{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1209 <br>KARAR NO: 2023/1436<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/11/2022<br>NUMARASI: 2015/405 (E) - 2022/920 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı ... Limited Şirketine ait davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 26/04/2015 tarihinde aşırı hız nedeniyle bölünmüş yoldan çıkarak davacı ...'ın bulunduğu ... plakalı araca çarptığını, çarpmanın etkisi ile adı geçen davacının ağır yaralandığını, davaya asli ve tam kusuruyla davalı ...'in neden olduğunu, davacılara kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, davalı sürücü ... hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/78516 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, kazaya karışan ... plakalı araç üzerine üçüncü şahıslara devri önleyici tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz şerhi konulmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 500 TL sürekli iş göremezlik, 500 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000 TL ve 300.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 301.000 TL tazminatın davalılardan sigorta şirketi açısından maddi tazminat ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere dava tarihinden, diğer davalılar açısından kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin sürekli sakatlık halinde kişi başı azami 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 91. maddesine göre trafik sigortalarının, aynı Kanun'un 85. maddesine göre işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapıldığını, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğu da olmadığını, tazminatın ödenebilmesi için davacıların tedavi gideri olarak yapmış oldukları harcamaların uygun olup olmadığı, maluliyet oranı, çalışabilecek durumda olup olmadığı, bir maluliyet söz konusu ise bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, davaya konu uyuşmazlığın tamamen haksız fiilden kaynaklandığını, haksız filden kaynaklanan taleplerde kanuni faiz talep edilebileceğini, talep edilen avans faiz talebinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... Limited Şirketi ile ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Çekmeköy/... Mahallesi, ... Caddesinden Çekmeköy istikametine seyir halinde iken karşı şeritten gelen bir aracın başka bir aracı hatalı sollaması ile bir anda araç ile burun buruna geldiğini, hatalı sollama yapan araca çarpmamak için sağa doğru ani direksiyon kırmak zorunda kalan müvekkilinin aracının sağ kaldırıma çarptığını, çarpmanın etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek sola doğru savrularak karşı yönden gelen ... plakalı araç ile çarpıştığını, kazaya karşı yönden gelen hatalı sollama yapan aracın sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kusurlu olmadığını, müvekkili ve ailesinin davacılara gerekli yardım ve destekleri yaptıklarını, bir an için davacının manevi tazminata hak kazandığı varsayılsa bile talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kazanın meydana gelmesine kastı veya kusuru ile sebebiyet vermemiş olan müvekkilleri aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat davasının, davacı ile davalı sigorta şirketinin sulh olması sebebiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... Sigorta AŞ yönünden açılan davanın manevi zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine, davacı ...'ın davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 150.000 TL manevi tazminatın 26/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, davacı ...'ın, davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 75.000 TL manevi tazminatın 26/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; davaya konu kaza sebebiyle müvekkillerinin psikolojik olarak çok yıprandığını, günümüz koşullarında enflasyon ile birlikte paralarının değeri bu kadar azalmışken talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekirken kısmi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketi ile maddi tazminat konusunda sulh olduklarını, yasal faiz yerine ticari faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... Limited Şirketi ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Çekmeköy/... Mahallesi, ... Caddesinden Çekmeköy istikametine seyir halinde iken karşı şeritten gelen bir aracın başka bir aracı hatalı sollaması ile bir anda araç ile burun buruna geldiğini, hatalı sollama yapan araca çarpmamak için sağa doğru ani direksiyon kırmak zorunda kalan müvekkilinin aracının sağ kaldırıma çarptığını, çarpmanın etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek sola doğru savrularak karşı yönden gelen davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştığını, kazaya karşı yönden gelen hatalı sollama yapan aracın sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kusurlu olmadığını, olaydan hemen sonra düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağında olay yerinde trafik işaret levhaları, emniyet şeridi, banket, korkuluk, ışıklı ve sesli işaret lambalarının bulunmadığını, yolun eğimli ve tehlikeli viraj olduğunu, ... plakalı araç her ne kadar müvekkili şirket adına kayıtlı olsa da kaza sırasında davalı ... aracı şahsi işleri için kullanmakta olup ticari iş olmayan kullanım sırasında meydana gelen kazada talep edilen tazminata avans faizinin uygulanamayacağını, kaza ile fetüsün kaybı arasında illiyet bağının bulunmadığını, asli kusurlu olarak kabul edilmesi mümkün olmayan ve kazadan sonra davacının tedavisi için çaba harcayan müvekkili aleyhine kaza tarihi itibari ile bu denli fahiş bir manevi tazminat miktarının belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı ...'ın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç ile ve davalı ... Ticaret Limited Şirketinin işleten, davalı ...'in sürücüsü, davalı ... Sigorta AŞ'nin zorunlu trafik sigortacısı olduğu ... plakalı aracı çarpışması ile meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanması ve düşük yaparak bebeğini kaybetmesi nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile davacılar manevi tazminat talep etmektedir. Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Kurulunun 23/02/2022 tarihli raporunda; davacı ...'ın yaralanması nedeniyle %2.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren altı aya kadar uzayabileceği, geçici iş göremezlik süresi içerisinde 1(bir) ay süreyle başka birinin yardımına gereksinim duyabileceği, ATK 1. İhtisas Kurulunun 09/09/2022 tarihli raporunda; rahim içi 12 haftalık gelişim gösteren gebeliği bulunan anne ...'ın 26/04/2015 tarihinde araç içi trafik kazasına bağlı yaralanma ifadesiyle götürüldüğü hastanede yapılan muayene-tetkikleri sonrasında kalça kırıkları tanısıyla hastaneye yatırıldığı, ultrason incelemesinde fetüs kalp atımı bulunduğu, 27/04/2015 tarihinde yapılan ultrasonda fetal kalp atımının olmadığı, rahim içinde öldüğünün tespit edildiği, rahim içi 12 haftalık gelişim gösteren fetüsün düşüğünün annenin maruz kaldığı araç içi trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle gerçekleştiği yönünde görüş bildirilmiştir.  Ceza dosyasındaki 22/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda; davalı sürücü ...'in, meydana gelen trafik kazasında asli ve tam kusurlu olduğu, davacı ...'ın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü dava dışı ...'nun meydana gelen trafik kazasında kusurunun bulunmadığı mütalaa edilmiş; anılan rapor dikkate alınarak, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2017 tarih ve 2015/572 (E) - 2017/57 (K) sayılı kararıyla davalı sürücü ...'in trafik kural ve kaidelerine uymayarak yaralanma olayının oluşumuna sebep vermekten asli ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 03/03/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı ...'ın araçta yolcu olarak bulunması Kaza Tespit Tutanağı ve ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunun çelişki içermemesi, ceza dosyasının da itiraz edilmeden kesinleşmiş olması hususları göz önüne alındığında istinaf eden davalılar vekilinin kusur tespitine ilişkin itirazı yerinde değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacılar ile manevi tazminat talebinin yöneltildiği davalıların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, TBK'nin 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun olduğu kanısına varıldığından davacı lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, davacılar vekili ve istinaf eden davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminata ilişkin ticari avans faizi talebinde bulunulmuş ancak mahkemece hükmedilen manevi tazminata yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Kazaya karışan davalı işletene ait arazi taşıtı niteliğindeki aracın işleteninin tacir olduğu dikkate alınarak davacıların talebi gibi ticari faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalılar ... Limited Şirketi ile ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, B-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat davasının, davacı ile davalı sigorta şirketinin sulh olması sebebiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 80,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,  3-Maddi tazminat davası yönünden taraflarca vekâlet ücreti talebi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davalı ... Sigorta AŞ yönünden açılan davanın manevi zarardan davalı ... Sigorta AŞ'nin sorumlu olmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine, 5-Davacı ...'ın, davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 150.000 TL manevi tazminatın 26/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... Ticaret Limited Şirketi ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, 6-Davacı ...'ın, davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi aleyhine açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 75.000 TL manevi tazminatın 26/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... Limited Şirketi ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, 7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 15.369,75‬ TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.028,27 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 14.341,48‬ TL'nin davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına göre hesaplanan 34.500 TL nispi vekâlet ücretinin davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacılara verilmesine, 9-AAÜT uyarınca reddine karar verilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen 12.000 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketine verilmesine, 10-Davacılar tarafından manevi tazminat davası yönünden sarf edilen 27,40 TL başvuru harcı, 800,25 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 827,65 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre 620,74 TL'nin davalılar ... ve ... Ticaret Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine, kalan tutarın davacılar üzerinde bırakılmasına, 11-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, <br>B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 15.369,75 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 14.341,48 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 1.028,27‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar ... Limited Şirketi ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacılar tarafından sarf edilen 115,2‬0 TL posta ve tebligat gideri ile 492  TL istinaf başvuru harcının davalılar ... Limited Şirketi ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 4-Davalılar ... Limited Şirketi ile ...'in istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d9507e55cfc6e79d","SID":"0a6cfcba96017326"}}