{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1766 <br>KARAR NO: 2023/1404<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/07/2020<br>NUMARASI: 2015/937 Esas -  2020/352 Karar<br>DAVA Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı firma arasında imzalanan 20.09.2010 tarihli ve 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Söz. ve eki Bayilik Protokolüne göre davacı müvekkilinin davalı şirketin bayiisi olduğunu, bayilik ilişkisinin ticari esasları ise Bayilik Protokolü uyarınca belirlendiğini, buna göre Bayilik Protokolü’nün “Ticari Şartlar” başlıklı 3.2.3 nolu maddesi incelendiğinde; taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ilişkisinin devamı süresince bayi’nin akaryakıt bayilik sözleşmesi akaryakıt bayilik sözleşmesi eki olarak imza edeceği hukuksal metinler ile işbu protokol kapsamındaki taahhütlerin yerine getirilmesi kaydıyla davalı şirketin, müvekkilinin davalıdan peşin ve nakit suretten alımını yapacağı beyaz ürün alımları için; bayiinin aylık, 25 m3 miktara kadar davalıdan satın alacağı beyaz ürünler için davalı tarafından belirlenecek standart satış uygulanacağını, bayiinin 25~m3 miktar üzerinde davalıdan satın alacağı beyaz ürünleri için TÜPRAŞ Beyaz Ürün Depo Satış Fiyatına %1 oranında kar payı eklenmek sureti ile müvekkiline satış yapılacağını, müvekkilinin davalıdan peşin ve nakit bedel dışındaki diğer yöntemlerle satın alacağı akaryakıt ve petrol ürünlerine ait fiyat, ödeme ve satış şartları için; 25 m3/ay üzeri kredi kartı, bayi kartı ve DBS Standart Vadeli alımlarda 3 büyük bankanın (... Bankası, ... Bankası ve ...) güncel kredi kartı komisyon oranlan ortalamasının (... çıkış fiyatı +%1 koşuluna) maliyet olarak eklenmesi ile müvekkiline satış yapılacağını, müvekkili, davalı tarafından kendisine özel olarak sağlanan bu ticari imkanı kişilere ifşa etmemeyi, davalıya karşı kabul, beyan ve taahhüt eder.” denilerek davalı şirketin bu ticari ilişkideki yükümlülükleri belirlendiğini, Bayilik Protokolü ile Bayilik Söz.'ne göre davacı yükümlülüğünü yerine getirmişse de davalı dağıtım şirketi üzerine düşen yükümlülük uyarınca uygulaması gereken ticari imkanları ve iskonto oranlarını uygulamadığını, davalı faturalarda iskonto oranlarının belirtilmemesi ve dağıtıcı firmaların ... alım fiyatlarının bayilere bildirilmemesi sebebi ile davacı firma davalı firmanın ticari taahhüdünü yerine getirdiği yanılgısı ile hareket ettiğini, davalı firmaya 15.07.2015’de yıllık bayilik süresi içinde bu oranları uygulamamasından kaba hesaplama ile yapılan, 152.000 TL fatura farkının iadesi istendiğini, davacı bayilik sözleşmesine göre üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, davalı ise, sözleşme ve Bayilik Protokolünün imzalandığı tarihten bu yana kendisinin belirleyip imzaladığı iskonto oranlarını uygulamamış ve bu nedenle oluşan fatura farkından dolayı müvekkili firmanın zararına sebep olduğunu, fazlaya, dava değerini ıslaha ve her türlü yasal haklar saklı kalmak kaydı ile Bayilik Sözleşmesi ve eki Bayilik Protokolüne istinaden protokole uygun kesilmemiş faturadan kaynaklı alacağımızın şimdilik 10.000,00-TL’sinin, Sındırgı Noterliği aracılığı ile gönderilmiş olan 15.07.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tazminine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 20/09/2010 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve Bayilik Protokolü akdedildiğini, sözleşme süresi sonunda yenilenmiş ve 21/09/2015’de yeni bir sözleşme imzalandığını, davalı tarafından imza edilen sözleşmeye göre davalının satışa arz edilen ürünlerin fiyatlarının belirlenmesinde tek yetki davalıya ait olduğunu, davacı da sözleşmeleri imzalamak sureti ile bu yetkiyi açıkça kabul ettiğini, davalı bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolündeki hükümler çerçevesinde 2012’de 25-m3 alımlar için %0.25 oranında artış yapılarak, ... satış fiyatı + %1.25 olarak ‘düzenleme yapıldığını, ilerleyen süreçte de 2013/1-4 dönemi için 120~m3 üzeri, Mayıs -Ekim dönemi için 150-m3 üzeri, Kasım - Aralık dönemi için ise 150-m3 üzeri alımlara %1 destek (Prim) verilerek mevcut dönemdeki satışlarda ... Satış Fiyatı + % 0.25 koşulu uygulandığını, bu noktada davacıya %1 oranında prim kazancı ile yapılan satış fiyatları protokolde belirlenen oranlarında davacı lehine altına düşürüldüğünü ve davacıya teşvik yapıldığını, davalının birçok kez müvekkilimizden mal alışı olduğunu fakat davalı mal bedellerine konu faturalara itiraz etmediği gibi fatura bedellerini de ihtirazı kayıt olmaksızın ödediğini, davacı ile imzalanan ilk sözleşmeler 20/09/2010 tarihli olup 5 yıl süreli olduğunu, söz konusu sözleşmeler ise süresi sonunda yenilendiğini ve davacı ile 21/09/2015 tarihli yeni sözleşmeler akdedildiğini, sözleşmelerin yenilenmesi davacının önceki dönemde yapılan uygulamalara benimsediğini ortaya koyduğunu, mahkememizce davacının yapmış olduğu değişikliklerin haksız olduğuna karar verilirse davacı lehine yapılan %1 oranındaki prim teşvikinin müvekkilimize iadesi, bu noktada müvekkilinin davacıya ödemesi gereken bir bedel tespit edilmesi halinde davacı lehine kazanım sağlanan %1 oranındaki primlerin hesap edilecek alacaktan takas, mahsup edilmesini talep ettiklerini, taraflar arasındaki protokolün ve sözleşmenin müvekkiline tek taraflı düzenleme hakkını tanıması, bayinin yapılan düzenlemelere itirazının olmaması ve zımnen düzenlemeleri kabul etmesi, davalıdan mal alımına devam etmesi, taraflar arasındaki sözleşmelerin yenilenmesi ve yapılan işlemlere davacı tarafından icazet verilmiş olması nedenleri ile açılan davanın reddini, aksine kanaat getirilmesi halinde davacı lehine kazanım sağlanan %1 oranındaki primlerin hesap edilecek alacaktan takas veya mahsup edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Dava, sözleşme hükümlerine göre taraflar arasındaki ticari ilişkide gerçekleşen karlılık durumlarına göre faturadan düşülmeyen iskonto bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında davalının da benimsediği dava dışı şirket ile davacı arasında yapılmış bir sözleşme olup, talep sözleşme hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Fatura ya da içeriğinden kaynaklanan bir alacak talebi yoktur. Ticari ilişki süresince faturalardan düşülmeyen iskonto bedeli talep edilmekte olup, dava ve talebin dayanağı sözleşmedir.  Taraflarca 20/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesi süresi sonunda 21/09/2015 tarihli 5 yıllık süreli yeni bir sözleşme imzalanmış olup 5 yıllık süreli sözleşmenin halen süresinin dolmadığı ve ayakta olduğu, iskonto oranları ve uygulanması şartlarının da yeni sözleşmede aynı şekilde düzenlendiği, diğer sözleşme ve protokollerin açıkça davalının kabulünde bulunduğu, taraflar arasındaki  ihtarname tarihleri dikkate alındığında iskonto uygulamasının belirlenmesinde 20/09/2010 tarihli bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacak yönünden inceleme yapılması gerektiği, 21/09/2015 tarihli 5 yıllık süreli sözleşmenin tarafların yenileme niyetiyle borcu sona erdirmek amacıyla yaptıklarına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı tespit olunmuştur.Somut olay yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirildiğinde; mahkemece seçilen bilirkişilerin uzmanlık alanlarının dava konusu ihtilafa uygun düşer nitelikte bulundukları, taraf defter ve kayıtları üzerinde davacı ile olan sözleşme ilişkisi dönemindeki karlılık durumları ayrıntılı bir şekilde ele alınarak davalının da kabulünde bulunduğu ve uygulanması gereken protokolün  3.2.3.maddesinde kararlaştırılan oranlar da ele alınarak yapılan usulüne uygun ayrıntılı hesaplamaya göre davalı tarafça davacıya keşide edilen faturalarda 116.495,89-TL'lik iskonto bedelinin düşülmediği ve bu miktar üzerinden davacının alacağının olduğu, dava tarihi itibariyle ayakta duran  sözleşme hükümlerinden kaynaklanmış bulunduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf isteminin bu nedenle yerinde bulunmadığı değerlendirilmiştir. Somut olay yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirildiğinde; mahkemece seçilen bilirkişilerin uzmanlık alanlarının dava konusu ihtilafa uygun düşer nitelikte bulundukları, taraf defter ve kayıtları üzerinde davacı ile olan sözleşme ilişkisi dönemindeki karlılık durumları ayrıntılı bir şekilde ele alınarak davalının da kabulünde bulunduğu ve uygulanması gereken protokolün 5.maddesinde kararlaştırılan oranlar da ele alınarak buna göre davalı tarafın sözleşme hükmü gereğince iskonto uygulamasının gerekli olup, bu oranlar üzerinde uygulandığı takdirde davacının faturalarına yansıtılmayan 116.495,89-TL'-TL iskonto bedeli alacağının oluştuğuna kanaat getirilmiş ve davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. \t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece zaman aşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar tesis edilmediğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolü hükümlerinin yerel mahkeme tarafından hiçbir şekilde irdelenmediğini, müvekkili şirketin tek taraflı düzenleme ve değiştirme yetkisinin mevcut olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin tek taraflı değiştirme yapma hakkını kabul ettiği gibi, müvekkilce sözleşme ilişkisi boyunca yapılan uygulamaları zımnen kabul etmiş ve satın aldığı ürünlerin faturalara da itiraz etmediğini, yerel mahkemece bu hususlar hiçbir şekilde tartışılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dava konusu olayda birebir örtüşen yerel mahkeme kararının ve Yargıtay içtihatlarının da nazara alınmadığını, ilk sözleşmenin sona ermesinin ardından yeni bir sözleşme akdedilmesinin de basiretli bir tacir olması gereken davacının geçmişte yaşanan tüm ticari ve hukuki olaylara icazet verdiği anlamına geldiğini, iddialarında haksız oldukları kanaatine varılsa dahi davalıya sağlanan %1 prim teşviklerinin takas ve mahsubunun gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; usuli açıdan davalının yasal süresi içinde ileri sürmüş olduğu bir zaman aşımı itirazının da söz konusu olmadığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde taraflar arasında bağıtlanan sözleşmeye aykırı olarak ... + %1,25 kar payı uyguladığını ikrar ettiğini, davalının sözleşmenin esaslı unsurunu tek taraflı olarak değiştirme yetkisinin bulunmadığını, tacirler arasındaki bildirimlerin TTK 18/3. maddesi uyarınca yazılı şeklide noter ya da iadeli taahhütlü mektup aracılığıyla yapılabileceğini, davalı tarafın sözleşmenin esaslı unsuru olan iskonto oranlarını değiştirdiğine ilişkin müvekkiline herhangi bir yazılı bildirimin de bulunmadığını, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; davalının davacıya düzenlediği faturaların taraflar arasında düzenlenen akaryakıt bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolüne aykırı olması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu  esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının faturaları sözleşme ve protokole uygun düzenleyip düzenlemediği, davacının itiraz etmeyerek ödediği faturalara konu bedeli kabul etmiş sayılıp sayılamayacağı noktasındadır.Taraflar arasında 20/09/2010 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve  bayilik protokolü  imzalanmıştır. Davacı tarafça 15/07/2015 tarihinde Sındırgı Noterliği'nden davalıya keşide edilen ihtarname ile \"sözleşmenin başlangıcından itibaren kesilen faturaların taraflar arasındaki protokolün 3.2.3. maddesine aykırı düzenlendiği, 152.000,00 fark oluştuğu belirtilerek bu bedelin 5 gün içinde ödenmesi\" ihtar edilmiş ihtarname davalıya 30/07/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça davacıya keşide edilen cevabi ihtarname ile düzenlenen faturaların sözleşmenin 41. maddesinin kendilerine verdiği yetkiye dayanarak satış fiyatını belirledikleri  gerekçesiyle  ihtarname içeriğine itiraz ettiklerini bildirmişlerdir.  Bu aşamadan sonra taraflar 21/09/2015 tarihinde 5 yıllık yeni dönem için sözleşme düzenlemişler eldeki dava ise 29/09/2015 tarihinde açılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen protokolün 3.2.3 maddesinde  peşin ve vadeli satışlarda bedelin nasıl belirleneceğine ilişkin ayrıntılı düzenleme bulunmaktadır. Yine taraflar arasında düzenlenen akaryakıt bayilik sözleşmenin 41. maddesinde  satılacak ürün bedellerinin ... tarafından belirleneceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Taraflar ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya sunulan ve mahkemece hükme esas alınan 10/12/2018 tarihinde mahkemeye sunulan bilirkişi raporuna göre; tarafların ticari ilişkilerin başladığı 20/09/2010 tarihinden bu döneme ilişkin sözleşmenin sona erdiği 18/09/2015 tarihine kadar davalı tarafça davacıya düzenlenen faturaların sözleşme hükümlerine aykırı olarak iskontoların hesaplandığı, davacının 116.495,89 TL fark alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davalının düzenlediği tüm faturalar davacının ticari defterlerine işlenmiş, sözleşmenin yürürlükte kaldığı 5 yıl boyunca az yukarıda belirtilen ihtarname dışında herhangi bir faturaya itiraz edilmemiş ve ihtirazı kayıt da konulmamış ve fatura bedelleri davalı tarafa ödenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 21/2. maddesine göre;  bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında bir akdi ilişkinin bulunması gereklidir. Bunun yanı sıra fatura tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı kabul edilmekte ve faturada yer alması olağan sayılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü ve bedeli gibi fatura mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine karine teşkil etmektedir. Ancak bu karinenin aksi elbetteki her türlü delil ile ispatlanabilir.Davacı adına düzenlenen faturalara itiraz edilmeden ticari defterlerine kaydederek karşılığında bedelinin ödenmesi  karşısında tacir olan davacının TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği,  TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen içeriğin ve iskontonun kabul edilmiş sayılması gerektiği, fatura içeriğine itiraz etmeyip bedelini çekincesiz ödemiş olmakla  davalıdan fatura bedelinden kaynaklı zararının tazminini isteyemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2016 Tarih 2015/10737 Esas ve 2016/7621 Karar sayılı ilamı). Ticari defterlerin delil niteliği HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 2. fıkrasında ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticari defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar (HMK m. 222/4). Davacı tarafça, davalının tüm faturaları ticari defterine kaydedildiğine göre, davalı tarafça faturalara konu alacak ispatlanmış durumdadır. Taraflar arasındaki protokolün 3.2.3.  maddesinde ürün bedelinin nasıl belirleneceği  hüküm altına alınmış olup faturaların bu maddeye aykırı düzenlendiği iddia edildiğine göre, davalının protokolün 3.2.3. maddesi gereğince düzenlediği söz konusu faturalarına itiraz etmeyerek ticari defterine kaydetmek suretiyle benimseyen davacının iddialarını ticari deftere kayıt tarihinden sonrasına ilişkin yazılı delille ispatlaması gerekir. Sözleşmede belirlenen ürün bedeline itiraz etmeden  sözleşmenin başından sözleşme sonuna kadar alıma devam eden davacı sözleşmenin ürün bedeline ilişkin hükmünün fiili uygulama ile değiştirilmesine faturaları benimseyerek ticari defterine kaydedip, bedelini  çekincesiz ödeme suretiyle rıza göstermiştir. Sözleşmenin haklı sebeple fesih imkanı var iken kullanmayan davacının faturalara itiraz etmeden ticari defterlerine kaydedip ödediği bu bedelleri davalıdan talep edebilmesi mümkün değildir. Davacının, davalıya keşide ettiği ihtarname 30/07/2015 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 18/09/2015 tarihine kadar olan dönem için ise davalı tarafça çekincesiz ödeme yapılan ve davalı tarafçada benimsendiği kabul edilen önceki döneme ilişkin uygulamadan farklı bir usule göre ürün bedeli yapıldığı iddia ve ispat edilmediğinden bu döneme ilişkin dava da yerinde değildir. Bu haliyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu mahkeme kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE,2- Alınması gerekli 269,85 TL harçtan davacı tarafından başlangıçta peşin olarak alınan 1.989,78-TL  (170,78 TL peşin harç ve 1.819,00-TL ıslah harcı) harçtan mahsubu ile bakiye 1.719,93 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Yargılama sırasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 18.639,34 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta gideri 31,50 TL olmak üzere toplam 180,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"beacc35a0886d328","SID":"da4be30b0f9982f1"}}