{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/1374 <br>KARAR NO: 2023/1444<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/06/2023<br>NUMARASI: 2021/626 Esas, 2023/499 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali <br>KARAR TARİHİ: 19/12/2023 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili mahkemenin 2016/396 Esas sayılı dosyasına verdiği 26/04/2016 tarihli dilekçesiyle, taraflar arasında davalının davacı müvekkiline iplik bükümü işini yapması konusunda anlaşma yapıldığını, bu iş kapsamında davacı müvekkili tarafından düzenlenen faturaların davalı yanın defterlerine işlendiğini, davalının faturalara süresi içerisinde itiraz etmediğini, akabinde  taraflar arasında 05/12/2013 tarihli  mutabakat mektubu imzalandığını, davalı tarafça 21.533,48 TL borcun kabul edildiğini, borcun likit olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından davalı hakkında İstanbul Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında 2013 yılı Ağustos ayında davacı şirketin çalışanlarının hatası sebebiyle teslimatı gerçekleştirilen ürünlerdeki hatalar ve icra takibine konu faturalandırılan işlerin ayıplı olması nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlık çıktığını,   davacı şirket tarafından ticari ilişki gereği satımı ve teslimi gerçekleştirilen toplam 23.380 metre ürünün müvekkili şirkete ayıplı olarak teslim edildiğini, 2.130 metre kumaşın \"fikse farkından dolayı çözgü boyu izler\" sebebiyle, 3.450 metre ipliğin \"tursuz\" olması sebebiyle, 1.800 metre kumaşın \"fikse farkından dolayı atkı boyu izler\" sebebiyle, 3.200 metre kumaşın \"fikse farkından dolay çözgü boyu izler\" sebebiyle, 9.600 metre kumaşın 50/96 çözgünün içinde 100/144 turlu farklı iplik bulunması\" sebebiyle, 3.200 metre kumaşın ise \"fikse farkından dolayı atkı boyu izler\" sebebiyle ayıplı mal olduğunun anlaşıldığını ve bu hususun  davacı şirkete bildirildiğini, ipliklerde mevcut olan ayıpların ancak ürünler kullanılmaya başlandığında anlaşıldığını, ayıplı malların halen müvekkilinin deposunda bulunduğunu savunarak davanın reddine  karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 19/07/2018 tarih ve 2018/958 Karar sayılı karar ile;  kumaşlarda var olduğu  iddia edilen hataların ayıp sayılamayacağı ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafın 21.553,48 TL borçlu olduğunun tespiti ile bu miktar üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına, 21.553,48 TL'ye takipten tahsile kadar ticari avans faizi uygulanmasına, 21.553,48TL'ye %20 icra inkar tazminatı uygulanmasına karar verilmiş, mahkeme kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizce 31/05/2021 tarih, 2018/1901 Esas ve 2021/1046 Karar sayılı karar ile; davalı vekiline savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde bilirkişi raporu tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilerek esasa ilişkin karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece verilen 08/06/2023 tarihli karar ile,  hükme esas alınan  bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerdeki hatanın davacı firmadan tedarik edilen ipliklerden kaynaklı olmadığı, hatanın davalı firma tarafından yapılan dokuma işlemi esaslı olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise ürünlerde ayıp olmadığının belirlendiği, iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 21.553,48 TL borçlu olduğu, davacı tarafından davalıya herhangi bir ihtarname gönderilmediğinden davalının temerrüde düşürülmediği, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 21.553,48 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 21.553,48TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 21.553,48 TL'ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar ticari avans faizi uygulanmasına karar verilmiş, mahkeme kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili 24/07/2023 tarihli istinaf dilekçesiyle, iş bedeline istinaden düzenlenen faturaların davalı şirket  ticari defterlerine işlendiğini, davalı yanca faturalara karşı 8 gün içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, ayrıca taraflar arasında 05/12/2013 tarihli mutabakat mektubu imzalandığını, böylece davalının borcun varlığını kabul ettiğini, davalının basiretli bir tacir olarak borcunu ödemediği için borcuna faiz işleyeceğini bilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kısmen kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili 14/08/2023 tarihli istinaf dilekçesiyle, davacı şirket tarafından ticari ilişki gereği satımı ve teslimi gerçekleştirilen toplam 23.380 metre ürünün müvekkili şirkete ayıplı olarak teslim edildiğini ve bu hususun davacı şirkete bildirildiğini,  bununla birlikte; ilgili kanunun 219. maddesinin 2. fıkrası gereğince davacı şirketin, bahsolunan ürünlerde mevcut ayıptan dolayı bu ayıpların varlığını bilmese bile sorumlu olduğunu, söz konusu ürünlerin niteliği gereği teslimat sırasında ayıpların tespitinin mümkün olmadığını, zira, ipliklerde mevcut olan ayıpların ancak ürünler kullanılmaya başlandığında, yani müvekkili şirketin üretim faaliyetleri sırasında anlaşıldığını, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete 07/11/2013 tarihinde gönderilen yazı ile; ürünlerde mevcut ayıplar ve sebep nedeniyle uğranılan zararların detaylarıyla birlikte bildirildiğini, davacı şirketin, ticari faaliyetleri kapsamında bahsolunan zararı tanzim edeceklerini bildirerek ürünlerin müvekkili şirkete ait depoda kalması hususunda talepte bulunduğunu, ürünlerin teslimat tarihinden 2 yıl sonra bedele ilişkin icra takibi başlatıldığını, bilirkişi raporun sonuç kısmında ürünlerin ayıplı olduğunu beyan ettiğini,  bilirkişinin inceleme yapması gereken konunun malın ayıplı olup olmadığına ilişkin olduğunu, bilirkişi raporuyla da müvekkili davalıya teslim edilmiş olan ürünlerin kullanılamayacak durumda olup ayıplı olduğunun tespit edildiğini, uyuşmazlık konusu ipliklerde mevcut olan ayıpların müvekkili şirketin üretim faaliyetleri sırasında anlaşıldığını,   ayrıca yerel mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmesinin de hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, alacağın bilirkişi raporu ile belirlendiğini, ayrıca müvekkilinin icra tehditi altında davacı yanca  başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına 2019 yılında ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle icra dosyasının infazen kapatıldığını, bu nedenle konusuz kalan ve hukuki yarar kalmamış olan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kısmen kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyukaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Yanlar arasında davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibine iplik bükümü işi yapılması konusunda sözlü anlaşma akdedilmiş olup, taraflar arasında sözleşmeye, içeriğine, iş bedeline ve ürünlerin davacı yanca davalıya teslim edildiğine yönelik bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.İhtilaf; davacı yanca davalıya teslim edilen ipliklerde ayıp olup olmadığı, ayıp var ise ayıbın cinsi ve bu ayıptan hangi tarafın sorumlu olduğunun  belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Kural olarak, eserin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp teslim edildiğini ispat yükü yüklenicidedir. TMK.'nın 6. maddesinde genel ispat kuralı düzenlenmiş olup, bu husus Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin bir çok kararında \"kural olarak eser sözleşmelerinde eserin teslimini, sözleşmeye ve tekniğine uygun olup olmadığını kanıtlamak yükleniciye aittir.\" şeklinde ifade edilmiştir. Teslim edilen eserin ayıplı ve/veya eksik olduğunu ve bedelin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibine aittir. İçtihatlarda, Yargıtay’ın da bu doğrultuda tutum sergilediği görülmektedir. “Eser sözleşmesine dayalı ilişkilerde eserin teslim edildiğini ispatlama yükümlülüğü yüklenicide, eserin ayıplı olduğu iddiası ve bedelin ödendiğini ispatlama yükümlülüğü ise iş sahibindedir.” (bkz.Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesi'nin 30.05.2013 tarih, 2013/5906 sas, 2013/3519 Karar sayılı kararı) Bu kapsamda yapılan incelemede; dosyada bulunan ve tekstil mühendisi ... ve tekstil mühendisi ... tarafından düzenlenen 08/06/2022 tarihli bilirkişi kurul raporunda; yerinde  yapılan incelemede 3.413,00 metre kumaşın hatalı olduğu; hatanın, davacı firma tarafından yapılan polyester ipliklerine yapılan fason işlemlerindeki büküm ve fikse farkı ile ipliklerdeki flament sayılarındaki farklılık ve kalınlıklarındaki farklılıklarla ilgili olmayıp, tespite konu ürünlerin üretim aşamasındaki dokuma işlemindeki çözgüdeki ilgili ipliklerdeki gerginlik farkından meydana geldiği; davaya konu ürünlerdeki hatanın, davacı firmadan tedarik edilen ipliklerden kaynaklı olmadığı, davalı firma tarafından yapılan dokuma işlemi esaslı olduğu; dosya kapsamında davaya konu olan hatalı ürünlerin toplam 23.380,00 metre olduğu, ancak  sadece 3.413,00 metre tespit edilebildiği, geri kalan 19.967,00 metre ürünün davacı firma tarafından çöpe atıldığı beyan edildiğinden incelenemediği  belirtilmiştir.O halde yapılan bu açıklamalar ışığında mahkemece; davacı yanca üretilip davalıya teslim edilen toplam 23.380,00 metre ipliğin ayıplı olduğunun ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalı yanca  ayıplı olduğu iddia edilen üründen yalnızca 3.413,00 metre ipliğin bilirkişi incelemesine sunulduğu, sunulan bu ürünlerde iddia olunan ayıbın üretimden kaynaklı olmadığının yukarıda açıklanan denetime elverişli 08/06/2022 tarihli bilirkişi kurul raporunda tespit edildiği, bu itibarla teslim edilen ürünlerdeki ayıplardan davacı yanın sorumlu tutulamayacağı, teslim edilmeyen ürünler yönünden de ayıp iddiasının davalı yanca ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davacının takipte talep edilen 21.553,48 TL bakiye iş bedeline hak kazandığının kabul edilmesi ve davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilemediğinden davacı yanın işlemiş faiz talebinin reddi ile  alacak faturaya dayalı olup likit olduğundan İİK'nın 67/2.maddesi gereğince davacı lehine icra inkar tazimatına hükmedilmesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olmuştur.Her ne kadar davalı vekili, müvekkilinin icra tehditi altında davacı yanca başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına 2019 yılında ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu nedenle icra dosyasının infazen kapatıldığını belirterek konusuz kalan ve hukuki yarar kalmamış olan davanın reddinin gerektiğini belirtmiş ise de; Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince takibe konu borç icra takibi ve dava tarihinden sonra ödendiğinden yapılan ödemenin infaz sırasında dikkate alınması gerektiğinden davalı vekilinin bu itirazına itibar edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih ve 2021/626 Esas, 2023/499 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Davacı tarafından İstinaf harçları peşin yatırıldığından harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 1.472,31 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 368,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.103,61 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 19/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d17aaf943c9768df","SID":"bf55899423383337"}}