{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1473 <br>KARAR NO: 2023/1880<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/533 <br>KARAR NO: 2022/880<br>DAVA TARİHİ: 21/08/2020<br>KARAR TARİHİ: 03/10/2022<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/12/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösterdiğini, ...- ... numaralı 03/11/2016 tarihli 30 ay süreli ... (Güneş Enerjisi Santrali) projesi üretim lisansı sahibi olduğunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu gereği bu alanda faaliyet gösteren şirketlere belirli imtiyazlar sağlandığını, bu imtiyazların içinde harçlar ve damga vergisinden muafiyetinin de bulunduğunu, kanun geçici 4-1-b maddesinde muafiyetin düzenlendiğini, 2015/8317 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6446 sayılı Kanunun geçici 4.maddesinde yer alan ilk defa işletmeye girecek üretim sahibi lisanlı tüzel kişilere teşvik sağlanmasına ilişkin sürenin 31/12/2020 tarihine kadar uzatıldığını, davacı şirket ile davalı arasında Van ili sınırları içinde tesis edilmesi planlanan 45 MW kurulu gücündeki ..’in iletim sistemine irtibatını teminen gerekli tesis yatırımlarını içeren bağlantı anlaşması imzalandığını, bu anlaşmaya istinaden davalı tarafından kendilerine toplam tesis bedeli üzerinden % 09,48 damga vergisi ödeme yükümlülüğü bulunduğu bildirilerek bu orana karşılık gelen 50.344,89 TL'nin ödenmesinin istendiğini, harçtan muafiyet olduğu yönündeki itirazlarına rağmen bu itirazların davalı tarafından dikkate alınmadığını, sözleşmenin imzalanmaması halinde davalı şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacak olması nedeniyle talep edilen 50.344,89 TL'nin 30/03/2020 tarihinde ödendiğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra ise noter aracılığı ile yatırılan harcın iadesinin istendiğini, ihtarnamenin 03/04/2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, bedelin iade edilmediğini beyan ile yasaya aykırı olarak tahsil edilen 50.344,89 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; 6446 sayılı Elektik Piyasası Kanunu’nun 3. Maddesinde Üretim Tesisinin tanımlandığını, üretim tesisi ile iletim tesisinin birbirinden ayrıldığını, davacıdan alınan damga vergisinin kanunun 8/5 Maddesine dayanılarak iletim tesisleri yatırımlarına ait toplam tahmini keşif bedeli için alındığını, davacı şirketin yalnızca üretim tesisi ile ilgili işlemlere ait damga vergisi muafiyetinin bulunduğunu, şirketten alınan damga vergisinin bağlantı anlaşması kapsamında şirket tarafından davalı kurum adına yapımı tercih edilen iletim tesisi yatırımlarından kaynaklı olduğunu ayrıca davacı şirketin ödemiş olduğu damga vergisinin davalı kurumun bağlı bulunduğu vergi dairesine yasal süresi içinde ödendiğini, kurumlarının uhdesinde kalmadığını, bütün bu nedenlerle davanın yasal dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dava, davacının, 6446 sayılı kanunun geçici 4/1/b maddesi gereği ödenen damga vergisinin iadesine yönelik istirdat davasına ilişkindir....Bilindiği üzere husumet, bir başka deyişle taraf ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumet, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı sıfatının olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının en önemli özelliği, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen ele alınabilmesidir. Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler karşısında tüm dosya kapsamına göre; davacının alacak olarak nitelendirdiği toplam 50.344,89 TL damga vergisinin Vergi Dairesine yatırılması nedeni ile ticari alacak olarak değerlendirilip alacak davası açıldığı anlaşılmış olup bir an taraflar arasındaki  sözleşmeler için yasal yükümlülük olmamasına rağmen hukuka aykırı tahsil edildiği kabul edilse dahi davalının davacı şirket tarafından ödenen damga vergisinin yasal süresi içerisinde Vergi Dairesine beyan edilerek ödediği, davalı kurum bünyesinde kalmadığı ve husumet mercinin ... A.Ş. değil Vergi İdaresi olması gerektiği dikkate alınarak davalı ... A.Ş.'ne husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine...\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki bir kısım açıklamalarını tekrar ederek, müvekkili şirketin yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösterdiğini, ÖN/... lisans numaralı 03/11/2016 tarihli 30 ay süreli ... (Güneş Enerji Santrali) projesi üretim lisansına sahip olduğunu, yerel mahkeme dosyasına sunulu GİB Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın \"6446 sayılı Kanun kapsamında harç ve damga vergisi istisnası\" konulu 9155.15.99(5901)-... sayılı Özelgesinde \"üretim tesislerinin yatırım döneminin, üretim lisansının alındığı tarihten itibaren başlayıp üretim tesisinin geçici kabulünün yapıldığı tarihe kadar olan süreci kapsadığının\" belirtildiğini, bağlantı anlaşmasına konu ... tesislerinin geçici kabulünün 15/10/2020 tarihinde yapıldığını, Bağlantı Anlaşmasının ise 07/04/2020 tarihli olup bu durumda dava konusu bağlantı anlaşmasının tesisin geçici kabulünün yapıldığı tarihten önce ve dolayısıyla üretim tesisinin yatırım döneminde imzalandığını, davalı ile akdedilen Bağlantı Anlaşmasının lisans sahibi müvekkili şirketin enerjiyi ...'a verebilmesi, üretilen enerjinin bağlantı noktasına taşınması yani üretim tesisi ile güdülen amacın gerçekleştirilebilmesi için bu yatırımın zorunlu olduğunu, müvekkili şirketin Üretim Lisansında da bağlantı noktasının açıkça gösterildiğini, iletim sistemi ve iletim tesisi olmadan üretim tesisinin faaliyete geçmesi veya faaliyet sonucunda üretilen elektriğin dağıtımının yapılması mümkün olmadığı için iletim sistemi ve iletim tesisi ile ilgili yapılan işlerin de mecburen üretim tesisi ile ilgili yapılan işlerden olduğunu, bu nedenlerle 6446 sayılı Kanun'un konuya ilişkin geçici 4.maddesi gereği işlemin vergiden muaf olduğunu, müvekkili ile davalı taraf arasındaki Bağlantı Anlaşması'nın tarafı dava dışı vergi dairesi olmadığından kusurlu ve yasal düzenlemelere aykırı olarak davalının müvekkilinden zor altında tahsil ettiği tutarı vergi dairesine ödemiş olmasının işlemindeki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmadığı gibi söz konusu tutarın talep edilmesi bakımından da vergi dairesinin taraf sıfatını kazanamayacağını, davalıya husumet yöneltilmesinin usule ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı şirket tarafından sunulan istinaf dilekçesinde 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince kayyımlık görevi TMSF tarafından yürütüldüğü için harçtan muaf olduğuna dair beyan ile harç yatırılmadığı, UYAP sisteminden TMSF'ye devredilen ve kayyum atanan şirketler listesi incelendiğinde, davacı şirketin de listede yer aldığı tespit edilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava; taraflar arasında imzalanan sözleşme nedeniyle davacıdan tahsil edilip, davalı tarafça vergi dairesine ödenen damga vergisi bedelinden, 6446 sayılı Kanun'un geçici 4.maddesinin 1/b bendi uyarınca muaf olduğu iddiasıyla davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Sıfat davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.I, S.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, S.612). Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı, o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir... Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.I, S.332, 333, 334).Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/04/2016 tarihli 2014/13-811 E. 2016/489 K. sayılı ilamında; \"...Dava, davalı Orman İdaresi tarafından 2003-2004 yıllarına ait irtifak hakkı bedellerinin geç ödendiği iddiasıyla talep edilen ve ihtirazi kayıtla ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, davalı Orman İşletme Müdürlüğünün, davacıyı taahhütnamede öngörüldüğü şekilde temerrüde düşürmediği gerekçesiyle davacı tarafça davalı Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açılan istirdat talepli davanın kabulüne karar verilmiş, davalı Orman Genel Müdürlüğü vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde açıklanan (...davalı davacıdan tahsil ettiği KDV vergi dairesine ödemekle yükümlüdür. Davalı yasa gereği tahsil etmemesi gereken KDV' yı tahsil etmiş ancak vergi dairesine ödemişse herhangi bir sebepsiz zenginleşmesi olmayacaktır. Bu durumda davacı vergi dairesine ödenen KDV’yi davalıdan isteyemez. Hal böyle olunca davacının davalıya ödediği KDV davalı tarafça vergi dairesine ödenip ödenmediği konusunda gerekli inceleme yapılıp, vergi dairesine ödendiği anlaşıldığı takdirde KDV alacağına ilişkin davalıya husumet yöneltilmeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar ittihazı usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...) nedenlerle bozulmuştur. Mahkeme, “geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan alacağın tahsilinde kusurlu işlemi bulunan tarafın davalı olduğu, haksız olarak tahsil edilen asıl alacağa KDV'nin de haksız olarak eklendiği, davalının hukuka aykırı işlem ve eyleminin dava konusu tüm zararın oluşumuna neden olduğu, davalı tarafın haksız olarak tahsil edip vergi dairesine ödemiş olduğu KDV alacağı da dahil haksız olarak tahsil ve talep ettiği tüm miktardan sorumlu tutulması gerektiği” gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; hükmü davalı vekili temyize getirmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Katma Değer Vergisi Kanunu 8/2.maddesi gereğince davacının davalıya ödediği KDV'nin davalı tarafça vergi dairesine ödenmesi halinde KDV alacağının davalı Orman Genel Müdürlüğün’den istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle uyuşmazlıkla ilgili yasal düzenlemelerin ortaya konulmasında yarar vardır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 8.maddesi vergi yükümlüsünü (mükellefini) “Vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüb eden gerçek veya tüzel kişi”; vergi sorumlusunu ise, “verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi” şeklinde tanımlamıştır.3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun; “Mükellef” başlıklı 8. maddesinin 1.fıkrasının  (h) bendinde ise; “Gelir Vergisi Kanununun 70.maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenlerin Katma Değer Vergisinin mükellefi olduğu” “Vergi sorumlusu” başlıklı 9.maddesinde; “Mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği” belirtilmiştir.Devlet, bu yasal düzenlemelerle, kiraya verene, Katma Değer Vergisini yasal düzenlemelerin öngördüğü şekil ve zamanlarda kendisine (Maliyeye) ödemek yükümlülüğünü getirmiştir. Vergi idaresi açısından muhatap yasada açıkça düzenlendiği üzere kiraya verendir.Bu nedenle somut olayda da vergi idaresi açısından muhatap davalı Orman Genel Müdürlüğüdür.Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, davalının davacıdan tahsil ettiği KDV’yi vergi dairesine ödemekle yükümlü olduğu, yasa gereği tahsil etmemesi gereken KDV'yi tahsil etmiş ancak vergi dairesine ödemişse herhangi bir sebepsiz zenginleşmesinin olmayacağı, bu durumda davacının vergi dairesine ödenen KDV’yi davalıdan isteyemeyeceği, davacının davalıya ödediği KDV’nin davalı tarafça vergi dairesine ödenip ödenmediği konusunda gerekli inceleme yapılıp, vergi dairesine ödendiği anlaşıldığı takdirde KDV alacağına ilişkin davalıya husumet yöneltilmeyeceği görüşü dile getirilmiş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek haksız olarak tahsil edilen alacak nedeniyle uygulanan katma değer vergisinin de davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin olarak yerel mahkemece verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir...\" yönünde karar verilmiştir. Somut olayda ise dava konusu vergi, damga vergisidir. 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1.maddesinde; \"Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga vergisine tabidir...\", 3.maddesinde \"Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder...\"Vergi ve cezada sorumluluk başlıklı 24.maddede; \"Vergiye tabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden dolayı alınması lazımgelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur. Birden fazla kişi tarafından imza edilen kagıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden müstesna olanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesini gerektirmez. Damga Vergisinden muaf kuruluşlarca kişilerin (1) sayılı tabloda yer alan işlemleriyle ilgili olarak düzenlenen ve sadece bu kurumların imzasını taşıyan kağıtlara ait verginin tamamı kişiler tarafından ödenir. Ancak bu kağıtlara ait verginin hiç ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde vergi ve cezanın tamamından kişilerle birlikte kurumlar müteselsilen sorumludurlar. 22 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bulunanlar, taraf oldukları işlemlere ilişkin kâğıtlara ait verginin beyan ve ödenmesinden sorumludurlar. Verginin ödenmemesi veya noksan ödenmesi durumunda vergi, ceza ve fer'ileri, vergi için diğer işlem taraflarına rücu hakkı olmak üzere, bu fıkrada belirtilen kişilerden alınır.  Resmi daireler veya noterlerce düzenlenerek kişilere verilen veya dairede bırakılan ve Damga Vergisi hiç alınmıyan veya noksan alınan kağıtların vergisi mükelleflere, cezası düzenliyenlere aittir. Vergi ve ceza, vergi için mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları düzenleyenlerden alınır.\" hükümleri yer almaktadır.Davacının iddiası ...'in iletim sistemine irtibatını teminen, gerekli tesis yatırımlarını içeren Bağlantı Anlaşması'nın imzalanması sırasında 6446 sayılı Kanun'un geçici 4.maddesinin 1/b bendi uyarınca yasal yükümlülüğü bulunmamasına rağmen davalı tarafça 50.344,89 TL damga vergisi ödenmesinin talep edildiği, ödeme yapılmaması halinde sözleşmenin imzalanmayacağının bildirilmiş olması nedeniyle söz konusu bedelin davalıya ödendiği yönündedir. Ödemenin davalıya yapıldığı hususunda bir ihtilaf yoktur. Somut olayda ihtilaf; bağlantı anlaşmasının damga vergisinden muaf olup olmadığı ve ödenen damga vergisi bedelinin istirdadı yönünden eldeki davada husumetin davalıya mı yoksa vergi dairesine yöneltilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, söz konusu işlemin muhatabının vergi dairesi olduğu gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davacının sorumlu olduğu ve ödenmemesi halinde davalının müteselsil sorumluluğuna gidilecek olan dava konusu verginin, davalı tarafça tahsil edilip vergi dairesine yatırıldığı dosya kapsamı itibariyle sabit olduğundan, emsal nitelikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı da dikkate alındığında, davalının işbu dava yönünden taraf sıfatının olduğu açık olup mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Yargılama aşamasında söz konusu sözleşmenin damga vergisinden muaf olup olmadığı hususunda iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. 1-Elektrik mühendisi ..., hukukçu Prof.Dr.... tarafından düzenlenen 05/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda; EPDK tarafından düzenlenmiş ... no.lu 03/11/2016 tarihli ön lisans belgesinin, davacı ... Anonim Şirketi'ne Van ili Arısı İlçesinde kurulması planlanan ... üretim tesisinin yatırımına başlanabilmesi için gerekli onay, izin, ruhsat ve benzerlerinin alınabilmesi amacıyla 03/11/2016 tarihinden itibaren 38 ay süreyle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca 03/11/2016 tarihli ve 6573-2 sayılı kararı ile verildiği,Dosya içinde bulunan ve taraflar arasında imzalanmış 07/04/2020 tarihli Bağlantı Anlaşmasının davacı/kullanıcıya ait ...Ticaret A.Ş / ... tesislerinin Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca 154 kV Van 380 TM ye bağlanması için gerekli hüküm ve şartları içerdiği, bu anlaşmanın 5-A maddesinde \"üretim ve tüketim tesislerinin sisteme bağlantısı için yeni iletim tesisi ve bu tesisin sisteme bağlanabilmesi için yeni iletim hatlarının yapılmasının gerekli olduğu hallerde bu tesislerin yapımı için ...'ın yeterli finansmanının olmaması veya zamanında yatırım planlaması yapılmaması durumunda söz konusu yatırımlar bu tesise bağlantı talebinde bulunan tüzel kişi veya kişilerce ilgili mevzuat kapsamındaki teknik standartlar sağlanarak müştereken yapılabilir veya finansa edilebilir. Yapılan yatırımın tutarı ilgili tüzel kişi veya kişiler ile ... arasında yapılacak bir tesis sözleşmesi ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmaları çerçevesinde geri ödenir, geri ödeme süresi üretim ve tüketim tesisleri için en fazla 10 yıldır\" denildiği, bu bağlantı tesislerinin davacı tarafından yapıldığı ve anlaşma eki Ek 4 Tesis Sözleşmesinin 2-A-1 Maddesindeki iş bakımından tahmini keşif bedelinin 1.435.086,98 TL, 2-A-2 maddesindeki iş bakımından tahmini keşif bedelinin 3.875.555,60 TL olduğu, Bağlantı Anlaşmasının Madde 3-7 Tesislerin Mülkiyeti başlıklı bölümde \"Madde 2 deki anılan tesislerden ... adına kullanıcı tarafından tesis edilenler ile kullanıcı şalt sahasında ... kullanımına ayrılan donatılı veya donatısız fiderler ...'ın mülkiyetinde olacaktır\", 5-B-2 maddesinde \"bu anlaşmadan doğan ya da ilerde doğabilecek vergi, resim, harç ve bunlar gibi yükümlülükler ile diğer masrafların tamamı kullanıcıya ait olacaktır\" şeklinde düzenlendiği,6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Geçici Madde 4 ile getirilen damga vergisi muafiyetinin bu kapsamdaki üretim yatırımlarını yapan tüzel kişilere sağlanan bir teşvik niteliğinde olduğu, davacı şirketin sahip olduğu ön lisans kapsamında gerekli yatırımları yapmaktan başka, kurulan GES'in merkezi iletim sistemiyle irtibatını sağlamak üzere esasen ... tarafından yapılması gereken bağlantı yatırımlarını da yapmak durumda kaldığı,Elektrik iletimi alanında imtiyaza sahip olan ...' bu yatırımları bizzat yapmayarak dava konusu olaydaki gibi ilgili firmalara yaptırdığı, davacı şirketin ise damga vergisi muafiyeti kapsamında olduğu tereddütsüz olan üretim yatırımından başka, esasında bir iletim yatırımı olan ve bu sebeple ... tarafından yapılması gereken bağlantı yatırımlarını da üstlenmek durumunda kaldığı,Davaya konu damga vergisi, davacı şirket tarafından yapılan ve davacının üretim tesislerinden, davalı ... 'ın mevcut iletim tesislerine kadar olan bağlantı iletim tesisine ait sözleşmeden kaynaklı olup bu iletim tesisinin harcama bedelinin ise sonradan davalı ...'dan tahsil edilmek üzere davacı şirket tarafından yaptırıldığı, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun geçici 4. Maddesinin 1-b bölümündeki damga vergisi istisnasının sadece davacı tarafından yatırım konusu olan üretim tesisinin yapımı ile sınırlı olduğu, Bağlantı Sözleşmesi davacı şirketin üretim tesisinin yapılmasıyla ilgili olmayıp mülkiyeti ...'a ait ara bağlantı tesisi ile ilgili olduğundan, sözleşmenin damga vergisine tabi olduğu,Davalı şirket, dava konusu 50.344,89 TL'yi davacı şirketten tahsil ettiğini ve bağlı bulunduğu vergi dairesine yatırdığını savunmuş ise de bu bedeli vergi dairesine yatırdığına dair ödeme belgesine dosya kapsamında rastlanmadığı, söz konusu bedelin davacı şirketten tahsil edilerek vergi dairesine yatırılmış olması durumunda, davalı şirketin pasif dava ehliyeti ile husumetin vergi dairesine de yöneltilerek muafiyet tartışmasının vergi dairesinin de iştirakiyle yapılması konusunun Mahkemenin taktirinde olduğu,Davalı şirketin davacıdan tahsil ettiği 50.344,89 TL'yi vergi dairesine ödememiş olması halinde ise, bu bedel kadar sebepsiz zenginleşme doğacağı yönünde görüş bildirilmiştir. 2-Aynı bilirkişi heyetinden alınan 01/11/2021 tarihli ek raporda; Davacı vekilinin rapora karşı itiraz dilekçesinde belirttiği GİB Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 107362 sayılı Özelgesi kapsamındaki işin üretim tesisleri ile lisans sahibi şirket ve DSİ Bölge Müdürlüğü arasında mevcut protokol konusu bir iş olduğu, protokolün kapsamı belli olmadığı gibi yapılan tesisin bölümlerinin, ne ile ilgili olduğunun anlaşılamaması karşısında emsal olarak değerlendirilemeyeceği, kök raporda ifade edildiği gibi söz konusu işlemin damga vergisinden muafiyetinin bulunmadığı, damga vergisi davalı şirket tarafından vergi dairesine ödendiği için kök raporda vergi dairesine ödenmemiş olması ihtimaliyle yapılan değerlendirmenin dikkate alınmasına gerek olmadığı bildirilmiştir. 3-Bilirkişi heyeti Elektrik mühendisi ...  ve hukukçu ... 19/08/2022 tarihli raporunda; İletim hatlarının iş ve işletme bütünlüğü ve koordinasyonu açısından elektrik iletim hatları yapım ve işletmesinden sorumlu olan ...'ın standartlarına göre ... tarafından yapılması veya yaptırılması gerektiği, iletim hattının ana üretim tesisinin yapımından tamamen farklı teknik, ticari ve idari şartnamesinin olduğu ve üretim tesisinin bir parçası olmadığı, davacı vekilinin ek bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinin 1 nolu ekinde yer alan Gelir İdaresinin verdiği özelgede \"...Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen üretim lisansının alındığı tarihten itibaren başlayıp üretim tesisinin geçici kabulünün yapıldığı tarihe kadar olan süreci ifade eden üretim tesislerinin yatırım döneminde, üretim tesisiyle ilgili düzenlendiğinin tevsiki kaydıyla, Kanunda belirtilen süreyle sınırlı olmak üzere, lisans belgesi sahibi firmalarla üçüncü kişiler arasında yapılan işlemlere harç, düzenlenen kağıtlara damga vergisi istisnası uygulanması mümkün olup, üretim tesisi ile ilgili olmayan işlem ve kağıtlara istisna uygulanması mümkün bulunmamaktadır... ... ile yapılan sistem bağlantı anlaşması içinde yer alan enerji nakil hatları işleri yapımı ile ilgili hükümler dahilinde ... nezdinde kabuller yaptırılması işine ilişkin olarak şirketiniz ile …  A.Ş. arasında …/12/2018 tarihinde düzenlenen enerji nakil hattı anahtar teslim yapım işleri sözleşmesinin üretim tesisi ile ilgili olmayıp iletim tesisi ile ilgili olduğu dikkate alındığında, söz konusu kağıda damga vergisi istisnası ve sözleşmenin noterde tasdik edilmesi durumunda yapılacak tasdik işlemine harç istisnası uygulanması mümkün değildir.\" denilerek iletim hattının ana iş kapsamında olmadığı ve damga vergisi muafiyetinin uygulanamayacağının açıkça yazıldığı, bu nedenlerle dosya kapsamında daha önceki bilirkişi raporlarında belirtilen görüşe ve Gelir İdaresi Başkanlığının cevabı yazısına aynen katıldıklarını beyan ederek, iletim hattı işinin ana üretim tesisi işi kapsamında olmadığı ve damga vergisi muafiyeti uygulanamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Yasal düzenlemeler çerçevesinde dosya kapsamı incelendiğinde; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 3.maddesinde; \"...Bağlantı anlaşması: Bir üretim şirketi, dağıtım şirketi ya da tüketicinin iletim sistemine ya da dağıtım sistemine bağlantı yapması için yapılan genel ve özel hükümleri içeren anlaşmayı, ... İletim tesisi: Üretim veya tüketim tesislerinin 36 kV üstü gerilim seviyesinden bağlı olduğu üretim veya tüketim tesisi şalt sahasından sonraki nihayet direğinden itibaren iletim şalt sahalarının orta gerilim fiderleri de dâhil olmak üzere dağıtım tesislerinin bağlantı noktalarına kadar olan tesisleri, ... Üretim tesisi: Elektrik enerjisinin üretildiği tesisleri ...Önlisans: Üretim faaliyetinde bulunmak isteyen tüzel kişilere, üretim tesisi yatırımlarına başlamaları için gerekli onay, izin, ruhsat ve benzerlerinin alınabilmesi için belirli süreli verilen izni ...ifade eder\" şeklinde tanımlanmıştır6446 sayılı Kanun'un \"iletim faaliyeti\" başlığı altında 8.maddesinin 5.bendinde \"Üretim ve tüketim tesislerinin iletim sistemine bağlantısı için yeni iletim tesisi ve bu tesisin sisteme bağlanabilmesi için yeni iletim hatlarının yapılmasının gerekli olduğu hâllerde; bu tesislerin yapımı için ...’ın yeterli finansmanının olmaması veya zamanında yatırım planlaması yapılamaması durumlarında, söz konusu yatırımlar, bu tesise bağlantı talebinde bulunan tüzel kişi veya kişilerce müştereken yapılabilir veya finanse edilebilir. Yapılan yatırımın tutarı ilgili tüzel kişi veya kişiler ile ... arasında yapılacak bir tesis sözleşmesi ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmaları çerçevesinde iletim sistem kullanım bedelinden mahsup edilmek suretiyle geri ödenir. Geri ödeme süresi üretim ve tüketim tesisleri için en fazla beş yıldır. Bu konuya ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.\"Geçici 4.maddesinde; \"(1) Kısa dönemde gerekli arz kapasitesinin yeterli bir yedekle oluşturulması amacıyla, 31/12/2015 tarihine kadar ilk defa işletmeye girecek üretim lisansı sahibi tüzel kişilere, aşağıdaki teşvikler sağlanır. Bu sürenin beş yıla kadar uzatılmasına Cumhurbaşkanı yetkilidir.a) Üretim tesislerinin, işletmeye giriş tarihlerinden itibaren beş yıl süreyle iletim sistemi sistem kullanım bedellerinden yüzde elli indirim yapılır.b) Üretim tesislerinin yatırım döneminde, üretim tesisleriyle ilgili yapılan işlemler harçtan ve düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır....(5) (Ek: 21/3/2018-7103/85 md.) Birinci fıkrada belirtilen tarihe kadar uygulanmak üzere, önlisans sahibi tüzel kişilerin, önlisansın geçerlilik süresi içerisinde bu önlisans kapsamında kuracağı üretim tesisleriyle ilgili yaptıkları işlemler harçtan, bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.\" hükümleri yer almaktadır.Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, damga vergisi istisnasının üretim tesisinin yapımı ile sınırlı olduğu, GES'in merkezi iletim sistemi ile irtibatını sağlamak üzere ... tarafından yapılması gereken dava konusu bağlantı yatırımlarının ise bedeli ...'dan geri alınmak şartıyla davacı tarafından yapıldığı için üretim tesisi yapımına ilişkin olmadığı ve istisna kapsamında bulunmadığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da aynı yönde değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla, raporların yasal düzenlemelere uygun ve hükme elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 3.maddesi uyarınca bağlantı anlaşması, iletim sistemine ya da dağıtım sistemine bağlantı yapılması amacıyla yapılan bir anlaşma olup dava konusu bağlantı anlaşmasının da aynı Kanun'un 8/5 maddesi uyarınca iletim sistemine bağlantı amacıyla yapıldığı ancak Kanun'un geçici 4.maddesinde yer alan istisnanın iletim değil üretim tesislerine yönelik olduğu, bağlantı anlaşmasının damga vergisinden muaf olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece açıklanan gerekçelerle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek, davanın esastan reddine dair 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜ ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/10/2022 tarihli  2020/533 E. 2022/880 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve DAİREMİZCE YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,a-Davanın ESASTAN REDDİNE, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden;a-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, c-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iadesine,3-İstinaf yargılama giderleri yönünden;a-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, b-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,c-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacı tarafa ilk derece mahkemesince iadesine,ç-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfdc770aeb9bb449","SID":"0cbf90613184a9cb"}}