{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1073 <br>KARAR NO: 2023/1438<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/02/2023<br>NUMARASI: 2020/106 (E) - 2023/135 (K)<br>Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/763 (E) - 2022/735 (K) sayılı dosyasında:<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... ve ...'in kızı, ...'in kardeşi ...'in 08/07/2011 günü, davalılardan ...'in sevk ve ideresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu ağır yaralandığını, kaldırıldığı hastanede dört gün yoğun bakımda kaldığını, 12/07/2011 günü hayatını kaybettiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; anne ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 50.000 TL manevi tazminatın, baba ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 50.000 TL manevi tazminatın, kardeşi ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kazasının 08/07/2011 tarihinde meydana geldiğini, davanın ise 26/08/2022 tarihinde açılması nedeniyle davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkil ...'in dava konusu olayda kusurlu bir eylemi bulunmadığını, sigorta tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihinden hesap tarihine kadarki süre için işlemiş yasal faiziyle birlikte güncelleştirilmesi ve müvekkil tarafından yapılan ödemenin güncel değerinin davacının destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresi dolduktan sonra davayı ikame eden davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacı müteveffanın ve destek alacaklılarının bakiye ömürleri TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplanmış olmasına rağmen, destek alacaklıları için yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilmeyip progressive rant sistemine göre hesaplama yapıldığını, destek alacaklıları için yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilerek %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, rapora itirazlarının kabulü ile yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın olay tarihinden itibaren reskont avans faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; karayolunun kazanın meydana geldiği bölümünün bölünmüş karayolu olduğunu, Trafik Kazası Tespit Tutanağı ve Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına dayanak Adli Tıp Kurumu raporunda müvekkil idareye atfedilen kusur bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkil idare yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte dava konusu olay bakımından müvekkil idarenin sorumlu olduğunun düşünülmesi durumunda ise davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin idare mahkemesi olacağını, görev itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan uzun süreli araç  kiralama sözleşmesi uyarınca ... AŞ'ye kiraya verdiğini, müvekkil şirketin işleten sıfatının bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesinin 14/01/2020 tarih ve  2014/1125 (E) - 2017/621 (K) sayılı kararıyla, davalı ... Limited Şirketi aleyhine açılan davanın HMK'nin 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine; davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın HMK'nin 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine; davalılar ..., ... AŞ ve ... Sigorta AŞ aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne; davacı anne ... için 1.488,28 TL, davacı baba ... için 579,20 TL ve davacı kardeş ... için 5.489,51 TL olmak üzere toplam 7.556,99 TL (destekten yoksun kalmaya ilişkin) maddi tazminatın adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine; tespit ve takdir olunan maddi tazminata ..., ... AŞ yönünden kazanın vuku bulduğu 08/07/2011 gününden, diğer davalı ... Sigorta AŞ yönünden temerrüdün gerçekleştiği 19/08/2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine; davalılar ... ve ... AŞ aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; Davacı anne ... için 15.000 TL, davacı baba ... için 15.000 TL ve davacı kardeş ... için 5.000 TL olmak üzere toplam 35.000 TL manevi tazminatın adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine; Tespit ve takdir olunan manevi tazminata kazanın vuku bulduğu 08/07/2011 gününden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kararına karşı  davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Dairemizin 14/01/2020 tarih ve 2019/172 (E) - 2020/22 (K) sayılı ilamıyla; davacı ... ve davacı ... bakımından tesis edilen maddi tazminat hükmüne yönelik taraf vekillerinin istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-b maddesi uyarınca reddine; davalı ... Ticaret Limited Şirketinin vekâlet ücreti bakımından kararı istinaf etmekte hukuki yararı bulunmadığından istinaf başvurusunun usulden reddine; davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden davalı ... Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davaya ilişkin istinaf mahkemesi kararı ile önceki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaya ilişkin istinaf mahkemesi kararı ile önceki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar ..., ... AŞ ve ... Sigorta AŞ aleyhine davacı anne ve baba için davaya ilişkin istinaf mahkemesi kararı ile önceki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ... AŞ aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, Davacı anne ... için 15.000 TL, davacı baba ... için 15.000 TL ve davacı kardeş ... için 5.000 TL olmak üzere toplam 35.000 TL manevi tazminatın adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, birleşen dava yönünden taraflar arasında sulh sözleşmesi yapıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; davacı ...'in vefatı üzerine müvekkillerinin duydukları acı nedeniyle sağlık ve psikolojik problemler yaşadıklarını, yerel mahkemece 35.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin müvekkillerin çektiği acı ve ızdırabın karşılığı olmaktan çok uzak olduğunu, talep edilen tazminatın müvekkillerin zenginleşmesine sebep olamayacağı gibi davalıları da fakirleştirmeyeceğini, kazanın 08/07/2011 tarihinde meydana geldiğini huzurdaki davanın ise 01/10/2012 tarihinde açıldığını, 11-12 sene önceki paranın alım gücü ile şuanki paranın alım gücünün çok farklı olduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki kararının kaldırılmasına, davacılar açısından dava dilekçesinde belirtilen tutarlarda manevi tazminat tutarlarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkillere ödenmesine, taleplerinin kabul edilmemesi durumunda ise her bir müvekkil için ayrı ayrı yeni bir manevi tazminat tutarları belirlenerek, belirlenecek manevi tazminat tutarlarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan alınarak müvekkillere ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretlerinin sigorta şirketi dışındaki davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... Hizmetleri AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in kusuru bulunmadığından ve müteveffanın ağır kusuru fiil ile zarar arasındaki illiyet bağını kestiğinden müvekkilleri aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, olayın meydana geldiği yer ve kazanın oluş şartları gözetildiğinde müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkillerin tazminat sorumluluğu olmadığını, tazminat miktarının olay tarihinde paranın satın alım gücüyle kıyaslandığında oldukça yüksek olduğunu, müteveffanın kusur durumunun mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkilleri lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinin hatalı hesaplandığını, istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizin 14/01/2020 tarih ve 2019/172 (E) - 2020/22 (K) sayılı kararı ile ilk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... ve ... AŞ vekillerinin tarafların kusur durumlarına ilişkin birbiriyle örtüşen kusur raporları doğrultusunda benimsenen kusur durumunda bir isabetsizlik bulunmadığı sebebiyle istinaf başvurularının reddine kesin olarak karar verilmiş olduğundan bu konudaki istinaf nedenleri dikkate alınmamıştır. Davacı ve davalılar ... ve ... AŞ vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak,  4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Davaya konu trafik kazası 08/07/2011 tarihinde gerçekleşmiştir. Kazanın gerçekleşmesinde davacıların desteği asli kusurludur. Davacı ... kardeşini; diğer davacılar da genç yaştaki çocuklarını kaybetmişlerdir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, kazanın oluş şekline, kusur durumuna,  paranın alım gücüne ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarının az olduğu, talep gibi davacı anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 50.000 TL, davacı kardeş ... için 20.000 TL  manevi tazminatın  dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarlarının kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüş; diğer davalılar vekilinin itirazları ise kabul edilmemiştir. İstinaf eden davalılar ... ve ... AŞ vekilinin reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden vekâlet ücretine ve karar ilam harcına ilişkin itirazının kararın Dairemizce kaldırma ve yeniden hüküm kurma sebep ve şekline göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalılar ... ve ... AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, B-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davalı ... Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davaya ilişkin istinaf mahkemesi kararı ile önceki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaya ilişkin istinaf mahkemesi kararı ile önceki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davalılar ..., ... AŞ ve ... Sigorta AŞ Aleyhine davacı anne ... ve baba ... için davaya ilişkin istinaf mahkemesi kararı ile önceki karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davalılar ... ve ... AŞ aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulüne, 5-Davacı anne ... için 50.000 TL, davacı baba ... için 50.000 TL ve davacı kardeş ... için 20.000 TL olmak üzere toplam 120.000 TL manevi tazminatın 08/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adları geçen davacılara ödenmesine, 6-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 8.197,20 TL karar ilam harcının davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden 17.900 TL maktu vekâlet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, 8-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden 17.900 TL maktu vekâlet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, 9-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden 17.900 TL maktu vekâlet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, 10-Davacılar tarafından sarf edilen 311 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ... AŞ ve ... Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 11-Suç üstü ödeneğinden sarf edilen (1.500,00 TL bilirkişi ücreti + 476,00 TL posta/ müzekkere masrafından ibaret) toplam 1.976 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına, 12-Davalı ... AŞ tarafından sarf edilen 50,00 TL yargılama giderinin adı geçen davalı üzerinde bırakılmasına, 13-Diğer davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 14-Sarf olunmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine,<br>C-Birleşen Dava Yönünden: 1-Taraflar arasında sulh sözleşmesi yapıldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının  davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına, 3-Kendisini vekille temsil ettiren davacı ve davalılar lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından sarf olunan  yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Sarf olunmayan delil avansının karar kesinleştikten sonra ilgili tarafa iadesine, <br>B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.197,2‬0 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 1.195,43 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 7.001,77‬‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İlk derece mahkemesinin 29/09/2021 tarihli ara kararıyla adli yardım talebinin kabulüne karar verilen davacılar tarafından istinaf kanun yolu başvuru ve istinaf karar ve ilam harcı yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davalılar ... ve ... AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a08249d50a2f8a1c","SID":"a2e2f4dbaafd5f30"}}