{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/911 <br>KARAR NO: 2023/1441 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/02/2023<br>NUMARASI: 2015/331 (E) - 2023/122 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... Caddesi üzerinde, Erenköy istikametine doğru iki şeritli yolun sağ şeridinde seyrederken davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille sol şeritten sağ şeride seyreden trafiği kontrol etmeden ve sağa sinyal vermeden, ilk geçiş hakkına sahip müvekkili davacıya dikkat etmeksizin motosikletin önünü kapatarak tam kusurlu olarak yaralamalı trafik kazasına ve davacı müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına sebep olduğunu, İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/704 (E) - 2014/792 (K) sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda davacının kusursuz, davalı ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000 TL maddi tazminatın işleten ve sürücü yönünden 25/06/2013 olay tarihinden, sigortacı yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak, 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak işleten ve sürücü davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, işleten ve sürücü davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... adına kayıtlı 1988 yılından bu yana B sınıfı ehliyete sahip olan ve yaklaşık otuz yıldır araç kullanan müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Kadıköy istikametinden Kartal istikametine doğru ... Caddesi üzerinde sağ şeritte ilerlerken, Kadıköy nikâh dairesinin biraz ilerisinde bulunan evinin otoparkına girmek için bu noktaya yaklaştığında, otopark girişindeki kaldırıma sıfır mesafede bir aracın park halinde bulunması nedeniyle sola sinyal vererek aracını iki şeritli yolda diğer şeride geçirdiğini, bu suretle müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki aracın sağ şeritte park haklinde bulunan araç ile aynı hizaya geldiğinde 2 şeritli yolun tamamının kapandığını, müvekkili davalı ...'ın sağ şeritteki duran aracı geçişini tamamlaması esnasında da, ikametinin bulunduğu binanın otoparkına girmek üzere bu kez sağa sinyal vererek sağa dönüş yapmaya başladığını, geçişini tamamlamaya çalıştığı sırada davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plaka numaralı motosikleti ile iki aracın arasından geçmeye çalıştığını, bu esnada ikametinin bulunduğu binanın otoparkına girmek üzere sağa dönmekte olan müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın sağ ön çamurluk kısmına vurduğunu, dava konusu kazanın oluşumuna müvekkili davalı ...'ın haksız ve hatalı eyleminin neden olduğu iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu kaza ile davacının iddiaları arasında hiçbir illiyet bağının olmadığını, olaydan sonraki ilk saat içerisinde müvekkili davalı ... tarafından götürüldüğü Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kontrolleri yapılan davacı hakkında düzenlenen raporda davacının hayati tehlikesi ya da vücudunda herhangi bir kırığının olmadığının tespit edildiğini, müvekkili ... aleyhine İstanbul Anadolu 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/704 (E) sayılı dosyasıyla açılan ve 30.12.2014 tarihinde karara çıkan ceza davasının bekletici mesele yapılmasına ve davacının haksız davası ile fahiş tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete sigortalı davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu işbu davanın açıldığını, kusur durumunun tespiti için dosyanın ATK'den rapor alınmasını talep ettiklerini, son yasal düzenlemeler çerçevesinde sağlık hizmet bedelleri ve geçici işgöremezlik zararı ile tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak olup sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının tedavi gideri ve sakatlıktan dolayı herhangi bir sosyal kurumdan tazminat alınıp alınmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, davacının sosyal kurumdan tazminat veya aylık bağlanması halinde bu ödemelerin sakatlık ve tedavi giderinin tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, kazaya ilişkin resmi bir tutanak mevcut olmadığından, eksik evraklar üzerinden değerlendirme yapılamadığını, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasından dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının sorumluluğu ile sınırlı olduğunu, bu nedenle dava tarihinden sonra işleyecek faizin yasal faiz olması gerektiğini, bu sebeple, davacının avans faiz talebi haksız olduğunu belirterek müvekkili şirket hakkındaki davanın reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davalı ... AŞ yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının kabulüne, davalı ... şirketinin yaptığı ödeme düşülerek 18.441,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 58.724,39 TL geçici iş göremezlik tazminatı toplamı 77.166,16 TL'nin kaza tarihi olan 25/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hesap raporları arasında çelişki olduğunu, mahkemece çelişki giderilmeksizin ve 18/04/2022 tarihli gerçek ücret durumunu esas almayan bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili davacının doktor oluşu ve bu sıfatına göre ücret tespitine tek başına esas alınamayacak sabit maaşı dışında, sabit ek ödeme, performans döner sermaye ödemesi, nöbet ücreti ve icap ücreti kazançları ile ...'tan celp edilecek maaş ödeme kayıtlarına göre Mayıs 2014 - Mayıs 2016 tarihleri arasındaki yurtdışı çalışmaları da dahil edilmek ve 18/04/2022 ve 16/11/2018 tarihli hesap bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin aldırılacak yeni bir bilirkişi raporu ile giderilmek ve iş göremezlik tazminatlarının gerçek ücret ile gerçek ücretin hesaplanma yöntemi de belirtilmek sureti ile tereddüte yer vermeyecek şekilde gerçek ücret  durumu tespit edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının geçici iş göremezlik zararı olarak hesap olunan tutarın sigorta teminatı kapsamında sigorta şirketi tarafından tamamen karşılanmış olup müvekkili davalı sürücünün bu tutara yönelik bir sorumluluğu bulunmadığını, kanıtlanamayan manevi tazminat talebinin kabulüne hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında, 16/11/2018 tarihli tazminata ilişkin hesap raporunda PMF 1931 tablosu ve progressive rant yöntemine göre hesaplama yapılmış, 18/04/2022 tarihli hükme esas alınan raporda ise TRH 2010 erkek yaşam tablosuna göre hesaplamalar yapılmıştır. Raporlar sonucu hesaplanan tazminat miktarlarındaki hesap farklılıklarının bu sebepten kaynaklandığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan 18/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının gelir durumuna ilişkin dosyadaki bilgi belge kapsamında değerlendirmeler ve hesaplamalar yapıldığı, hesaplanan zarardan (sigorta şirketi yönünden davadan feragat edilmesi nedeniyle) poliçe limiti ödemesinin mahsup edildiği, hesaplamanın Yargıtay kararlarına uygun bir şekilde TRH 2010 tablosu kullanılarak progressive rant yöntemiyle yapılmış olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, işbu raporun HMK'nin 279. maddesinde aranılan koşullara ve dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Mahkemece alınan 18/03/2019 tarihli trafik kusur bilirkişisinden alınan kök rapor ve 11/06/2019 ek raporunda ... plakalı motosiklet sürücüsü davacının %60 oranında asli kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü davalı sürücünün ise %40 oranında tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de; ceza dosyasında hükme esas alınan davacının kusursuz, davalı sürücünün ise asli kusurlu olduğu yönündeki kusur raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 17/09/20109 tarihli raporda davalı sürücünün %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusursuz olduğu bildirilmiş, mahkemece yine çelişkinin giderilmesi amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesinden makine mühendisliği alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 20/01/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda da ... plakalı otomobilin davalı sürücüsü ...'ın, meydana gelen kazada tam (%100) kusurlu olduğu, ... plakalı motosikletin davacı sürücüsü ...'in ise meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun görülmediği bildirilmiştir. Sonuç olarak dosyada mevcut bilirkişi raporları, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş ceza dosyası, ceza dosyasında hükme esas alınan raporlar bir bütün olarak birlikte değerlendirildiğinde mahkemenin hükmüne esas aldığı kusur raporunun dosya içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından kusura ilişkin davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Davalı ... şirketi tarafından; dava açıldıktan sonra poliçe azami limiti tutarında ödeme yapıldığından bu miktar üzerinden dava konusuz kalmıştır. Bu nedenle poliçe limiti üzerinde kalan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin bakiye tazminat tutarı yönünden verilen kararda isabetsizlik yoktur. Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2. maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun ve yeterli olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalılar vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından davacının aylık gelir bilgisine ilişkin istinaf itirazında; davacı tarafça gelir bilgisine ilişkin beyanlarının yargılama süresince aylık ücrete ilişkin olduğu, hükme esas alınan son raporda ek gelirlerin de hesaplanması gerektiği yönünde itirazda bulunulduğu bu nedenle istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 89,95 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.637,42 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 1.660 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 4.977,42‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı ile davalılar ... ve ...'ın istinaf kanun yolu başvuruları nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran taraflara geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a4dca7c5807f8f64","SID":"17b19ef544710628"}}