{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/620 <br>KARAR NO: 2024/93<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/06/2022<br>NUMARASI: 2020/595 Esas  2022/450 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH:19/01/2024 <br>YAZILDIĞI TARİH:19/01/2024<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 02/06/2022 tarih ve 2020/595 E - 2022/450 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde sürücüsü davalı ... olan ve davalı ... adına kayıtlı ... araç ile yaya durumda olan davacının durmakta olan yan taraftaki ... aracı ile arasında sıkıştırması nedeniyle yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının kaza nedeniyle maddi ve manevi çok büyük kayıplara uğradığını, kaza sonrasında Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığını, 2019/274 Esas 2019/815 Karar sayılı ilamla davalı ...'ün cezalandırıldığını, davalının kazada kusursuz olduğunu, davalı ...'ün ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, tedavi giderleri için SGK ya başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılamayacağı yönünde cevap verildiğini, kazadan sonra davacının 45 gün yatağa bağımlı hale geldiğini, sonraki 45 günde oturabilir hale geldiğini, son 45 günlük süreçte sürekli fizik tedavi aldığını, iyileşme süresinin 135 günü geçtiğini, kaza nedeniyle ortaya çıkan zararların tazmini için 23/10/2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, sigorta şirketinin araçta meydana gelen zararı karşıladığını ancak diğer zararların karşılanmadığını, arubuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını, bu nedenlerle  100,00-TL bakıcı gideri, 100,00-TL tedavi giderleri, 100,00- TL geçici iş göremezlik olmak üzere 300,00-TL'nin davalılardan ve 25.000,00-TL manevi tazminatın ise davalılar ... ve ...'den kaza tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça davalı sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, başvuru şartının gerçekleşmediğini, davacının dava yoluna gitmeden önce başvuruda bulunduğunu ancak usulüne uygun olarak belgelerin sunulmadığını, eksik belgelerin sunulmasının davacı taraftan istenildiğini ancak eksiklerin tamamlanmadığını bu nedenle geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğini, dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, sigortalısı olan ...plakalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğun da olmadığını, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ve geçici bakıcı gideri zararlarından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ve geçici bakıcı giderleri tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kazanç kaybı, ulaşım masrafları vs talepleri kabul etmediklerini, kaza tarihinden itibaren istenen yasal faiz talebinin haksız olduğunu, bu nedenlerle davanın usulden reddini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Davacının manevi tazminat talebinde, davacının duyduğu acının karşılığının para olarak verilmesi olanaksızdır.Bu nedenle manevi tazminatın amacı davacının duyduğu acıyı dindirmek ve içine düştüğü ruhsal sıkıntıyı gidermek, davacının zedelenmiş olan yaşama sevincini tazelemek, bunu yaparken felaketi özlenir kılmamak olmalıdır. Manevi tazminatın miktarının tayininde tarafların sosyal ve ekonomik koşulları da değerlendirilmelidir. Manevi tazminat yönünden mahkememizce yapılan araştırma sonucu tespit edilen davacının sosyal ve ekonomik durumu, kazanın meydana geldiğitarihteki paranın alım gücü,  araç sürücüsü davalının kendi kusuruyla kazaya sebebiyet vermiş olması, davacının kusuru bulunmaması, davacının kaza sonrasında 4 ay süreyle iş ve gücünden kaldığı %59 oranında da kalıcı maluliyetinin meydana gelmesi gibi kıstaslar birlikte değerlendirilerek davacının manevi tazminat isteğinin tamamı yerinde görülerek kabulü ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan (taleple bağlı kalınarak) müştereken tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>Davacının maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı ... vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece, kusurluluk ve müterafık kusur yönünden eksik inceleme ile karar verildiğini, davaya konu hadiseler ve olayların oluş şekli ile tanık ve taraf beyanları incelendiğinde, davacının görme engelli olduğu, olaylar esnasında park etmiş bir aracın, sol tarafında bulunduğu, görme engeline rağmen yolun seyrüsefere açık alanında, üstelik engelli olduğuna dair herhangi bir baston, işaret vb. taşımadığı, buna karşılık, olay mahallinden oldukça yavaş, dikkatli ve karşı taraftan gelen aracın durması sonrasında  son derece tedbirli olarak hareket eden müvekkilin eylemleri değerlendirildiğinde, herhangi bir dikkatsizliği, tedbirsizliği ve ihmalinin de söz konusu olmadığı, bu durumda, iddia edilen yaralanma hadisesinde müvekkilin asli bir  kusurunun ve ihmalinin olamayacağının son derece açık olduğunu, bu hususun, iş bu dava ile bağlantılı, ceza davasında, davacı tanığı tarafından, davacının özel bastonu hiç kullanmadığı şeklinde açıkça beyan edilerek teyit edildiğini, doğal olarak, öngörülemeyen ve dikkatsizce hareket eden kusurlu tarafın, karşı taraf olduğu, her halde bu husus kabul edilmese bile karşı tarafın yoğun bir müterafık kusurunun bulunduğunun çok açık olduğunu,  kazanın meydana gelişinde esasen davacının asli kusurlu olduğu kanaatinde olduklarını, bu hususla ilgili, iş bu dava öncesi  ve ceza yargılaması safahatında belirlenen kusurluluğa ilişkin, son derece eksik ve yetersiz raporları ve buna göre tespit edilen kusurluluk oranlarını kabul etmediklerini ve mahkemece kusurluluğa ilişkin yeniden inceleme yapılarak yeni bir rapor alınmasının taraflarınca talep edildiğini, ancak mahkemece bu yöndeki taleplerinin dikkate alınmayarak, önceki eksik ve hatalı raporların esas alınarak kara verildiğini, dolayısıyla bu şekilde verilen kararın hatalı ve yasaya aykırı olmakla  kabulünün mümkün olmadığını,  asıl kusurun davacı tarafa ait olması, bu hususun kabul edilmemesi halinde bile, olayda müterafık kusurun bulunması dikkate alındığında, manevi tazminat talebinin de yasal dayanağının bulunmadığının ortada olduğunu, dolayısıyla, yasa ve içtihatlarda açıkça ifade edildiği gibi, müterafık kusurun varlığı ve zarar görenin  asli veya daha fazla kusurlu olduğu durumlarda manevi tazminat talep edilemeyeceğinin açıkça belirtildiğini, mahkemece yapılan, tarafların ekonomik sosyal durum tetkiki usule uygun ve yeterli olmadığını, hükmedilen tazminat  tutarının çok yüksek olduğunu, davacı tarafın manevi tazminat talep tutarının, mesnetiz ve dayanaktan yoksun olmakla ölçüsüz, afaki bir talep olduğu tahkikat safahatında tarafımızca ileri sürülmüş ve bu hususun mahkemece dikkate alınmasının istenildiğini, müvekkilinin, hadise tarihinde ev hanımı olup herhangi bir işte çalışmadığı ve herhangi bir gelirinin olmadığını, iş bu dava esnasında eşinin vefat etmiş olduğunu ve kızının yanında yaşadığının belirtildiğini, dolayısıyla, davacı tarafın manevi tazminata ilişkin afaki taleplerinin müvekkilince karşılanmasının ekonomik durumu açısından imkansız olduğunu, böyle bir yükümlülüğün, müvekkilinin ekonomik çöküşü ve altından kalkılamaz borçlara sürükleyeceği ve adeta telafi edilemez şekilde iflasına sebep olacağının açık olduğunu, davacı yanın ise ekonomik bakımdan oldukça iyi konumda olduğunun da beyan edildiğini, ancak mahkemece, bu yöndeki itiraz ve taleplerinin hiç dikkate alınmadığını, yeterince ve usule uygun inceleme yapılmadan usul ve yasaya aykırı olarak, manevi tazminat yönünden davacı talebinin tamamına hükmedildiğini, mahkemece bir tazminata hükmedilmesi kanaati hasıl olsa bile, belirttikleri hususların tazminat tutarının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gerekirken, mahkemece bütün bu hususlar dikkate alınmadığını, başka bir ifade ile, mahkemece, hem kusurluluk, hem müterafık kusur, hem de tarafların ekonomik sosyal durumunu hiç değerlendirmeyerek açıkça hatalı, usul ve yasaya aykırı bir karar verdiğini ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.06.2022 Tarih ve 2022/450  K. sayılı kararın lehlerine kaldırılmasına bozulmasına ve davacının haksız davasının reddine karar verilemesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1. maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 02/06/2022 tarih, 2020/595 Esas 2022/450 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı ... istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. HMK'nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava tarihinden önce ölmüş kişiye karşı dava açılamaz ve açılmış olan bir dava, o kişinin mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle , mirasçılara karşı sürdürülemeyeceği gibi, dava tarihinden önce ölmüş kişi adına da dava açılamaz. Ancak, HMK'nın 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde  tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı  olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.<br>Şu hâlde davalının sağ olup olmadığını tespit edememe bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralını ihlal etmiyorsa, daha sonra da kendilerine karşı dava açılması muhtemel olan mirasçılara karşı davaya devam edilmesi mümkün olmalıdır (HGK'nın 11.09.2013 günlü ve E 2013/14-612, K 2013/1297 sayılı ilamı). <br>Şu durumda, mahkemece davadan önce öldüğü anlaşılan davalı ... ve mirasçıları yönünden kamu düzenini ilgilendiren taraf teşkili yönünden belirtilen ilkeler resen dikkate alınarak yargılamaya devam edilmelidir.<br>Taraf teşkili kamu düzeninden olup, mahkemece resen dikkate alınır. Dava açıldığı tarihte ölü olan şahsın mirasçılarının tespit edilip, davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmalıdır. <br> Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda; aleyhine karar verilen davalı ...vekili tarafından istinaf edilen ilk derece mahkeme kararında, davanın açıldığı 09/09/2020 tarihinden önce 17/02/2020 tarihinde vefat etmiş olan kazaya karışan ... plaka sayılı otomobilin işleteni ...'ün mirasçılarının tespit edilerek davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde oluşan sonuca göre karar verilmesi gerekirken; taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş olup, HMK 353/1-a-4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak üzere İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği görülmüştür. <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle, taraf teşkili sağlanmadan, davanın çözümünü sağlayacak ve esasına etki edecek nitelikteki deliller usulünce ve tam manasıyla toplanmadan dolayısıyla değerlendirilmeden ilk derece mahkemesince hüküm kurulmuş olunduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1- a/4. maddesi uyarınca kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-) Davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/595 Esas,  2022/450 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-) Davanın yukarıda gerekçe bölümünde belirtilen hususlar değerlendirilerek yeniden görülmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE,<br>3-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvurana iadesine,<br>4-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>7-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1-a/4. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1 - a, 362/1 - g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/01/2024\t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3d6c9740fbbd8fe","SID":"f991502e81183ff8"}}