{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1670 <br>KARAR NO\t: 2023/1830<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>ESAS NO\t: 2023/405 <br>KARAR NO\t: 2023/414<br>KARAR TARİHİ: 27/04/2023<br>DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)<br>KARAR TARİHİ: 20/12/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 19/01/2014 tarihinde ... Konut Satım Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında müvekkilinin taşınmaz satın aldığının, müvekkilinin satış bedelini davalıya sözleşmenin yapıldığı 19/01/2014 tarihinde 10.244,00 TL peşinat ödediğini ve devamında nakden ve defaaten 31/01/2014 tarihinden 08/01/2017 tarihine kadar aylık 10.255,00 TL ödeyerek  3 yıl boyunca  düzenli olarak yapmış olduğu ve toplam 379.435,00 TL olarak ödediğini,  taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında işbu taşınmazın satış bedeli müvekkilin tarafından ödenmiş olup, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm edimlerine yerine getirdiğini, müvekkilinin davalıya bu bağımsız bölümün satışına dair sözleşme ile ilgili bir borcunun bulunmadığını,  müvekkilinin konut satım bedelini 08/01/2017 tarihli son ödemesi ile  tamamen ifa ettiğini,  davalı şirket devam eden süreçte bedeli tam ve eksiksiz olarak ödenen taşınmazın tapuda devrini  müvekkile vermediği gibi söz konusu taşınmaz üzerinde de sayısı günden güne artan haciz ve ipoteklerin oluşmasına sebebiyet verdiğini, söz konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilip takyidatsız olarak   müvekkili adına kayıt ve tescil yapılması için Bakırköy 13. Tüketici  Mahkemesinin 2021/413 E sayılı dosyasında dava açıldığını ve anılan davanın halen derdest olduğunu,  müvekkilinin davalı şirketten olan toplam 1.500,000 TL alacağı için Bakırköy iflas Müd.nün ... iflas sayılı dosyasına talepte bulunulduğunu,  söz konusu talebin  kaydın sıra cetvelinde  ihtilaflı olarak belirtilmesine, İİK m. 206 gereğince 4. sıraya alınmasına  şeklinde karar verildiğini beyanla  müvekkilinin müflis şirketten olan 1.500.000 TL alacağının ihtilaflı olarak 4. Sıraya kaydedilmesine ilişkin kararın kaldırılarak öncelikle ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... Parsel, ...  Sedef Blok 16.Kat 306 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki istihkak  talebinin  saklı tutularak, fazlaya ilişkin hakların  saklı tutulması kayıt ve şartıyla şimdilik 1.500.000,00 TL alacağın tamamının tam ve eksiksiz olarak  sıra cetveline kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" Davacı taraf,  13. Tüketici  Mahkemesinin 2021/413 Esas sayılı dosyasına konu edilen talep yönünden de işbu davayı açtığı, devam eden dava dosyası mevcut iken aynı alacağın bu kez de sıra cetveline itiraz davasına konu edilemeyeceği, davacı tarafın bu talepleri yönünden hukuki yararının bulunmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesinde görülen davanın konusu para değil tapu iptal tescil davası olduğu, istinafa konu ettiğimiz davada ise miktar belirtilerek dava konusu bir paraya özgülendiğini, tarafları aynı olan davaların konusu da aynıymış gibi değerlendirilerek derdestliği temel alarak hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.Mahkemece, Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesinin 2021/413 esas sayılı dosyasına konu edilen maddi vakıadan kaynaklı alacağa istinaden işbu davanın açıldığı, devam eden dava dosyası mevcut iken aynı alacağın bu kez sıra cetveline itiraz davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ise Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesinde görülen davanın konusu para değil tapu iptal tescil davası olduğu, istinafa konu ettiğimiz davada ise miktar belirtilerek dava konusu bir paraya özgülendiğini, tarafları aynı olan davaların konusu da aynıymış gibi değerlendirilerek derdestliği temel alarak hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Somut olayda; her ne kadar Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesinin 2021/413 esasına kayıtlı davada tapu iptal tescil talep edilmiş ise de  davaya konu müflis şirketin iflas masasına kaydı talep edilen alacağın,  Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesinin 2021/413 esas sayılı dosyasına konu edilen maddi vakıadan kaynaklı alacak olduğu anlaşılmıştır.\" 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince;  iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir. <br> Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. İİK'nın 194 üncü maddesine göre; \"Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur, ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerine ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz\"İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa,  masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkında ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında iflas masasına kaydedilip, alacağın masa tarafından kesin olarak kabul edilip edilmediğini araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar vermesi gerekir.\" ( Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 25/09/2023 tarih 2022/3720 E. 2023/4110 K. )Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;  iflasın açılması ile duracak davaların sadece alacak davası olmadığı, İİK'nın 194/1 bendinde sayılan istisna davalar haricinde   ayni haklara ilişkin davaları da kapsadığı, davacının alacağına dayanak yapılan  tapu iptal tescil davası da İİK 194/1 maddesinde sayılan istisnai davalardan olmadığından iflasın açılması ile birlikte duracağı ve yukarıda emsal Yargıtay kararında belirtildiği şekilde prosedürün işleyeceği anlaşılmakla  devam eden dava dosyası mevcut iken aynı alacağın bu kez de sıra cetveline itiraz davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun  esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/12/2023 <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"631067dee12f495e","SID":"cab57bfffb7bd344"}}