{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/561 Esas<br>KARAR NO: 2024/108 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2021<br>NUMARASI: 2019/111 E. -  2021/226 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 09.06.2014 tarih ... sayılı başvurusu ile \"...\" markasının 35, 37, 40, 43, 44. sınıflarda tescilini talep ettiğini, TPMK tarafından 13.08.2014 tarihinde tescil başvurusunun ilanına karar verildiğini, tescil işlemlerinin tamamlanma süreci devam ederken davalı tarafından 23.07.2014 tarihinde müvekkili şirket aleyhine \"...\" markasına yönelik tecavüzün devamını önlemek üzere markanın yer aldığı tabelaların indirilmesi, markaya ihlal oluşturan internet sitesinin erişime engellenmesi, basın yayın ve internet yoluyla yapılmış olan satış, ilan, reklam vs. her türlü yayının durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talepli İstanbul Anadolu 1. FSHHM Mahkemesinde 2014/41 D.İş sayılı davayı ikame ettiğini, 26.09.2014 tarih 2014/41 K. sayılı karar ile davalının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiğini, davacı şirket tarafından kullanımı gerçekleştirilen ... Alışveriş Merkezi'nin 06.01.2005 tarihinde açıldığını ve bu tarihten bu yana kesintisiz kullanıldığını, \"...\" ve \"...\" ibaresinin perakende sektöründe ve tescil talebine konu olan mal ve hizmet sınıflarında tüketicilere davacı tarafından tanıtıldığını, davalının 14.02.2005 tarihinde \"...\" ibaresi ile ilgili tescil başvurusunda bulunduğunu, ancak bu güne kadar tescil ettirdiği davaya konu ibareyi kullandığını kanıtlayacak herhangi bir belge ve delil ibraz etmediğini, davalının özellikle 35. ve 40. sınıflarda söz konusu markayı kullanmadığını, müvekkili şirketin 35, 37, 40, 43 ve 47. sınıflarda özelikle perakende sektöründe davaya konu markaya dair en eski kullanımı gerçekleştirdiğini, markayı İstanbul ve Türkiye'de gerçek anlamda kullanan, markaya marufiyet kazandıran ve markayı yaratanın müvekkili şirket olduğunu, gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğunu, bir markanın piyasada bir kişi tarafından kullanılarak belirli bir tanınmışlığa getirilmesi, ancak sonradan bir başka kişi tarafından tescil edilmesi halinde doktrin ve içtihadın ortak görüşüne göre o markayla ilgili gerçek hak sahibinin markayı ilk defa kullanan kişi olacağını, müvekkili şirketin \" ...\" ibaresinin tescil başvurusunu 09.06.2014 tarihinde yapmış olmakla birlikte, \"...\" ya da \"...\" ibarelerinin müvekkili şirket tarafından 06.01.2005 tarihinden itibaren kesintisiz olarak ciddi kullanımda olduğunu, 2013 yılında yapılan yatırım faaliyetleri kapsamında  \"...\" ibaresinin marka değerinin de ciddi bir biçimde arttırıldığı, \"...\" ibaresinin sektöründe müvekkili şirket tarafından maruf hale getirildiğini, bu konuda yatırım ve tanıtım  faaliyetlerinin sadece davacı şirket tarafından yapıldığını,  salt kullanılıyor gibi görünmek için yapılan göstermelik kullanımların ciddi kullanım olarak kabul edilmemesi gerektiğini, davalının markayı piyasada ticari ve ciddi kullanımının olmadığını, yürütülmekte olan işinin/ticari faaliyetinin esasına yönelik kullanımının olmadığını, ciddi kullanımı sağlayan temel işleve uygun ve ekonomik kullanımının olmadığını, davalının kullanımının müvekkili şirketin kullanımı ile kıyaslandığında, davalının kullanımının yüzeysel olduğunu, kullanımın gerçekleştiği coğrafi bölge, kullanımın sıklığı ve düzenli olup olmadığının da dikkate alınması gerektiğini,  davalının 2005 yılından bu yana \"...\" isminin tanınmışlığından faydalanarak \" ...\" ibaresini tescil ettirdiği ve 2014 yılına kadar hiçbir ihbar ve itirazda bulunmadığı halde, bu konuda ilk ihbarın tedbir talebi ile birlikte tasfiye sürecine girdikten sonra yapıldığını, davalı tarafından ihtiyati tedbir talebi ve müvekkili şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunmasının amacının müvekkili şirketi zor durumda bırakmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu belirterek, davacı şirketin davaya konu marka üzerinde ilk kullanım sebebi ile gerçek hak sahibi olduğunun tespiti ve davalının bu markayı markasal olarak ciddi biçimde kullanmaması sebepleri ile davalının marka tescilinin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  davacı yanca 18.12.2014 tarihinde, huzurdaki dava konusu markasına yönelik ilk kullanım sebebi ile gerçek hak sahipliği ve markanın kullanılmaması sebebi ile marka tescilinin iptali ve sicilden terkini talepli dava ikame edildiğini, İstanbul Anadolu 1. FSHHM Mahkemesi'nin 2014/107 E. 2019/115 K. sayılı davada, bilirkişi raporlarında davalı şirketin ilk ve gerçek hak sahibi olduğunun ortaya konduğunu ve davanın davalı şirket lehine reddedildiğini ve halen istinaf incelemesinin devam ettiğini, söz konusu dosyada davanın taraflarının, talep ve konularının aynı olduğunu, hukuki sebeplerdeki farklılığın derdestlik durumunu ortadan kaldırmadığını, dolayısı ile davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, 09.02.2001 tarihinden itibaren Ticaret Siciline kayıtlı müvekkilinin Maltepe adresinde faaliyet gösterdiğini ve \"...\" ibaresinin ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, şirket yetkilisi ...'ın \"... \" lakabı ile anıldığını, müvekkili şirketin ... forma sponsoru olarak markasının bilinirliğini yayma faaliyetinde de bulunduğunu, \"...\" ibaresinin davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile 14.02.2005 tarihi itibarı ile tescil koruması altında olduğunu, davalının evvelce tasfiye sürecine girmiş olsa da 05.01.2015 tarihi itibarı ile tasfiye halinin kaldırılmasına ve faaliyetine devam edilmesine karar verildiğini, davalı şirketin 2008 yılında \"...\" markası altında faaliyet alanını genişleterek Gebze-Kocaeli'nde şube açtığını, davalının 2004 yılından beri \" ...\" markasını kullandığını, dilekçe ekindeki 2008 basım tarihli faturanın da \" ...\" markasına havi olduğunu, şirket yetkilisinin 25.08.2003 doğumlu kızının ekte sunulan fotoğrafta yaklaşık 1 yaşında olduğu ve arkasında gözüken alışveriş poşetinin de müvekkili şirkete ait tescilli işareti taşıdığının görüleceğini, davalı şirketin 18.05.2004 tarihli markasal kullanımını gösterir faturanın da ekte olduğunu, marka tescili olmadan önce müvekkiline ait Z raporlarında da \"...\" ibaresini kullandığını, davalı şirketin esasen davacı yanın marka tecavüz eylemlerinin mağduru olduğunu, davacı yanın müvekkili şirketi kötüleme ve itibarsızlaştırma çabalarına girdiğini, davalı şirketin, davacı yanca markanın haksız şekilde kullanıma konu edildiği AVM'ni dava dışı şirkete devir sureti ile halen sürdürülmesine cevaz verdiği tecavüz eylemlerine son verilmesi dışında bir talebi bulunmadığını, \"...\" markasına vaki tecavüz eylemi soruşturma safhasındayken, davacı yanın soruşturmayı bertaraf etmek gayesiyle TPMK nezdinde davalı şirket markası ile iltibas oluşturan ibareler için tescil başvurusunda bulunduğunu, davacının, davalı şirketin kötü niyetli başvurularda bulunduğunu iddia etse de kronolojik sıralamaya göre, davalı şirketçe 25.03.2014 tarihinde tecavüz eyleminin ortadan kaldırılması için davacı yan aleyhine şikayette bulunulduğunu, davacı yanın 28.03.2014 tarihinde \"...\" ibaresinin tescili için başvuruda bulunduğunu, 23.09.2014 tarihinde müvekkilinin ihtiyati tedbir talebinin işbu başvurunun varlığı gerekçesi ile reddedildiğini, davacı yanın 18.12.2014 tarihli dilekçesi ile müvekkili şirketin 2014 yılına kadar herhangi bir hak arama faaliyetine girişmeyişini kötü niyet olarak yorumladığını, oysa davalı şirketin adına tescilli marka hakkına tecavüzden haberdar oluşu ve işbu tecavüzün ortadan aldırılması için harekete geçişinin eş zamanlı olduğunu, \"...\" ibaresinin AVM dış cephesinde kullanılmaya başlanması ve yeni logo ile tanıtım faaliyetleri sonrası kullanımdan haberdar olan müvekkilinin derhal hukuki süreci başlattığını, davacı yanın, müvekkiline karşı 14 yıl sonra ikame olunan huzurdaki davasının, aynı konuda derdest 2014 tarihli dava devam ederken yeniden ikamesinin TMK'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına, SMK'nun 26/6. maddesi hükmüne ve HMK'nun 114/1(ı). maddesi hükmüne aykırı olduğunu, 14.02.2005 başvuru tarihli \"...\" markasının iptali ve sicilden terkini talepli iş bu davanın 05.04.2019 tarihinde ikame olunduğu, süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin TPMK'na itiraz aşamasında ya da hukuki yollara girişirken markasını kullanıma ilişkin hiçbir delil ibraz etmemesinin nedeninin davanın ve TPMK'nun itiraz prosedüründe buna gerek doğmaması olduğunu, davalı şirketin tescilli markasını kullanımını ilgili tüm sınıflarda mağazacılık faaliyeti ile yerine getirdiğini, davalı şirketin \"...\" markası altında faaliyette bulunduğunu gösterir ekte 16.02.2010 tarihli mağaza fotoğrafının olduğunu, ayrıca beş yıl içinde davalı şirketten lisans alan dava dışı ... eliyle gerçekleşen kullanımlarının olduğunu, 2009 yılı sonrası sekteye uğrayan müvekkili şirketin 01.07.2009 tarihli lisans sözleşmesi ile lisans verme yoluna gittiğini, bu kapsamda lisans alana ait 05.09.2009 tarihli mağaza fotoğrafının, lisans alanın bankalar nezdinde davalı şirket markası ile anıldığını gösterir Aralık 2010 tarihli hesap özeti, lisans alana ait 08.03.2012 tarihli \"...\" ibaresinin kullanıldığı fatura örneği, lisans alan tarafından kullanılan ve tacirin faaliyet adresinin de yer aldığı \"...\" ibareli alışveriş poşetinin ekte olduğunu belirterek, davanın derdestlik sebebine dayalı dava şartı yokluğundan ve sair sebeplerle reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/12/2021  tarihli 2019/111 E. - 2021/226 K. sayılı kararıyla; \"...Dava davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının gerçek hak sahipliğine dayanan marka hükümsüzlüğü ve markanın kullanılmaması sebebiyle iptaline ilişkin olup, öncelikle markanın hükümsüzlüğü talebi yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/107 E - 2019/115 K sayılı dosyasının mevcut olduğu, iş bu dosya celp edilip incelendiğinde, dosyanın ilk derece mahkemesince hükme bağlandığı, istinaf aşamasında ve halen derdest olduğu, dava konusunun davamıza konu ... numaralı ... markasının gerçek hak sahipliği iddiasına dayanan hükümsüzlük talebi ile kullanılmama nedeniyle iptaline ilişkin olduğu, bu dosyadaki dava dilekçesi ile mahkememiz dosyasındaki dava dilekçesinin birebir aynı olduğu, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/107 E - 2019/115 K. Sayılı kararı ile hükümsüzlük ve kullanılmama sebebiyle davanın reddine karar verildiği, dava konusunun ve tarafların aynı olması sebebiyle davalı tarafından derdestlik itirazında bulunulduğu, HMK' nın 114/1-ı maddesi uyarınca aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması hususunun dava şartı olarak düzenlendiği, buna göre Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/107 E - 2019/115 K sayılı dosyasının halen derdest olduğu anlaşıldığından, dava şartlarına aykırılık sebebiyle hükümsüzlük talebi yönünden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, kullanılmama sebebiyle iptal talebi bakımından ise yine Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/107 E - 2019115 K sayılı dosyasında kullanmama sebebiyle iptali davası açılmış ise de o davanın açılış tarihinin 18/12/2014 yılı olduğu, mahkememiz dosyasının ise 2019 yılında açıldığı, kullanılmama nedeniyle iptal davalarında kullanılmama süresi yasal olarak 5 yıl olarak belirtildiğinden, mahkememiz dosyası Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/107 E - 2019/115 K sayılı dosyasından yaklaşık 5 yıl sonra açıldığından kullanmama sebebiyle iptal davası yönünden derdestlikten bahsedilemeyeceği, bu sebeple kullanmama yönünden davanın esasına girilmiş, kullanmama sebebiyle marka iptali davalarında ispat yükü marka sahibi olan davalıda olup, davalı tarafından sunulan deliller konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetince 28/05/2020 tarihinde sunulan raporda,  davalı adına tescilli ... markasının 35. Sınıfta yer alan ve 40. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından kullanılmadığı yönünde görüş bildirildiği, tarafların itirazı üzerine yeni bir heyetten rapor alındığı, alınan yeni raporda da davalı tarafından davaya konu markanın 35. Ve 40. Sınıflardaki hizmetler bakımından ciddi şekilde kullanılmadığı yönünde görüş bildirildiği, bu şekilde davalı tarafından markanın kullanımı için dosyaya sunulan lisans sözleşmesi incelendiğinde, davalının elbise, pantolon, etek vs. Giyim ile ilgili olmak üzere markasını dava dışı ...'e lisans vermek suretiyle kullandığının tespit edildiği, fakat davalı kullanımının sadece lisans sözleşmesi kapsamındaki giyim ile ilgili olduğu, markanın tescilli olduğu 35. Ve 40. Sınıflar bakımından ciddi bir kullanımının olmadığı, davalı tarafından sunulan delillerin ve ticari kayıtların incelenmesi neticesinde anlaşıldığı, zira markanın, Türkiye' de 5 yıl ara vermeden ciddi biçimde kullanılmaması halinde, SMK' nun 26/1. maddesi uyarınca markanın iptaline karar verileceğinin hükme bağlandığı, ispat yükü üzerinde olan davalının markanın tescilli olduğu 35. Ve 40. Sınıflar bakımından kullanıma ilişkin yeterli delil sunmadığı anlaşıldığından, davaya konu ... numaralı ... markasının tescilli olduğu 35. ve 40. Sınıflar bakımından kullanılmama nedeniyle kısmen iptaline karar vermek gerektiği, neticeten hükümsüzlük bakımından derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine, iptal talebi bakımından ise davanın kısmen kabul kısmen reddine\" karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF BAŞVURULARI: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin daha önce açılan marka iptali davasını Anayasa Mahkemesinin 556 sayılı KHK’nın 14. maddesini iptal etmesi ve davanın konusuz kalması nedeniyle reddettiğini,  ilgili mahkemenin \"davanın dayanağının kalmaması sebebiyle\" davanın reddine dair verdiği kararın aslen bozulmasının mümkün olmayacağını,  açıklanan sebeple,  Yerel Mahkeme'nin derdestlik sebebiyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, Davaya konu markanın, davalı tarafça 5. ve 25. sınıflardaki ciddi kullanımının yerleşik içtihatlara uygun şekilde değerlendirilmediğini ve eksik inceleme neticesinde iptal davasının kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Yerel Mahkemece, dosyada mübrez bilirkişi raporları doğrultusunda 5. ve 25. sınıflar yönünden markaların davalı tarafından kullanılmakla iptal şartlarının oluşmadığına karar verilmişse de, somut olaydaki markasal kullanımın 5. ve 25. sınıfta yer alan tüm  mal ve hizmetleri kapsayıp kapsamadığının araştırılmadığını, bu şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Öte yandan Yerel Mahkemece, iptali reddedilen marka sınıfları yönünden marka lisans sözleşmesi yapılmasını adeta ciddi kullanım için yeterli bir delil olarak görülmüş ise de, Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere işbu hususların, markanın ciddi kullanımını ispat için yeterli sayılmadığını,Mahkemece davada müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği marka sınıfları olan 35. ve 40. sınıflara yoğunlaşılmak suretiyle ağırlıklı olarak bu sınıflara dair ciddi markasal kullanım olup olmadığı değerlendirilmiş ise de, davalının 5. ve 25. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler yönünden ciddi markasal kullanımı olmadığının gözden kaçırıldığını belirterek, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli 2019/111 E. 2021/226 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; kullanmama iddiasıyla müvekkil şirket markasının hükümsüzlüğü talebine dair verilen kısmen kabul kararının eksik incelemeye dayandığını ve hukuka aykırı olduğunu, Kısmen kabul kararının dayanağı her iki bilirkişi raporunun da eksik incelemeye dayanmakta olup, alınan 28.05.2020 tarihli ikinci raporda kök rapordaki hatalı tespitlerle bağlı kalındığını, , müvekkili şirketin ve lisans alanı eliyle kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiği yönündeki itiraz ve beyanlarının inceleme dışı tutulduğunu,28.05.2020 tarihli kök bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin “...” markasının yalnız elbise, pantolon, etek vb. giyim ile sınırlı olarak lisans hakkına konu edilmişcesine hatalı ifdelerle değerlendirmelerde bulunulduğunu, oysa -dava dışı- ... ile akdedilmiş bulunan dosyada mübrez  01.07.2009 tarihli Lisans Sözleşmesi’nin müvekkili şirketin markasının tescilli olduğu 25, 05, 35 ve 40. sınıfların tümünü kapsadığını, lisans alan ...’ün, dava dilekçesi ekinde mübrez mağaza fotoğraflarında da görüleceği üzere “...” markasını mağaza tabelasında, tanıtım evrakında, muhasebe kayıtlarında ve her türlü belgelerinde 2009 yılından bu yana aralıksız kullandığını, çok sayıda farklı markalı ürünleri de satışa sunduğunu, gerek kök raporda gerekse itirazları üzerine alınan ek raporda 35. sınıf kapsamındaki işbu ciddi kullanımın değerlendirilmediğini, Yine, müvekkili şirketin “...” markasının 40. sınıf kapsamındaki yaygın kullanımının da yok sayıldığını, müvekkili şirket ve lisans alanı eliyle “...” markası altında satılan konfeksiyon ürünlerinin etek, paça ve kol boyu tadilatlarının da, ürün bedeli kapsamında müşterilere sunulan terzilik hizmetleri kapsamında olduğunu, Kaldı ki, adına tescilli markayı 25. ve 5. sınıflarda ciddi şekilde kullandığını ispatlamış olduğu kabul edilen müvekkili şirketin “....” markasının (giysi emtialarıyla) benzer (40). sınıfta iptali talebinde hukuki yarar bulunmadığı yönündeki itirazının da değerlendirilmediğini,Kullanmama nedeniyle marka iptali davalarıyla ilgili Yargıtay 11.HD 14.06.2019 tarihli, 2019/1765E. 2019/4421K. sayılı ilamının Anayasaya aykırı olduğunu belirterek, Yerel Mahkemece verilen kısmen kabul kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve huzurdaki haksız-mevsimsiz davanın tüm yönleriyle reddine hükmolunmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosyada bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı \"...\" ibareli markanın 05, 25, 35 ve 40.sınıflarda 21.06.2006 tarihinde davalı şirket adına tescil edildiği anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin  2014/107 E - 2019/115 K. Sayılı kararı incelendiğinde; davacının ... Anonim Şirketi, davalının ... ticaret Ltd. Şirketi olduğu, davalıya ait ... numaralı \"...\" markasının tescil tarihinden itibaren 5 yıl süreyle kullanılmadığı ve davacının gerçek hak sahibi olduğu ve kötü niyetli tescil edildiği iddiası ile marka iptali ve hükümsüzlüğü için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda marka iptali davasının 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle reddine, marka hükümsüzlüğü davasının ise esastan reddine karar verildiği, İstanbul BAM 44. HD’nice davacının istinaf talebinin reddedildiği, davanın halen temyiz aşamasında olduğu, kararın henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir. Davalı tarafça dosyaya sunulan 01/07/2009 tarihli Lisans Sözleşmesi incelendiğinde; davalı ... ticaret Ltd. Şirketi  ile ... arasında imzalandığı, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın kullanımı için ...’e lisans verildiği, sözleşme süresinin 5 yıl olduğu, süre sonunda sözleşmenin sonlandırılması için tarafalar karşı tarafa bildirim yapmadıkları takdirde sözleşmenin aynı şartlarda ve aynı süre için uzayacağının kararlaştırıldığı tespit edilmiştir.Davalı tarafça gerek kendisine ait marka kullanımlarına ilişkin, gerekse lisans alan ...’e ait marka kullanımına ilişkin fatura, vergi beyannameleri, Z raporları ve ticari defter ve belgeler de dosyaya sunulmuştur.İlk derece mahkemesince alınan 28/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda; \"...Dava tarihi 05/01/2019 olup, bu tarih itibariyle, davalıya ait ... ( tescil tarihi 21/06/2006), no ile tescilli markaların tescil tarihlerinden itibaren 5 yıl süre geçmiş olup, davalının markalarını kullanma mükellefiyetinin mevcut olduğu, davalının ... tescil no.lu ... markasını, davacı tarafından iptali talep edilmiş olan tescil kapsamında yer alan 35, sınıfta yer alan; “Alışveriş merkezleri, dükkanlar, marketler, mağazalar zincirlerinin kurulması, işletilmesi, organizasyonu, yönetimi ile ilgili danışmanlık hizmetleri. İthalat ihracat acente hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri”. 40. sınıfta yer alan “Deri ve kürk işleme hizmetleri: Derinin ve kürklerin boyanması hizmetleri, derinin tabaklanması hizmetleri, güvelerden korunması hizmetleri, yumuşatılması hizmetleri, kürklerin modaya uygun hale getirilmesi hizmetleri. Derinin ve kürklerin işlenmesi, hazırlanması, güvelerden korunması, parlatılması, yumuşatılması ve modellerin değiştirilmesi hizmetleri Kumaş işlem hizmetleri: Çözgücülük hizmetleri, kumaşların güveden korunması hizmetleri; kumaş bitim , kesimi, ağartma, boyama, kalıcı baskı yapılması, yanmaz hale getirilmesi , su geçirmez hale getirilmesi, çekmez hale getirilmesi hizmetleri, kumaşlarda buruşmayı önleyici işlem hizmetleri. Tekstil işleme işlemleri: Dokuma hizmetleri, güve önlenmesi (tekstil) işlemleri, kumaş bitim işlemleri, kumaş bitim işlemlerinin tatbiki hizmetleri, kumaş fırçalama işlemleri, kumaş aşındırma hizmetleri, kumaş ağartma işlemleri, kumaş pres işlemleri hizmetleri, kumaş sıcak baskı işlem hizmetleri(yani kumaş şekillendirme hizmetleri ), kumaş baskı hizmetleri, giysi baskı hizmetleri, küf önleme hizmetleri (tekstil vb.), Kumaş işlemleri: dokumacılık, ütü istemez hale dönüştürülmesi, kumaş aşındırma hizmetleri, tekstil terbiye hizmetleri, kumaş kasarlama ve apreleme hizmetleri. Yün işleme hizmetleri, Terzilik hizmetleri: Giysi dikim hizmetleri (terzilik), giysi kesim hizmetleri, overlokçuluk hizmetleri, giysilerin modellerinin değiştirilmesi hizmetleri...Konfeksiyon ve giyim eşyalarının dikim hizmetleri, kumaş kesim hizmetleri, kumaş kenar işleme hizmetleri, elbise yapım hizmetleri, giysilerde değişiklik yapma hizmetleri, kumaş kesme-biçme hizmetleri, perde yapım hizmetleri, kumaş işleme ve örme hizmetleri. Nakış işleme hizmetleri, goblen örtü işleme hizmetleri. Saraçlık hizmetleri Ayakkabı boyama hizmetleri. Yorgancılık hizmetleri. Örgü makinelerinin kiralanması hizmetleri, Deri, saraciye ve konfeksiyon işleme makinelerinin kiralanması hizmetleri.” Hizmetlerinde ciddi bir biçimde kullanmadığı, markanın 35 ve 40. Sınıfta yer alan hizmetler açısından iptal koşullarının mevcut olduğuna\" dair rapor sundukları görülmüştür.  İlk derece mahkemesince alınan 13/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda;  \"...Davalı tarafından ... markasının tescil edildiği 35 ve 40. Sınıftaki tüm hizmetler yönünden ciddi biçimde kullanılmadığı,  Her ne kadar SMK'run 9. madde hükmünün geriye yürümeyeceği ve marka sahibine geriye yönelik olarak kullanma külfeti getiremeyeceği iddia edilmiş ise de, SMK'nın kullanma yükümlülüğüne ilişkin hükmünün amacı, Türk Hukuku açısından kullanma yükümlülüğünün niteliği ve gelişimi, ayrıca konuya ilişkin Yüksek Mahkeme kararları ışığında davalı markası açısından kullanma yükümlülüğünün bulunduğuna\" dair rapor sundukları görülmüştür.<br>G E R E K Ç E: Dava, gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli tescil nedeniyle marka hükümsüzlüğü, bu talep kabul edilmediği takdirde kullanmama nedeniyle marka iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince marka hükümsüzlüğü davası derdestlik nedeniyle usulden reddedilmiş, marka iptalinin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin marka hükümsüzlüğü davasının derdestlik nedeniyle reddi kararına karşı yaptığı istinaf talebinin incelenmesinde; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin  2014/107 Esas sayılı davasında tarafların, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait markanın ve hükümsüzlük nedenlerinin aynı olduğu, yapılan yargılama sonucunda 2019/115 K. Sayılı kararla hükümsüzlük davasının esastan reddine karar verildiği, kararın halen kesinleşmediği tespit edilmiş olmakla, ilk derece mahkemesince hükümsüzlük davasının derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ancak İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/107 Esas sayılı davasında kullanmama nedeniyle iptali talep edilen davalıya ait markanın hükümsüzlüğünün de dava edildiği, her ne kadar hükümsüzlük davası reddedilmişse de, kararın henüz kesinleşmediği, bu dava sonucunda davalının markasının hükümsüz kılınması halinde kullanmama nedeniyle markanın iptali için açılan işbu davanın konusuz kalacağı anlaşılmakla, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/107 Esas, 2019/115 Karar sayılı kararının kesinleşmesi beklenmeden davanın marka iptali davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Kabule göre de; davalının marka kullanımına ilişin sunduğu bir kısım belgelerin markanın 25. sınıfta tescilli olduğu bazı mal ve hizmetlerle ilgili oldukları, kullanmama nedeniyle iptal davalarında davalının markanın tescilli olduğu sınıflardaki tüm alt sınıflar için de markayı kullandığını ayrı ayrı ispat etmesi gerektiği, bu nedenle davalı tarafça sunulan belgelerin 25. sınıfta tescilli olduğu hangi mal ve hizmetlere ilişkin olduğunun değerlendirilerek, buna göre karar verilmesi gerekirken, alt sınıflar konusunda bir ayrım yapılmaksızın 25. sınıfta tescilli olan tüm mal ve hizmetler için davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Ayrıca her ne kadar davalının ... numaralı \"...\"  markasının tescil kaydında 05. sınıf için de tescilli olduğu yazılıysa da, marka tescili kapsamında 05. sınıftaki mal ve hizmetlerle ilgili bir içeriğin mevcut olmadığı, davalı tarafından dosyaya sunulan marka tescil fotokopisinde de 05. sınıfın yer almadığı görüldüğünden, bu hususun davalı vekilinden de sorularak ve  gerekirse marka tescil başvuru dosyası TPMK'dan istenilerek, 05. sınıf için davalının markasının tescilli olup olmadığının, tescilliyse hangi mal ve hizmetler için tescilli olduğunun araştırılması gerekirken, bu hususta bir araştırma yapılmadan 05. sınıfla ilgili açılan davanın esastan reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Tüm bu nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin, istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin  2014/107 Esas, 2019/115 Karar sayılı kararının kesinleşmesinin beklenilerek, sonucuna göre değerlendirme yapılması, kabule göre de davalının markasının 05. sınıf için tescilli olup olmadığının araştırılması, 25. sınıfta tescilli olduğu mal ve hizmetler kapsamındaki alt sınıflar için markanın kullanılıp kullanılmadığına ilişkin ayrı ayrı değerlendirme yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Taraf vekillerinin diğer istinaf istemleri bu aşamada değerlendirilmeksizin, istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile,  6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/1-a-6 maddesi gereğince,  İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 16/12/2021 tarihli 2019/111 E. -  2021/226K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA,2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren  ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talepleri kabul olunmakla, istinaf peşin harçlarının talepleri halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 19/01/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efd5df9cead6cf41","SID":"0c6055ca8c3a3864"}}