{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2073 - 2023/1122<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2073 <br>KARAR NO\t: 2023/1122<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2015/645 Esas 2020/683 Karar<br><br>DAVACILAR\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Destekten Yoksun Kalma - Manevi Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 23/01/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili, 20.08.2014 tarihinde davalı ... adına kayıtlı, davalı ...’un idaresinde olup zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan ... plakalı aracın bölünmüş yolda yaya geçidi tabelasının bulunduğu yerde yaya ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, ceza davasının devam ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, aracın trafik sigortası bulunmadığından davalı ... sorumluluğu bulunduğunu, müteveffanın emekli olduğunu ve davacılardan eşi ... ve zihinsel özürlü oğlu ...’a destek olup ilgilenmekte iken destekten yoksun kaldıklarını, müteveffanın ölümünün eşi ve oğulları ile kardeşleri ve babasını derinden yaraladığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ... ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL destekten yoksunluk tazminatı, davacı ... ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... ...’dan müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 20/08/2014 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden yalnız destekten yoksun kalma tazminatı için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebini 150.531,27 TL, davacı ... için 65.800,65 TL olarak ıslah etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davada mahkemenin yetkisiz olup İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, dava öncesinde yazılı başvuru koşulunun yerine getirilmediğini, ön şart yerine getirilmeden doğrudan dava açıldığını, kazaya karışan aracın olay tarihini kapsayan zorunlu mali mesuliyet poliçesi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafça alınmış ödeme bulunup bulunmadığının araştırılmasını,, kusur durumunun ve illiyet bağının tespitini, faiz talebi ve faiz başlangıç tarihine ilişkin talebin hukuka aykırı olduğunu, temerrüt oluşmadığından faiz isteminin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... vekili, araç sahibi sıfatıyla husumet yöneltilmiş ise de davalının 07/08/2014 tarihinde araç kiralama sözleşmesi ile 1 yıllığına aracını ... Ltd.Şti’ne kiraladığını ve bir aylık araç kiralama bedelinin makbuz karşılığında teslim aldığını, uzun süreli araç kirala sözleşmesi ile aracını kiraladığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, trafik sicilinde adına kayıtlı olan araç sahibinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kazada davalıya herhangi bir busur isnat edilemeyeceğini ve kusursuz sorumluluğu yoluna da gidilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... ..., davaya karşı cevap dilekçesi vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, 20/08/2014 tarihinde davalılardan ... ...'un idaresindeki ... plakalı araç ile ...'a çarparak ölümüne neden olduğu, kusura ilişkin Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28/02/2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu, müteveffa yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 16/06/2020 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davacılar ... ... ve... ... için destekten yoksun kalma tazminatına karar verildiği, davalı ...'nın sahibi olduğu ... plakalı aracı dava dışı üçüncü kişiye kiraladığına ilişkin yeterli kanıt sunmadığı ve bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, davacıların manevi tazminat talebi yönünden ise tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluş biçimi, davacılar ile müteveffa arasındaki yakınlık dereceleri ve kaza tarihindeki paranın satın alma gücü nazara alınmak suretiyle maddi tazminat talebinin kabulü ile 216.331,92 TL nin (davacılardan ... için 150.531,27 TL, ... için 65.800,00 TL, olmak üzere yine davalılardan ... yönünden faiz başlangıç tarihi 03/08/2015 olan dava tarihi olmak kaydıyla) 20/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat istemiyle davalılar ... ve ... ... aleyhine açılan davanın kabulü ile davacılar ...için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL, İsmail için 3.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL olmak üzere 72.000,00 TL manevi tazminatın 20/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde, kazaya ilişkin savcılık aşamasında  alınan bilirkişi raporunda sürücü davalının asli, yaya müteveffanın tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/618 Esas sayılı dosyasında alınan raporda  müteveffanın kusursuz olduğunun belirlendiğini,  mahkemece alınan 26/09/2017 tarihli raporda davalı sürücünün %75, müteveffanın %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumu raporu esas alınarak %100 kusura göre sorumlu tutulmuş olmalarının hatalı olduğunu, kusur oranları arasında çelişki bulunduğunu ve bu çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğini, davalı kurum manevi tazminattan sorumlu olmadığı ve manevi tazminat talebi bulunmadığı halde diğer davalılarla birlikte manevi tazminattan sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını, davalı kurumun temerrüt tarihinin hatalı olarak değerlendirildiğini, temerrüdün söz konusu olmadığından kaza tarihi itibariyle faziden sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını, ... Yönetmeliği uyarınca istenen belgelerin tümü ile birlikte başvuru yapıldığında temerrüt oluşacağını, dava açmadan önce yukarıda açıklanan şekilde başvuru yapılmış ve davalı tarafından davacıya hesaplanan tazminat ödenmiş olmakla  dava açılmasına davalı kurumun sebebiyet verilmediğinin ortaya çıktığını, SGK tarafından yapılan ödemelerin hesaplanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davaya konu kazanın gerçekleştiği tarihten önce 07/08/2014 tarihinde aracın dava dışı şirkete bir yıllığına kiralandığını, bir aylık araç kiralama bedelinin de makbuz karşılığı alındığını, kira sözleşmesi ve makbuzun dosyaya ibraz edildiğini, uzun süreli olarak aracın kiralama şirketine kiralanması halinde araç sahibi olarak kayıtlı kimselerin işleten sıfatının bulunmayacağını, emsal yargı kararlarının bu yönde olduğunu, dava dışı şirket ile davalı arasında bir yıllık araç kiralama sözleşmesi sonucunda aracın fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanma unsurunun da dava dışı şirkete geçtiğini, bu iddiaların aksini ispatlar herhangi bir delil bulunmadığını, bu hususun gerekçeli kararda yer almadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava, trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br>\tDavacılar vekili, 20.08.2014 tarihinde davalı ... adına kayıtlı, diğer davalı ... ...'un idaresinde olup kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan ... plakalı aracın yaya olan ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davacılar ... ... ve ... için destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, diğer davacılar için manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece  Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28/02/2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu, müteveffa yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği rapor ve aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 16/06/2020 tarihli rapordaki hesaplamalar esas alınarak davacılar ... ... ve ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin tüm davalılar yönünden kabulüne, davacıların manevi tazminat taleplerinin davalılar ... ve ... ... yönünden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.   <br>\t1-Davalı ... vekilinin, ... plakalı aracın kaza tarihinden önce dava dışı şirkete kiraladığını ve işleten sıfatı bulunmadığına yönelik istinaf nedeninin incelenmesinde, işleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatı belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür. <br>2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. <br>Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halel getirecek bir sonuç yaratmaması şarttır.<br> Somut olayda davalı ... vekili tarafından kazaya karışan davalı ... ... idaresindeki ... plakalı aracın dava dışı .... Ltd.Şti'ne 07.08.2014 tarihli sözleşme ile kiralandığı ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunduğu, ve kira sözleşmesini dosyaya ibraz ettiği, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağınin 2. sayfasında araç sahibinin  ... Hiz. Ltd.Şti. olarak belirtildiği anlaşılmakla  mahkemece ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle trafik tescil kayıtları getirtilmeden yargılamanın sürdürüldüğü, davalı ...'nın işleten sıfatı bulunup bulunmadığı yönündeki araştırmanın hüküm vermeye yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle trafik tescil kayıtlarının ve tüm dayanak belgelerin merciinden getirtilmesi, aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... adına kayıtlı olup olmadığının belirlenmesi, adı geçen davalı adına kayıtlı olmaması halinde husumetin değerlendirilmesi, kaza tarihinde davalı ... adına kayıtlı olması halinde ise davalı tarafça ibraz edilen 07/08/2014 tarihli sözleşmenin adi yazılı şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı değerlendirilip, varsa aracın kiracıya teslimine ilişkin tutanaklar davalı taraftan istenmeli, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, araca ilişkin maddi yükümlülüklerin kim tarafından yerine getirildiği, kaza tarihinde araç üzerindeki fiili hakimiyetin ve ekonomik yararlanmanın kimde olduğu araştırılmalı, gerektiğinde araç sahibi ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmalı ve buna göre, davalı ...'nın işleten sıfatının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli değildir. <br>2- Davacılardan ...'ın zihinsel özürlü olduğu ve annesi olan müteveffanın trafik kazasında vefatıyla desteğinden yoksun kaldığı belirtilerek destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, dava dilekçesi ekindeki Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/11/2007 tarihli ve 2007/809 Esas, 2007/934 Karar sayılı kararıyla 11/04/1988 doğumlu olan ...'ın  hakkında düzenlenen Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 21/09/2007 tarihli raporla hafif derecede mental retardasyon tanısı konulduğu belirtilerek 4721 sayılı TMK'nin 405. maddesi uyarınca kısıtlanmasına ve babası ... ...'ın velayeti altına konulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>  Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte 6098 sayılı TBK m. 53 öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun (muinden mahrum) kalma tazminatı” denir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunan yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi halde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme olanağı tanımaktır. <br>Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. <br>Bu durumda Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/11/2007 tarihli ve 2007/809 Esas, 2007/934 Karar sayılı kararıyla Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 21/09/2007 tarihli raporla hafif derecede mental retardasyon tanısı konulduğu gerekçesiyle kısıtlandığı anlaşılan 11/04/1988 doğumlu ...'ın kısıtlanmasına ilişkin dava dosyası, adı geçen hakkında düzenlenmiş raporlar, hastalığının derecesi ve hayatına etkisi de değerlendirilerek devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içinde bulunup bulunmadığının toplanan tüm deliller yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak değerlendirilmesi, destekten yoksun kalma tazminatı koşullarının mevcut olup olmadığının belirlenerek varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru değildir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin  istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın  ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davalı ... ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip<br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d128ae8bc3afc803","SID":"cfbc75760d77856c"}}