{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/786 - 2023/1150<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/786 <br>KARAR NO\t: 2023/1150<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/190 Esas 2020/855 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 28/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 19/01/2024<br>\t<br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>\tDavacılar vekili, 13.09.2018 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacıların murisi yaya ...’e çarparak ölümüne neden olduğunu,  davacı ...’un ...’ün boşandığı, imam nikahlı eşi, diğer davacıların müteveffa ... ve davacı ...’un müşterek çocukları olduğunu, dava açmadan önce sigortaya başvurduklarını, taleplerinin reddedildiğini, arabuluculuk başvurusunun anlaşamama ile son bulduğunu, müteveffanın ölümü ile davacı ...’un destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için destekten yoksun kalması sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatı ve davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 4.603,70 TL cenaze masrafının, harcamanın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 09.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 212.319,56 TL’sına yükseltmiştir.<br>\tDavalılar ... vekili, 13.08.2018 günü saat 10.50 sıralarında, Hacıbayram Mahallesi Bentderesi Caddesi üzerinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Bentderesi Caddesinde, Etlik Caddesi istikametinden gelip Plevne Cadde istikametine seyri ile Dışkapı semti köprü inişi sağ virajlı inişe meyilli yolda daha önceden yağan yağmur sebebiyle ıslak zeminde ... alanı önünde aracının hakimiyetin kaybedip ekseni etrafında savrularak aracının arka kısımları ile ... şantiye girişi önünde bulunan ağaç yanında bekleyen ...’e ve ağaca çarpması sonucu savrularak ... ve ... plakalı araçlara çarpması sonucu maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında davalı sürücüye kusur atfedildiğini, değerlendirmenin hatalı ve eksik olduğunu, ... firmasının şantiye girişinde gerçekleşen kazada, kazanın gerçekleştiği yol üzerinde yağ-çimento tozu ve mıcır olduğunu, havanın yağışlı olması ile bu malzemelerin yolu kaygan hale getirmesinin kazanın meydana gelmesinde önemli bir etken olduğunu, davalı sürücünün bu durumda kazayı önleme imkanı bulunmadığını, kusur tespiti için dosyanın İstanbul Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini, müteveffa ile davacı eski eş, 2008 yılında boşandığından müteveffa ile davacı arasındaki tüm destek ilişkisinin de 2008 yılında son bulduğunu, davacının talebinin reddi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça dava öncesi şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını bu sebeple kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, ... plakalı aracın davalı şirkete, 09.07.2018-09.07.2019 tarihleri arasında 40119928 numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 360.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilmek için ölen ile destekten yoksun kaldığı iddia edilen davacılar/davacı arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerektiğini, destekten yoksun kaldığı iddia edilen davacıların/davacının devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunması gerektiğini, müteveffanın davacılardan başka destekçilerinin olup olmadığının tespiti ve gerçek zararın tespiti bakımından müteveffanın nüfus kayıt örneğinin dosyaya kazandırılmasını, davacı eşin, davaya konu kazada eşini kaybettikten sonra hala bekar olup olmadığının belirlenmesini, eğer davacının kaza tarihinden sonra evlenmiş ise müteveffa ile arasındaki desteklik ilişkisi sona ereceği için bu durumun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, dava konusu kazada müteveffanın ölümü nedeniyle davacılara SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının, maaş bağlanıp bağlanmadığının ve maaş bağlama tarihi itibariyle peşin sermaye değerinin ne olduğunun; maaş bağlanmadı ise davacının/davacıların müracaatı halinde maaş almaya hak kazanıp kazanmadıklarının araştırılmasını, dosyanın aktüer sıfatına haiz bir bilirkişiye tevdii ile ilgili tazminat hesaplanmasının yaptırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>\tMahkemece toplanan delillere göre, davacı ...'un müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı, kusur yönünden yapılan incelemede; Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafında alınan 24.10.2019 tarihli Ankara Adli Tıp Grubu Başkanlığının raporunda, davalı ...'nın asli kusurlu, müteveffa yaya ...'ün kusursuz olduğunun, mahkemece alınan raporda davalı ... Sigorta AŞ’ye ZMMS sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...’nın olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...’in olayda kusursuz olduğunun, ... plakalı araç sürücüsü ...’ın olayda kusursuz olduğunun, müteveffa yaya ...’ün olayda kusursuz olduğunun belirtildiği, maddi tazminat yönünden alınan 08.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı araç maliki ...'nın olayda 2918 sayılı KTK’nın 85.maddesi uyarınca sürücünün kusuru oranında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun, mahkemenin müteveffanın davacı ...’a destek olduğuna hükmetmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatının 212.319,56 TL olarak hesaplandığının belirtildiği, manevi tazminat yönünden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluş şekli, kazanın meydana gelişinde kusur oranları, davacıların bu kaza nedeniyle yaşadığı acı, elem ile hakkaniyet kuralları değerlendirildiğinde manevi tazminatın yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davacı ... yönünden 211.319,56 TL tazminatın davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 29.11.2018, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 13.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4.366,60 TL cenaze giderinin kaza tarihi olan 13.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, maddi tazminat yönünden alınan 08.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı araç maliki ...'nın olayda 2918 sayılı KTK’nın 85.maddesi uyarınca sürücünün kusuru oranında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, mahkemenin müteveffanın davacı ...’a destek olduğuna hükmetmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatının 212.319,56 TL olarak hesaplandığını, ancak mahkemenin 211.319,56 TL tutar üzerinden hüküm kurmasının hatalı olduğunu, maddi tazminat tutarı yönünden herhangi bir red kararının da olmadığını, bu nedenle maddi tazminat taleplerinin tamamı yönünden karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu artırılan miktar yönünden karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ... adına taktir olunan manevi tazminat miktarının eksik olup talep edilen miktar üzerinden karar verilmesi gerekirken eksik takdir edilen tutar üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafın dava yoluna gitmeden önce davalı şirkete başvurup gerekli belgeleri ibraz etmemekle, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmemiş olup bu suretle dava ikame etme hakkının bulunmadığını, dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekmesine karşın mahkemece bu husus irdelenmeksizin karar verildiğini, mahkemece müteveffanın davacı ...’a destek olup olmadığının incelenmediğini, yeterli araştırma yapılmaksızın karar verildiğini, davacı ... müteveffanın 2008 yılında boşandığı eşi olup boşanan eşlerin destek ilişkisinin bulunmadığını, mahkemece salt davacı beyanları ve tanık beyanları doğrultusunda karar verildiğini, davacı ...’un herhangi bir gelirinin olup olmadığının, evlenip evlenmediği hususlarının irdelenmediğini, davacı ... her ne kadar müteveffanın imam nikahlı eşi olduğunu ifade etmişse de; bu evliliği hukuk düzeninin koruma altına almadığını, müteveffa ile davacı arasında bir destek ilişkisinin kabul edilebilmesi için bu ilişkinin düzenli ve devamlı olması aynı zamanda karşılıksız ve iktisadi destek niteliğinde olması gerektiğini, davacı ile müteveffa arasındaki destek ilişkisinin kanıtlanmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber davacı ...’un evlenme ihtimali göz önünde bulundurulmak suretiyle tazminattan indirim yapılması gerekmesine karşın bu hususun da mahkemece irdelenmediğini, itirazları karşılamayan hesap raporu doğrultusunda karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacı ...'un yeniden evlenme olasılığının yüksek olması nedeni ile hesaplanacak tazminatta yüksek oranlarda indirim yapılması gerektiğini, kusur tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, mahkemece son derece yetersiz ve itirazları karşılamayan rapora istinaden hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 29.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmişse de söz konusu alacağın ıslah edilen kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması ve temerrüt tarihinin davanın ikame edildiği tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu kapsamda hükmedilecek tazminata ancak dava dilekçesi ile talep edilen miktar için dava tarihinden ve ıslah ile artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın, davacının murisi yaya ...’e çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>\tDavalı sigorta şirketi davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. Maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nın 97. Maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. <br>\tDavalı sigorta şirketi mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun yetersiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tDava konusu kazadan sonra düzenlenen 13.09.2018 tarihli kaza tespit tutanağında, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Bentderesi caddesini Etlik Cadde istikametinden gelip Plevne Caddesi istikametine seyri ile Dışkapı köprü inişi sağa virajlı inişe meyilli yolda daha önceden yağan yağmur nedeni ile ıslak zeminde ... alanı önüne geldiğinde aracının hakimiyetini kaybedip ekseni etrafında savrularak aracının arka kısımları ile ... şantiye girişi önünde yaya kaldırımı üzerinde bulunan ağacın yanında bekleyen yaya ...'e ve ağaca çarparak tekrar savrulup yolu dikey kesecek şekilde döndüğünde aynı istikametten gelen ... plakalı araç ön kısımları ile ... plakalı aracın sol arka yan kısımlarına çarptığı, en sol şeritten gelen ... plakalı araçta ön kısımları ile ... plakalı aracın sol ön yan kısımlarına çarparak duruşa geçtikleri üç araçlı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü 2918 sayılı Kanun 52/1b aracının hızını yol, hava, trafik durumuna uydurmamak kuralını ihlal ettiği, ... ve ... plakalı araç sürücüleri Bentderesi Caddesinden Plevne Cadde İstikametine giderlerken ön yakın ilerisinde anlık oluşan kazayı gördüklerinde fren tedbiri alacak zaman bulamadan taraf oldukları kazada kural ihlallerinin olmadığı belirtilmiştir. Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/906 esas 2019/1257 karar sayılı dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 24.10.2019 tarihli raporunda sürücü ..., sevk ve idaresindeki kamyonet ile gündüz vakti, meskun mahaldeki bölünmüş yolu takiben seyredip olay mahalline geldiğinde, mevcut tespit ve görüntülerden anlaşılmakla, hızını ve sürüşünü eğimli, virajlı, ıslak zeminli yol şartları ile mahal şartlarına göre ayarlamamış, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermemiş, bu haliyle, hızla ve kontrolsüzce girdiği virajı alamayıp hakimiyetini kaybettiği aracı ile sağ tarafta yol kenarında bulunan ağacın yanında bulunan yaya ...’e çarpmasıyla meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketi ile asli kusurlu, yaya ..., mevcut görüntülerden anlaşılmakla, geldiği olay mahallinde yol kenarında bulunan ağacın yanında beklediği esnada, hızla savrularak gelen kamyonet tarafından çarpılmasıyla meydana gelen kazada, oluşa etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından sonuçta atfı kabil kusuru bulunmadığının  belirtildiği, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak sanık ...’nın taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Ankara BAM 12. Ceza Dairesinin incelemesinden geçerek 18.11.2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br>\t Mahkemece alınan 08.06.2020 tarihli kusur raporunda, sürücü ... yönetimindeki kamyonet cinsi aracıyla meskun mahal içerisinde seyri sırasında aracının hızını hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurması, olay mahalline yaklaştığında taşıt yolu kenarındaki orta refüjdeki keskin viraj yön levhalarını gördüğünde hızını azaltması, emniyetli bir seyir hızıyla yolun virajlı kesimine girmesi ve seyri sırasında şerit disiplininin muhafaza etmesi gerekirken, aksine olayın oluş şeklinden ve yolun fiziki yapısından anlaşıldığına göre, ıslak zemini aracını hızlı bir şekilde sevk ve idare ederek, muhtemelen frenleme ile direksiyon hakimiyetini kaybederek, taşıt yolunun sağındaki yaya kaldırımındaki ağaca ve yaya kaldırımı üzerindeki yaya ...’e çarptıktan sonra savrularak yola dik şekilde duruşa geçtiği ve bu sırada aynı yönde orta ve sol şeritte seyreden ... ve ... plakalı araçlarla çarpışarak olayın meydana gelmesine neden olduğu anlaşıldığından olayda tam kusurlu, diğer araç sürücülerinin ve yaya ...’ün kusursuz olduğu belirlenmiştir. Kaza tespit tutanağı ve kesinleşen ceza dosyası ile uyumlu olarak belirlenen kusur durumunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavalı Sigorta vekili davacı ...’un davacının boşanmış olduğu eşi olduğunu ve ...’a destek olup olmadığının yeterince incelenmediğini, destek ilişkisinin kanıtlanmadığını ileri sürmüş ise de;<br>\t6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>\tAncak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. <br>\tDestekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bu temel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; duruşmada dinlenen tanık ...’in “Ben vefat eden ... ve onun eşi olarak bildiğim ... un 11 yıllık komşusuyum. Aynı yerden 15 yıl önce ev almıştım ben 11 yıl önce bu eve taşındım ve bu şekilde müteveffa ve eşini tanıdım. Kendilerini her zaman eşi olarak tanıdım aralarında resmi nikah olup olmadığını bilmiyorum.” şeklindeki beyanı, müteveffa ve davacı ...’un 24.04.2008 tarihinde boşandıkları, ceza yargılamasında davacı ...’un müteveffanın ölümü nedeniyle müşteki olarak yargılamaya katılmış olması, müteveffa ve davacı ...’un mernis adreslerinin 13.02.2007 tarihinden itibaren aynı adres oluşu ve sosyal ekonomik durum araştırma raporunda yine ikametgah adreslerinin aynı olması karşısında mahkemece destek ilişkisinin varlığının kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı sigorta vekilinin faiz başlangıç tarihine ve türüne yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde; 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Davacının dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurduğu, ancak davacının yasal mirasçı olmaması sebebiyle başvurusunun 20.11.2018 tarihinde reddedildiği anlaşıldığından mahkemece temerrüt tarihinin 29.11.2018 tarihi olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  <br>\t Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde ve uzman bilirkişice düzenlenen maddi tazminata ilişkin raporun hükme esas alınmasında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tDavacılar vekilinin istinaf sebelerinin incelenmesinde;<br>\tDavacılar vekili davacı ... için hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürmüştür. 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>\tSomut olayda, 13.09.2018 tarihinde meydana gelen kazada davalı ... idaresindeki aracın yaya ...’e çarptığı olayda %100 oranında kusurlu olduğu, kaza sonucu davacı ...’un imam nikahlı eşi ...’ün vefat ettiği, olayın meydana geliş şekli, somut olayın özellikleri, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü, davacıların müteveffanın eşi ve çocuğu olması, göz önünde bulundurulduğunda davacılar için belirlenen manevi tazminat miktarının uygun olduğu değerlendirilerek davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>\tMahkemece  davacının destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için alınan 08.06.2020 tarihli aktüer raporunda davacının destekten yoksun kalma zararının 212.319,56 TL belirlendiği, davacı vekili tarafından dava değerinin bu miktar üzerinden ıslah edildiği ancak mahkemece 211.319,56 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş ise de 08.06.2020 tarihli aktüer raporu ile belirlenen  212.319,56 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.353/1.b.2.maddesi gereğince 212.319,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsiline dair istinaf sebebi yapılmayan hususlar ve kesinleşen yönler dikkate alınarak  yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tI-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\tII-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>\tHMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,<br>\tBuna göre; <br>\tDavanın KISMEN KABULÜ ile;<br>\t1-Davacı ... yönünden 212.319,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 29.11.2018, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 13.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t2-4.366,60 TL cenaze giderinin kaza tarihi olan 13.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t3-Manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,<br>\t4-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 14.801,83 TL harçtan peşin ve ıslahla alınan 442,14 TL harcın mahsubu ile eksik kalan14.359 69TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, peşin ve ıslahla yatırılan 442,14 TL harcın davalılardan alınarak davacı ... verilmesine,<br>\t5-Manevi tazminat yönünden alınması gerekli 5.123,25 TL harcın peşin alınan 341,55 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 4.781,70 TL'nin davalılar ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, peşin alınan 341,55 TL harcın davalılar ...'dan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t6-Davacılar tarafından yapılmış olan, başvurma harcı, tebligat gideri, müzekkere bedeli ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.381,00 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t7-Maddi tazminat yönünden Davacı vekille temsil edilmesi nedeniyle karar tarihine göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 23.548,03 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-Manevi tazminat yönünden Davacıların vekille temsil edilmesi nedeniyle karar tarihine göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 10.550,00TL vekalet ücretinin davalılar ...'dan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t9-Manevi tazminat yönünden Davalılardan ... vekille temsil edilmesi nedeniyle karar tarihine göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak Davalılardan ...'ya verilmesine,<br>\t10-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t11-Dava açılmadan önce yapılan 1.980,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\tIII-İSTİNAF BAŞVURUSU NEDENİYLE YAPILAN HARÇ VE MASRAFLAR YÖNÜNDEN;<br>\t1-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta AŞ’den alınması gereken 14.733,52 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.683,40 TL.nin mahsubu ile kalan 11.050,12 TL harcın davalı ... Sigorta AŞ’den tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde  iadesine,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 38,50 TL istinaf yargılama gideri ve 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 200,60 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>\t4-Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t5-Kararın taraflara tebliğine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ  YOLU AÇIK olmak üzere 28.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.  <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0768b826cfd9aad","SID":"0eef1483fa33c913"}}