{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1866 <br>KARAR NO: 2023/1395<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET   MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/12/2019<br>NUMARASI: 2018/36 Esas -  2019/1141 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin ile davalı borçlu taraf arasında ticari ilişki sonucu cari hesaptan kaynaklanan borcunun olduğunu, müvekkilin malları tam ve eksiksiz teslim ettiği halde davalının ödemediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini, ancak itirazın yerinde olmadığını, itiraz sebebi ile takibin durduğunu, bu nedenle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takip dosyasındaki borca itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 20'sinden daha aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı tarafından dosyaya sunulan bir cevap dilekçesi olmadığı görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Davacı  firmanın davalıya 2017 yılından 74.481,50 TL tutarlı 22 adet fatura düzenlediği, davalı firmanın 15.000,00 TL ödeme yaptığı, 16.06.2017 tarihinde 30.000,00 TL'lik çek düzenlediği ve çekin karşılıksız çıktığı, davacı kayıtlarına göre davacının, davalı firmadan takip tarihi itibarı ile 59.481,60 TL alacağının olduğu ancak davalı firma defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davalı firmanın 2017 yılı BA formu ile sevk irsaliyelerinde isimleri bulunan kişilerin Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan alınan belgelerin incelemesi sonucunda, davacı tarafından düzenlenen 21 adet 72.782,40 TL tutarlı fatura içeriği ürün ve hizmetin davalı firmaya teslim edildiği, davalı firma tarafından 15.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacının davalıdan takip tarihi itibarı ile 57.782,40 TL alacağın olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkili şirket asıl işveren olan ...'a iş yapan iddia edilen alımı kendi menfaat ve lehine gerçekleştirmeyen asıl sorumlu ve iş sahiplerine iş yapan bir şirket olduğu gözetilmeden hüküm kurulduğunu ve eksik inceleme yapıldığını, davaya konu edilen bu alımların asıl muhattapları ... davaya dahil edilmeden verildiğinden eksik ve hatalı olduğunu, davalı firmanın defter ve kayıtlarının incelenmediğini, davacı yan müvekkili şirkete mal ve hizmet temin ettiğini ancak davalının edimini ifa etmediğini iddia ettiğini, dosya içerisinde buna ilişkin tek bir delil bulunmadığını, işin mahiyetinin hazır beton satımı olduğunu ancak davacının herhangi bir sevk irsaliyesi sunmadığı gibi malın kime teslim edildiğine ilişkin bir belge olmadığının da ilk bilirkişi raporunca tespit edildiğini, Mahkemece taraf defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor tanzimi için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdine karar verildiğini, mali müşavir ... tanzim etmiş olduğu 25/10/2018 tarihli raporu ile davacının davalıya mal ve hizmet verdiğini ispatlayamadığı ve davalıdan bir alacağının tespitine varılamadığı sonucuna vardığını, Mahkeme eksik değerlendirme ve yanılgılı bir şekilde bilirkişi tarafından tanzim edilen kök rapora bir ek rapor aldırdığını, üzerinde ihtilaf bulunmayan konulara ilişkin davacının delillerle sunmadığı yeni delillerin arandığını,  yetki aşımı yaparak kanuna aykırı hareket ettiğini, Esenler Vergi Dairesinde alınan 11/07/2019 tarih ve ... sayılı yazı ekinde bulunan 2017 yılı BA formlarının incelenmesinde davalının, davacı firmadan 2017 yılı içerisinde 18 belge ile 56.015,00 TL (KDV Dahil 66.097,00) tutarında mal aldığını beyan ettiği iddia edilerek raporun müvekkili aleyhine düzenlendiğini, müvekkilinin aktif bir inşaat şirketi olduğu dikkate alınmadan yanılgıya düşülerek eski alımlar dava konusu gibi değerlendirilerek aleyhe hükme esas alındığını, davacı  firmanın davalı müvekkiline 2017 yılından 74.481,50 TL tutarlı 22 adet fatura düzenlediğini, davalı firmanın 15.000,00 TL ödeme yaptığını, 16.06.2017 tarihinde 30.000,00 TL'lik çek düzenlediğini ve çekin karşılıksız çıktığını, davacı yanın kayıtlarına göre davacının, davalı firmadan takip tarihi itibarı ile 59.481,60 TL alacağının olduğu değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacı yanın tek taraflı ve maksatlı tuttuğu kayıtlara dayanılarak kök bilirkişi raporunun aksine yanılgıyla düzenlenen raporun karara esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davanın kısmen kabulüne dair kararın müvekkili lehine kaldırılmasına, müvekkili lehine dava konusu tutarın  % 20 'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari hesabı oluşturan faturalara konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, hizmetin  verilip verilmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında \"cari hesap alacağı\" sebebine dayalı olarak 59.481,60 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 05.09.2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.  İtirazın iptali  davası takibe sıkı sıkıya bağlı olup, sadece takip konusunun taraflarına ve takip konusu borca özgü olarak açılabilir. Eldeki dava icra takibinde borçlu olarak gösterilen ve icra takibine itiraz eden  davalı şirkete karşı  açılmıştır. Bu nedenle icra takibine taraf olmayan  dava dışı kişilerin davaya dahil edilmesi mümkün olmayıp, bu yöne ilişkin davalının  istinaf sebebi yerinde değildir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Somut olayda, davacı tarafça dava konusu açık (cari) hesaba ilişkin faturalara konu hazır betonun davalıya teslim edildiği, davalıya pompa kiralama hizmeti verildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için her iki tarafın ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece usulüne uygun ihtarat yapılarak taraflara verilen süre sonrasında davalı tarafça herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmediği, bu nedenle davalıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Ancak ticari defterlerle bağlantılı kayıt niteliğinde olan BA formlarına göre davalı, davacıdan takibe konu ettiği  2017 yılı içerisinde 18 adet belge ile 56.015,00 TL (KDV dahil 66.097,00 TL) tutarında mal aldığını vergi dairesine beyan etmiş olup, usulüne uygun ihtara rağmen davalı ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden esasen davacının ticari defterleri ile davalı tarafından vergi dairesine bildirilen BA formları üzerinden inceleme yapılarak bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Zira, davalı tarafın resmi bir kuruma yöneltmiş olduğu dava konusu olan hazır beton satışına ve pompa kiralama hizmet alımına ilişkin beyanı kendisini bağlayacaktır. Bu nedenle  davalının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalıya ait BA formlarının incelenmesinde davacı tarafından düzenlenen 2017 yılının Mart ayına ilişkin  13 adet 47.766,40 TL, 2017 yılının Nisan ayına ilişkin 4 adet 10.153,90 TL, 2017 yılının Haziran ayına ilişkin 1 adet 8.177,40 TL   olmak üzere toplam 18 adet 66.097,70 TL tutarlı faturaların vergi dairesine bildirildiği görülmekle  söz konusu fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin, hizmetin verildiğinin kabulü ile  bu durumun aksini iddia eden davalının BA formuyla vergi dairesine bildirilen fatura içeriğini oluşturan malları ve hizmeti almadığını yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Ancak dosya kapsamındaki delillere göre davalı, davacıdan mal ve hizmet almadığını ispat edememiştir. Bu yöne  ilişkin davalının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı tarafından bildirilen BA formlarında yer almayan 2017 yılının  Şubat ayına ait 3.009,00 TL tutarlı beton satışına ilişkin irsaliyeli faturada teslim alan olarak Sosyal Güvenlik Kurumundan gönderilen yazı cevabı ile davalının çalışanı olduğu anlaşılan ...'un imzasının bulunduğu, yine davalı tarafından bildirilen BA formlarında yer almayan 2017 yılının Mayıs ayına ait 3.675,70 TL tutarındaki pompa kiralama hizmet bedeli ve hazır beton satışına ilişkin iki  irsaliyeli faturada teslim alan olarak isim ve imzaları  yazılı bulunan ... ile ...'in, imzalarının bulunduğu diğer faturaların davalı şirket tarafından BA formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmakla bu üç faturaya ilişkin sevk irsaliyesinde yazılı hazır betonun davalıya teslim edildiğinin, davalıya pompa kiralama hizmeti verildiğinin kabulü gerekir. İşbu faturalara konu hizmetin verilmediğini, malların teslim edilmediğini iddia eden davalının, iddialarını ispat edecek mahiyette herhangi bir yazılı delil sunmadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla mahkemece bu fatura bedellerinin davacının açık (cari) hesap alacağına dahil edilmesi yerinde olmuştur. Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 08.07.2017 tarihli 1.699,20 TL tutarlı faturanın davalı tarafça BA formu ile bildirilmediği, sevk irsaliyesinin de imzasız olduğu anlaşılmakla mahkemece bu fatura bedelinin davacının açık (cari) hesap alacağına dahil edilmemesi yerinde olmuştur.  Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda tespit edilen 72.782,40 TL cari hesap alacağından (66.097,70 TL+3.009,00 TL+ 3.675,70 TL) davacının usulüne uygun şekilde tuttuğu ticari defterlerinde kayıtlı olan 15.000 TL tutarındaki davalı ödemesi düşüldüğünde davacının, davalıdan 57.782,40 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla mahkemece bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde, alacak faturaya dayalı olup, likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin  istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gerekli 3.947,12 TL nispi karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 986,78 TL harcın,  mahsubu ile bakiye 2.960,34- TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb922061014a8c80","SID":"0eafc9270858b3b3"}}