{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1655 <br>KARAR NO: 2023/2478<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 28/04/2021<br>NUMARASI: 2018/1361 Esas - 2021/335 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin eşi ve babaları olan ...'un 17/082018 tarihinde İstanbul'dan Ordu iline  diğer aile efradıyla birlikte konvoy halinde giderken olay yerinde belirtilen noktadan geçip kendi şeridine girerek normal seyre başladığını, fakat karşıdan gelmekte olan davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... tırın ağır kural ihlali neticesinde bu araçla önden yukarıda bahsedilen  ticari araç ile arkadan çarpışmaları sonucunda kaza meydana geldiğini, kazada aracın içerisinde bulunan ..., ..., ..., ..., ... adlı kişilerden ...'un olay yerinde, ...'un ise kaldırıldığı hastanede hayatlarını kaybettiklerini, ..., ..., ... ve ...'nun ağır yaralandıklarını, olaydan sonra tır sürücüsü ile ticari aracın sürücüsünün hiçbir insani yardımda bulunmadıklarını, kazada hurdaya dönen desteğe ait ... plakalı aracın değer kaybı için sonradan arttırılmak kaydıyla 1.000 TL maddi zararın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline,1.000 TL  sigorta tazminatının sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların her biri için ayrı ayrı 1.000'er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile yine her bir davacı için ayrı ayrı  100.000'er TL manevi tazminatın  kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini  443.259,11 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde, ... plakalı aracın davalıya Karayolları motorlu araçlar mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin dosyayı aktüere gönderdiğini, ancak davacılar tarafından aktüer sonucu beklenmeden dava açıldığını, yaşam tablosu olarak TRH 2010'un kullanılmasını ve %1.8 teknik faiz hesabı yapılmasını, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,\" Davacı ...'un destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat isteminin kabulü ile; 95.607,23 TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden 17/08/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş.  yönünden  30/10/2018 tarihinden  tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'un destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat isteminin kabulü ile; 5.756,83 TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden 17/08/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş.  yönünden  30/10/2018 tarihinden  tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'un destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat isteminin  kabulü ile; 11.895,05 TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden 17/08/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş.  yönünden  30/10/2018 tarihinden  tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'un değer kaybına ilişkin maddi tazminat isteminin  kısmen kabulü ile; 8.700 TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden 17/08/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden  30/10/2018 tarihinden  tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 20.300 TL'lik maddi tazminat isteminin reddine, davacı vekilinin ...'un ölümü nedeniyle riziko gerçekleştiğinden bahisle talep ettiği 1.000 TL sigorta tazminatı isteminin reddine, davacı ...'un manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 50.000TL manevi tazminatın 17/08/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek  3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalı ...'dan  alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 50.000 TL manevi tazminat talebinin reddine, davacı ...'un manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000TL manevi tazminatın 17/08/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek  3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalı ...'dan  alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 75.000 TL manevi tazminat talebinin reddine, davacı ...'un manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000TL manevi tazminatın 17/08/2018 tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalı ...'dan  alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 75.000 TL manevi tazminat talebinin reddine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının değer kaybı talebine ilişkin olarak dosya kapsamında alınan 26/10/2020 tarihli bilirkişi raporu araçta meydana gelen değer kaybını değil, araç hasar bedeline ilişkin tespitler içerdiğini, dolayısıyla talep konusu ile ilgili olmayan rapor dayanak gösterilerek oluşturulan Yerel Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olması nedeniyle bozulması gerektiğini, bununla birlikte, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 26/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda aracın pert işlemine tabi tutulması gerektiği yönünde kanaat oluşturulduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca pert işlemine tabi tutulan araçlarda değer kaybının oluştuğunun kabul edilemeyeceğini, yeni Trafik Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olup dava konusu kaza 17/08/2018 tarihinde gerçekleştiğini, dava konusu kazası Trafik Sigortası Yeni Genel Şartları kapsamında olduğundan değer kaybı teminat dışında olduğunu, Anayasa Mahkemesi’nin 2019/40 E. 2020/40 K. no’lu kararı ile iptal edilen maddelerin iş bu dava bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda PMF ye göre hesaplama yapılması hatalı olduğunu, hesaplamada kullanılan %0 teknik faizin uygulanması hatalı olduğunu, tazminatın %1,8 teknik faiz ile hesaplanmasının kabulü gerekeceğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada kullanılan destek payları hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından müteveffanın gelirinden kendisi ve eşine 2’şer pay, çocukları ile babasına 1’er pay ayrıldığını, Yargıtay Kararları gereğince müteveffanın kendisine, eşine ve dava dışı babasına ise annesinin hayatta olmaması nedeniyle 2’şer pay, çocuklarına ise 1’er pay ayrılması gerektiğini, bilirkişi tarafından uygulanan destek oranları Yargıtay Kararlarına göre toplamda olması gerekenden daha yüksek olduğunu bunun kabulü mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tır şoförü olan ve herhangi bir kazaya sebebiyet vermeyen ..., olayın yaşandığı yolun  eğimi ve virajı, maktul ...’un yaptığı hatalı sollama ve tüm olay birlikte değerlendirildiğinde yaşanılan kazada ...’ın kusurlu olmadığını açıkça ortada iken müvekkile kusur izafe eden raporların kabulüne imkan olmadığını, alt düzeyde tali kusur için belirlenen % 30 oranındaki kusur olayın oluşuna uygun olmadığını, davacıların  beyanlarında açıkça ileri sürüldüğü üzere, müteveffanın malulen emekli olduğu hususu ve bunun için en az % 60 oranında meslekte kazanma gücünün kaybı durumlarında mümkün olabileceği belirlenmiş olmakla birlikte, müteveffanın malulen emekli olmasında dikkate alındığını ve fiilen var olan kaza öncesi maluliyet durumunun SGK dan sorularak dosyamızda net bir veri olarak bulunması gerektiğini ve bu duruma göre  hem maddi hem de manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği halde bu hususlarda gerekli araştırma yapılmadan, verilen karar davalı müvekkil aleyhine olduğunu, müteveffanın kaza öncesindeki yaşı ile birlikte maluliyet oranı, varsayıma göre en az % 60 olabilecek olan maluliyet durumunda dahi, bizzat müteveffanın bakıma muhtaç olmasını sonuçlayacak bir nitelik taşıyor olması ve daha fazla maluliyet durumu var ise bu ihtimalin daha da artacağı dikkate alınarak, hesap edilecek tutardan ayrıca hakkaniyet indirimlerinin yapılması zorunlu olacağını, kaldı ki müteveffa ...'un kazaya karışan aracın sürücüsü olduğu dikkate alındığında, kazadan evvel var olan maluliyetinin araç kullanımını etkileyecek bir sonuç yaratıp yaratmayacağının da dikkate alınması mevcut kusur ve neticeten oluşan zararların miktarını etkileyecek bir durum olması nedeni ile  müteveffa ...'un kaza öncesi maluliyet sebebi ve oranının kesinlikle araştırılması gerektiği halde bu hususta araştırma yapılmadan karar verilmiş olması neticeten davalı aleyhine fahiş tutarlarda manevi tazminata hükmolunmuş olması davacı yan lehine sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, yine davanın, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren 2 yıl içerisinde dava açılması gerektiğini,  davanın açılmış olduğu tarihte, zarar ve tazminat yükümlüsü öğrenilmiş  olduğu sabit olduğuna göre  dava tarihi olan 09/11/2018 tarihinin üzerinden 2 yıldan fazla süre geçtikten sonra 13/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılan dava kısmı bakımından 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğunu ve ıslah ile artırılan kısım bakımından dava zamanaşımına uğramış olduğunu, zamanaşımı nedeni ile bu kısım bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verildiğini ve yine ıslah  talebinde ıslah ile artırılan kısım bakımından ıslah tarihinden itibaren faiz talep edilebilecek ve hükmolunacakken, kaza tarihinden itibaren faize hükmolunmuş olması da  hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat ile  maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 17.08.2018 tarihinde, saat 11:15 sıralarında müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Ordu ili yolu üzerinde Gürgentepe ilçesi istikametinden Çamaş ilçesi istikametine seyir halinde iken olay mahalli viraja yaklaştığında önünde kendisiyle aynı istikamette ve aynı şeritte seyreden sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı otomobili solladığı sırada virajda karşı yönden gelen davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekici ile çarpışması, akabinde  sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin, önünde meydana gelen çarpışma sonucu geriye doğru savrularak önünü kapatan ... plaka sayılı otomobile arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların murisinin ölümü nedeniyle tazminat yine aracın hasarlanmasından dolayı değer kaybı talep edildiği anlaşılmaktadır. Kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hasarlı hali, hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararının tespiti gerektiğinden, (Yargıtay 4. Hukuk  Dairesinin 2021/13793 E-2022/9551K) hükme esas bilirkişi raporunda da, aracın, 17/08/2018 tarihi itibarı ile, 32.000,00 TL olarak belirlenen, 2. el araç piyasasındaki rayiç değerinin normal ve kabul edilebilir, yeterli ve geçerli miktarda olduğu, aracın, fotoğraflarda görülebilen ağır hasarlı durumu ile, onarımının mümkün ve uygun olmadığının dikkate alınması ile hurda olarak 3.000,00 TL olarak belirlenmiş ederinin de yeterli ve geçerli miktarda olduğu, buna göre de, ... plâkalı araç malikinin, 17/08/2018 tarihinde maruz kaldığı hasarlarından dolayı, maddî zararının (32.000,00 TL - 3.000,00 TL = 29.000,00 TL ) olduğu, davalı tarafın %30 oranında kusuruna denk gelen 8.700 TL değer kaybı belirlenmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Kaza nedeniyle davalı sürücünün yargılandığı Ordu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan ve hükme esas alınan13.01.2020 tarihli  ATK kusur raporunun davalı sürücü ...'ın alt düzeyde tali kusurlu, müteveffa sürücü ...'un asli kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu şeklinde düzenlendiği, mahkemece hükme esas alınan ATK kusur raporunda da kazanın aynı oluş şekline göre, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki çekici ile virajlı yol bölümde dönüşünü kendi istikamet şeridi içerisinde kalabilecek şekilde mümkün olduğu kadar dar açından yapması, istikamet şeridine giren müteveffa sürücü idaresindeki otomobili gördüğünde zamanında etkili fren tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek virajlı yol bölümünde dönüşünü karşı istikamet şeridine taşarak yaptığı esnada karşı yönden gelen ve önündeki otomobilin solundan geçiş yapan müteveffa sürücü idaresindeki otomobil ile çarpıştığı olayda kusurlu olduğu, sonuç olarak müteveffa sürücü ...'un %70  oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın %30 oranında kusurlu olduğu yönünde yapılan tespit ve kusur oranlarının dosya kapsamı ve olayın oluşuna uygun olup, birbiriyle uyumlu olduğuna göre kusur ve kusur oranına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K.,  2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Hükme esas aktüerya raporunda PMF yaşam tablosuna göre yaşam süresi belirlenmesi doğru olmamış ise de,  TRH 2010  tablosunda  yaşam süreleri daha uzun belirlendiğinden sonuç olarak davalıların aleyhine olacağından bu yöndeki istinaf itirazında hukuki yarar olmadığından ve  1.8 teknik faizin artık uygulanmayacağından davalı sigorta vekili  istinaf itirazı yerinde değildir. HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı sigorta vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde aktüerya bilirkişi raporuna karşı  pay hesabına ilişkin itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle  aktüerya raporundaki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın  357/1. maddesi gereğince  Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden  pay hesabına ilişkin  istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 17/08/2018 tarihi ile dava tarihi olan 09/11/2018 ve ıslah tarihi olan 15/04/2021 tarihleri dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının ve ıslah zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı  ... vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf  itirazı yerinde değildir. Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Bu nedenle davalı sürücü bakımından talebe uygun olarak ıslah edilen kısım içinde de  kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Hükme esas alınan aktüerya raporunda, müteveffa ..., 17.08.2018 vefat tarihinde 45 yıl, 7 ay 16 günlük olup, 46 yaşında olduğu kabul edilerek, PMF tablosuna göre bakiye yaşam süresi 25 yıl ve muhtemel ölüm yaşı 71 olarak tespit edilmiştir. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik uygulaması doğrultusunda, müteveffanın aktif çalışma hayatının 60 yaşına kadar süreceği kabul edilerek, bakiye yaşam süresindeki aktif dönem (60 - 46) = 14 yıl ve pasif dönem (71 - 60) = 11 yıl olarak belirlenmiştir. Ancak müteveffa olay tarihinden önce malulen emekli olduğu ve olay tarihinde herhangi bir işte çalışmadığı dava dilekçesinde açıkça ifade edilmiştir. Her ne kadar çalışmayı planladığı şeklinde bir iddia ileri sürülmüşse de malulen emeklilik koşullarından bir tanesi de meslekte kazanma gücünün en az %60 oranında yitirilmiş olmasıdır. En az %60 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiği için malulen emekli olmuş bir kişinin yeniden çalışmaya başlayacağı kabulüne göre değerlendirme yapılması olanaklı değildir. Bu nedenle bakiye yaşam süresinin tamamı pasif dönem olarak kabul edilerek değerlendirme yapılmış olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 15.162,02 TL harçtan peşin alınan 2.083,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.979,02 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.  tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 15.162,02 TL harçtan peşin alınan 3.790,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.371,47 TL harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81d841e6899bbd91","SID":"4a770c453d933976"}}