{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1508 Esas<br>KARAR NO: 2024/44<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 06/10/2023  <br>NUMARASI: 2019/220 Esas<br>DAVA: TAZMİNAT (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalıların ...Yapı Kooperatifinin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olduklarını, müvekkillerinin de anılan kooperatifte üye olduklarını, kooperatif yöneticileri davalıların kooperatifin mülkiyetini edinmediği ve hatta yeşil alan vasfında olan arsa için yıllarca sonuçsuz kalan eylem ve işlemlerde bulunduklarını, davalıların arsada inşaat yasağı olduğunu üyelerden gizlediklerini, gerçekleşmeyecek proje için fahiş bedeller ile üçüncü şahıslarla hizmet sözleşmeleri yapıldığını; 2014 yılı genel kurul kararlarının bazı maddelerinin iptali için açılan davada alınan bilirkişi raporuna göre, kooperatif yönetim ve denetim kurullarının hazırladığı raporların gerçeği yansıtmadığını; yönetim kurulu üyelerinin fahiş miktarda huzur hakkı bedelleri tahsil ettiğini ve birtakım kişilerin aidat alınmadan karşılıksız kooperatife üye yapıldığını; davalı kooperatif denetçelerinin görevlerini gereği gibi yerine getirmedikleri için usulsüz işlemleri tespit etmediklerini; davalıların özenli davranmaması ve vazifelerini ihlal etmesi nedeniyle oluşan zararlardan pay sahiplerine karşı sorumlu olduklarını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın oluşumunda kusurlarının bulunmadığını ispatlaması gerektiğini, yöneticilerinin kanuna ve şirket menfaatine aykırı davranışları nedeniyle doğrudan zarar gören üyelerin bu zararlarının tazmin edilmesi için yöneticilerin sorumluluğuna gidilebileceğini,  müvekkillerinin üyeliğine ilişkin olarak ödedikleri tüm bedeller ve kooperatif aidatlarının doğrudan zarar niteliğinde olduğunu, 16 yıl boyunca aidat ödemelerine rağmen kooperatifin amacı doğrultusunda herhangi bir hizmet gerçekleştirilmeyerek ve vaat edilen taşınmaz sağlanmayarak müvekkillerinin zarara uğratıldığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin devam eden hukuka aykırı ve usulsüz eylemleri nedeniyle başkaca zararlarının önüne geçilebilmesi için kooperatife denetim kayyımı atanması gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin doğrudan maddi zararlarına karşılık 10.000,00 TL maddi tazminatın, müvekkillerinin uğramış olduğu dolaylı zararlar nedeniyle  dava dışı kooperatif yönünden şimdilik 10.000.00 TL maddi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, dava dışı kooperatifin ve müvekkillerinin uğrayabileceği başkaca telafisi imkansız zararların engellenmesi amacıyla yönetim ve denetim kurulu kurulu üyelerinin tedbiren görevlerine son verilerek kooperatife yönetim ve denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; para alacakları konusunda özel ve istisnai alanlar dışında asıl geçici hukuki korumanın ihtiyatı haciz olduğu, kooperatifin davalı olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Karar, yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf nedenleri olarak; kararın gerekçesiz olduğunu, davanın konusu tazminat olmakla birlikte, ihtiyati tedbir talebinin amacının davalıların kooperatif ve müvekkillerine verdikleri zararın durdurularak önüne geçilmesi, zararın artması ve yeni zararların oluşmasının engellenmesi olduğunu, alınan 2. ek bilirkişi raporunda; -ortaklardan alınan aidatların ortaklara borçlar hesabında değil, diğer sermaye yedekleri hesabında takip edildiği, bu durumun kooperatifin öz kaynaklarında fiktif artışa neden olduğu, gerçekte kooperatifin borca batık olduğu, kooperatifin mal veya hizmet alınmayan sözleşmeler imzalayarak kooperatifi ve ortakları zarara uğrattığı ve gerçeği yansıtmayan bilançolar dolayısıyla genel kurulun ibra kararlarının hukuken etki doğurmayacağı- hususlarının tespit edildiğini, yaklaşık ispatı aşan şekilde ispatlanan zararın artmasının tek yolunun yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevine tedbiren son verilmesi ve kooperatife kayyım atanması olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve tedbir talebinin kabul edilmesini talep ve istinaf etmiştir.\t<br>DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava, kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacılar ayrıca tedbiren yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevine son verilmesine ve kooperatife kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.  Mahkemece, tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Tedbirin reddine dair karar davacılar vekili tarafından istinaf etmiştir. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" ve yine Kanunun 390/3 maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Somut olayda dava, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacılar tedbiren, yönetici ve denetçelerinin görevine son verilmesine ve yerine kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmişse de, tedbir talebi uyuşmazlık konusu ile ilgili değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin, davada uyuşmazlık konusu olmayan talep hakkındaki tedbir talebini reddetmesi yerindedir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İstanbul14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/220 Esas,  sayılı derdest dava dosyasında verilen 06/10/2023 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 ve 362/1-f maddeleri gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d1da3eded8abbaa","SID":"5a51d62eda95db48"}}