen nitelikte bir ödeme olduğunu, geri istenmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın dava dışı tarafla yaptığı bayilik sözleşmesini kendisinin feshettiğini, başkası ile yapılan bayilik sözleşmesi gereği kendisine verilen intifa hakkını kendisinin terkin ettiği halde iş bu alacağını müvekkilinden talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, sebepsiz zenginleşme sebebi ile açılan davanın şartlarının oluşmadığını, davacı tarafça müvekkiline ödeme yapılmadığı gibi müvekkilinin temerrüde düşürülmediği için faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..davacı şirket ile ... arasında 26/08/2008 tarihli \"İstasyonlu Bayiilik Sözleşmesi\" akdedildiği, davacı ile davalı arasında istasyonlu bayiilik sözleşmesi ve ariyet sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeler ekinde sunulan bilâ tarihli taahhütnamelerde davalı şirket kaşesi üzerine tatbik edilmiş imzaların yer aldığı ve anılan taahhütnamelerde davacı ile ... /... arasında akdedilmiş olan her türlü protokol veya sözleşmelerde kayıtlı yükümlülüklerin birlikte üstlenileceğinin belirtildiği görülmüştür. Yukarıda yazılı bayiilik sözleşmelerine konu istasyonun bulunduğu ... Mah. ... Mevkii ... Pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın ...... hissesinin üzerinde 03/03/2008 tarih ... yevmiye ile \"Taşınmazın tamamının intifası 15 yıl süre ile ... A.Ş.'ye aittir.\" şeklinde intifa hakkı tesis edildiği, intifa hakkının 25/12/2014 tarih ... yevmiye ile terkin edildiği, lehine tesis edilmiş bulunan intifa hakkının terkininin hak sahibi ... A.Ş.'nin vekaletname ile yetkili kıldığı temsilcisi tarafından 25/12/2014 tarihinde yapılmış olup, resmi akit tablosunda; \"Yapılan istem: Yukarıda özellikleri belirtilen taşınmaz üzerindeki lehtar vekili olduğum/olduğumuz intifa hakkının tamamından bedelini aldığımdan bedelsiz olarak, çıplak mülkiyet malikleri lehine terkinini talep ederim/ederiz.\" şeklinde beyanda bulunulmuş, bu beyan sonunda intifa hakkının tapu kaydından terkin edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda intifa hakkı davacının talebi ile bedelsiz terkin edildiğine göre artık bakiye intifa bedeli istenemeyeceğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/12031-2016/5462 sayılı emsâl ilamı da bu yöndedir.) Bu nedenle kalan süreye tekabül eden intifa hakkı bedeli talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı, davalıya yatırım inkışaf bedeli altında yapmış olduğu ödemeyi ve istasyon otomasyon ve iletişim bedeli olarak müvekkili tarafından yapılan harcamaları intifa süresince bayiilik ilişkisinin de devam edeceği inancı ile yaptığını iddia ederek iadesini talep etmiştir. Akaryakıt istasyonunun faaliyete geçmesi için yatırım destek bedeli altında yapılan ödeme bayiilik sözleşmesi gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken doğal yatırımlardandır. Ayriyeten taraflar arasında akdedilen sözleşmeler süreli olup sözleşmenin feshi ya da kendiliğinden sona ermesi halinde bayiiye ödenen yatırım desteği bedelinin ve istasyon otomasyon ve iletişim bedelinin iade edileceğine dair açık bir sözleşme hükmü de bulunmamaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı  davanın reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 03.03.2008 tarihinde ... ili, ... ilçesi,  ... Köyü ... Mevkii ... Parsel ‘de kayıtlı  ½ hissesi ...  ½ Hissesi ...’a ait olan taşınmaz üzerinde müvekkili ... A.Ş. lehine 15 yıllık müddetle intifa hakkı tesis edildiğini, müvekkilinin, ... (“... ”)’e 758.650,32 TL tutarındaki intifa bedelini 27.03.2008 tarihinde ödendiğini, bu tutarın ödendiğinin dosyadaki ... Bankası kayıtlarından ve müvekkilinin ticari defterlerinde bilirkişilerce yapılan inceleme ile tespit edildiğini, 26.03.2008 tarihinde müvekkili ... ile dava dışı ..., ... ili ... İlçesi ... Köyü ... Mevkii ... Parsel’de kayıtlı taşınmazda bulunan akaryakıt istasyonun ...  A.Ş. markası altında 5 yıl süreyle işletilmesi için İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin ... ’ün talebi ile sonlandırıldığını  ve ...’ün sahipleri ... ve ... ’ın çocukları ya da başka bir yakın akrabası tarafından kurulmuş davalı ... Ltd. Şti. ile yeni bir bayilik sözleşmesi ve eklerinin akdedildiğini, 07.02.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ve Aydın Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş belgelere göre, davalı ...’ün kurucuları, ... olduğunu, müvekkilinin davacı’nın eski ve yeni bayileri olan davalı ... ve dava dışı ... aynı adreste kurulu iki şirket olduğunu, ayrıca, taahhütname başlıklı belgeye ek olarak, davalı ...’nın ortakları olan ... ve .., 25.04.2011 tarihli “Kefaletname ve Taahhütname” başlıklı belge ile davalı  ...’ün, davacı ... A.Ş. nezdinde doğacak borçlarının 10.000 Amerikan Doları’na kadar olan kısmını müştereken ve müteselsilen ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı ...,  02.05.2012 tarihili olarak düzenlediğini, yatırım inkişaf bedeli açıklamalı fatura ile davacı ... A.Ş.’den 17.735,40 TL ödenmesini talep ettiklerini, bu ödemenin11.05.2012 tarihinde yapıldığını, davalı şirketin ortaklarına ait taşınmaz üzerindeki intifa 25.12.2014 tarihinde terkin edildiğini, müvekkilinin sözleşme hükümlerine göre üstlenmiş olduğu edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak müvekkili ...  A.Ş. Nin eski bayisine peşinen intifa ivazı ve nakdi yatırım bedeli ödediğini ancak kullanılmayan intifa süresine karşılık gelen tutarın davalı ...  tarafından halen ödenmediğini, söz konusu tutarların ödenmemesinin hem sözleşme ve eklerindeki hükümlere aykırılık oluşturduğunu  hem de sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiğini, yine tapu kaydında açıkça “642.924,00 TL bedelini aldığımdan” ifadesi yer aldığını, hal böyle olunca davalının bedelini aldığını da ispat etmesi gerektiğini, söz konusu bedelin müvekkili şirket tarafından alınmadığının muhasebe kayıtları ile de sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile feragat edilen hakkın, hakkın kendisi ile sınırlı olacağını, haktan daha fazla olamayacağını, işbu bakiye sürelere ilişkin haklarından feragat ve davalının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla yapılan işlemi feragat olarak yorumlanmasının hukuken ciddi bir haksızlığa ve hukuksuzluğa sebep olacağını, sonuç olarak sözleşmelerin akdetme aşamasındaki taraf iradelerinin bu kadar açık ve net olduğu bir durumda Mahkemenin usulü bir işlem sebebiyle davayı reddetmesinin evrensel hukuk kuralları ve adalet ilkesiyle bağdaşmayacağını, kararının, yasal dayanaktan yoksun, ilgili mevzuat ve hukuk kurallarına aykırı ve haksız olmasından nedeniyle talepleri üzerine yapılacak incelemede istinaf nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davacıya tanınan  intifa hakkının bayilik sözleşmesi süresinden önce terkin edilmiş olması nedeniyle sona eren sözleşmeye ilişkin  alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, davacı vekilince  ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde,  dava dışı ...  ile imzalanan ilk bayilik sözleşmesine istinaden tesis edilen intifa hakkının davalı şirket ile bayilik ilişkisi devam ederken terkin edilmesi ve davalı tarafça sunulan taahhütname nedeniyle davacı tarafından kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen intifa bedelinden davalının sorumluluğunun olup olmadığı, davalı şirkete ödenen nakdi yatırım bedelinin kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen kısmının ve istasyon otomasyon ve iletişim bedelinin, peşinen ödenen intifa ve nakdi yatırım bedelinin kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen kısmının dava tarihine kadar  davalı tarafça elde edildiği ileri sürülen semerelerin, uğranıldığı ileri sürülen ekonomik kayıpların davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktasındadır. Davacı ile dava dışı ... /... arasında 26.03.2008 tarihinde 5 yıllık bayilik sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeye ilişkin güvence bedeli olarak akaryakıt istasyonun bulunduğu dava dışı ... adına kayıtlı ... Mahallesi ... ada ... parsel  sayılı  taşınmaza ve burada inşa edilmiş veya edilecek satış yeri üzerine 03.03.2008 tarihinde davacı lehine 642.924 TL bedel karşılığında 15 yıl süreli intifa hakkı tesis ettirildiği, davacı tarafça 25.03.2008 tarihinde KDV dahil 758.650,32 TL (642.924 TL+KDV) tutarlı intifa ivaz bedeli faturası düzenlendiği, 27.03.2008 tarihinde de ... hesabına 753.634,32 TL ödeme yapıldığı; davalı ile davacı arasında ise 01.03.2011 tarihinde 5 yıllık bayilik sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafça 02.05.2012 tarihinde KDV dahil 17.735,40 TL tutarlı yatırım inkişaf bedeli faturası düzenlendiği ve 11.06.2012 tarihinde  davalı şirket  hesabına 17.735,40 TL ödeme yapıldığı, davalı şirket kaşesi üzerine tatbik edilmiş imzanın  yer aldığı tarihsiz taahhütnamede ... arasında akdedilmiş olan her türlü protokol veya sözleşmelerde kayıtlı yükümlülüklerin birlikte üstlenileceğinin, istasyonun kurulu bulunduğu taşınmazın tapu kaydı üzerinde tescilli bulunan intifa hakkının/kira şerhinin terkini söz konusu olursa buna ilişkin olarak daha önce yapılmış bulunan intifa ivazı/kira bedeli ödemesinin işlememiş süreye ilişkin kısmına tekabül eden tutarı ile istasyona yapılan fiziki yatırım bedeli tutarının ticari kural ve teamüller uyarınca hesaplanacak güncellenmiş değerinin ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği, dava dosyasına sunulan ticaret sicil kayıtlarına göre davalı ... Ltd. Şti'nin,  dava dışı ... şahıs işletmesi ile birleşmediği, ayrı tüzel kişilikler olduğu anlaşılmaktadır. Rekabet Kurulu’nun 05.03.2009 tarih ve 09-09/187-56 sayılı kararına istinaden 12.03.2009 tarihinde yayınlanan duyuru ile akaryakıt sektöründe bayilik sözleşmeleri ile bağlantılı yapılan intifa ve benzer etkiye sahip ekipman, kredi, kira gibi ayni ve şahsi haklar içeren sözleşmelerin, rekabet yasağının süresini fiilen uzatacak şekilde kullanamayacağı, bu tür anlaşmaların varlığı halinde 5 yılı aşan süreler bakımından 2002/2 Sayılı Tebliğde tanınan muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı kamuoyuna bildirilmiştir. Sözü edilen kararlar ve duyuruya göre akaryakıt sektöründe, bayilik sözleşmeleriyle bağlantılı olarak yapılan intifa, kira, ekipman ve benzeri etkiye sahip sözleşmelerden 18.09.2005 tarihinden önce akdedilmiş olanların 18.09.2010 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlanabilecekleri, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmelerin, süreleri ne olursa olsun yapıldıkları tarihten itibaren ilk beş yıllık süre boyunca muafiyetten yararlanabileceği, beş yılı aşan süreler bakımından Tebliğ’de belirtilen muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı belirlenmiştir. Somut olayda, davacıya tanınan intifa hakkı, davacı ile davalı arasında imzalanan 01.03.2011 tarihli bayilik sözleşmesi nedeniyle tesis edilmemiş olup, intifa ivaz bedeli ödemesi de davalıya yapılmamıştır. Ancak davalı tarafça inkar edilmeyen davalı şirket kaşesi üzerine tatbik edilmiş imzanın yer aldığı tarihsiz taahhütname ile intifa hakkının terkini halinde davalı tarafça intifa ivaz bedelinin işlememiş süreye ilişkin kısmının ödenmesi üstlenilmiştir. Fakat davacı ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesi, 28.02.2016 tarihinden önce, Rekabet Kurumunun kararları ve duyurularına istinaden “Azami hadde indirme ilkesi” gereğince davacı tarafça intifa hakkının terkin edildiği 25.12.2014 tarihi itibariyle sona ermiş olup, davacı, sözü edilen protokolün imza tarihinde ve intifa ivazı olarak ödeme yaptığı tarihlerde Rekabet Kurumu kararının henüz yayınlanmadığını, Rekabet Kurumunun sözü edilen kararları ve duyurularına istinaden “Azami hadde indirme ilkesi” gereğince belirli bir süre Rekabet Kurumu’nun 2002/2 sayılı Tebliğinde yer alan hükümden yararlanabildiğini, bu nedenle intifa hakkının terkin edildiğini beyan etmiştir. Her ne kadar davalı şirket kaşesi üzerine tatbik edilmiş imzanın yer aldığı tarihsiz taahhütname ile intifa hakkının terkin edilmesi halinde davalı tarafça intifa ivaz bedeli ödemesinin işlememiş süreye ilişkin kısmının ödenmesi üstlenilmiş ise de Yargıtay 19. HD'nin 2016/9287 E. 2017/7746 K. sayılı 23.05.2017 tarihli ve 2016/19995 E. 2018/2720 K. sayılı 15/05/2018 tarihli emsal kararlarında işaret edildiği üzere davacı tarafça intifa hakkı bedelsiz olarak terkin edildiğinden artık bakiye intifa bedeli istenemeyecektir. Davacı, bedelsiz olarak intifa hakkını terkin ettiğine göre bakiye intifa bedeline bağlı olarak davalının elde ettiği iddia olunan semerelere ve bu bedelden yoksun kalınması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen ekonomik kayıplara ilişkin de herhangi bir talepte bulunamayacağından Mahkemece bu taleplerin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. Eldeki davada taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi davacı tarafça 25.12.2014 tarihinde sözleşme süresinden önce soa erdirilmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmede,  sözleşmenin feshi halinde yatırım inkişaf bedelinin geri ödeneceğine ilişkin bir kararlaştırma bulunmadığı (Bu yönde Yargıtay 19.HDnin 2016/8132 E,2017/5348 K sayılı kararı) sözleşmenin olağan bitiş süresi 28.02.2016 tarihi iken bayilik sözleşmesinin intifa süresi kadar devam edeceği inancına dayanarak petrol istasyonuna  özgülenen ve istasyonun amaca uygun hale getirilmesi için yapılacak masraflara karşılık verilen yatırım inkişaf  bedelinin, intifa tesisi ile bir ilgisi bulunmadığı  ve  verilme amacının sözleşmeye konu istasyonun yenilenmesi ve geliştirilmesi olduğu gözetildiğinde Mahkemece kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen  yatırım inkişaf bedeline ve bu bedele bağlı olarak davalının elde ettiği iddia olunan semerelere ve bu bedelden yoksun kalınması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen ekonomik kayıplara ilişkin davacı taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. Taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra 31.05.2015 tarihinde  istasyon otomasyon ve iletişim bedeli için 750 TL + 135 TL (KDV) olmak üzere 855,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, davacının bu harcamaya ilişkin 610,74 TL alacak talebinin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak istasyon otomasyon ve iletişim bedeline ilişkin taraflar arasındaki sözleşmede bir kararlaştırma bulunmadığı gibi bayilik sözleşmesinin davacı tarafça sona erdirildiği gözetildiğinde mahkemece bu talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68bc483e9e43c611","SID":"7bac82ead0406169"}}