{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/441 Esas<br>KARAR NO: 2024/69<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2021<br>NUMARASI: 2020/120 Esas  2021/268 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin “...” esas unsurlu ve ibareli birçok seri markanın maliki olduğunu ve  markalarını  yoğun ve ciddi surette kullandığını, davalı tarafın müvekkili markalarının benzeri olan ... ve ... tescil no'lu markaları  usul ve yasaya aykırı olarak aynı ve benzer mal ve hizmetlerde kötü niyetli bir şekilde kendi adına tescilini sağladığını, davalının müvekkili markaları ile iltibasa sebebiyet verdiğini, müvekkilinin “...” esas unsurlu ve ibareli markalar yönünden öncelik hakkına sahip olduğunu,  ayrıca davalı adına tescilli ... no'lu ... ibareli markanın ve ... no'lu ... ibareli markaların tescil edildiği emtialarda ciddi surette kullanılmadığını ileri sürerek, davalının ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın 37.sınıfta yer alan tüm hizmetler bakımından;  ... sayılı \"...\" ibareli markanın 35.37 ve 43. sınıfta yer alan tüm hizmetler bakımından kullanılmaması nedeniyle göre iptaline ve sicilinden terkinine, davalının ... esas unsurlu markalarının  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kuruluşunun ve hemen tüm markalarının tescil tarihinin dahi davacı şirketin kuruluşundan önce olduğunu, dava tarihinden yaklaşık 10 yıl önce kurulan müvekkili şirketin unvanında da olan “...” ibaresine karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketi yakından tanıdığını, müvekkilinin marka ve unvan sahibi olduğunu ve fiilen kullandığını bildiğini ve davaya ilişkin bütün sürelerin geçmiş olduğunu, müvekkilinin kullandığı \"...\" ibaresi ile davacının markalarında kullandığı \"...\" ibaresinin tamamen farklı anlamlar içerdiğini, davacı markalarının çoğunun tescil tarihlerinin yeni tarihli olduğunu, eski tarihli markaların davacı şirkete ait olamayacağını, aksi durumda dahi söz konusu markaların tanınırlığına yönelik tamamen soyut beyanda bulunulduğunu ve davacı markalarının tanınır olmayıp, daha önceden fiilen kullanılmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar önceki tarihli davacı markaları ile, sonraki tarihli dava konusu davalı markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer, emtia sınıfları yönünden  kısmen benzer ise de,  davalı markalarının tescil tarihleri ile davanın açıldığı tarih arasında geçen süreler dikkate alındığında, önceki tarihli marka sahibi tarafından hükümsüzlük talebinin ileri sürülebileceği beş yıllık sürenin geçtiği, davacı markalarının tanınmış olmadığı, davalı tescilinin kötü niyetli olmadığı, bu nedenle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı adına tescilli ... ve ... tescil nolu markaların kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davalıya ait ... tescil nolu markanın, tescilli olduğu “inşaat hizmetleri” dışındaki hizmetlerde kullanılmadığı, ... tescil nolu markanın 43. sınıfta kullanılmadığı, 37. sınıfta “inşaat” hizmetleri dışındaki hizmetlerde kullanılmadığı, 35. sınıfta bir kısım hizmetlerde kullanılmadığı gerekçesiyle,  davanın kısmen kabulü ile davacının davalı adına tescilli dava konusu ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden davasının reddine, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 37.sınıftaki \"inşaat hizmetleri, inşaat araç ve gereçlerinin iş makinelerinin  kiralanması hizmetleri\" dışındaki tüm hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 37.sınıftaki \"inşaat hizmetleri, inşaat araç ve gereçlerinin iş makinelerinin  kiralanması hizmetleri\" dışındaki tüm hizmetleri ile 35. sınıftaki \"reklamcılık. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için basılı evraklar; basılı yayınlar. Motorlu kara taşıtları ve bu taşıtlar için motorlar, parçalar(motorsikletler, mobilet dahil) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) ve \"müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için metalden olmayan binalar, yapılar. Adi metaller ile bunların alışımları ve yarı mamülleri. Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme veya inşaat amaçlarıyla yapılmış metalden malzemeler ve araçlar(metalden portatif merdivenler dahil) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetleri dışındaki  bütün hizmetler ve emtialar yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü  vakıaların tamamına istinaf dilekçesinde yer vererek, davalının faaliyet göstermediği alanlarda, sırf müvekkilinin marka başvurularına engel olabılmek adına tescil başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu açıkca gösterdiğini, bilirkişilerce kötüniyete ilişkin yeterli ispatın dosyada yer almadığı şeklindeki değerlendirme son derece hatalı olduğu gibi yerel mahkemece kötüniyete ilişkin iddiaların ispatlamadığı şeklindeki değerlendirmenin  son derece hatalı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin davalının kullanımına sessiz kalmadığını, bu konudaki beyanlarının gereği gibi değerlendirilmediğini, davalının markalarını hiçbir surette ciddi anlamdak kullanmadığını, davalının çok düşük ve sınırlı kullanımlarının delil olarak kabul edildiğini, bilirkişi raporundaki eksiklikler giderilmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişi heyetinde inşaat uzmanı olmamasına rağmen bilirkişilerin uzmanlık alanı dışında kanaat bildirdiklerini, daha sonra inşaat uzma eklendikten sonraki raporda inceleme yapılmadan önceki raporun teyit  edildiğini, bilirkişi kök ve ek raporun çelişkili olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesinde ileri sürdüğü savunmaları tekrar ederek, mahkemenin kullanmama nedeniyle kısmi iptal kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının markalarını tamamı fiilen araç alım/satım işlerinde kullandığını, kullanılmadığı ifade edilen sınıflarda davacının kendi fiili kullanımını ispat etmesi ve mevcut markanın müvekkili adına olmasının davacıya zarar verdiği somut olarak ispat etmesi gerektiği halde bu yöne ilişkin iddia ve ispatın dava dilekçesinde olmadığını, markalarını fiilen araç alım/satım işlerinde kullanan davacının 25.sınıfta tescilli markasına dayanarak müvekkilin 35.37 ve 43.sınıfta tescilli markalarına ilişkin dava açmakta hukuki menfaati olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü ile kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın  kısmen kabulüne  karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  bilirkişi raporuna göre, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya  ... tescil no'lu markaların  davacı markaları ile iltibas oluşturmadığı, davalıya ait ... tescil no'lu markanın 35.sınıfta tescilli olduğu bir kısım ve mal ve hizmetler bakımından davacının, 25. sınıfta tescilli eski tarihli markaları arasında benzerlik bulunduğu, ancak tescili tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçtikten sonra davanın açılmış olduğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesinin tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescillerinin kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edildiği, kötü niyetli tescilin varlığı için kötüniyetin tescil başvurusu anında var olması gerektiği, dosya kapsamına göre davalının marka tescilinde kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı; kullanmama nedeniyle marka iptali davası açmak için davacının somut olarak zararının ispat etmesi zorunluluğunun bulunmadığı, dava açabilecek ilgili kavramının geniş yorumlanması gerektiği, tarafların \"...\" asıl unsurlu markalarının bulunduğu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olduğu  anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  346,9 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  346,9 TL harcın davalıdan  alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Taraflarca tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmalarına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03acb0478e25648c","SID":"bc3e0c49cb80f459"}}