{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                     T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2446 <br>KARAR NO\t: 2023/2208<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:04/10/2023<br>NUMARASI\t:2023/159 D.iş - 2023/159 Karar<br>İHTİYATİ HACİZ<br>KARARINA İTİRAZ<br>EDENLER\t:1-... (T.C.No: ...) - ...<br>\t:2-TASFİYE HALİNDE HİRAPACK AMBALAJ MATBAA OTOMOTİV İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>İHTİYATİ HACİZ<br>TALEP EDEN\t:T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DİĞER BORÇLU\t:3-HES PALET AMBALAJ İTHALAT İHRACAT LİMİTED ŞİRKETİ - ...<br>TALEP\t:İhtiyati Haczin Kaldırılması<br>TALEP TARİHİ\t:16/08/2023<br><br>KARAR TARİHİ\t:26/12/2023<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:19/01/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile Hirapack Amb. ve Matbaa Oto. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti arasında Genel Kredi Sözleşmesi tanzim edildiğini, işbu kredi sözleşmesinde diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak bulunduklarını, davalılar tarafından işbu kredi bedellerinin ödenmediğini ve müvekkil bankaca 28.07.2023 tarihinde hesapları kat edildiğini, borçlular tarafından söz konusu ihtarname üzerine müvekkil bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkil banka borcun ödenmesi amacıyla müteaddit sefer davalılar ile iletişime geçmiş ise de herhangi bir ödeme olmadığını, borçlunun ödeme yapmadığı gibi mal kaçırma gayreti içerisinde olup bu hususun müvekkilin ciddi zarara uğramasına sebep olacağını, belirtilen sebeplerle işin mahiyeti ve müstaceliyetine binaen borçluların kendi yerindeki veya üçüncü şahıslar nezdindeki hak, hak ediş ve alacakları ile menkul ve gayrimenkul mallarının, sair hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesince; \"...1-Alacaklının ibraz ettiği dilekçe ve ekinde bulunan çek incelendiğinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜNE,<br>2-Borçluların yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının  borca yetecek miktarının İHTİYATİ  HACZİNE...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İhtiyati hacze itiraz edenler Tasfiye Halinde Hirapack Ambalaj Matbaa Otomotiv İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; verilen ihtiyati haciz kararının, Gebze İcra Dairesi'nin 2023/23138 E. sayılı dosyası ile icraya konulduğunu ve davacı şirkete ve şahsına ve diğer tarafların bankalara olmak üzere taşınır ve taşınmazlarına haciz konulduğunu, Değişik İş kararının 1 nolu kararında \"Alacaklının ibraz ettiği dilekçe ve ekinde bulunan çek incelendiğinde...\" denildiğini, alacaklının kredi sözleşmesinden kaynaklı bir alacağı olup, çeke dair herhangi bir alacağı bulunmadığını, işbu yönden karara itiraz ettiklerini, bir diğer husus ise banka tarafından müvekkillerine yapılan ihtarnameler hiçbir surette tebliğ edilmemiş olduğunu,  bankaya olan alacakların ödendiğini, buna ilişkin yapılan ödemeyi ekte sunduklarını, ayrıca ihtiyati haciz kararında yer alan alacak miktarı ve icra takibinde yer alan alacak miktarının da farklı olduğunu,  süresi içerisinde takibe karşı itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, ancak ihtiyati haciz kararı nedeniyle müvekkillerinin taşınır, taşınmaz ve bankalarına ihtiyati haciz kararına istinaden haciz konulduğundan müvekkilleri mağduriyet çektiğini, bu nedenler ile mahkemenin re'sen araştıracağı hususlara binaen; haksız ve kanuna aykırı olarak verilen ihtiyati haciz kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Mahkememizin 17/08/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İhtiyati hacze itiraz edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz isteyenin alacağının neyden kaynaklı daha tam olarak belirlenmeden işbu kararın verildiğini, banka tarafından müvekkillere yapılan ihtarnamelerin hiçbir surette tebliğ edilmediğini, müvekkillerin haberi bulunmadığını, müvekkil tarafından kendine yapılan ihtarnamelerden ve ihtiyati haciz kararından ve de ihtiyati haciz kararının konulduğu icra dosyasından hiçbir surette haberi olmadan önce alacaklarını ödediğini, buna ilişkin yapılan ödeme makbuzunun da sunulduğunu, İİK m. 257'de sayılan koşullardan en önemlisinin alacağın muaccel olması olduğunu, işbu doğrultuda alacak daha muaccel olmadan, müvekkil temerrüde düşürülmeden ve alacak muaccel olmadan işbu kararın verilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, ihtiyati haciz kurumunun alacaklı bakımından aranan şartlarından birinin ihtiyati haciz isteyen tarafın alacaklı sıfatını taşıması gerektiği olduğunu, oysa ki müvekkiller tarafından ödemeler bankaya yapılmış olup, herhangi bir borcu bulunmadığını ve ihtiyati haciz isteyene karşı bir alacağı kalmadığını, bu nedenle alacaklı sıfatı bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>İhtiyati haciz talep eden vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar her ne kadar alacağın tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerektiğini iddia etmişlerse de bu iddianın kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil banka alacağının sözleşmeler, ihtarnameler ve banka hesap hareketleri ile de sabit olduğunu, yani müvekkilin alacaklı olduğunun kesin olduğunu, davalılar her ne kadar borcun ödendiğini iddia etmişlerse de bu hususun da gerçek dışı olduğunu, ayrıca davalının borcun ödendiği yönündeki iddiasının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile bu iddiası bile müvekkilin alacaklı olduğunu açıkça ve kesin olarak ortaya koyduğunu, davalı taraf hem alacağın kesin olarak ispat edilmediğini iddia ettiğini ve hem de borcun ödendiğini iddia ettiğini, davalının çelişkili iş bu beyanlarının, davalının kötü niyetli olarak ve dosyayı sürüncemede bırakma amacıyla iş bu itirazları yaptığını açıkça gösterdiğini, davalının icra takibindeki tutar ile ihtiyati haciz miktarının aynı olmadığı yönündeki iddiasının da tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, ihtiyati haciz kararı ile beraber esas takibe de geçilmiş olup, yapılan hacizlerin ihtiyati haciz miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile yapıldığını, ayrıca bu hususun iş bu davada değil icra tetkik merci önünde yapılacak memur işlemini şikayetinde  değerlendirebilecek hususlar olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2023 tarih, 2023/159 D.İş Esas - 2023/159 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Talep; ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İhtiyati haciz talebi üzerine ilk derece mahkemesinin 17/08/2023 tarihli kararıyla teminat mukabilinde ihtiyati hacze karar verildiği, itiraz edenlerin itirazı üzerine itirazın  reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>İİK'nın 257/1 maddesi; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\"<br>İİK'nın 257/2 maddesi; \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: <br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\"<br>İİK'nın 258/1 maddesi; \"...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur...\" hükmü düzenlenmiştir.<br>İhtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için durumun gerektirdiği hallerde karşı taraf dinlenmeden (İİK m.258) ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görülerek de verilebilir. Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi şartı olmayıp, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir.  <br>Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak; kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde; tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. <br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. <br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. <br>Geçici hukuki korumalarda; bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'da bir yenilik getirilmemekle birlikte; “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.<br> İİK'nın 265. maddesine göre, ihtiyati haciz kararına karşı ancak mahkemenin yetkisine, teminat miktarına ve ihtiyati haczin sebebine itiraz edebilir. <br> 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. <br>Yukarıdaki açıklamalara göre somut olayda; İhtiyati haciz talep eden banka ile Hirapack Amb. ve Matbaa Oto. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti arasında 10/11/2022 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, aleyhinde ihtiyati haciz talep edilenlerin kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak bulundukları, kredi bedellerinin ödenmediğinden bankaca 28.07.2023 tarihinde hesapların kat edildiği, asıl borçlu ve kefillerin bilinen adreslerine kat ihtarnamelerinin tebliğe çıkarıldığı, alacağın rehinle teminat altına alındığına ilişkin bir delilin de bulunmadığı, ödeme iddiası ileri sürülmüş ise de; bu iddianın İİK'nın 265. maddesinde sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı , kaldı ki banka tarafından ödeme iddiasının da kabul edilmediği, mevcut delillere göre alacağın muaccel olduğu ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu, ilk derece mahkemesince itirazın reddinin de doğru olduğu değerlendirilmiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, ihtiyati hacze itiraz edenlerin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ihtiyati hacze itiraz edenlerin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/12/2023<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f348b721166a6e5e","SID":"0380a8027302ecb7"}}