{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1307 <br>KARAR NO: 2023/2025 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/02/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2019/203 Esas- 2021/166 Karar <br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının  www...com isimli sosyal paylaşım sitesinden @... paylaşım alanı üzerinden, davacı şirkete ağır ithamlar ve hukuka aykırı paylaşımlar yaptığı, müvekkil şirketin itibar ve saygınlığına, ekonomik yapısı ve şöhretine zarar vermek amacıyla davalıya ait hesaptan gerçek dışı itham ve hukuka aykırı 12/02/2017 tarihinden itibaren paylaşımlar yaptığı için 10.000,00-TL manevi tazminati 1.000,00-TL maddi tazminatı 12/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı vekilininde dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere Türk kamuoyunda akademisyen, köşe yazarı, iletişim uzmanı kimlikleri ile tanınan saygın bir kişi olduğunu, ikisi yetişkin ve biri henüz oyun çağında olan 3 çcouk babası olduğunu, müvekkilin tiwitter sosyal hesabını kullanıp kısa fikir ve haber paylaşımları yaptığıı, iletişim üzerine akademik çalışmalar yapan ve kariyerini iletişişm mevdua reklam sektörüne hizmet ederek geçiren müvekkilinin teknoloji çağında bu ağları kullanmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkilin sosyal medya ağlarını kullanarak uzmanlık alanı olan reklam ve medya sektörüne ilşkin teorik bilgileri ile fikir ve görüşlerini takipçileri ile paylaştıınıi yeri geldiğinde yanlışlık veya eksiklik olduğunu düşündüğü konularda hem insan hem akademisyen-eğitimci hem de kamuoyu yaratma gücü bolan bir aydın olarak farkındalık yaratmak amacıyla paylaşımlarda bulunduğunu ancak amacının hiçbir zaman herhangi bir kişi beya kuruu hedef alarak karalama kampanyası yapmak olmadığını, bu paylaşımlarda plastik oyuncakların çocuklar üzerindeki zararlarına yönelik bir hassasiyetin dile getirildiği,haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/02/2021 tarih ve 2019/203 Esas 2021/166 Karar sayılı kararı ile; \" Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/227 Esas, 2017/755 Karar ve 28/11/2017 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmekle, yukarıda yazan esasa kaydı yapılmıştır.  Uyuşmazlık Konusu : Taraflar arasındaki ihtilaf, temelde davalının ... hesabından yapmış olduğu paylaşımların davacının ticari itibarını zedeleyip zedelemediği, davalının paylaşımlarının gerçek dışı, yanlış, yanıltıcı, ekonomik yapı ve şöhrete zarar veren beyanlar içerip içermediği, davalının paylaşımlarının düşünce ve ifade kavramı kapsamında kalıp kalmadığı, davalının paylaşımının etki alanının sınırlı olup olmadığı, davalının paylaşımları nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı ve davalının zararı tazmin yükümlüsü olup olmadığı noktasındadır.  Davanın Hukuki Niteliği: Dava, haksız rekabet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın Hukuki Sebebi: Haksız rekabete ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nın 55/1-a. maddesindeki \"Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:  a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1.Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2.Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3.Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5.Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6.Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7.Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8.Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9.Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10.Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11.Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,  12.İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler  içeren sözleşme formülleri kullanmak.\" şeklindeki düzenlemedir. <br>DELİLLER: Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/227 Esas, 2017/755 Karar sayılı dosyası ve içerisine sunulan belgeler incelendi.Bilirkişi heyeti 14/12/2020 havale tarihli raporunda özetle; davacı ticari defterlerinin delil vasfına haiz olduğunu, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde; haksız rekabete konu eylem dönemi itibari ile satışlarında herhangi bir gerileme yaşanmadığını, davacının maddi zarara uğradığını destekler mahiyette bir veri bulunmadığını, davalının davaya konu beyanları değerlendirildiğinde, davacı aleyhine bir kötüleme eyleminde bulunduğu sonucuna varıldığını, zira bu beyanlarla davacının kanserojen maddelerin oyuncakta kullanımının en önemli müsebbihi olarak gösterildiğini, böylece müşteriler nezdinde davacının çocuklar için sağlığa son derece zararlı oyuncaklar üreten bir şirket olduğu yönünde bir algı yaratıldığını, davalının beyanlarının doğru olduğu durumda dahi haksız rekabetin mevcut olabileceğini, zira davalının plastiğin sağlığa zararlı olduğunu ileri sürmekle yetinmeyip davacının sağlığa zararlı bu ürünü kullandığı şeklinde beyanda bulunduğunu, ancak burada önemli olan plastiğin sağlığa zararlı olmasından ziyade, davalının ürettiği ürünlerde kullandığı ham maddenin insan sağlığına zararlı olup olmadığını, davacının davalı iddiaları aksine, sağlığa zararlı olan bileşenlere üretiminde yer vermediği durumda davalı açıklamalarının yanlış olması nedeniyle TTK m.55/I,a,1 uyarınca haksız rekabet teşkil edeceğini, davacının mevzuata uygun üretim yaptığını iddia ettiği  ve buna ilişkin belgelerini dosyaya sunduğunu, bu durum davacının ürünlerinin sağlığa tamamen uygun olduğu anlamına gelmemekle birlikte davacının yürürlükteki mevzuata uygun faaliyette bulunması karşısında, davalı tarafından doğrudan davacının hedef gösterilmesinin \"gereksiz yere incitici\" açıklama niteliğinde olacağını, davalının önemli bir akademisyen ve insanlar nezdinde muteber bir figür olması nedeniyle yaptığı açıklamaların da etkisinin yüksek olacağını, \"Retweet\" sayıları eylemin hukuka aykırılığının belirlenmesinde önemli olmadığını, haksız rekabetten bahsedilmesi için zarar görme tehlikesinin yeterli olduğunu beyan ve rapor etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT: Davacı tarafından davalının WWW...COM isimli sosyal paylaşım sitesinde mevcut \"@...\" isimli hesabından \"...? PLASTİK OYUNCAKLARIN ZARARLARI\", \"PLASTİK BİLİNEN EN KANSEROJEN VE GERİ DÖNÜŞÜMSÜZ MADDE ... SAYESİNDE OYUNCAKTA PLASTİK KULLANIMINI TAVAN YAPTI! BAKANLIK NE DÜNÜŞÜYOR\", \"PLASTİĞİN UCUZLUĞU BÜYÜK AVANTAJ AMA UCUZ ŞEYLER DE SAĞLIK RİSKİ BİLİMSEL OLARAK KANITLANMAMIŞSA ORDA DEVLETİN DÜZENLEME YAPMASI ŞART!\", \"EĞER OYUNCAKLAR DA PLASTİK KULLANIMINI DEVLET DÜZENLEMEYECEKSE O ZAMAN STK'LARA İŞ DÜŞER. ...'A BASKI UYGULANMALI VE ŞEFFAFLAŞTIRMALIYIZ\", şeklinde paylaşımlar yapıldığı, bu paylaşımların haksız rekabet teşkil ettiği, ayrıca Medeni Kanunu'nun 24 ve 25.maddeleri ile Borçlar Kanunu'nun 49 ve 50. maddeleri uyarınca haksız fiil niteliği taşıdığı gerekçesi ile davalının www....com internet sayfasına erişiminin engellenmesi maddi ve manevi tazminat talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan 02/12/2020 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafından www...com sosyal paylaşım sitesindeki hesabından \"... BU KONUDA NE DÜŞÜNÜYOR? \"PLASTİK OYUNCAKLARIN ZARARLARI-ZARARLARI.COM SAĞLIK.ZARARLARI.COM/PLASTİK-OYUNCA...(PLASTİK OYUNCAKLARIN ZARARLARINI ANLATAN BİR YAZIYA ATIF VERİLİYOR)\", \"PLASTİK BİLİNEN EN KANSEROJEN VE GERİ DÖNÜŞSÜZ MADDE ... SAYESİNDE OYUNCAKTA PLASTİK KULLANIMI TAVAN YAPTI! BAKANLIK NE DÜŞÜNÜYOR?\",  \"PLASTİĞİN UCUZLUĞU BÜYÜK AVANTAJ AMA UCUZ ŞEYLER DE SAĞLIK RİSKİ BİLİMSEL OLARAK KANITLANMAMIŞSA ORDA DEVLETİN DÜZENLEME YAPMASI ŞART!\", \"EĞER OYUNCAKLAR DA PLASTİK KULLANIMINI DEVLET DÜZENLEMEYECEKSE O ZAMAN STK'LARA İŞ DÜŞER. ...'A BASKI UYGULANMALI VE ŞEFFAFLAŞTIRMALIYIZ\", şeklinde paylaşımlar yapıldığının tespit edildiği, davacı ticari defterlerinin incelenmesinde davacının davalı tarafından yapılan paylaşımlar nedeni ile bir kazanç kaybının ve maddi zararının oluşmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından yapılan paylaşımların incelenmesinden; paylaşımların plastik oyuncaklar ile ilgili olduğu ancak paylaşım yapılırken doğrudan doğruya davacıyı hedef aldığı, davacının plastik oyuncak ürettiği, bunların kanserojen olduğu ve geri dönüşümünün olmadığını belirttiği bu nedenle davalı paylaşımlarının plastik oyuncakların tehlikesine dikkat çekmenin ötesine geçerek davacının çocuklar için sağlığa son derece zararlı oyuncaklar üreten bir şirket olduğu yönünde algı yaratıcı nitelikte olduğu, davalı tarafından yapılan paylaşımlarda yer alan plastiğin sağlığa zararlı olduğu yönündeki tespitleri doğru olsa dahi davalı tarafından bu tespitlerin yapılması ile yetinilmeyip davacıyı açıkça hedef alarak ürünlerinin sağlığa zararlı olduğu şeklinde algı oluşturucu nitelikte yapılan paylaşımların davacıyı gereksiz incitici mahiyette olduğu, bu kapsamda davalı tarafından yapılan paylaşımların 6102 sayılı TTK'nun 55/1-a1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.  Davalı tarafından yapılan paylaşımların TMK 24 ve 25.maddeleri uyarınca kişilik haklarının ihlali niteliği taşıyabileceği değerlendirilmiş ise de; TMK 24 ve 25.maddelerine göre özel hüküm teşkil eden TTK 55/1-a1 maddesine göre öncelikli değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine ulaşılmış,  paylaşımların haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle genel hüküm niteliğinde ki TMK 24 ve 25.maddelerinin uygulanma imkanı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından talep edilen davalının ....com adlı sosyal paylaşım sitesinde ki \"@...\" isimli sayfaya erişimin engellenmesi yönündeki talebinin; davalı tarafından yapılan paylaşımlar haksız rekabet teşkil etse de davalının kullandığı sosyal paylaşım sitesine erişimin tamamen engellenmesinin eylemle orantılı olmayacağı, davalının Anayasa'nın 26.maddesi ile güvence altına alınan düşünce ve kanaatlerini açıklama hürriyetinin ihlali niteliğinde olabileceği değerlendirilmiş, öte yandan 5651 sayılı Yasa'nın 9/1-2 maddesi uyarınca erişime kapatılma engelleme ile ilgili inceleme ve değerlendirme yapma ile ilgili görev ve yetkinin sulh ceza hakimliklerinde olduğu kanaati ile reddine karar verilmiştir.  Davacı tarafın maddi tazminat talebinin; davacı defterlerinin incelenmesi neticesinde davacının davalı tarafından yapılan paylaşımlar nedeni ile maddi bir kaybının olmadığının tespit edilmesi ve dosya kapsamına davacının maddi zararı bulunduğuna ilişkin zararı ispat edici nitelikte somut bir delil sunulamamış olması nedeniyle TMK 6 ve HMK 190.maddeleri uyarınca maddi zarar ispat edilemediğinden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tarafın manevi tazminat talebinin; davalı tarafından yapılan paylaşımların davacıyı gereksiz incitici nitelikte olması nedeniyle haksız rekabet teşkil etmesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paylaşımların niteliği göz önüne alınarak zenginleşmeye sebep olmayacak şekilde uygun bir manevi tazminata hükmetmek gerektiği, eylemin haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle hükmedilecek tazminata paylaşımların yapıldığı 12/02/2017 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiği sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın sosyal paylaşım sitesine erişimin engellenmesi talebi yönünden reddine, maddi tazminat talebi yönünden reddine, manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile;  \"1-Davacı tarafın davalının sosyal paylaşım sitesi adresine erişimin engellenmesi talebi yönünden davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafın maddi tazminat davasının REDDİNE, 3-Davacı tarafın manevi tazminat davasının KISMEN KABÜL, KISMEN REDDİ ile 5.000,00 TL manevi tazminatın 12/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Fazlaya ilişkin istemin reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkeme tarafından hükmedilen karardaki aleyhe olan maddi tazminat ve erişime engelleme talebinin reddi ile manevi tazminat taleplerinin kısmen reddedilen kısmına karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını, Şöyle ki; Bilirkişi heyet raporu ile tespit edilen hususlara ilişkin olarak; Bilirkişi heyeti tarafından da tespit ve izah edildiği üzere; \"Sahife 2; @... isimli paylaşım alanında gerçekleştirdiği 12.02.2017 tarihli ve halen daha yayınlanmaya devam eden paylaşımların olduğu, ... Sahife 11; ... Ticari defterlerinin davacı lehine delil vasfının bulunduğu ... Sahife 12/3; ... Rakip olmayanların da haksız rekabet davalarının tarafı olması mümkündür (\"Haksız rekabet hukukunun amacı ve kapsamı\", Ankara, 2017, sf 191) ... <br>Sahife 12/4; ... TTK md 54/2 ... Bu hükme göre, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen ALDATICI veya DÜRÜSTLÜK KURALINA diğer şekillerdeki AYKIRI DAVRANIŞLAR ile ticari uyuşmazlıklar HAKSIZ ve HUKUKA AYKIRIDIR. ... Söz konusu eylem nedeniyle bir zararın meydana gelmiş olması da GEREKMEMEKTE, ZARAR TEHLİKESİNİN VARLIĞI yeterli olarak kabul edilmektedir. ... Sahife 14/11; ... Ancak her hakkın olduğu gibi ifade özgürlüğünün de sınırları bulunmaktadır. ... Anayasa'da yer alan \"KİŞİLERİN ŞEREF VE İTİBARLARININ KORUNMASI HAKKI\" oluşturmaktadır. İfade özgürlüğü, üçüncü kişilere yönelik KÖTÜLEYİCİ veya HAKARET İÇEREN açıklamaları hukuka uygun hale getiren bir araç DEĞİLDİR. ... Bu konu özellikle ifade özgürlüğü ile kişiye sağlanan hakkın KAPSAMININ AŞILARAK, kişilerin MADDİ ve MANEVİ varlığına ZARAR VERİLDİĞİ, KÖTÜLEME suretiyle HAKSIZ REKABET EYLEMLERİ gibi bir durumda önem kazanmaktadır. ... Sahife 15/13; ... Kötüleme eyleminin haksız rekabet teşkil etmesinin nedeni YANLIŞ, YANILTICI veya GEREKSİZ YERE İNCİTİCİ beyanların TÜKETİCİLERİN SATIN ALMA TERCİHLERİNE ETKİ ETMESİDİR. Zira KÖTÜLEME eylemi ile MAĞDURUN piyasadaki algısı OLUMSUZ YÖNDE ETKİLENMEKTEDİR. ...  Sahife 16/16; ... Piyasayı veya tüketici davranışlarını etkileme ihtimali olan bir bilgiyi veya araştırma sonucunu açıklayan kimse, eğer bu tespitlerin GEÇERLİ BİLİMSEL ANALİZ VE İNCELEMELERE GÖRE MUTLAK OLARAK DOĞRU VE DEĞİŞMEZ OLDUĞUNU ORTAYA KOYAMIYOR İSE bu duruma mutlaka dikkat çekmelidir. Aksi halde HAKSIZ REKABETİN VARLIĞINDAN BAHSEDİLECEKTİR. ... Sahife 16/17 (UYUŞMAZLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ); ... Davalı açıklamaları incelendiğinde, DOĞRUDAN DAVACI ...'I HEDEF ALAN AÇIKLAMALARIN YAPILDIĞI görülmektedir. .,. DAVACI ALEYHİNE BİR KÖTÜLEME EYLEMİNDE BULUNULDUĞU SONUCUNA VARILMAKTADIR. Zira özellikle ... Davalı, kanserojen maddelerin oyuncakta kullanımının EN ÖNEMLİ MÜSEBBİHİ OLARAK GÖSTERİLMEKTEDİR. ... Böylece müşteriler nezdinde, DAVACININ ÇOCUKLAR İÇİN SAĞLIĞA SON DERECE ZARARLI OYUNCAKLAR ÜRETEN BİR ŞİRKET OLDUĞU YÖNÜNDE BİR ALGI OLUŞTURULMUŞTUR. ... Sahife 17/18; ... Davacının davalı iddiaları aksine, sağlığa zararlı olan bileşenlere üretiminde yer vermediği durumda DAVALI AÇIKLAMALARININ YANLIŞ OLMASI NEDENİYLE TTK m. 55/1,a,1 uyarınca HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİ SONUCUNA VARILACAKTIR. ... Sahife 17/19; ... Davalı, Türk Kamuoyunda akademisyen, köşe yazarı, iletişim uzmanı kimlikleri ile TANINAN saygın bir kişidir. Dolayısıyla davalı tarafından dile getirilen düşünceler TOPLUM NEZDİNDE AĞIRLIĞI BULUNAN, VATANDAŞLARIN GÜVEN DUYACAĞI FİRİKLERDİR. ... YAPTIĞI AÇIKLAMALARIN DA ETKİSİNİN YÜKSEK OLACAĞI AÇIKTIR. ... Belirtilmelidir ki \"RT\" sayıları eylemin hukuka aykırılığının belirlenmesinde ÖNEMLİ DEĞİLDİR. Zira yukarıda da yer verildiği üzere HAKSIZ REKABETTEN bahsedilebilmesi için ZARAR GÖRME TEHLİKESİ YETERLİ kabul edilmektedir. Davalının söz konusu beyanlara internet ortamında yer vermesi ile ZARAR TEHLİKESİ OLUŞMAKTADIR. Ayrıca eylemin pazarı etkilemesi veya etkileme tehlikesi olması halinde, bunun kasıt veya ihmal ile gerçekleştirilmiş olup olmadığı veya failin amacının pazarın işleyişine yönelip yönelmediği önem TAŞIMAMAKTADIR. Zira HAKSIZ REKABETTE önemli olan eylimin DÜRÜST ve BOZULMAMIŞ REKABET ORTAMINI ETKİLEYİP ETLİLEMEDİĞİDİR. ... \" tespitleri akabinde hazırlanan sonuç kısmı incelendiğinde; \" Davalı tarafın gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin, müvekkil aleyhine KÖTÜLEME amacı içerir HAKSIZ REKABET oluşturduğu izah edilmek ile, müvekkil tarafından üretilen tüm ürünlerin YÜRÜRLÜKTEKİ MEVZUATA UYGUN ŞEKİLDE ÜRETİLDİĞİ \" nin tespit edildiğini,  Davalının, müvekkil ... aleyhine ve müvekkil şirketi doğrudan hedef alır mahiyette gerçekleştirmiş olduğu haksız eylemlerin müvekkilin maddi ve manevi zararına sebep olduğunu, Müvekkil şirket ...'ın, bilinçli ve kasıtlı şekilde hedef alındığını,  Ulusal sınırlar içerisinde ticari faaliyet gösteren onlarca yerli ve yüzlerce yabancı firma mevcut iken davalı tarafından sadece müvekkil şirket ...'ın hedef gösterilmiş olmasının davalının kasıt ve amacını ortaya sermekte olduğunu, ...'ın maddi zararları yönünden; Mahkemenin, bilirkişi heyetinin maddi tazminat hesaplamasında bulunamadığından cihetle maddi tazminat taleplerini reddettiğini, Ancak müvekkil şirket ...'ın, oyuncak üretimi ve satışında yerli ve milli kimliği ile uluslararası alanda ün ve itibar kazanmış köklü bir firma olduğunu, müvekkil şirketin yurt çevresi ile kalmayıp üretiminin % 40’ını İngiltere, Irak, Brezilya gibi 57’den fazla ülkeye ihracat yaparak gerçekleştirmekte olduğunu, Ülke ekonomisine istihdam ve ihracat kalemi olarak sürekli şekilde kazanım sağlayan müvekkil firmanın artan bir gelir hacmine sahip olmasının ticari hayatın olağan akışına da uygun olduğunu, Ancak burada sorulması gereken en temel konunun; davalının ticari ve itibarı değerlere yönelik eylemleri sebebiyle müvekkilin uğradığı zararın tespitine ilişkin olduğunu, zira davalının eylemlerinin müvekkilin ticari ve itibari varlığına, ticari kazanç ve işlerine olumsuz etkide bulunduğunu, Müvekkilin uğradığı zararların ticari defterlerin incelenmesi ile tespit edilemeyeceğini, zira anılan gerekçeler neticesinde müvekkilin satış gücünün uluslararası niteliği haiz olduğunu,  Mahkemenin, Borçlar Kanunu ve H.M.K.'nın kendisine vermiş olduğu yetki neticesinde;  zararın tam olarak belirlenmediği durumlarda maddi tazminata Hakimin takdir hakkıyla belirleme yetkisi olup, davacı tarafın maddi tazminat talebinin B.K ve hakkaniyet gereği olarak değerlendirilmesi ve hükmedilmesinin talep olunduğunu,  Hükmedilecek - takdir edilecek maddi zarar kaleminde davacı şirketin ticari hacmi ile davalı tarafın akademik sıfatı ve tanınırlığının da gözetilmesini talep ettiklerini, Mahkemenin takdir hakkı kapsamında belirleyeceği maddi zarar kalemi, belirsiz alacak kalemi nazarında değerlendirileceğinden, işbu karara karşı şimdiden fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını beyanla, maddi tazminat talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını beyanla; maddi tazminat taleplerinin reddine dair kararın kaldırılarak heyet tarafından belirlenecek orandaki maddi tazminat bakiyesinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini,  Manevi tazminat talepleri yönünden; Dosyada edinilen bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere \" DOĞRUDAN DAVACI ...'I HEDEF ALAN AÇIKLAMALARIN YAPILDIĞI  .,. DAVACI ALEYHİNE BİR KÖTÜLEME EYLEMİNDE BULUNULDUĞU ... Böylece müşteriler nezdinde, DAVACININ ÇOCUKLAR İÇİN SAĞLIĞA SON DERECE ZARARLI OYUNCAKLAR ÜRETEN BİR ŞİRKET OLDUĞU YÖNÜNDE BİR ALGI OLUŞTURULMUŞTUR. ... DAVALI AÇIKLAMALARININ TTK m. 55/1,a,1 uyarınca HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİ \" gözetildiğinde davalı tarafından ileri sürülen işbu haksız ve gerçek dışı iddialar nedeniyle ticari itibarı onarılamaz düzeyde zarar görme riski ile karşı karşıya kalan müvekkilin; internet ortamını kullanan tüketiciler, anlaşma içerisinde olduğu şirketler ve kamuoyuna karşı haksız şekilde karalandığı, mağdur edildiği ve itibari zarara uğratıldığı hususlarının bilirkişi raporu ile de belirlendiği üzere kanıtlanmış olduğunu, Manevi kimliği açık şekilde ihlal edilen müvekkilin uğradığı itibari zararları bir an olsun hafifletebilmek adına talep edilen manevi tazminat talebinin kabulünü talep ettiklerini, gerek müvekkil şirketin ve gerekse davalının sosyo ekonomik durumu gözetildiğinde talep edilen manevi tazminat kaleminin son derece düşük olduğunu, işbu sebeple manevi tazminat taleplerinin tümden kabulünü talep ettiklerini,  İşbu sebeple manevi tazminat kalemi yönünden verilen kararın müvekkil lehine kaldırılarak 10.000,00-TL'lik manevi tazminat taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini,  Davalıya ait internet paylaşım adresinin erişime engellenmesi talebine ilişkin olarak;  Davalı tarafın haksız itham içeren paylaşımlarını kaldırmamış olup, dava dilekçelerinde de izah edildiği üzere davacıya ait @... isimli paylaşım alanın veyahut ... firması ile ilgili olan yazışmaların erişime engellenmesini talep ettiklerini, İşbu sebeple mahkemenin vermiş olduğu ret kararının kaldırılarak talepleri yönünden karar verilmesini talep ettiklerini, Davalı için takdir edilen vekalet ücretine itirazlarına ilişkin olarak;  Davalı yan lehine hükmedilen vekalet ücretine itiraz ettiklerini, hükmedilen vekalet ücretinin A.A.Ü.T.' nin üstünde olup kararın kaldırılmasını; öncelikle vekalet ücretine yer olmadığına dair karar verilmesini aksi kanaat halinde ise en alt hadden uygulanmasını talep ettiklerini beyanla;  Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/203 Esas- 2021/166 Karar sayılı ilamında davanın tümden kabulü yerine hatalı bir şekilde davanın kısmen kabulüne - kısmen reddine karar verilmiş olduğundan söz konusu kararın aleyhlerine olan hususları yönünden istinaf kanun yoluna başvurduklarını, İş bu sebeple; Maddi Tazminat Talepleri yönünden: Borçlar Kanunu ve H.M.K.'nın Hakimliğe vermiş olduğu yetki neticesinde, zararın tam olarak belirlenmediği durumlarda maddi tazminatı hakimin takdir hakkıyla belirleme yetkisi olup, davacı tarafın maddi tazminat talebinin BK ve hakkaniyet gereği olarak değerlendirilmesi ve (fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutmak kaydı ile ) davanın kabulüne hükmedilmesini, Manevi Tazminat Talepleri yönünden: Açıklanan nedenlerle verilen manevi tazminat değerinin az ve yetersiz olup; taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesini, Erişime Engelleme Talepleri yönünden: Müvekkil aleyhine paylaşımların yapıldığı @... isimli paylaşım alanın veyahut ... firması ile ilgili olan yazışmaların erişime engellenmesini, Bu anlamda icranın geri bırakılmasına ve yerel mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak verilen hükmün kaldırılmasına ve yeniden bir karar tesis edilmesi sureti ile davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;  Müvekkili Prof. Dr. ...'in, Türk kamuoyunda akademisyen, köşe yazarı ve iletişim uzmanı kimlikleri ile tanınan saygın bir kişilik olduğunu, ikisi yetişkin ve biri henüz oyun çağında olmak üzere üç çocuğu olan bir baba olduğunu,  Müvekkilin, Türkiye ve dünyadaki milyonlarca insan gibi “...” isimli sosyal medya hesabını kullanarak “twit” denilen kısa fikir ve haber paylaşımlarını yapmakta olduğunu, iletişim üzerine akademik çalışmalar yapan ve kariyerini iletişim, medya, reklam sektörüne hizmet ederek geçiren müvekkilin teknoloji çağının getirdiği ve geliştirdiği sosyal medya anlayışı ile bir bilgi ve iletişim ağı kurularak hızlı ve çok haber, bilgi, tecrübe aktarımının sağlanmasına destek vermesi ve bu ağları kullanmasının kaçınılmaz olduğunu,  Müvekkilin, sosyal medya ağlarını kullanarak uzmanlık alanı olan reklam ve medya sektörüne ilişkin teorik bilgileri ile fikir ve görüşlerini takipçileri ile paylaşmakta olduğunu, yeri geldiğinde eksiklik veya yanlışlık olduğunu düşündüğü konularda hem insan, hem akademisyen- eğitimci ve hem de kamuoyu yaratma gücü olan bir aydın olarak farkındalık yaratmak amacıyla paylaşımlarda da bulunan müvekkilin amacının hiçbir zaman herhangi bir kişi veya kurumu hedef alarak karalama kampanyası yürütmek olmadığını/ olamayacağını, Müvekkilin 12.02.2017 tarihinde “...” isimli sosyal medya paylaşım sitesinde davacı yanın huzurdaki davaya konu edilmiş gönderilerinin;  • “... bu konuda ne düşünüyor? Plastik oyuncakların zararları – Zararlari.com saglik.zararlari.com/plastik-oyunca…”  • “Plastik bilinen en kanserojen ve geri dönüşümsüz madde ... sayesinde oyuncak da plastik kullanımı tavan yaptı! Bakanlık ne düşünüyor?”  • “Plastiğin ucuzluğu büyük avantaj ama ucuz şeylerde sağlık riski bilimsel olarak kanıtlanmışsa orda devletin düzenleme yapması şart!”  • “Eğer oyuncaklarda plastik kullanımını devlet düzenlemeyecekse o zaman STK’lara iş düşer. ...’a baskı uygulamalı ve şeffaflaştırmalıyız!” şeklinde olduğunu, Müvekkilin yukarıda alıntılamış oldukları “twit”lerinin herhangi bir kişi ya da kurumu hedef alma amacı taşımadığı; yapılan bilimsel bir araştırmanın sosyal mecrada link paylaşmak suretiyle kamuoyunun bilgilendirilmesi ve adı geçen davacı şirketin de bu hususta uyarılarak plastiğe alternatif olan ve insan sağlığına daha az zarar veren maddelerin kullanımı hususunda bir algı oluşturulması bu hususta gerekirse devlet, üretim ve pazarlama yapan firmalar ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte bir uzlaşı içerisinde insan sağlığına özellikle de çocukların sağlığına oyuncakla etki eden ürün ve maddeler ile mücadele zemini oluşturmak olduğu hususlarının görülmekte olduğunu, Bu anlamda birbirini izleyen dört gönderi bir bütün olarak düşünüldüğünde müvekkilin toplum sağlığını riske eden bir hususta üretici firma, devlet ve sivil toplum kuruluşlarının her birine ayrı ayrı seslendiği, toplumsal sağlığı riske atan bu sorun karşısında nasıl hareket edilmesi gerektiğini sorguladığı, herhangi bir kişi veya kurumu karalamak veyahut itibarsızlaştırarak zarara uğratmak amacında olmadığı hususlarının anlaşılmakta olduğunu,  Plastik maddelerin zararlarına ilişkin yapılan araştırmaların sayısının son dönemde Türkiye'de ve Dünyada oldukça arttığını, yazılı ve görsel basında fazlaca bu konuya yer verildiğini, pek çok insanın plastik şişe, mutfak eşyası, poşet, kap ve benzeri ürünleri kullanmaktan kaçınmaya ve alternatif çözümler aramaya koyulduğunu, plastik maddelerin doğaya karışmasının da upuzun yıllar almakta ve çevre için de büyük tehlike oluşturmakta olduğunu, kısacası hem yerküreye hem insanların sağlığına korkunç zararları olan bu maddenin kullanımının mümkün olduğunca azaltılması, alternatifler oluşturulması gerektiğini, toplumsal ve hatta evrensel bir gerçeklik arz eden bir sorunun müvekkil tarafından kendi özgür alanında, sosyal platformda bir kez daha dile getirildiğini ve çözüm arayışı için haykırışta bulunulduğunu, Davacı şirketin ise, tamamen soyut ve belirsiz taleplerle müvekkilden haksız çıkar sağlamak amacıyla yerel mahkeme huzurunda işbu haksız ve hukuka aykırı davayı ikame etmiş olduğunu, yerel mahkemenin işbu haksız ve hukuka aykırı davayı manevi tazminat yönünden kısmen de olsa kabul etmiş olmasının usul ve yasaya aykırıolduğunu,  Yerel mahkemenin mezkur kararının manevi tazminat yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Yerel mahkemenin maddi ve hukuki değerlendirmede fahiş bir hata yaptığını, Müvekkil tarafından paylaşılan ve dava konusu olan tweetlerde müvekkilin, plastik kullanımındaki yoğunluğun sadece ülkemiz için değil, tüm dünya için geri dönüşü mümkün olmayan küresel zararlar verebileceğini vurgulamış olup işbu vurgusunun aynı zamanda üç çocuk babası olması nedeniyle insanoğlunun gelecekteki risklerine dikkat çekmek istediğini, işbu riskin küresel nitelikte olması sebebiyle sadece müvekkil değil tüm dünyanın dikkatle yaklaştığı bir konu olduğunu, müvekkil tarafından da tamamen iyi niyet ve insanlık bilinci ile yapılan paylaşımların başkaca bir algı yaratma ve hedef gösterme gayesinde olmadığını, müvekkilin tweetlerinde davacı yanın isminin geçmesinin, davacı yanın sektörün en büyük üreticilerinden biri ve hatta sektörde tekelleşmiş bir kurum olmuş olmasından kaynaklı olduğunu, işbu nedenle müvekkil tarafından yapılan paylaşımların örneklendirme olduğu apaçık ortadayken Yerel Mahkemenin sözde gereksiz incitici nitelikte olması nedeniyle müvekkil aleyhine manevi tazminata hükmetmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ... uygulamasının, kullanıcıların ifade özgürlüğü kapsamında görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya sitesi olduğunu, Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfının Yönetim Kurulu üyesi olan, duyarlı bir kişiliğe sahip aile babası olan müvekkilin, kendi özgür platformu olan ... hesabında düşünce ve ifade hürriyetini kullanmış olduğunu, müvekkilinin anayasal hürriyetini kullanırken asla ve asla hakaret etmediğini, davacı yana zarar verme kastı ile hareket etmediğini, Davacı yanın ise plastik oyuncak sektöründe öncü olduğunu bizzat ikrar eden, Türkiye'de ve dünyada plastik oyuncak üretiminde ilk sıralarda yer alan bir firma olduğunu, örnek vermek gerekirse ülkemizde selpak deyince akla nasıl marka değil de kağıt havlu geliyorsa ...'ın da plastik oyuncak sektörünün öncüsü olduğunu, müvekkilinin plastik kullanımına dikkat çekmek amacı ile yapmış olduğu bir paylaşımda, esasen davacı yanı hedef gösterdiği ve incitme amacı taşıdığını kabul etmenin izaha muhtaç olduğunu, nasıl ki müvekkilin “sigara sağlığa zararlıdır” mesajı veren bir paylaşımda bulunması halinde sigara üretici ve dağıtıcısı firmaların “benim itibarım zedelendi” diyerek belirsiz, afaki tazminatlar talep etmesi abesle iştigal olacaksa halihazırdaki plastik oyuncak konusunda da aynı durumun geçerli olduğunu, fakat yerel mahkemenin tüm bu beyanlarını göz ardı ettiğini, Öte yandan davacı yanın talepleri doğrultusunda tanzim edilen bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeler ve ticari defter incelemeleri neticesinde, haksız rekabete konu olduğu iddia edilen eylem dönemi itibari ile davacı yanın satışlarında herhangi bir gerileme yaşamadığı ve maddi zarara uğradığını destekler mahiyette herhangi bir veri bulunmadığını tespit ettiklerini, bu cümleden hareketle müvekkilinin dava konusu tweetleri sebebiyle davacı yanın hiçbir somut zararının olmadığının tespit edildiğini, söz konusu tweetlerin 3-10 kişi tarafından görüldüğünü ve beğenildiğini, koskoca ... firmasının ülkenin sadece 10 bireyi tarafından beğenilen tweeti sebebiyle incindiğini kabul etmenin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,  Müvekkil tarafından dava konusu edilen tweetlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekirken davacı yanı incitecek nitelikte olduğu gerekçesiyle müvekkilin tweetlerinin sözde Türk Ticaret Kanunu mevzuatında yer alan haksız rekabet unsurları içerdiği tespitinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin konu hakkında fikrini ve düşüncesini şahsına ait bir mecradan ifade etmesinin onun en temel hakkı olup mezkur kararın bu yönü ile kaldırılmasının usul ve yasa gereği olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi' nin 15.05.2018 Tarih, 2016/529 E, 2018/4185 K sayılı kararının; ''Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat ve hükmün yayınlanması istemine ilişkindir. İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir. Davaya konu yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yayının güncel olduğu, kamu yararını amaçladığı ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu, davacının kişilik haklarına ve mesleki itibarına saldırı niteliğindeki ifadelere yer verilmediği, haberin veriliş biçimi ve bütünlüğü çerçevesinde güncel olaylara uygun bir şekilde haber yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme'nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme'nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen \"haber\" veya \"fikirler\" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın \"demokratik toplum\" olamayacağını ...” şeklinde olduğunu,  Yerel mahkemenin delillerin değerlendirilmesinde hataya düştüğünü, Müvekkili Prof. Dr. ...'in, reklam ve PR uzmanı ve sektörün duayeni olan bir akademisyen olarak yaşadıkları çağda firmaların şeffaf bir anlayışa sahip olması gerektiği düşüncesini savunarak, fikirlerini sosyal ve demokratik bir ülkenin kendisine verdiği anayasal hakları kullanmak suretiyle kendi sosyal mecrasında dile getirmiş olduğunu, üstelik bu hakkını kullanırken Yerel Mahkemenin kanaatinin aksine davacı yanı incitici nitelikte tek bir söz kullanmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. maddesinin; ''Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.'' hükmüne havi olduğunu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 10/1 maddesinin ise; ''Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.'' şeklinde olduğunu,  Müvekkilinin anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarını kullanmış olup müvekkilinin davacı şirkete zarar verme gibi bir kastı bulunmadığını, esasen davacı yanın müvekkilin paylaşımlarının kaldırılması, sosyal medya hesabının kapatılması gibi taleplerle müvekkilin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve özgürlüklerini kullanmasını haksız yere engellemeye çalışmakla kalmadığını, müvekkilden haksız çıkar sağlamak istediğini, yerel mahkemenin hiçbir somut dayanak ve gerekçe göstermeksizin salt incitici olduğu gerekçesiyle müvekkil aleyhine fahiş tazminata hükmetmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Tüm bu açıklamalar ve Yargıtay Kararları ışığında müvekkilinin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve özgürlüklerini kullanması sebebiyle gerekçesiz bir şekilde manevi tazminat kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasının usul ve yasa gereği olduğunu,  İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin mezkur kararını işbu dilekçe ile tehir-i icra talepli olarak istinaf ettiklerini, alacaklı vekili tarafından yerel mahkeme ilamının Silivri İcra Müdürlüğü' nün ... E sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edilmiş olup huzurdaki dosyanın gerekçeli kararının icrasının tehirine karar verilmesini talep etme gereği hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; - Tehir-i icra taleplerinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar yerel mahkemece verilmiş kararın icrasının geri bırakılmasına, - İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.02.2021 tarih ve 2019/203 E- 2021/166 K sayılı kararının manevi tazminat yönünden haksız ve hukuka aykırı hükmünün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak delillerin yeniden değerlendirilmesi ile davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine, davanın yeniden görülmesi mümkün değilse kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine,  Davacı yanın maddi ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini ve davalının sosyal paylaşım sitesi adresine erişiminin engellenmesi talebine ilişkindir.  Mahkemece davalının sosyal paylaşım sitesi adresine erişiminin engellenmesi talebinin ve maddi zararın tazmini talebinin reddine, manevi zararın tazmini talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalının ... isimli sosyal medya hesabından davacı şirkete yönelik yaptığı paylaşımlar ile davacı şirketi kötülediğini ve paylaşımlarının haksız rekabet teşkil ettiğini, bu sebeple davacı şirketin maddi ve manevi zararının tazminine, davalının sosyal paylaşım sitesi adresine erişiminin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalı tarafından  ... isimli sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların davacıyı kötüleme amacı ile yapılmadığını, eyleminin haksız rekabet teşkil etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, davacı şirketin maddi zarara uğradığını, zararın belirlenememesi halinde hakim tarafından takdir edilmesi gerektiği, sosyal paylaşım sitesi adresine erişiminin engellenmesi talebinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT aykırı olduğu gerekçeleri ile, davalı vekili, davalının eyleminin haksız rekabet olduğunun tespitine ve davacı lehine manevi tazminat takdirine ilişkin karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen söz konusu istinaf sebepleri ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında, dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, beyan dilekçeleri ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de ileri sürülmüş ve ilk derece Mahkemesince de yukarıda belirtilen gerekçeli kararda ayrıntılı olarak değerlendirilip karşılanmıştır. Ayrıca davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarı tehlikenin ve eyleminin ağırlığına göre hakkaniyete uygun olup, yerindedir. HMK'nın 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki belge, bilgi ve delillere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretleri de karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'sinin 10/2, 10/4,  13/1, 13/2 maddelerine göre usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 269,85TL istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan tahsil ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 341,55TL istinaf karar harcından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 282,25‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b537596256196d75","SID":"cf7982626ef108a3"}}