{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1835 <br>KARAR NO: 2023/1333<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/01/2020<br>NUMARASI: 2014/750 Esas -  2020/72 Karar\t<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında özetle; davalının tasfiye memuru olarak görevli olduğu, tasfiye halinde  ... Tic. Ltd. Şti. firmasının; 14.09.2012 tarih ve 8153 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 357. sayfasında yayımlanan ilan ile tasfiyeye girdiğini, Tasfiye Memuru olarak şirket ortağı ...’in görevlendirildiğini, müvekkillerinin tasfiyeye giren şirketten icra takibine konu edilen alacakları olduğunu, icra takiplerinin davalıya Tasfiye Memuru sıfatı ile tebliğ edildiğini, Kadıköy ...Noterliğinin ... Yevmiye ve 02.07.2014 tarihli ihtarnamesi ile davalıdan tasfiye ile alakalı bilgi talep edildiğini, ihtarnamenin şahsın birinci adresine 15.07.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, ikinci adresine bila tebliğ olduğunu, ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, şirketin tasfiyeye girme prosedürünün/kararının TTK hükümlerine aykırı olduğunu, tasfiyeye girdikten sonra da Tasfiye Memuru olan davalının üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini, tasfiyenin düzenli bir şekilde yürümemesi nedeni ile müvekkilinin 2 yıldır alacağını tahsil edemediğini, anılan ihtarnamenin tebliğ şerhlerinde, firmanın tasfiye adresinin boş olduğunu, tebligatın bila döndüğünü, bir firmanın tasfiyeye girmesi “faaliyetin sonlanması\" anlamına gelmediğini, ancak davalının Tasfiye Memuru olduğu firmada tasfiyenin göstermelik olarak başladığını, aslında firmanın fiilen sona erdiğini, sadece bu durumun dahi alacaklıları ve kamuyu yanıltmaya yönelik olduğunu, ayrıca TTK 540 uyarınca ilk Envanter ve Bilançonun yapılmadığını, TTK 541 uyarınca, henüz hiçbir alacaklıya bildirim ve ödeme yapılmadığını, TTK 542 içerisindeki yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, TTK 542/c uyarınca; şirket borçlarının, şirket malvarlığından fazla olduğunu, şirketin pasiflerinin aktifinden fazla olduğunu; buna göre de tasfiye memurunun şirketin iflasını istemesi gerekirken, bu yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, borçlu firmaya ait ... ve ... plakalı araçlar üzerindeki haczin yükünün pasifin yüksek olduğunu ortaya koyduğunu, TTK 553 uyarınca, Tasfiye Memurunun kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğinden, doğan zarardan bilfiil ve şahsen sorumlu olduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL bedelli belirsiz alacak/tazminat davasının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Yapılan yargılama sırasında taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı taraf cevap dilekçesi vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Davacı, tasfiye memurunun kendisinin şirkete karşı açtığı icra takiplerini bilmesine rağmen tasfiye işlemlerini sonuçlandırmadığını, tasfiye memuru olarak üzerine düşen görevleri yerine getirmediğin, tasfiyenin sağlıklı ve düzenli bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle alacaklarını alamadıklarını, tasfiye memurunun şirketin iflasını istemesi gerekirken istemediğini beyanla bu davayı açmıştır. 07/03/2017 tarihli 1. Ek ve 02/09/2019 tarihli 2. ek raporlar ile; tasfiye memurunun Asliye Ticaret Mahkemesinde rayiç değerler üzerinden şirketin özkaynaklarını tespit ettirip aktifi pasifini karşılamıyor ise şirketin iflasını talep etmesi gerektiği, şirketin aktif değerlerinin varlığı halinde bu aktiflerin paraya çevrilmesi için gerekli işlemleri yapması gerektiği, aksi halde tasfiye memurunun TTK 553 maddesi uyarınca zarar gören alacaklılara karşı sorumlu olacağı, açıklanan nedenle her iki ihtimalde de tasfiye memurunun sorumluluğuna gidilebileceği anlaşılmıştır. İkinci ek raporda davacı ...'ın tasfiye halinde ...'dan 121.496,28 USD, davacı ...'in ise 21.066,56 USD zararının olduğu tespit edilmiş, davacılar vekili 02/09/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna karşı beyanlarında garame yöntemi ile yapılan hesaplama dahilinde ... için 4.566TL, ... A.Ş. için 5.434TL alacağının bulunduğunu belirtmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tasfiye memurunun sorumluluğuna gidilebileceği, davacının davasında haklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne; 4.566 TL’nin davalıdan alınarak davacı ... Ltd.Şti. Ne, 5.434 TL’nin davalıdan alınarak davacı ... Tic. A.Ş.’ye verilmesine, ...\" davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili, tasfiye edilen şirketin tasfiyesi konusunda kanunda öngörülen yükümlülükleri yerine getirdiğini, tasfiyenin sonuçlandırılması için gerekli işlemleri layıkıyla yaptığını, şirketin var olan aktiflerini paraya çevirdiğini ve şirketin imkanları dahilinde borçlarını ödediğini, bu hususun dosya muhteviyatındaki belgeler ve raporlarla sabit olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin herhangi bir kusuru yahut sorumluluğu bulunmadığını, aksini iddia edenin işbu iddiasını ispatlaması gerektiğini, gerek dava safahatında gerekse bilirkişi raporlarında da bu yönde herhangi kesin bir tespit yapılmadığını, ayrıca önceki bilirkişi raporlarında da gerekliliği özellikle vurgulandığı üzere sadece davacı tarafın ticari defterleri ve delilleri üzerinde inceleme yapıldığını, bu sebeple müvekkili ticari kayıt ve defterlerinin de bu minvalde incelenmesini ayrıca Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak beyannamelerin incelenmesini talep ettiklerini, Mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığını, bunun dışında her ne kadar kararda Tasfiye Memuru ... davalı olarak belirtilmemişse de gerekçe kısmında sorumluluğu bulunduğuna dair muallak ifadeler geçtiğini ve hatalı olduğunu, sorumluluğu bulunmadığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/750 E. 2020/72 K. Sayılı 29/01/2020 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesine, yargılama masrafları ve kanuni vekâlet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda davalı başlığı karşısında tasfiye halinde  ... Ltd. Şti denir iken tasfiye memuru ...'in ayrı bir başlık içerisinde yer aldığını, davanın Tasfiye Memuru aleyhine açıldığı gerek dava dilekçelerinde gerek dosyaya sundukları beyanlarında gerek bilirkişi raporlarında gerek ise gerekçeli kararının içeriğinde (gerekçeli kararın 3. sayfasının son paragrafında aynen dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır denilmektedir) bu durumun son derece net olduğunu, ancak gerekçeli kararın hüküm kısmında isim belirtilmeden ''davalıdan alınarak ....''  denmesi, gerekçeli kararın başlık kısmında ise ilk bakıldığında davalı kısmında Tasfiye Halinde ... Firması ibaresinin olması nedeniyle davanın Tasfiye Halinde firmaya açıldığı tereddütü doğurma ihtimalinin bulunduğunu, belirtilen hususlar dikkate alındığında davalının tasfiye memuru ... olduğunun açık olduğunu beyan ederek istinaf taleplerinin kabulüne, 29.01.2020 tarihli mahkeme kararında yapılacak inceleme neticesinde davalı kısmının düzeltilerek davalının, dava dilekçelerinde de yer aldığı gibi tasfiye Memuru ... olarak belirtilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, tasfiye memurunun görevlerini yerine getirmemesi iddiasına dayalı  Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) nun 553. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.nin  tasfiyesine 31.08.2012 tarihinde karar verildiği,  10.09.2012 tarihinde bu kararın tescil edildiği, tasfiyenin sona ermesine 29.02.2016 tarihinde karar verildiği, bu kararın da  01.03.2016 tarihinde tescil edildiği ve bu tarih itibariyle sicil kaydının terkin olduğu anlaşılmaktadır.  TTK'nın 553/1.maddesinde; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Şirket alacaklıları, kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin, tasfiye memurlarının veya kuruluşta etkili kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlerini kusurlu olarak ihmal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişiler dava açabilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler. Bu dava, duruma göre 6098 sayılı TBK nun 49.madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere veya anonim şirketler hukukundaki özel hükümlere (TTK 553-556.maddeler) dayanabilir. Buna göre şirket alacaklılarının özellikli olarak kendilerini doğrudan zarara uğratan organ şahıslara karşı sadece hukuka aykırılığa dayanarak dava açılabileceği kuralında hiçbir değişiklik sözkonusu değildir.(Prof.Dr.Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, s.2666)Davacıların talepleri; şirketin tasfiye memuru olan davalının tasfiye işlemleri sırasında yaptığı kusurlu eylemleri nedeniyle alacağını tahsil edemeyerek doğrudan zarara uğradığına yönelik olup, alacağın davalıdan tahsiline yöneliktir. TTK’nun 546/2. Maddesi tasfiye memurunun sorumluluğu bakımından 553. maddeye atıfta bulunmaktadır. Tasfiye memurları, tasfiye işlemlerinde yasa, ortaklık sözleşmesi veya iş görme koşullarını saptayan kurallara aykırı işlem yaparak üçüncü kişileri veya ortakları zararlandırdıkları takdirde sorumlulukları söz konusu olacaktır.Dosya kapsamına alınan bilirkişi ek raporlarında , davalı tarafından herhangi bir defter belge ibraz edilmediğinden yalnızca  dava dışı tasfiye halinde ... Tic. Ltd. Şti. nın tasfiyeye girmeden önce vergi dairesine sunduğu Kurumlar Vergisi Beyannamesi ekindeki bilançonun incelenmesine göre kaydi değerlere göre  şirketin aktifinin pasifinden fazla olduğu, rayiç değerler üzerinden diğer bir ifade ile aktiflerin muhtemel satış değerleri üzerinden özkaynak tespiti yapılması halinde aktifinin pasifini karşılamayabileceği, şirketin maddi olmayan duran varlıklarının hiçbir zaman gerçek bir aktif niteliğinde olmadığı bildirilmiştir. Somut olayda dava dışı tasfiye halinde ... Tic. Ltd. Şti'nin ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesi, ibraz etmemesi halinde HMK'nın 220/3 ve 222 maddeleri uyarınca işlem yapılacağı hususunda ihtar edilmek suretiyle kesin süre verilmesi ve defter ve kayıtların incelenmesi suretiyle davalı tasfiye memurunun davacı ...nın zararına işlem yapıp yapmadığı, bu kapsamda ödeme sırası gelmeyen alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığı hususları da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece yetersiz bilirkişi incelemesine dayanılarak tasfiye memuru olan davalının 2012 yılı ve sonrasında gayri faal olan ve tasfiye edilen şirketin tasfiyesi konusunda Kanunda öngörülen yükümlülükleri yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi   yerinde görülmemiştir. Diğer yandan Mahkemenin gerekçeli kararında davalı başlığında tasfiye halinde ... Ticaret Ltd. Şti yer alırken  tasfiye memuru ...'in ayrı bir başlık içerisinde yer alması doğru olmayıp, her zaman düzeltilmesi mümkün maddi hata olduğundan eleştirilmekle yetinilmesi gerekmekte bir husus ise de  davacılar vekilinin  bu yöndeki başvurusunun Mahkemece reddedildiği gözetildiğinde karar başlığında davalı hatalı gösterildiğinden Mahkemece düzeltme yapılması gerekmekle davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda,  davacılar vekili ve davalı  vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,2- Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,3-Taraf vekillerince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi  30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7c786fcaf8e6d7b","SID":"9d42111f8acb97b1"}}