{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1794 <br>KARAR NO: 2023/1319<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2019<br>NUMARASI: 2018/577 Esas -  2019/939 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; avalı borçlu ... AŞ ile davacı müvekkili banka arasında ticari kart sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye dayalı olarak davalı borçlular ... ve ... tarafından da müteselsil kefil sıfatıyla kefaletnameler imzalandığını,  borçlu şirkete kredili mevduat hesabı kullandırıldığını,  davalı borçlular tarafından  kredili mevduat hesabından kaynaklanan ödemelerin süresinde yapılmadığını ve  bu nedenle de müvekkili banka tarafından borçlulara ihtarname keşide edilerek borçların ödenmesinin ihtar edildiğini, buna rağmen ödemede bulunulmaması üzerine borçlu davalılar aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların takip konusu borcun tamamına, işlemiş faize ve fer'ilerine itiraz etmeleri üzerine takibin durduğunu belirterek, borçluların takibe itirazlarının iptali ile takibin devamına ayrıca alacağıın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının da davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  ... vekili cevap dilekçesinde özetle; BK'nun da kefile ilişkin  şartların açıkça hüküm altına alındığını,   öncelikle davacı tarafın öncelikle asıl borçluya başvuru yapması gerektiğini, borçludan alacağını alamaması halinde müvekkiline başvurabileceğini,  davacı tarafın takipte  kanuna aykırı şekilde  fahiş oranda faiz talebinde bulunduğunu,  davacı tarafından talep edilen % 33,12 oranında faiz oranının fahiş olduğunu ve icra takibine itirazının yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Diğer davalıların cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Yapılan yargılama sonucunda  dosya kapsamındaki tüm delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre ; davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında ticari kredi sözleşmesi uyarınca şirkete kredi kullandırıldığı,  diğer davalılar ... ile ... asıl borçlu şirketin  ortakları olduğu ticaret sicil gazetesinden anlaşıldığı, eş rızası yasal koşulunun iş bu davalılar için aranmayacağı , dolayısıyla kefaletlerinin geçerli olduğu, kefillere yapılan kat ihtarnamesine ilişkin  tebligatların bila tebliğ iade edilmiş olması nedeniyle kefiller yönünden ve sicil adresi dışında başka bir adrese tebligat yapılmış olması nedeniyle bila tebliğ iade edilen davalı asıl borçlu yönünden de temerrütün takip tarihi 09.11.2017 tarihi itibariyle  oluştuğu, takip tarihi itibariyle davacının asıl alacak ve ferilerinden oluşur toplam 9.634,56 TL alacağının bulunduğu, davalı borçlu şirket tarafından davacıya takipten sonra davadan önce 22.12.2017 tarihinde 1.200.00 TL nin ödendiği ,bu nedenle iş bu ödemenin davacının hesaplanan iş bu alacağından TBK'nun  100.maddesi uyarınca öncelikle faiz ve giderlerinden düşülmek suretiyle davacının neticeten takip tarihi itibariyle 8.434,56 TL asıl alacağı bulunduğuna ve davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından usulüne uygun olarak davalı tarafa bankaya bildirilen adrese ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtarnamenin tebliğ edilmiş varsayılarak temerrüt faizin işbu tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, bilirkişi tarafından söz konusu bu hususun dikkate alınmaması sebebi ile talep edilen icra tutarı ile yerel mahkeme kararında hükmedilen tutar arasında 631,86 TL'lik bir hatanın bulunduğunu, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması sebebi ile karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretine karşı itiraz ettiklerini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının miktarlar yönünden düzeltilerek onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tümünün davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kat ihtarnamesinin tebliğ edilmediğini, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, müvekkiline tebliğ edilen herhangi bir ihtarnamenin bulunmadığını, dolayısıyla temerrüt faizinin ihtarnamenin iade edildiği tarihten başlamasının hukuka ve kanuna aykırı olduğu kadar hakkaniyetle de bağdaşmadığını, davacı vekilinin kendileri lehine hükmedilen vekalet ücretine itiraz ettiklerini, ancak bu itirazlarının da mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; ticari kart közleşmesinden kaynaklı  başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.Mahkemece dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda açıklanan sebepler ile istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; mahkeme kararında temerrüt tarihinin doğru belirlenip belirlenmediği ve reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktalarındadır.2004 sayılı İİK’nun 68/b maddesi ise; “Borçlu cari hesap veya kısa, orta ve uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden on beş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır,” düzenlemesini içermektedir.Davalıların sözleşmede yazılı adresleri; Asıl borçlu ... A.Ş- ... mahallesi ... Sokak, No: ... Kağıthane / İstanbul, kefil ... - ... Mahallesi, ... Sokak, No:... Adalar/İstanbul, kefil ... - ... Mah. ... Caddesi  ... Sitesi, ... blok no:... Beşiktaş/İstanbul' dur. Davacı tarafça  asıl borçlu ve kefillerin adları da yazılmak suretiyle  düzenlenen hesap kat ihtarının sadece asıl borçlu adına düzenlenen taahhütlü mektup ile \"... Mahallesi ... Sokak ... Sokak Kağıthane/ İstanbul\" adresine gönderildiği,  adres yetersizliğinden gönderinin iade edildiği görülmektedir. Çıkarılan tebligat asıl borçlu ve kefillerin sözleşme ile bildirilen adresleri olmadığı  gibi  kefillere tebligatta çıkarılmamıştır. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta İİK 68/b maddesi gereği kat ihtarının tebliğ edilmiş sayılması mümkün olmadığından temerrütün ancak takip tarihi ile oluştuğunun kabulü gerekmektedir. İlk derece mahkemesince de hüküm altına alınan asıl alacağın ve  temerrüt faizinin başlangıç tarihinin belirlenmesinde takip öncesi temerrüt oluşmadığı kabulünden hareketle hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur. 6100 sayılı HMK  323/1-ğ maddesine göre \"vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti\" yargılama  giderlerinden sayılmış, 326. Maddesinde ise yargılama  giderlerinden sorumluluk  düzenlemiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davanın kısmen kabulü ile kısmen  reddine karar verilmiş olması karşısında  HMK 326/2 maddesi gereği davalı yararına reddedilen kısım yönünden vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibarıyla isabetli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun  reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52e0fd13ed241055","SID":"2da0b8984b3e8109"}}