{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1771 <br>KARAR NO: 2024/123<br>KARAR TARİHİ: 16/01/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2023<br>NUMARASI: 2023/98 2023/125<br>DAVANIN KONUSU: Menfi tespit<br>Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret  Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı gönderme kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A  Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesince, \"...Davalının İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2018/877 Esas- 2019/1027 Karar sayılı 02/10/2019 tarihli kararı ile iflasına karar verildiği, huzurdaki davanın 17/06/2021 tarihinde açıldığı,  HSK'nın 03/04/2018 tarih ve 538 sayılı kararı  4 numaralı bendi gereği görevli Mahkemenin ihtisas mahkemesi olan İstanbul Anadolu 1 , 2 ve 3. Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla Mahkememizde açılmış bulunan işbu davanın esasının kapatılarak dosyanın görevli ihtisas mahkemelerine  tevzi edilmek üzere İstanbul Anadolu Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna tevdine ...\" gerekçesiyle gönderme  kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, \"... eldeki davada istemin borçlu olunmadığının tespitine ve rehnin kaldırılmasına ilişkin olduğu, davacının müflisin masasından bir alacak talebi olmadığı, alacak talebi olmadığından kayıt kabul davası olamayacağı, sıra cetveline kaydedilmiş muvazaalı bir başka alacağın terkini isteminin de olmadığı, diğer bir ifadeyle kayıt terkin davası da olmadığı, uyuşmazlığın tümüyle genel hükümlere göre çözülecek bir menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır. İflastan sonra müflisin tasarruf yetkisi İİK nun 226 maddesine göre masaya geçeceğinden, taraf teşkili sağlanırken müflise değil masaya tebligat çıkarılarak genel hükümlere göre (iflas-konkordato hükümlerinden bağımsız) çözülmelidir. Davanın İİK.nun mad. 235 kapsamında kayıt kabul davası olarak görülmesine yasal imkan bulunmamaktadır...\" gerekçesiyle gönderme/iade kararı verilmiştir. HSK'nın 03/04/2018 tarih 538 sayılı kararı ile;...\"4) İflâs tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik davalar (İflâs tarihinden önce açılıp yargılama sırasında kayıt kabul davasına dönüşen alacak davaları hariç olmak üzere kayıt kabul ve kayıt terkin davaları) (İcra ve İflâs Kanunu 235. Madde),... hususlarından kaynaklanan davalara; 1-Üç ve daha az asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye ticaret mahkemesinin, 2-Üçten fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde ise 1, 2 ve 3 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin, İhtisas mahkemesi olarak belirlenmesine,..\" şeklinde karar verilmiştir. Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir.(İİK. m. 184) Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar.Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) Somut olayda, borçlu olunmadığı iddia olunan şirket dava tarihinden önce  İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/877 Esas- 2019/1027 Karar sayılı  02/10/2019 tarihli kararı ile iflasına karar verilmiş olup, davacı, davalı müflis ile ticari araç satışı hususunda anlaşıldığını ve... plakalı araç üzerine rehin konduğunu, ancak tüm borcun ödendiğni, bu sebeple borçlu olmadığının tespiti ile rehnin terkinini talep etmektedir. Bu durumda talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler bakımından İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul  ve 154/3 maddesindeki iflas davaları gibi Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yönünde İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının tacir sıfatını haiz olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi bulunmamaktadır. Tam aksine taraflar arasında yapılan satım sözleşmesi ticari araca ilişkin olmakla birlikte davacı işletme usulüne göre defter tutmakta ve şoförler odasında esnaf kaydı bulunmaktadır. Bu durumda işbu menfi tespit davasına bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait olmaktadır. Her ne kadar asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı yoksa da, görev kurallarının kamu düzeninden olması nedeniyle, uyuşmazlık çıkaran mahkemelerce sınırlı olmaksızın yargı yeri belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına karar verilmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 16/01/2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef60077a510d2eb8","SID":"68c6fc779fcd09ed"}}