{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2239 <br>KARAR NO: 2023/1264<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/01/2020<br>NUMARASI: 2019/581 Esas -  2020/25 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... Limited Şirketi'nin tesisat sektöründe faaliyet gösteren firmalar olduğunu, davalı yanın da aynı sektörde olduğunu ve aralarında 2005 yılından 2012 yılına kadar ticari ilişkinin bulunduğunu, yetkilisi ve sahibi aynı olan müvekkili şirket ile arasındaki tek bir cari hesap tutulduğunu, bu nedenle 26/07/2010 tarihinde dava dışı ...'ın davalı ... ile sulh sözleşmesi imzaladığını, işbu sözleşme ile müvekkili ... ve dava dışı ...'ın davalı yana olan 305.538,00 TL tutarındaki borcun yeniden yapılandırıldığını, yeni borç toplamının taraflarca 360.000,00 TL olarak kabul edildiğini, bu sözleşme ile 302.520,00 TL'lik 12 adet müşteri çekinin davalı yana verildiğini ve 57.480,00 TL'lik müşteri senetlerinin 30/07/2010 tarihine kadar verileceğinin taahhüt edildiğini, diğer yandan 23/01/2017 tarihinde müvekkili ...'a ait İstanbul ili, Sarıyer İlçesi, ... Mah. ... ada ... parselde bulunan taşınmazda dava dışı ... şirketi için davalı lehine 300.000,00 TL'lik teminat ipoteği verildiğini, müvekkilleri tarafından bahse konu borcun davalı yana ödendiğini, ancak verilen çeklerin iade edilmediğini, davalı yana 13/11/2015 tarihli ihtarname gönderildiğini ve ipoteğin kaldırılması işlemlerinin yapılmasının istendiğini, davalı yanın ipoteği terk etmediğini ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile bedeli haricen ödenmiş ve karşılıksız kalmış olan çeklerden iki adedini takibe konu ettiğini, dava konusu borcun ödenmesi nedeniyle icra takibine konu çeklerin ve ipoteğin bedelsiz kaldığını, ipoteğin paraya çevrilmesinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerden dolayı davalı yana verilen çeklerin iptalini ve ipoteğin fekkini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın sözleşme sonrasındaki ödenmeyen senetleri, karşılıksız çıkan çekleri ve mal satışını yok saydığını, davacının müvekkili şirkete verdiği çeklerin ve senetlerin karşılıksız çıkıp çıkmadığı hususuna hiç değinmeden borcun kapandığını iddia ettiğini, hal böyleyken davacının karşılıksız çıkan çek ve senetleri de mahkemeye sunduğunu, 80.000,00 TL tutarında olan 4 adet müşteri çekinden ... numaralı ve 20.000,00 TL bedelli olanının karşılıksız çıktığını ve davacı yana iade edildiğini, davacı yanın ödediğini iddia ettiği ve toplam tutarı 264.250,00 TL olan 22 adet çekten 149.350,00 TL'lik kısmın karşılıksız çıktığını, bununla birlikte davacı yanın ödendiğini iddia ettiği 2.450,00 TL'lik müşteri senetlerinin ödendiğini ispat etmesi gerektiğini, söz konusu 4 adet senedin müvekkili şirketin kayıtlarında olmadığını, dolayısı ile ödendiği iddia edilen bu senetlerin ödeme belgelerinin ibraz edilmesi gerektiğini, sözleşme tarihinden önce müvekkili şirkete teslim edilen çek ve senetlerin borçtan düşülerek borç tutarının 360.000,00 TL olarak belirlendiğini, oysa teslim edilen ve vadeleri sözleşme tarihinden sonra olan bu senetlerden 19.050,00 TL'lik senetlerin ödenmediğini, sözleşme tarihinden sonra davacı yana yapılan yeni mal satışları nedeniyle toplam 164.154,00 TL tutarlı birden fazla fatura düzenlendiğini, davacı yanın taşınmaz satışını engellemek amacıyla borcun ödendiğini iddia ettiğini, müvekkili şirketin davacı yandan alacaklı olduğunu,  tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Her iki çekin keşidecisi de davacı ...olup, lehdarı dava dışı .... Ltd.Şti olduğu ve lehdarın cirosu ile davalı hamile çeklerin geçtiği ve de davacı ...' ın da yine her iki çekte aval olarak çekin ön yüzünde imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. 23.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ve davalı yanın defterlerini  sunmadığı, dosyada mübrez Sulh Sözleşmesine göre, davacı yan tarafından davalı yana toplam 302.520,00TL tutarında çek verildiği belirtilmiştir. 01.03.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı yanın sunduğu ticari defterlerinin gerekli açılış onayına sahip olduğu, yevmiye ve envanter defterinin son sayfasının ibraz edilmemesi nedeniyle kapanış onayı yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, 2011 yılı yevmiye ve kebir defterinin ibraz edilmediği, mevcut hali ile davalı yanın alacağının kaydi anlamda izaha ve ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir. 30.11.2018 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda; davalı yanın sunduğu ticari defterlerin gerekli açılış ve kapanış onayına sahip oldukları, davalı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacılardan 31.12.2014 tarihi itibari ile kaydi olarak toplam 153.465,74TL alacaklı göründüğü belirtilmiştir. Dava dışı ... Ltd.Şti' nin sicilden terkin edildiği anlaşılmış ve defterleri temin edilememiştir.Davacılar da defter incelemesinden vazgeçerek, kendi ticari defterlerini sunmaktan imtina etmişler, 31.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde dosyada mevcut belgelerin ispata yeterli olduğunu ve iddialarının ispatlandığını belirtmişlerdir. 26/07/2010 tarihli sulh sözleşmesi taraflarının dava dışı ... Ltd.Şti ve davalı ...A.Ş olduğu anlaşılmaktadır.Bu sözleşmeye istinaden dava konusu 2 adet çekin verildiği hususunda uyuşmazlık yoktur.Davacılar dava konusu çekler bedelinin davalı yana haricen ödendiğini ve çeklerin karşılıksız kaldığını iddia etmektedirler. Davacıların ödeme iddialarını kesin delillerle ispatlamaları gerekmektedir.Davada ispat yükü davacıdadır.Davacı defterlerini dahi sunmaktan imtina etmiş olup, davalı defterlerine göre dava dışı ... Ltd.Şti' den alacaklı olduğu görülmüştür.Dava dışı ... Ltd.Şti ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı ve davalı şirket arasında da bir ticari ilişki tarafların kabulünde olmakla birlikte dava dışı ... Ltd.Şti' den ayrı bir ilişki olup olmadığı, daha önemlisi ve davamız konusu çeklerin dosyamız kapsamından ne şekilde, ne zaman, nasıl ödendiği anlaşılamamış netice olarak ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davacının iddiasını mahkememize kanaat veren kesin ve inandırıcı delillerle ispat edememiş olması karşısında açılan davanın reddi cihetine gidilmesi uygun görülmüştür.İnfaz edilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu iki çekin tahsil edilip edilmediğinin, edilmiş ise kim tarafından tahsil edildiğinin ilgili banka olan ... Bankası'ndan müzekkere ile sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, fakat yerel mahkeme tarafından dava konusu iki çeke ilişkin olarak ... Bankası'na bu çeklerin tahsil edilip edilmediği sorulmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu yönüyle dava konusu iki çekin davalı tarafından tahsil edilip edilmediği bilinmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava dosyasında alınan bilirkişi raporları davalı tarafın ticari defterlerinin hukuka aykırı şekilde sonradan tamamlandığını, dosya içerisinde 3 adet bilirkişi raporunun mevcut olduğunu, ilk iki bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterlerinin hukuka ve usulüne uygun tutulmadığını, davalı tarafın 2010-2015 yılları arasındaki ticari defterlerinin tamamının eksiksiz sunulması gerektiğini, davalı ticari defterlerinin yevmiye ve envanter defterlerinin son sayfasının ibraz edilmediği ve kapanış onayının yapılıp yapılmadığının belli olmadığı ilişkin hususların 01/03/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ve 23/03/2017 tarihli kök bilirkişi raporunda yer aldığını, bu raporlar sonrası davalı tarafın hukuka aykırı bir şekilde ticari defterlere ilişkin eksiklikleri giderdiğini belirterek yeni bir inceleme yapılmasının talep edildiğini, alınan 3. bilirkişi raporunda davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu belirtilerek davalı tarafın alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığını, ancak görüleceği üzere ilk iki bilirkişi raporunda davalı tarafın 2010-2015 yılları arası ticari defterlerini hukuka ve usulüne uygun olarak ibraz etmeyen davalı tarafın nasıl oluyor da 2018 Mart ayından sonra 2010-2015 yılları arası ticari defterlerinin hukuka ve usulüne uygun olarak dosyaya ibraz edilebildiğinin anlaşılmadığını, ayrıca davalı tarafın 164.154,00 TL'lik mal satışı daha yapıldığı, bunlara ilişkin faturaların düzenlendiği, bu borcun toplam borca eklenmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, söz konusu mal alımlarına ilişkin uyuşmazlığın ayrı bir dava konusu olduğunu, aslına bakılırsa davalı tarafın ticari defterleri kapanışlarının çok sonra yapılmasının sözleşme sonrası yapılan satış faturalarının ticari defterlere işlenmiş olması durumu ile ilgili olabileceğini, davalı tarafın müvekkilinin borçlu olduğunu göstermek için anlaşma tarihi olan 26/07/2010 tarihinden sonra satış faturaları düzenleyerek müvekkillerini borçlu gösterdiğini, ancak bu hususların bu davanın konusu olmadığını, yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporunda taraflar arasında bulunan tüm borç ilişkisine göre raporun hükme esas almasının hatalı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ileri sürülen birçok istinaf sebebinin işbu dava konusu ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, nitekim yerel mahkeme tarafından da dosya kapsamı tüm delilerle değerlendirildiğini ve davanın reddine karar verildiğini, her ne kadar davacı mahkeme tarafından değerlendirilerek hükme esas alınan borçlara konu çeklerin taraflar arasındaki toplam alacak - borç ilişkisine bakılmasının ve bunun üzerinden davanın reddolunmasının hatalı olduğu ileri sürülmekteyse de bu yöndeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, gerek ilk derece mahkemesi kararında gerekse dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında bu durumun dikkate alınmadan değerlendirme yapıldığını, davacıların art niyetli olduğunu ve hedeflerinin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası ile  takibine konu edilen 2 adet  çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın  reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İcra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklı ... A.Ş.'nin borçlular ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti. hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile  ferileriyle birlikte 61.467,29 TL alacağın tahsili istemiyle takibe girişildiği, takibe dayanak olarak ... Bankası Demirciler Sitesi Şubesi'ne ait keşidecisi ... Ltd. Şti., avalisit ..., lehdarı ve ilk cirantası ... Ltd. Şti. olan her biri 28.000,00 TL tutarlı 2 adet çekin sunulduğu görüldü. Dava ilk açıldığında dava konusu çekler ile birlikte takibe konulmayan bir kısım çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile taşınmaz ipoteği nedeniyle borçlu olmadığını tespiti ve ipoteğin fekki talep edildiği, bilahare takip konusu çekler  hakkındaki talebin tefrik edilerek eldeki yargılamaya konu ilk derce dosyasına kaydedildiği görülmektedir. Davacı tarafça dava konusu çeklerin düzenlenmesine sebep olan dava dışı şirket ile davalı arasındaki protokol gereği tüm ödemelerin yapıldığını, dolayısıyla çeklerin de ödenmiş olduğu iddia edilmiş, davalı tarafça ödeme yapılmadığı bilakis alacaklı oldukları savunulmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nun 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Senede dayalı borç ilişkilerinde ise  menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır. Bu durumda ödeme vakıasından kendi lehine sonuç çıkaran davacı ispat yükü altındadır. Davacı  tarafça somut dava konusu çeklerin ödendiğine dair herhangi bir evrak sunulmadığı gibi ticari defterleri de ibraz edilmeyerek üzerinde inceleme yapılmasına  engel olunmuştur. Davalı ticari defterlerinde ise takip konusu çek miktarının üzerinde alacak bulunduğu belirlenmiştir. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunun da denetime elverişle ve defter ve kayıtlar incelenerek düzenlendiği, dosya içeriği ile uyumlu olduğu, davacının çeklerin keşidesine dayanak olan protokol gereği tüm borcunu ödediğini de ispatlamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20b23fb1669c8393","SID":"86367043bb3b4155"}}