{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1472 - 2023/1142<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/1472 <br>KARAR NO\t: 2023/1142<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2014/1621 Esas 2021/192 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 28/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 29/12/2023<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>Davacı vekili, 30.09.2014 tarihinde davalı ...’in işleteni ve sürücüsü, davalı ... Sigorta AŞ’nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre sürücünün tam kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik; geçici iş göremezlik için 250,00 TL’nin, çalışma gücünün azalmasından ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar için 500,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve davalı ... Sigorta AŞ’den müştereken ve müteselsilen, tedavi gideri ve tedavi sırasında yapılan masraflar için 250,00 TL’nin kaza tarihiden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’dan, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.01.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 3.289,61 TL geçici iş göremezlik, 36.978,83 TL sürekli iş göremezlik, 567.00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 40.835,44 TL olarak artırmıştır.<br>Davalı ... vekili, davalının tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen gerçekleşen kazada davacı ...'nun yaralanmış olduğunu, davalının da davacıya her türlü yardımda bulunma taahhüdünde bulunduğu belirtilerek açılan davanın reddini savunmuştur. <br>Davalı ... vekili, yetki, husumet, görev derdestlik ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının 30.09.2014 tarihinde uğradığı trafik kazası nedeniyle davalı kurum medula sisteminde  kazayla ilgili olduğu tespit edilen tedavi giderlerinin kişi sağlık ödemeleri tablosuna işlenerek sağlık sonuçlarından alınan takip detay belgelerini dosyaya sunduklarını, haksız açılan reddini savunmuştur.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ...plakalı aracın davalı sigorta şirketine sigortalı  ve şahıs başına sakatlık ve ölüm teminatlarının 268.000,00 TL olduğunu, manevi tazminatın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>Mahkemece toplanan delillere göre, 30.09.2014 tarihinde davacının fakültedeki dersi bittikten sonra ikamet ettiği ... Öğrenci Yurdu'na gittiği esnada davalı ... kullanımındaki ...plakalı otomobil ile kaldırım önünde bekleyen davacıya sol tarafındaki aracın sağa kayması neticesinde sürücünün de sağa kayarak davacının ayak ve bacak kısımlarına çarparak kaldırıma sıkıştırması neticesinde kazanın meydana geldiği, kaza neticesinde davacının sol ayak parmakları ezilerek parmak kaybı ve ayak derisinde tahribat oluştuğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 25.04.2016 tarihli 78663745 sayılı maluliyet raporunun alındığı, bu rapora göre davacının uğramış olduğu kaza neticesinde %1,2 sürekli iş göremezlik, 4 ay süreyle geçici iş göremezlik ve 15 gün süreyle bakıcı ihtiyacı bulunduğunun bildirildiği, davalı sürücü ...’in gerek ceza dosyası gerekse kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere yolda ani manevra yapmak suretiyle davacıya çarpıp, yaralanmasına sebep olduğu, bu haliyle davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu,  davacının kaza tarihinde ... Hukuk Fakültesi öğrencisi olması, süreçte fakülteyi bitirip avukat olduğu anlaşıldığı,  aktüer raporunda Maliye Bakanlığı yazısı ve 2020 yılı güncel asgari ücret bilgileri dikkate alınarak yapılan hesaplamada; davacı ...’nun 3.289,61 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 36.978,83 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olduğu şeklinde kanaat bildirdiği, aracın otomobil olması nedeniyle yasal faize hükmetmek gerektiği, davalı ... yönünden davacıya davadan önce ödeme yapıldığı, bu haliyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığının anlaşıldığı,  manevi tazminat yönünden davacının kaza neticesi ayak parmaklarını kaybetmiş bulunması, bacağında kaza nedeniyle iz kalması, kaza nedeniyle duyduğu elem ve keder nedeniyle kısmen manevi tazminata hükmetmek gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 3.289,61 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 36.978,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden 17.11.2014 tarihinden itibaren ... yönünden 30.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak şartıyla müteselsilen davalılardan tahsiline, 250,00 TL tedavi giderinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... olay tarihi olan 30.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, kök raporda, ... tarafından ödenmeyen tedavi giderleri ve 2 ay üzerinden yapılan hesaplamaya göre bakıcı giderleri hesaplanmasına rağmen, aynı heyet tarafından tanzim edilen ek raporda hiçbir açıklama sunulmaksızın ... tarafından ödenmeyen tedavi giderlerinin değerlendirmeye hiç dahil edilmediği gibi bakıcı giderlerinin de 2 ay üzerinden değil, 15 gün üzerinden hesaplandığını, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilip dosyaya sunulan ek rapor ile 26.07.2019 tarihli kök rapor arasında çelişkiler bulunduğunu, 26.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeye göre; \"Davacının, ... tarafından ödenmeyen tedavi giderine ilişkin zararının 906,91 TL olduğu, davacının 2 aylık bakıcı giderinin 2.268,00 TL olduğu (2 ay üzerinden yapılan hesaplamaya göre), 2019 yılına göre yapılan hesaplamada; davacının 3.289,61 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 29.252,82 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olduğu\" tespitlerine yer verildiğini, taraflarınca bu rapora ilişkin itirazlarının sunulduğunu, mahkemenin 17.09.2020 tarihli duruşmasında 1 nolu ara karar ile \"Dosyanın aynı bilirkişilere tevdi edilerek dosyaya sunulan Maliye Bakanlığı ve TÜİK'in güncel verilerine göre hesaplama yapılmasının istenilmesine\" karar verildiğini, bu kapsamda aynı bilirkişi heyeti tarafından yeniden bir değerlendirme yapıldığını, yapılan değerlendirmeye göre; \"Davacının bakıcı giderinin 567,00 TL olduğu (15 gün üzerinden yapılan hesaplamaya göre), 2020 yılı güncel asgari ücret bilgileri dikkate alınarak yeniden yapılan hesaplamada davacının 3.289,61 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 36.978,83 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olduğu\" tespitlerine yer verildiğini, görüldüğü üzere kök raporda ... tarafından ödenmeyen tedavi giderleri ve 2 ay üzerinden yapılan hesaplamaya göre bakıcı giderleri hesaplanmasına rağmen, aynı heyet tarafından tanzim edilen ek raporda ... tarafından ödenmeyen tedavi giderleri değerlendirmeye hiç dahil edilmediği gibi bakıcı giderlerinin de 2 ay üzerinden değil, 15 gün üzerinden hesaplandığını, raporda ... tedavi giderlerinin ödendiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın olmadığını, yine bakıcı giderlerinin kök raporda 2 ay üzerinden hesaplanmasına rağmen neden ek raporda 15 gün üzerinden hesaplandığının açıklanmadığını, raporun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taraflarınca söz konusu rapora itiraz edildiğini, ancak mahkemece itirazlarının kabul görmediğini ve bu rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, iş göremezlik tazminatlarının hesaplanmasında davacının işlemiş aktif çalışma döneminde, davacı avukat olduğu halde asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, davacının avukat olması nedeniyle TÜİK verilerinde yer alan ücret ortalamaları göz önünde bulundurulmaksızın, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının hukuk fakültesinden mezun olup avukatlık mesleğine başladığını, avukatlık mesleğinin icrası, bu mesleği ister bir avukatın yanında ...'lı çalışan olarak, ister bir kamu kurumunun kadrosunda, ister serbest meslek niteliğinde vergi levhasının açılması suretiyle gerçekleştirecek olsun, bu kişinin gelirinin asgari ücret sınırında olacağının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, somut olayın niteliklerine uygun bir değerlendirme yapılarak mesleğin niteliğine uygun bir ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kök rapora itirazlarında TÜİK verilerinin sunulduğunu, verilere ilişkin hesaplama yapılması gerektiğine dair beyanda bulunulduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan TÜİK verilerine bakıldığında bir avukatın aldığı maaş, aylık ortalama 4.802,00 TL tutarında olduğunu, bu veride belirlenen ortalama brüt ücret her dört yılda bir belirlenmekte olup 4.802,00 TL'lik ortalamanın 2014 yılına ait olduğunu, tazminat hesabı yapılırken bilirkişilerce 2014-2019 yıllık asgari ücret artış katsayısı olarak dikkate alınan 2,4814'lük oran TÜİK verilerinde avukatlık mesleğine yönelik belirlenen ortalama üzerinden yapılacak hesaplamada da aynen geçerli olacak şekilde uygulanması ve aylık 4.802,00x2,4814=11.915,00 TL olarak yıllık net gelirin yeniden hesaplanması gerektiğini, mahkemece itirazları yerinde görüldüğünden 17.09.2020 tarihli duruşmada 1 nolu ara karar ile \"Dosyanın aynı bilirkişilere tevdi edilerek dosyaya sunulan Maliye Bakanlığı ve TÜİK'in güncel verilerine göre hesaplama yapılmasının istenilmesine\" karar verilmiş olmasına rağmen tesis edilen raporda TÜİK verilerine dosyada rastlanamadığı şeklinde hatalı bir gözleme yer verilerek asgari ücret üzerinden aynı hesaplamanın yapıldığını, halbuki taraflarınca dosyaya 13.12.2019 tarihinde sunulan bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde TÜİK verilerinin sunulduğunu, kaldı ki sunulmasa bile TÜİK verileri aleni olup, bilirkişi heyetince bu verilere ulaşılması mümkün olmasına rağmen dikkate alınmadığını, hükme esas alınan raporun bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, maluliyet oranının belirlenmesinde esas alınan 27021 sayılı \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin \"Raporların bağlayıcılığı\" başlıklı 8. Maddesinde \"Sağlık hizmeti sunucusu tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarında yer alan çalışma gücü kaybı/maluliyet/özürlülük derecesi Kurum Sağlık Kurulu kararlarını bağlayıcı değildir.\" ibaresine yer verildiğini, bu bağlamda sayın bilirkişilerce maluliyet oranına ilişkin değerlendirme yapılmadan ve bağlayıcı olmayan maluliyet oranı direkt kabul edilerek hesaplamaya geçilmesinin ve bu doğrultuda bilirkişi raporu tesis edilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına uygun olarak belirlenmediğini, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli miktarda olmadığını, manevi tazminatın belirlenmesinde davacının maluliyet oranı büyük önem taşımasına rağmen dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında, davacının maluliyet oranına ilişkin değerlendirme yapılmadan ve bağlayıcı olmayan maluliyet oranı direkt kabul edilerek hesaplama yapılmış olup, belirlenen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu, dava dilekçesinde manevi tazminat taleplerinin davalılardan yalnızca ...'e yöneltilmesine rağmen, davalılardan ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca sadece \"250 TL ... Tedavi giderleri\" talebinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yöneltildiğini ve bu talebin mahkemece kabul gördüğünü, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, davalılardan ... Anonim Şirketi, Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir olduğundan bu davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu bu nedenle de avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının 30.09.2014 tarihinde uğradığı trafik kazası nedeniyle davalı kurum aleyhine de açılan davada yerel mahkeme tarafından ''250,00 TL Tedavi giderlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan alınarak davacıya verilmesine'' karar verildiğini, kurum tarafından davacı kişiye ödeme yapılmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığını, Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne Bahçelievler Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından 20.04.2015 tarih 2104714 sayılı yazıda “Merkezimiz ayaktan tedavilerde sağlık kurulu raporu ile kullanılması uygun görülerek reçete edilen ve hasta tarafından temin edilen tıbbi malzeme ve cihazların şahıs ödemeleri, tedavi ödemeleri, sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularında ki acil tedavi ödemeleri, diş ödemeleri, ithal ilaç ve yurtdışı tedavi ödemeleri yapılmakta olup, Merkezimiz bilgisayar kayıtlarının tetkikinde ... adına herhangi bir başvuru ve ödeme kaydına rastlanmamıştır.” denildiğini, 6111 sayılı kanunla yeniden düzenlenen 2918 sayılı KTK 98. Maddesinin uygulanmasını düzenlemek amacıyla ... tarafından 07.02.2012 tarihli 2012/5 sayılı genelge ilan edildiğini ve söz konusu tedavi giderlerinin karşılanmasının KTK 98. maddeye uygun halde düzenlendiğini, bu genelgeye göre “Trafik kazasının oluş tarihine ve kazazedenin genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın 25.02.2011 tarihinden itibaren Kurumla sözleşmeli/protokollü üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarınca verilecek tüm sağlık hizmet bedelleri Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hüküm ve ekleri esas alınarak Kurumca karşılanacaktır. MEDULA sistemi üzerinden provizyon tipi trafik kazası olarak seçilecek ve bu menü de müstahaklık sorgulaması yapılarak sağlık hizmetleri verilecek ve faturalandırılacaktır. Genel sağlık sigortalısı olmayanlar için SPAS uygulamasına geçen tüm illerde TC kimlik sorgulaması yapılarak tedavi giderleri karşılanacaktır. SPAS uygulamasına geçmeyen illerde ise faturalar manuel ortamda değerlendirmeye alınacak bilahare düzenlenecek bir form üzerinden gerekli veriler il müdürlüklerinden toplanılarak elektronik ortama taşınacaktır.” şeklinde düzenlendiğini, acak Merkezimiz bilgisayar kayıtlarının tetkikinde ... adına herhangi bir başvuru ve ödeme kaydına rastlanmadığını, bununla birlikte, davacının tedavi giderlerine ilişkin davalı kurum tarafından ödeme yapılmasını gerektirecek bir durum olmadığı gibi davacının diğer taleplerinden de sorumluluklarının bulunmadığını, dava dilekçesinde de diğer alacak kalemlerine ilişkin taleplerin taraflarına yöneltilmediğini, ancak gerek maddi tazminat gerekse manevi tazminat yönünden yargılama giderlerine ve vekalet ücretlerine hükmedilirken davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, bu duruma itiraz ettiklerini, davalı kurum aleyhine maddi ve manevi tazminata ilişkin karar verilmediğinden, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinden de diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının olmadığını, davalı kurumun harçtan muaf olduğunu, alınması gereken harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına yönelik kararın da doğru olmadığını ileri sürmüştür.<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, \tyaşanan kaza sonucunda davalının, davacı için elinden geleni yaptığını, davacıya bir eksiği olup olmadığını defaatle sorduğunu, eksik olduğu söylendiğinde eksikliği giderdiğini, davacıyı defalarca hastaneye götürdüğünü, davacıyla elinden geldiğince ilgilendiğini,  fahiş miktarlı maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının tüm dikkat ve özenle trafik kurallarına riayet etmesine rağmen, davacı yayanın sorumsuzluğu neticesinde kazanın meydana gelmesinin kaçınılmaz olduğunu, kazada davacının yalnızca ayak parmağı zarar gördüğünü, ayak parmağı vücut bütünlüğünün bozulmasına yol açtığı aşikar olup, bu durumun abartılmasının, tüm hayatının bu nedenle sekteye uğradığının söylenmesinin, yaşanılan tüm başarısızlıkların buna bağlanmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, gerçekle bağdaşmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar yanlış olmakla birlikte; davacının kalıcı yüzde 1,2 maluliyeti olduğu hesaplanmasına karşın, somut olayda kişinin hayatı boyunca elde edeceği kazancı ile maluliyetinin hiçbir illiyet bağı bulunmamakta olup; kişinin maluliyetinden ötürü gelir kaybı yaşamayacağını, dolayısıyla ortaya çıkarılan kalıcı iş göremezlik tazminat miktarının kabul edilemez olduğunu,\tdavacının hukuk eğitimini tamamlayarak avukatlık mesleğini icra etmeye başladığını, avukatlık mesleği gereği de yüzde 1,2 oranındaki maluliyetinin de elde edeceği gelirine hiçbir şekilde bir etkisi bulunmadığını, mesleğini icra ederken diğer avukatlardan daha fazla efor sarf edeceği, diğer avukatlardan daha çok güç kaybı yaşadığı gibi varsayımların da dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini, bilirkişi tarafından hesaplanan maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının işlemiş aktif çalışma döneminde 2018 aylık geliri 1.603,12 TL, 2019 aylık geliri 2.020,91 TL, 2020 aylık geliri 2.324,70 TL olarak gösterilmesine rağmen yine aynı bilirkişi raporunda işleyecek aktif gelir dönemi hesaplamalarında davacı 2020 aralık ayına kadar asgari ücret kazanıyor iken birden 2021 yılının ilk ayından itibaren 7.195,87 TL gelir etmeye başlıyormuşçasına hesaplama yapıldığını, bilirkişice neye dayanarak davacının bu denli bir ani gelir artışının olduğunun açıklanmadığını,\tbilirkişi raporunda kusur araştırmasının da hukuka uygun biçimde yapılmadığını, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının da kusurunun olduğunu, taraflarınca da bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen gerekçeli kararda itirazları hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadan ve gerekçe göstermeden itiraza uğrayan ilgili rapora göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte yaşanan kaza sonucunda ödenmesi gereken manevi tazminattan da sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, sigorta kapsamında davacının ortaya çıkan bu zararı sigorta şirketinden talep etmesi gerektiğini, mahkemece davalının ödemesi gerektiğine hükmedilmiş olan manevi tazminat yükümlüsünün davalı olmadığını ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, davalı ...’in işleteni ve sürücüsü, davalı ... Sigorta AŞ’nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatının  davalı sigorta şirketinden ve davalı ...’den, tedavi giderinin davalı ...’dan, manevi tazminatın davalı ...’den tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Mahkemece karar gerekçesinde “davalı ... yönünden davacıya davadan önce ödeme yapıldığı, bu haliyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığının anlaşıldığı, ... yönünden davanın reddi gerektiği” belirtilmiş, hüküm fıkrasında ise 250,00 TL tedavi giderlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...’dan alınarak davacıya verilmesine,” denilmek suretiyle gerekçe ve hüküm fıkraları arasında çelişki oluşturulmuştur.<br> 6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiş, gerekçede iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın 297/2.maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır.<br> HMK'nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da gerekçe ile hüküm fıkralarının farklı olması, yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141.maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih 15-708 E, 737 K sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. <br> Açıklanan nedenlerle mahkemece gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmış olması doğru görülmediğinden kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. <br>Kabule göre;<br>1- Davacı vekili dava dilekçesi ile geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan tedavi giderinin davalı ...'dan, manevi tazminatın ise davalı işletenden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının talebi gibi geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan, tedavi giderinin ...'dan manevi tazminatın davalı işletenden tahsiline karar verildiği halde hüküm fıkrasında harç, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin hüküm dikkate alınmaksızın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olması, davalı ... harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması ve  ... yönünden 250,00 TL kabul edildiği halde vekalet ücreti yönünden manevi tazminat ve tüm maddi tazminat miktarına isabet eden vekalet ücretinden sorumlu tutulmuş olması, ayrıca ... yönünden talebin tamamı kabul edildiği halde davacı aleyhine red vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\t2- Davacı vekili dava konusu kaza sonucu davacının yaralanması nedeniyle yapılan tedavi giderlerinin davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan  25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 59. maddesi ile değiştirilen 2918 sayılı KTK.nın 98. Maddesinin \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır...\"hükmüne göre  ...’nın üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinden sorumlu olduğu değerlendirilerek  bu kapsamda kalan sağlık hizmet bedeli olup olmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.<br>3-Davacı ...'nun dava konusu kaza tarihi olan 30.09.2014 tarihinde ... Fakültesi 1. sınıf öğrencisi olduğu, 2018 yılında mezun olacağı kabul edilerek aktüer bilirkişi raporunda mezun olacağı tarihe kadar asgari ücret, mezun olduğu tarihten sonra 01.01.2018 tarihinden itibaren asgari ücretin 2.4814 katı gelirinin olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de aktüer raporunun 11.11.2020 tarihinde düzenlenmiş olması nedeniyle gelirinin farazi olarak belirlenmiş olması isabetli görülmemiştir. \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>Mahkemece öncelikle  davacının öğrenim gördüğü okuldan mezuniyet tarihi sorularak mezun olduğu tarihe kadar asgari ücret üzerinden mezun olduktan sonra ise mesleğine göre elde edeceği gelire göre hesaplama yapılması gerektiğinden mezun olmuş ise   gelirinin  belirlenmesi için  davacı tarafa ispat imkanı verilerek davacının gelirine ait bilgi ve belgelerin toplanması, gelirin net olarak ispat edilememesi halinde mezun olduğunda çalışabileceği iş kollarının tespitinden sonra mesleğine göre elde edebileceği gelirin saptanması için bağlı olacağı meslek kuruluşları veya kamu kurumlarından emsal gelirin araştırılması, davacının okulundan mezun olacağı tarih ve sonrasındaki iş bulma süresinin sonuna kadar geçecek süre için gelirinin net asgari ücret olarak ve çalışmaya başlamasından sonraki dönem yönünden ise tespit edilen gelirine göre tazminat hesabının yapılması için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi  isabetli değildir. <br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ...  vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, <br>1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinafa başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine,\t<br>3- Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, <br>4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK. 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28.12.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br><br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a70791e35491cd68","SID":"98590fe3bcea1b55"}}