{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1756 <br>KARAR NO: 2023/2054<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05.02.2020<br>NUMARASI: 2017/1012 E. - 2020/120 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>2018/745 E-2018/1065 KARAR SAYILI DOSYASI <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, her iki taraf vekillerince asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin takı ürünleri üreten ve ihraç eden bir şirket olduğunu, davalı şirketin ise üç boyutlu yazıcılar üreten ... isimli firmanın ithalatçısı, Türkiye distribütörü ve yetkili servisi olduğunu, müvekkil şirketin dökümü yapılacak altın takı ürünlerinin kalıplarını oluşturabilmek için garantili ve sıfır olmak üzere, iki adet ... ve bir adet ... model üç boyutlu yazıcıların davalı şirketten leasing yolu ile 372.100,00 USD bedelle satın aldığını, ayrıca leasing sözleşmesi gereği 33.000,00 USD faiz ödediğini, davalı şirket tarafından 14.11.2015 tarihinde yazıcıların kurulumunun yapıldığını, müvekkile teslim edildiğini, yazıcıların kurulduğu günden itibaren farklı arıza türlerini tekrarladığını, ilk arızalarda tamir ve servis formları tutulmadığını, müvekkilin talebi ile davalı şirketin tamir ve servis formlarını  2016 yılının nisan ayından itibaren tutmaya başladığını, müvekkili şirketin, arızaların sayısının çok artması nedeniyle sözlü ve yazılı olarak defalarca ayıp ihbarında bulunduğunu, yazıcıların gizli ayıplı olduğunu, sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, satım parasının iadesini talep ettiğini defalarca şirkete ilettiğini ancak davalı şirketin her seferinde yazıcıların hassas olması sebebiyle arızaların normal olduğu iddiasında bulunduğunu, dava konusu yazıcıların yedek parçalarının Türkiye’de bulundurulmaması, arıza bildirimlerine rağmen servisin geç hizmet vermesi sebepleriyle de arızaların uzun süre giderilmediğini, yazıcıların davalı şirkete bildirilmesinden iki buçuk ay sonra servisin gelmesi sonrasında müvekkili şirketin bu yazıcının bakım onarımı için Türkiye'de yetkili teknisyen bulundurulmadığını da öğrendiğini, ilgili yazıcının bakım onarım işlemleri için her seferinde yurtdışından teknisyen gelmesinin beklendiğini ve müvekkili şirketin üretiminin olağandışı etkilendiğini, ithal edilen yazıcıların yedek parçalarının Türkiye dahilinde hazır bulundurulması ve Türkiye’de yetkili ve nitelikli teknik personel bulundurması zorunlu olmasına rağmen bulundurulmaması sebebiyle davalı şirketin hukuki ayıbının da bulunduğunu, yazıcılarda imalat hatası sebebiyle gizli ayıp, lojistik destek ve hizmet kusuru nedeniyle hukuki ayıp bulunduğunun derhal yapılan ayıp ihbarlarında açıkça dile getirildiğini, ayıp sebebiyle müvekkilin sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, satım parasının iadesini ve ayıplı yazıcıları iade etmeye hazır olduğunun bildirildiğini, davalı vekili tarafından tarafa tebliğ edilen cevap ihtarnamesinde ise yazıcıların ayıpsız olduğunun ileri sürüldüğünü, müvekkil şirketin arızaların olağan olmadığının tespit edilebilmesi için yazıcılarda bilirkişiler tarafından yerinde teknik inceleme yaptırdığını, incelemede tespit edilen hususların aynen tekrar etmekle birlikte, genel olarak yazıcılara yüklenen modellerin eksik ve sorunlu, işlenemez hâlde üretilmekte ve kullanılamamakta olduğunu, yazıcılar  yazdırma tablasına sızdırma yaptığını, atık haznesine malzeme fazlasının aktarılmadığını,  yazıcıların çeşitli arıza türleri sebebiyle birçok zaman hiç çalışmadığını ve yedek parçaların, yetkili teknisyenlerin Türkiye'de bulundurulmaması gibi sebeplerinde onarım süresinin uzadığını, uzun süreler atıl kalarak üretimi aksatmakta olduğunu, ilgili yazıcıların pahalı sarf malzemeleri, servis parçalarını  kullanmakta olup her arızalanmada, üretilen modellerin kullanılamadığını, çok miktarda sarf malzemesinin de ziyan olduğunu, her arızalanmada bozuk üretim sebebiyle ziyan olan sarf malzemesi ile birlikte tamir sırasında ... adlı püskürtme başlığının kalibrasyonu esnasında da sarf malzeme kullanılmakta olup, bu sarf malzemelerinin de ziyan olduğunu, teknik bilirkişi raporunda da sarf malzemelerinin iki tür malzemeden oluştuğu, kalibrasyon esnasında her malzemeden 70 ila 100 gr zayiat oluşacağının tespit edildiğini, kalibrasyon esnasında ziyan olan sarf malzemelerinin ortalamasının bilirkişilerin tespit ettiğinden çok daha fazla olduğunu, aynca tamir esnasında veya baskı kafasının değişiminde başka teknik prosedürler ve testler de uygulandığını ve yine sarf malzemelerinin ziyan olduğunu beyanla;  KDV dâhil satım bedelinin iadesi için şimdilik 24.000,00 USD,   sarf malzemesi, yedek parça, ödenen faiz tutarları (diğer zararlar) için şimdilik 1.000,00 USD olmak üzere toplam 25.000,00 USD'nin, müvekkil tarafından davalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD'ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalının ödeme yapacağı tarihteki kur üzerinden davalıdan tahsiline, terditli olarak satım bedelinin iadesinin mümkün olmaması halinde ayıp oranında indirim tutarının  yine 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD’ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalının ödeme yapacağı tarihteki kur üzerinden davalıdan tahsiline karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl davaya yönelik cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ... AŞ arasında Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği makinelerin leasingli olduğunu, davalının finansal kiralama şirketinden yetki almadan mahkeme nezdindeki davayı açamayacağını, davaya konu makinelerin ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte, bir an için ayıplı oldukları kabul edilse dahi davacı şirketin muayene ve ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının teslim aldığı malların bedelinin iadesini veya diğer seçimlik haklarını  talep edemeyecek olup malı olduğu gibi  kabul etmiş sayıldığını, davacının gizli ayıbı satıcıya ayıp ortaya çıkar çıkmaz derhal bildirmesi gerektiğini, ortada gizli bir ayıp varsa bu gizli ayıbın da makinelerin kurulumunun yapılması ile ortaya çıktığını ancak ortada davacı tarafından davalı satıcıya derhal yapılmış gizli ayıp ihbarının bulunmadığını, davacı şirketin ayıplı olduğunu iddia ettiği ... model iki adet yazıcının 11.11.2015 tarih, ... sayılı fatura ile ... model yazıcının 18.05.2015 tarihinde davacıya teslim edildiğini, davacının dava dilekçesinde ... model yazıcılarının 14.11.2015 tarihinde teslim aldığını kabul ettiğini, ... model yazıcının davacıya, dava dilekçesinde teslim tarihi olarak bildirilen 14.11.2015 tarihinde değil, 18.05.2015 tarihinde teslim edildiğini, davacının Kartal ... Noterliğinin 14.08.2017 tarih, ... yevmiyeli ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, davacının davalıdan satın aldığı ham ipliğin ayıplı olduğuna dair süresi içerisinde e-posta yoluyla davalı satıcıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiğini, davalının ise tarafların bu yönde herhangi bir bildirim yapılmadığını savunduğunu, teknik bilirkişi tarafından davalı bilgisayarı üzerinde yapılan incelemede e-posta kayıt ve izlerine rastlanılmadığının anlaşıldığını, davacının yasal süreler yasada öngörülen şekilde ayıp ihbarının yapıldığına dair e-posta kayıtları dışında  başkaca delil sunmadığını, davacının ... model yazıcıyı 18.05.2015 tarihinde teslim aldığına göre bir an için makinenin ayıplı olduğu kabul edilse dahi malın teslim tarihinden itibaren iki yıl geçmiş olmakla, davacının ayıp nedeniyle dava açma hakkının zamanaşımına uğradığını, davaya konu makinelerde imalat hatası nedeniyle gizli ayıp ya da hizmet kusuru edeniyle hukuki ayıbın mevcut olmadığını, makinelere ilişkin müvekkilin tüm yükümlülüklerini, servis hizmeti, lojistik destek vermede dâhil tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkilinin davaya konu ... model iki adet makineyi 11.11.2015 tarihinde ... model bir adet makineyi 18.05.2015 tarihinde davacıya teslim ettiğini, davacının makineleri teslim aldığı tarihten bu güne kadar ve hâlen de kullanmaya devam ettiğini, davacının davaya konu ... model makineler için ilk olarak 12.04.2016 ve 14.04.2016 tarihlerinde arıza ihbarında bulunduğunu, 12.04.2016 ve 14.04.2016 tarihli servis formları ile makinelerin onanırımın yapıldığını, ortaya çıkan arızanın da makinenin ayıplı olmasından değil kullanımından kaynaklandığını, davacının 18.05.2015 tarihinde teslim aldığı makineyi 11.09.2017 tarihine kadar sorunsuz olarak kullandığını ve bu tarihe kadar bir arıza ihbarı olmadığını, davacının davaya konu ... model makine için ise ilk olarak 11.09.2017 tarihinde arıza ihbarında bulunduğunu, ortaya çıkan arızanın da makinenin ayıplı  olmasından değil kullanımından kaynaklandığını, davacının 18.05.2015 tarihinde teslim aldığı makineyi 11.09.2017 tarihine kadar sorunsuz olarak kullandığını ve bu tarihe kadar bir arıza ihbarında bulunmadığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarına göre yazıcıların kurulduğu günden itibaren arızalandığını, davacının da bu arızaların onarılması hakkını kullandığını, o halde satım sözleşmesine konu malların onarılması hakkını kullanan ve bu hususu davalı satıcıya bildiren davacı alıcının, sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanamayacağını, davacının davaya konu ... model iki adet yazıcıyı 11.11.2015 tarihinden, ... model yazıcıyı ise 18.05.2015 tarihinden beri ve hâlen de kullandığını, davacının, dava tarihine göre ... model yazıcıyı iki buçuk yıldır, ... model yazıcılan iki yıldır kullanmakta olduğunu, davacının sözleşmeden dönerek uzun süredir kullandığı makinelerin USD olarak bedelini talep etmesinin hak ve nefasetle bağdaşamayacağını beyanla,  haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki neticesinde davalıya 30.11.2017 tarih ... seri nolu 3.100,00 USD bedelli fatura (Bakiye 2.664,87 USD), 06.11.2017 tarih ... seri nolu 2.250,00 USD bedelli fatura, 02.11.2017 tarih ... seri nolu 850,00 USD bedelli fatura, 20.10.2017 tarih ... seri nolu 850,00 USD bedelli fatura, 15.08.2017 tarih ... seri nolu 1.700,00 USD bedelli fatura, 23.11.2017 tarih ... seri nolu 500,00 TL bedelli fatura, 15.01.2018 tarih ... seri nolu 500,00 TL bedelli faturalar nedeniyle müvekkili şirkete olan borcu nedeniyle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile ilamsız takip yapıldığını, borçlu tarafından işbu takibe haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak itiraz edildiğini ve icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, ayrıca fatura bedellerinin ödenmesi için Kadıköy ... Noterliği 03.04.2018 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamenin keşide edildiğini, davalı şirket itiraz dilekçesinde, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1012 Esas sayılı dosya ile ayıp sebebiyle satım bedelinin iadesi ve alınan yedek parça ve ziyan olan sarf malzemeleri tutarlarının iadesi talepli davanın açıldığını, bu dava doğrultusunda davalı şirketin müvekkilinden alacaklı olduğunu beyan etmişse de bahsi geçen davanın halen derdest olduğunu, davalı şirketin alacaklı olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle davalının bu yönlü beyanlarına itibar edilemeyeceğini belirterek, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin 8.314,87 USD ve 1.000,00 TL üzerinden devamına, davalı borçlunun itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeni ile 8.314,87 USD ve 1.000,00 TL alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; bağlantı bulunması sebebiyle Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1012 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını veya dosyaların birleştirilmesi gerektiğini, anılan davanın konusunun ayıplı makinelerin bakım onarım masrafları ve ayıplı makinelerin ayıplı olması sebebiyle ziyan ettiği sarf malzemelerinin bedellerinin tahsiline ilişkin olduğunu, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde makinelerin ayıplı olduğunun kabulü hâlinde iş bu davanın reddinin gerekeceğini, ayıp sebebiyle yapılan bakım onarım masraflarından ve ayıp sebebiyle ziyan olan malzeme bedellerinden müvekkili firmanın sorumlu olmasının mümkün olmaması sebebiyle davacı firmaya borcun bulunması da mümkün olmadığını, dolayısıyla davacının haksız ve kötü niyetli bir icra takibi başlattığını, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkil temerrüde düşürülmemesine rağmen davacı tarafından haksız faiz işletildiğini ve haksız olarak dövize avans faizi işletildiğini, davacının firma ayıp ihbarı ile temerrüde düştüğünü, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1012 E sayılı dosyasındaki taleplerinin iş bu dava konusu faturaların tarihlerinden çok önce muaccel olduğunu, nitekim ayıp sebebiyle sözleşmeden dönüldüğü tarihte satım parası, satılan için yapılan zorunlu giderler ve ayıplı maldan uğranılan doğrudan zararlar faizi ile muaccel hâle geldiğini belirterek; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1012 E sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına veya iş bu bağlantılı dosyanın birleştirilmesine,  itirazlarının haklı olması ve davacının müvekkilden alacağı bulunmaması sebebiyle haksız açılan davanın reddine, davacının icra takibinin haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, bu talebin yerinde görülmemesi hâlinde terditli olarak, davacının alacağı olduğunun kabul edilmesi hâlinde icra dosyasındaki takas beyanlarının dikkate alınarak haksız davanın takas nedeniyle reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"Mahkememizce alınan kök ve ek raporlar ile servis formlarının incelenmesinde, dosyadaki servis formlarından ... adlı püskürtme başlığının kalibrasyonunda kullanılan bir prosedürün uygulandığı, bu prosedürde makinenin püskürtme başlığında bulunan 7 püskürtme grubu işlemin sık sık uygulandığı ancak sorunun çözülemediği, ... olarak adlandırılan makinen yazdırma başlığının değerinin yükseltildiği, ancak bu işlemin yazdırma başlığının ömrünü kısalttığı ve eski ve yıpranmış makinelere uygulanan bir prosedür olarak bilindiği, yine servis formlarına göre makinenin yazılımının bakım sırasında bir üst versiyona yükseltildiği, ancak bu yazılımla da makinenin iş başlatılamaz hale geldiği, servis tarafından yazılımın eski versiyonuna indirildiği, her bir arıza sonrası servisin arandığı, servis tarafından arızanın çözümü için farklı test prosedürlerinin uygulandığı, testlerin malzeme kaybına sebebiyet verdiği ve işlemlerin toplam maliyeti yükselttiği, denenen yöntemlere rağmen makinenin normal çalışma haline kavuşturulamadığı, makinenin kafa değişiminin yapılmasına rağmen 1 hafta sonra eski arızalarını tekrarladığı, servis fişleri incelendiğinde, arızaların tekrar ettiği, servis tarafından giderilemediği, bilirkişi heyeti tarafından yapılan testlerde arızaların süreklilik arzetmesinin yanı sıra servis sırasında da arızaların giderilemediği, imalatın ve servis hizmetinin ayıplı olduğu tespit edilmiştir.6098 sayılı TBK'nın Satım sözleşmesinde alıcının seçimlik hakları başlıklı 227. maddesinde; “satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı;1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, 2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, 3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, 4- İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” hükmü düzenlenmiş olup, tespit edilen ayıplar nedeniyle davacının malları iade edip satım bedelini geri alma hakkı bulunmaktadır. Dava konusu 3 adet makinenin toplam satım bedeli (210.000 USD + 160.000 USD) 370.000 USD olup (bilirkişi kök ve ek raporunda sehven hesaplama sonucu 380.000 USD geçmiş ve mahkememizce hesaplama hatası resen düzeltilmiş olup) dava konusu makinelerden elde ettiği kullanım bedelinin 72.250 USD, faiz ödemesinden doğan zararının ise 11.862,25 USD olduğu, satım bedelinden kullanım bedelinin mahsubu ile (370.000 USD-72.250 USD) 297.750 USD'ye ödenen faiz tutarından doğan zararın eklenmesiyle ( 297.750 USD+11.862,25 USD)  309.612,25 TL talep edebileceği anlaşılmıştır. Birleşen dava dosyası yönünden yapılan incelemede, davalı-birleşen dosya davacının takip tarihi itibariyle fatura bedelinden kaynaklanan 8314,87 USD ve 1000 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından ibraz edilen ıslah dilekçesinde, birleşen dosyadaki tespitlere göre mahsup işlemi yapılmak suretiyle neticeten fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 300.688,25 USD'nin davalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa hükümlerine göre faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir. Davalar birleştirilseler dahi veya karşı dava olarak açılsa da her dava müstakiliyetini korur. Taleplerin kendi davalarında karara bağlanmasında hükmün fer'ileri (harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, faiz, icra inkar tazminatı...) açısından tarafların menfaatleri vardır. Bu nedenle, bir davadaki  taleplerin diğer davalarda takas veya mahsup edilmesi mümkün olmadığından asıl dava ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurulmuştur. Davacı/alıcı elindeki makineyi davalı/satıcıya fiilen teslim etmek şartı ile satım bedelini alabilecek karşılıklı edimlerin aynı anda ifası gerekecektir. Davacı makineyi teslim edimini yerine getirdiğinde davalının para borcunu iadesinde temerrüdü gerçekleşir ise temerrüt faizine makinenin iade tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekmektedir. (28.09.2011 günlü 2011/19-498 sayılı HGK kararı). Bu durumda, birlikte ifa kuralı gereğince halen davacı elinde bulunan makinenin davacı elinde bulunduğu sürece faiz istenmesi mümkün değildir. Bu sebeplerle asıl dava dosyasında açılan davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 300.688,25 USD’nin satıma konu  yazıcıların davalıya iadesi tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince Devlet bankalarının USD’ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, satıma konu 2 adet ... ve 1 adet ... model yazıcıların davalıya iadesine, karşılıklı taraf edimlerinin aynı anda ifasına, birleşen Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/745 esas sayılı dosyasında, davanın kabulüne, Bakırköy ...İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında davalının itirazının 8.314,87 USD ve 1000 TL’lik asıl alacak kısmına itirazının iptaline, takibin 8314,87 USD ve 1000 TL asıl alacak üzerinden devamına,  8314,87 USD alacağına takip tarihinden itibaren yıllık % 9,75 oranını geçmeyecek şekilde 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince Devlet bankalarının USD’ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi, 1000 TL’ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığından reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 300.688,25 USD’nin satıma konu yazıcıların davalıya iadesi tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince Devlet bankalarının USD’ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, satıma konu iki adet ... ve bir adet ... model yazıcıların davalıya iadesine, karşılıklı taraf edimlerinin aynı anda ifasına; birleşen davada ise Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında davalının itirazının 8.314,87 USD ve 1000 TL’lik asıl alacak kısmına itirazının iptaline, takibin 8314,87 USD ve 1000 TL asıl alacak üzerinden devamına,  8314,87 USD alacağına takip tarihinden itibaren yıllık % 9,75 oranını geçmeyecek şekilde 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince Devlet bankalarının USD’ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi, 1000 TL’ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığından reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince, asıl ve birleşen davalar bakımından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, gerekli harçlar yatırılmıştır. Asıl davada davalı- birleşen davada davacı ... ...AŞ vekili, ilk derece mahkemesinin sadece asıl dava hakkında verdiği hükme karşı 18.03.2020 tarihli istinaf dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de başvuru sırasında nispi istinaf peşin karar harcı yatırılmayıp sadece istinaf başvuru harcı ile maktu peşin karar harcı yatırmıştır. Bunun üzerine ilk derece mahkemesince anılan taraf vekiline, HMK'nın 344. maddesi uyarınca muhtıra tebliğ edilerek, istinaf edilen asıl dava bakımından eksik istinaf nispi karar harcının yatırılması ihtar edilmiştir. Muhtırada belirtilen yasal süre içinde istinaf nispi peşin karar harcının yatırılmaması üzerine, ilk derece mahkemesinin 06.07.2020 tarihli ek kararıyla, asıl davada davalı- birleşen davada davacı ... ...AŞ'nin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu ek karar, anılan taraf vekiline tebliğ edilmiş, HMK'nın 344 atfıyla 346.maddesindeki bir haftalık süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. Bu durumda, istinaf incelemesi, sadece asıl davada davacı- birleşen davada davalı ...Ltd. Şirketi'nin istinaf başvurusu kapsamında yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ Asıl davada davacı- birleşen davada davalı ...Ltd. Şirketi vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin karar gerekçesinde, birleşen davanın ayrı dava olma özelliğini koruduğu gerekçesiyle takas taleplerinin dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu çünkü TBK'nın 139. maddesi uyarınca, alacaklardan biri çekişmeli olsa dahi takasın mümkün olduğunu, takasın gerçekleşmesi için karşı tarafın kabul veya onayına gerek olmadığını, takas beyanının davada savunma olarak da ileri sürülebileceğini, takas beyanının tek taraflı ve karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran bir beyan olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen karar gerekçesinde dava konusu edilmiş bir alacağın, dava konusu edilmiş başka bir alacağa takas edilemeyeceğine dair açıklamalar yapılmış ise de Yargıtay'ın yerleşik içtihadının aksi yönde olduğunu, dilekçede gösterdikleri Yargıtay kararları doğrultusunda takasın mümkün olduğunu, Birleşen davada davanın dayanağı olan Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... E sayılı ilamsız icra takibine yönelik itirazlarında öncelikle borca itiraz edildiğini, terditli olarak takas definin de ileri sürülerek ana davadaki alacaklarını takas ettiklerini bildirdiklerini, mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, İlk derece mahkemesince dava tarihindeki kur esas alınarak vekalet ücreti hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hüküm tarihindeki kur esas alınarak müvekkili lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek asıl davanın kabulüne, birleşen davanın takas nedeniyle reddine, her iki dava bakımından müvekkil lehine yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, hukuki niteliği itibariyle, satıma konu emtianın ayıplı olması nedeniyle satımın feshi, semenin iadesi  ve tazminat talebine; birleşen dava ise ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince, asıl ve birleşen davalar bakımından, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı ... Şirketi vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında, ilk derece mahkemesince HMK'nın 344. maddesi uyarınca  verilen ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. Bu durumda, asıl davada davalı- birleşen davada davacı, istinaf kanun yoluna başvurmamış durumdadır. Gerek asıl davada davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmamış olması gerekse ilk derece mahkemesince alınan teknik rapor içeriklerine göre, satıma konu cihazların ayıplı olduğu sabit hâle gelmiştir.12.09.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; taraf itirazları ayrıntılı olarak değerlendirilmiş ve davacının defterlerine göre dava tarihi itibariyle davalıya 16.169,43 TL borçlu olduğunun görüldüğü, davalının defterlerine göre ise dava tarihi itibariyle davalının davacıdan 17.191,87 TL alacaklı olduğu hususlarının tespit edildiği; teknik değerlendirme sonucunda ise taraf beyanlarına, sunulan delillere ve servis fişlerine göre ... cihazın davacıya 11.11.2015 tarihinde, diğer cihazların 14.11.2015 tarihinde teslim edildiği hususlarının belirtildiği, buna göre cihazların kullanım ömürleri de dikkate alınarak kullanım bedellerinin hesaplandığı, kullanım bedellerinin düşülmesinden sonra asıl davada davacının davalıdan 307.450,00 USD tutarında satım bedeli iadesi ve 11.862,25 USD finansal kiralama faizi talep hakkının olduğu, makinelerin davalıya iadesinin gerektiği, yani edimlerin birlikte ifasının gerektiği;  birleşen dava bakımından ise taraf defterleri ve dosya kapsamına göre birleşen davacının açık hesap ilişkisi içinde birleşen davalıdan 8.750,00 USD ve 1.000,00 TL alacaklı olduğu, takipten önce temerrüt bulunmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği ve ayrıca açık hesaptaki faturalara konu satılan  malzemelerin tamamının veya bir kısmının makinelerin ayıplı olması nedeniyle satılan parçalar olduğuna dair bir kanıt bulunmadığı, dolayısıyla birleşen davadaki talebin haklı olduğu yönünde tespitlere yer verilmiştir. Bu tetkik tespitlere göre, asıl davadan davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; Asıl dava bakımından davacı vekili, öncelikle takas beyanlarının  kabul edilmemesine ilişkin ilk derece mahkemesi karar gerekçelerinin hukuka aykırı olduğunu çünkü TBK'nın 139. maddesi uyarınca çekişmeli alacakların da takasa konu edilebileceğini belirterek asıl ve birleşen davadaki kararları istinaf etmiştir. Aşağıda birleşen davaya ilişkin olarak yapılacak değerlendirmelerde ayrıntısı gösterileceği üzere, alacağın çekişmeli olması ya da ayrı bir davaya konu edilmiş olması, takas savunmasını engellemeyeceğinden davacı vekilinin asıl davaya ilişkin bu konudaki istinaf nedeni yerinde bulunmuş ve hükmün gerekçesi asıl dava bakımından bu şekilde düzeltilmiştir. Asıl davada davacı vekili vekalet ücretinin dava tarihindeki kur üzerinden değil hüküm tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Dava tarihindeki kur üzerinden harca esas değer belirlendiğinden ve yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca da vekalet ücretinin dava tarihindeki (artırılan kısım bakımından artırım tarihindeki) kur üzerinden hesaplanması gerektiğinden, davacı vekilinin hüküm tarihindeki kurun esas alınması gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiş; Dairemizce aşağıda açıklanan nedenlerle yeniden kurulan hükümde yargılama giderlerinin belirlenmesinde dava tarihindeki ve talep artırım tarihindeki kurlar yani harçlandırılmış olan dava değeri esas alınmıştır. Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili, birleşen dava yönünden ileri sürdüğü istinaf nedenlerinde; birleşen her bir davanın ayrı dava olma özelliklerini koruduğunu, TBK'nın 139. maddesi uyarınca alacaklardan biri çekişmeli olsa dahi takasın mümkün olduğunu, takasın gerçekleşmesi için karşı tarafın kabul ve onayına gerek olmadığını, davada savunma olarak takasın ileri sürülebileceğini, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran bir beyan olduğunu, ilk derece mahkemesince takasın kabul edilemeyeceğine ilişkin gerekçelerin yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olduğunu, icra takibine yönelik itirazlarında da terditli olarak takas itirazı ileri sürdüklerini belirterek ilk derece mahkemesinin birleşen dava bakımından verdiği hükmün kaldırılarak birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Bilindiği üzere, TBK'nın 139. maddesinde \"İki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her bir borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir .\" düzenlemesi ile takas beyanının ne şekilde ileri sürülebileceği düzenlenmiştir. Takasın ne şekilde hüküm ifade edeceği ise 143. maddede düzenlenmiştir. Buna göre, takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Yani takas beyanı, tıpkı ifa gibi borcu sona erdiren bir hukuki işlemidir. TBK'nın 139. maddesinde, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebileceği açıkça düzenlenmiş olduğundan, takasa konu alacak hakkında dava açılmış olması takas hakkının kullanılmasına engel olmayacaktır. Bu konuda birleşen davada davalı vekili tarafından sunulan dilekçelerde emsal Yargıtay kararlarına da yer verilmiştir. Bu açık yasal düzenlemeye karşın ilk derece mahkemesince alacağın dava konusu edildiği gerekçesiyle takas hakkının kullanılamayacağına ilişkin gerekçesi hukuka aykırı olmuştur. Somut olayda asıl dava 03.11.2017 tarihinde açılmıştır. Birleşen davada itirazın iptaline konu icra takibi ise bu tarihten sonra 03.05.2018 tarihinde başlatılmıştır. Borçlu (asıl davada davacı) tarafından bu takibe karşı verilen itiraz dilekçesinde, borcun tümüne ve ferilerine esas bakımından itiraz edilmiş; ayrıca terditli olarak da takas beyanı ileri sürülmüş ve asıl davaya konu alacaklarının takibe konu alacağa yeter kısmını takas ettiklerini belirtmiştir. Takibe konu edilen alacak iddiasına karşı, borçlunun kendi alacağını takas etmesine hukuki engel bulunmadığından, buradaki takas beyanı, TBK'nın 139. maddesi anlamında geçerli bir takas beyanıdır ve aynı Kanun'un 143. maddesindeki sonucu kendiliğinden doğurur. TBK'nın 139 ve 143. maddelerine  göre takip borçlusunun takas iradesinin, birleşen dava öncesinde ve takibe itiraz aşamasında, takibe itiraz dilekçesiyle takip alacaklısına (birleşen davanın davacısına) uluşması nedeniyle bu tarihte her iki borç, az olanı tutarınca sona ereceğinden ve birleşen davaya cevap dilekçesinde takas savunması tekrarlandığından, takas savunması kapsamında birleşen davanın reddine karar verilmesi  ve bu miktarın mahsubu sonrası asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, takas beyanına rağmen birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olması hukuka aykırı olduğundan, asıl davada davcı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Bu doğrultuda, birleşen dava hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına ve birleşen davanın takas nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen itirazın iptali davası açılmadan önce, takibe itiraz aşamasında takas beyanı takip alacaklısına (birleşen davanın davacısına) ulaşmış olup takas beyanı TBK'nın 143. maddesi uyarınca takibe konu alacağı sona erdirdiği hâlde itirazın iptali davasını açan birleşen davda davacının, davasında haksız olduğu belirlenmiş olup birleşen davanın reddine ve birleşen dava bakımından yargılama giderlerinin birleşen davanın davacısına yüklenmesine karar vermek gerekmiştir.Birleşen davada davalı vekili kötü niyet tazminatı talep etmiş ise de birleşen davada davacı tarafın icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu sabit görülmediğinden, birleşen davada davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl davada davacı vekili, 26.11.2019 tarihli talep artırım dilekçesinde, satım bedelinin iadesi talebi bakımından, takas edilen karşı tarafın alacağının düşülmesi sonucu 288.826,00 USD talep etmiştir. Birleşen davadaki takasa konu borç tutarı bilirkişiler tarafından, taraf defterleri esas alınmak suretiyle 8.750,00 USD ve 1.000,00 TL olarak hesaplanmıştır. Asıl davada davacı vekili, talep artırım dilekçesinde, birleşen davaya konu TL borcunu da USD'ye çevirmiş ve borcun tamamını 8.924,00 USD olarak belirlemiş (bu dövize çevirme tarzına ve kuruna birleşen davacının bir itirazı yoktur), satım bedelinden dolayı kendi alacağı olan (talep artırım dilekçesindeki hesaplamaya göre: 24.000,00 USD dava dilekçesinde talep edilen + 273.750,00 USD artırılan miktar olmak üzere toplam) 297.750,00 USD'den takas ve mahsup ederek 288.826,00 USD talep etmiştir. Yani davacı, talep artırım dilekçesiyle tahsilini talep ettiği satım bedeli iade tutarını, birleşen davadaki alacakla takas etmek suretiyle 288.688,00 USD olarak sınırlandırmıştır. Talep edilen bu miktar bilirkişi tarafından hesaplanan satım bedeli iade alacağından daha düşük olduğundan, taleple bağlı kalınarak, satım bedeli alacağı talebinin 288.688,00 USD üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. İlk derece mahkemesince, asıl davada davalı, davacının dava dışı finansal kiralama şirketine ödediği faizlerden sorumlu tutularak, satım bedeline ilaveten 11.862,25 USD'nin de tahsiline karar verilmiş olup bu karara asıl davanın davalısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, bu tutarın da davacı alacağına eklenerek hüküm kurulması gerekmiştir. Bu hesaplamalara göre, asıl davada davacı vekilinin takas beyanı doğrultusunda, birleşen davaya konu 8.924 USD'nin mahsubu sonucunda bakiye alacağının, 26.11.2019 tarihli talep artırım dilekçesindeki gibi 300.688,25 USD olduğu sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesince de takas beyanı kabul edilmemiş olmakla birlikte, asıl davada bu miktara hükmedilmiştir. Esasen asıl davada verilen hükme yönelik olarak, asıl davanın davalısının bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Bu durumda asıl dava bakımından ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmesine  ve asıl davada 300.688,25 USD'nin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalar hakkında verdiği istinafa konu kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davalar hakkında yukarıdaki gerekçelerle Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve sonuçta asıl davanın takas savunması da dikkate alınarak kabulüne, birleşen davanın takas nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalar hakkında verdiği istinafa konu kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davalar hakkında yukarıdaki gerekçelerle Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;<br>A-ASIL DAVADA 1-Davanın kabulüne, birleşen davadaki alacağın takası sonucu belirlenmiş olan 300.688,25 USD satım  bedeli alacağının, satıma konu yazıcıların davalıya iadesi tarihinden itibarinden 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD'ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi oranına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin alacak talebinin reddine, 2-Satıma konu iki adet ... ve bir adet ... model yazıcıların davalıya iadesine, karşılıklı taraf edimlerinin aynı anda ifasına, 3-Alınması gerekli 118.454,53 TL harçtan, dava açılırken ve talep artırımı sırasında yatırılmış olan toplam 29.614,48 TL'nin mahsubu ile bakiye 88.840,05 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından harcanan 29.614,48 TL harç gideri, 4.516,20 TL tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 34.130,68 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 210.725,00 TL nispi avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-taraflarca yatırılmış olan gider avanslarının bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,<br>B-BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/745 ESAS SAYILI DAVASINDA: 1-Davanın takas nedeniyle reddine, 2-Davacının icra takibine girişmekte kötü niyeti sabit görülmediğinden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli 269,85 TL harcın, dava açılırken peşin yatırılmış olan 707,80 TL'den mahsubu ile artan 437,95 TL harcın, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde davacıya iadesine, 4-Birleşen dava için yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>C-İSTİNAF AŞAMASINDAKİ HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ BAKIMINDAN: 1-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına 2-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harçlarının ise karar kesinleştikten sonra talep hâlinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine, 3-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından harcanan 297,20 TL başvuru harçları gideri ile 85,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 382,20 TL kanun yolu giderinin asıl davada davalı- birleşen davada davacıdan tahsili ile asıl davada davacı- birleşen davada davalıya verilmesine, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Dava dosyasının, karar kesinleştikten sonra kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  14.12.2023  tarihinde, oybirliğiyle ve  kesin  olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5090cd4f36baaf25","SID":"398fc26b5c562659"}}