{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/424 Esas<br>KARAR NO: 2024/78<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/11/2021<br>NUMARASI: 2018/212 Esas 2021/188 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tescil numaralı \"...\" markasının 36. sınıfta tescil edildiğini, markanın ... Bankası AŞ’ye ait iken 10/02/2017 tarihli  sözleşme ile devralındığını, marka devralındıktan sonra kurumun hissedarı olduğu ... AŞ. ve ...AŞ. Şirketleri tarafından inhisari olmayan lisans sözleşmesi uyarınca kullanıldığını, lisan sözleşmesi ile kullanan her iki şirketin hisselerinin davacı tarafça TMSF’den devralınması, ana sözleşme ve unvanlarının değiştirilmesi neticesinde sicile kaydedilmesi ile sicile tescil edildiğini, ... AŞ’nin 15/03/2017, ... AŞ.nin ise 17/02/2017 tarihinde tescil edildiklerini, davacı tarafa ait \"...\" markasının 36. sınıftaki hizmetler için 11/10/2017 tarihinden bu yana tescilli olmasına ve lisans sözleşmesi doğrultusunda  davacı ve iştirakleri tarafından aktif olarak kullanılmasına rağmen davalı Şirket’in ... sayılı \"...\", ... sayılı \"...\" ve ... sayılı \"...\" ve ... sayılı \" ...\" markalarını tescil ettirmiş olduğunu, bu markaların 36. sınıfta tescil edilmiş olduğundan davacı tarafa ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının aynı hizmetler için birden fazla kez \"...\" esas unsurlu markayı tescil ettirmesinin kötü niyetli bir eylem olduğunu, davalının, davacıya ait \"...\" markasından haberdar olduğunun Ankara 3. FSHHM 2017/174 Esas sayılı davasıyla sabit olduğunu, her ne kadar bu dava derdest ise de dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davacının ciddi kullanımının bulunduğunun ifade edildiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli ... sayılı \"...\", ... sayılı \" ...\", ... sayılı \"...\" ve ... sayılı \"...\" markalarının 36. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verilmesi talep edilmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının eski unvanları ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketlerinin unvanlarını “...” olarak değiştirdiğini, Işık Sigorta’nın 1995 yılında kurulmuş olmasına rağmen 15/03/2017 tarihinden itibaren ... unvanını kullanmaya başladığını,... AŞ.’nin de 17/02/2017 tarihinde ...A.Ş. unvanını kullanmaya başladığını,  davacının SMK’da hükümsüzlük talepleri bakımından gerekli şartları taşımadığını, davacının sadece  02/03/2017 tarihinde yapılan  devir ile ... Bankası'ndan marka alımına dair haberler bulunduğunu, ... Bankası döneminde ciddi kullanımına ilişkin yargılamanın devam ettiğini,  markanın 08708/2008 tarihinde tescilinden sonra davacı tarafından devralındığı 10 Şubat 2017 tarihine kadar önceki sahibi ... Bankası A.Ş tarafından kullanımını gösteren herhangi bir delil sunulmadığını, müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir \"...\" unvanını çeşitli ticari faaliyetlerinde kullandığını ve 19 Kasım 1997 ve 4422 sayılı Türk Ticaret Sicili Gazetesi ile ...’i işletme adı olarak da tescil ve ilan ettirerek, reklamlarında sürekli olarak kullandığını, 1997 yılından günümüze kadar yayınına devam eden ... Dergisini çıkardığını, 1986 yılında ... Vakfı'nı kurduğunu, müvekkilinin  “gerçek hak sahibi” olduğunu, müvekkilinin tescilli seri markaları dikkate alındığında aslında  davacının unvan değişikliği yapmak suretiyle iltibas tehlikesi yarattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda benimsenen  bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafa ait ... sayılı \"...\" markasının 36. sınıfta \"finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri, sigorta hizmetleri\" için davalıya ait markalardan daha önce tescil edildiği, ancak yargılama sırasında markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle yalnızca \"Sigorta hizmetleri\" için tescilinin devam ettiği, davacının devir yoluyla aldığı bu markayı sigorta hizmetlerinde kullanımının 2017 yılında başladığı, davalının davaya konu edilen ve hükümsüzlüğü talep edilen markalarının da 36. sınıfta \"sigorta hizmetleri\" için tescilli oldukları, her iki tarafın markalarında da \"...\" ibaresinin yer aldığı,  \"...\" markasının ayırt ediciliği düşük bir marka olup, pek çok marka içinde kullanılan bir kelime olduğu,  davalı tarafa ait \"...\" ibaresinin Türkçe karşılığının da \"...\" olduğu, ancak markaların hitap ettiği ortalama tüketici tarafından bu anlamın yaygın olarak bilinmesinin mümkün olmadığı, her iki tarafın markalarının da kelime unsurundan oluştuğu, davalının ... tescil numaralı \"...\", ... tescil numaralı \" ...\" ve ... tescil numaralı \" ...\" markalarında \"...\" ibaresinden başka kelime unsurlarına yer verildiği, \"...\" ve \"...\" markalarının esas unsurunun davalının belli bir bilinirliğe ulaşmış olan \"...\" ibaresi olduğu, \"...\" ibaresinin ek unsur niteliğinde olması nedeniyle davacının markası ile karışıklığa neden olmayacağı, \"...\" markasının ise Türkçe tamlama niteliğinde olup, anlam olarak davacının markası ile benzerliğinin bulunmadığı,\"...\" unsurunun markanın esas unsuru olduğu, her ne kadar davalının bu markalarının tescil tarihleri davacının markasından daha sonraysa da, davacının sigorta hizmetlerinde \"...\" markasını 2017 yılında kullanmaya başladığı, bu nedenle davalının bu markaları tescil ettirirken kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, bu markalarla ilgili hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalıya ait  ... tescil numaralı \" ...\" markasının ise davacının markasının esas unsuru olan \"...\" ibaresini yanında Türkçe'de anlam ifade etmeyen \"...\" harfleriyle birlikte içerdiği, bu markanın esas unsurunun da \"...\" ibaresi olduğu, bu nedenle davacının daha önce tescil edilmiş olan \"...\" markasının da tescilli olduğu 36. sınıftaki \"Sigorta hizmetleri\" için markaların hitap ettiği ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma veya markalar arasında bağlantı kurulması ihtimalinin mevcut olduğu, bu markayla ilgili SMK'nun 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun \"Sigorta hizmetleri\" için mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli ... tescil numaralı \" ...\" markasının tescilli olduğu 36. Sınııfta yer alan \" SİGORTACILIK HİZMETLERİ\" için kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama sırasında ileri sürdüğü vakıları tekrar ederek, davalı adına tescilli “...”,...” ve “... ” markalarının, müvekkili adına tescilli olan “...” markası ile SMK m. 6/1 kapsamında benzer olduğunu, davalının aynı hizmetler yönünden ... esas unsurlu birden fazla marka tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, yerel mahkemenin aksi yöndeki kararının hukuki dayanaktan yoksun  olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama sırasında ileri sürdüğü vakıları tekrar ederek, davacının TMSFden devraldığı şirketlere kullandırdığı \"...\" markasının  tümüyle ... ile birlikte marka haline gelerek, tanınmış ve üst derecede tanınır konuma ulaştığını, arapça kökenli olan ... kelimesinin ... ile anlam olarak eşdeğer olduğunu, ortalama tüketicinin \"...\" ve \"...\"i ayrı ayrı değerlendirme ihtimali bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, marka hükümsüzlük istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davacı markası ve davalı tarafa ait markaların sadece 36. sınıfta yer alan SİGORTA HİZMETLERİ bakımından örtüştüğü, diğer tescil sınıfları olan 09, 16 ve 41.  sınıflar bakımından tescil sınıflarının farklı olduğu,  davacı tarafa ait ... tescil numaralı ... markası ile davalı markalarından  ... tescil numaralı ... markası arasında kelime, genel izlenim ve bir bütün olarak 36.sınıftaki sigorta hizmetleri bakımından benzerlik bulunduğu, davalı tarafa ait  ... tescil numaralı ... markasının “sigorta hizmetleri” bakımından SMK 6/1 anlamında hükümsüzlüğünün istenebileceği, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  346,9 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  346,9TL harcın davalıdan  alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmalarına5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bc46f4a2338f593","SID":"b29b86a7ba61af01"}}