{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1787 Esas<br>KARAR NO: 2024/118 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2023<br>NUMARASI: 2023/13 E.  -  2023/369 K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/01/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, Bursa ... İcra Müdür.lüğü'nün .. Esas sayılı dosyası ile borçlu ... aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine borçlu ...'ın çalıştığı müvekkili şirkete maaş haczi gönderildiğini, müvekkili şirket hesaplarına haciz konulması üzerine yapılan araştırmada işbu icra dosyası kapsamında gönderilen maaş haczinin 21.07.2020 tarihinde ... isimli şahsa tebliğ edildiğinin görüldüğünü, müvekkili şirkette hiç bir zaman ... adında bir şahıs çalışmadığını, hatta bunun müvekkili şirkete ait hizmet listesi ile sabit olduğunu ve 2020 Temmuz ayında müvekkili şirketin ... adında bir çalışanı bulunmadığının hizmet listesi ile tespit edileceğini, dolayısıyla Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında gönderilen maaş haczinin müvekkili şirkete usulsüz olarak tebliğ edildiği, usulsüz tebliğ edilen maaş haczinden müvekkili şirketin haberinin olmadığı, bu nedenle ...'ın müvekkili şirkette çalıştığı süre zarfında ...'ın maaşından kesinti yapılamadığı, müvekkili şirketin borcun sorumlusu ...'ın maaşından kesinti yapamamış olmasına rağmen hesaplarına haciz gelmiş olması sebebiyle dosya borcunun 40.600,00-TL'sini dosyaya ödemek zorunda kaldığını, dolayısıyla icra tehdidi altında yapılan ödemelerin müvekkili şirkete geri ödenmesi gerektiğini beyanla, davanın kabulünü, müvekkilinin borçlu olmadığı halde cebri icra takibi neticesinde ödemek zorunda kaldığı 40.600,00-TL'nin ödeme tarihi olan 26.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte istirdadını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davada İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olmadığını, davaya konu işlemin dayanağı olan icra takibinin Bursa'da açıldığını, davada Bursa Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle öncelikle davanın yetki yönünden reddinin gerektiğini, davacı şirketin, dava dışı borçlu ...'ın maaş haczi gönderildiği dönemde  kendi çalışanı olmadığı ya da çalışanın maaşı üzerinde başkaca hacizler bulunduğu ve maaş haczine engel başkaca nedenlerin varlığı yönünde bir beyanda bulunmadığı, bu durumda davacının ödemeye konu borcu dolaylı olarak ikrar ettiğini, davacı şirketin ödemesi gereken miktarı icra dosyasına ödediğini, davanın hukuki yarar yokluğundan da reddinin gerektiğini, dava dışı  davacı şirket çalışanı ...'ın davacı şirket bünyesinde sigorta kayıtlarında da görüleceği üzere 03.01.2020 - 19.08.2022 tarihleri arasında çalıştığını, davacı şirketin, müvekkili şirketin maaş haciz yazılarına cevap vermediğinden, 21.07.2020 tarihinde gönderilen maaş haciz yazısının borçlu ...'ın işten çıkış tarihi olan 19.08.2022 tarihine kadar ki maaşlarından kesilmesi gereken tutar oranında borçlu kılındığını, somut olayda istirdat davasını açmak için gereken yasal koşul olan borçlu olunmayan bir paranın varlığının söz konusu olmadığını, davacının, 21.07.2020 tarihinde kendisine gönderilen maaş haczi yazısının tebliğinin usulsüz olduğunu iddia ettiğini, ancak İİK m. 16 gereğince usulsüz olduğu iddia edilen tebligatın öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde icra hukuk mahkemesine şikayet edilmesi gerektiğini, somut olayda davacı tarafından tebliğin öğrenildiği tarihten itibaren böyle bir şikayet yapılmadığını beyanla öncelikle davanın yetki yönünden reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023  tarihli 2023/13E. - 2023/369K. sayılı kararıyla; \"...Tüm bu bilgiler ışığında Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında davalının alacaklı, dava dışı ...'ın borçlu, davacı ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ise 3. kişi konumunda olduğu, istirdat davasını ancak icra takip borçlusunun açabileceği, üçüncü şahıslar tarafından bu davaların açılamayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı her ne kadar icra dosyasındaki borcu cebri icra tehdidi altında ödediğini ileri sürse de eldeki davayı icra takip alacaklısına karşı açmış olduğu nazara alındığında; alacaklının alacağını tahsil etmesinden dolayı sebepsiz zenginleşmediği yani istirdat davası yönünden davacının aktif husumet, sebepsiz zenginleşme davası yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Belirtilen bu nedenlerle davacı olan 3. kişinin takip alacaklısına karşı, takip borçlusuna ait borcun ödenmesinden dolayı istirdat davası açamayacağı kanaatine varılmakla davanın husumet nedeniyle reddine\" karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; her ne kadar müvekkili şirket 3. kişi olsa da, usulsüz tebligat sebebiyle maaş haczine itiraz edemediğini ve borçludan da kesinti yapamamış olması sebebiyle dosya borcu sorumluluğuna girerek dosyada borçlu konumuna geçtiğini, borçlunun tüm borcu sebebiyle sorumlu tutulduğunu, borçlu yerine geçen 3. olduğunu, bu durumda müvekkilinin husumetinin bulunduğunun kabulü gerektiğini, borçlu yerine davalıya ödediği dosya borcunu davalıdan geri alması gerektiğini, Yerleşik Yargıtay kararlarından da anlaşıldığı üzere, kefilin İİK'nun 72. maddesi kapsamında dava açabileceği noktada maaş haczi gönderilen 3. kişinin de borçlunun tüm sorumluluğunu aldığından müvekkili şirketin husumetinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini düşündüklerini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, ... Bankası Anonim Şirketi tarafından borçlu ... aleyhine 218.284,84-TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.<br>G E R E K Ç E: Dava, davacı şirket çalışanı dava dışı ...’ın hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle davacıya gönderilen maaş haczi nedeniyle alacaklı davalıya yapılan ödemeyle ilgili borçlu olmadığının tespiti ve istirdat davasıdır.  Mahkemece davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı şirket, bir süre davacı şirkette çalışan borçlunun maaş haczi için gönderilen tebligatın usulsüz olarak iş yerinde çalışmayan bir kişiye tebliğ edilmesi nedeniyle haberdar olamadıklarını iddia ederek, borçlunun işten ayrılmış olması, davacı şirketin hesaplarına haciz konulması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı paranın iadesini talep etmektedir. Davacı, takip dosyasının tarafı olmayıp üçüncü kişi konumundadır. 2004 Sayılı İİK'nun 9. ve devamı maddeleri uyarınca icra dosyasına yapılan ödemeler borca mahsuben yapılmış sayılır. Buna göre takip dosyasının tarafı olmayan davacı üçüncü kişinin ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme kurallarına göre takip dosyası borçlusundan geri isteme hakkı bulunmakla birlikte, somut dava yönünden davalı takip alacaklısı sebepsiz zenginleşen konumunda değildir. Ayrıca İİK'nun 72.maddesi uyarınca istirdat davasını da ancak takip borçlusu açabilecektir. Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde davacının icra takip dosyasına ödediği bedeli davalıdan geri isteme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL eksik harcın  davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 19/01/2024 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcc808436387e56a","SID":"dd65f1dc4f521fc0"}}