{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/628 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2035<br>KARAR TARİHİ\t: 07/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/19 Esas 2019/1318 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 14/01/2016 tarihinde icra dosyası içinde mübrez İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca Ortak Sağlık Güvenlik Birimi olarak faaliyet gösteren müvekkili şirketin davalı işveren şirkete iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verme işini üstlendiğini, mezkur sözleşme ile bu hizmetin bedelinin miktarının belirlendiğini ve dönemsel olarak faturalandırılarak davalı şirkete usulünce tebliğ edildiğini, müvekkilinin sorumluluklarının da yine aynı sözleşme ile belirlendiğini ve gerek bu  akdi sorumluluklara gerekse kanuni sorumluluklara uygun şekilde kesintisiz olarak hizmet verildiğini, davalı şirketin ise cari hesap gereği oluşan bakiyesini ödemediğini, müvekkili şirketin hizmetlerinden bedelsiz yararlanma yoluna gittiğini, bu duruma daha fazla katlanma imkanı kalmayan müvekkilinin İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2017/1370 e. Sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının en geniş anlamda iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1370 sayılı takibindeki talebinin iki kalemden oluştuğunu, birinci kalemin; 6.338,88-TL cari hesap alacağı olarak belirtilmeli ki böyle bir borcun olmadığını, borcun dayanağı olan faturalar incelendiğinden tüm faturaların kapalı fatura olduğunu, ikinci kalemin ise; 9.296,00-TL tutarındaki muaccel hale gelen ücret alacağı olduğunu böyle bir borcunda söz konusu olmadığını, davacı şirketin müvekkilinin işyerine haziran-ekim 2016 ayları hiç uğramadığını,yapması gerekenleri yapmadığını, ve davacı şirketin kötüniyetli olup işbu muacceliyet şartı nedeniyle sözleşme yaptığı onlarca şirket hakkında aynı şekilde icra takibi başlatıldığını belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında \"taraflar arasında yapılan iş sağlığı ve güvenliği hizmet sözleşmesinden kaynaklı bir kısım alacak ile yine söz konusu sözleşmedeki muacceliyet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının söz konusu sözleşmedeki edimleri gereği gibi ifa edip etmediği\" noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.<br> İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2017/1370 E. Sayılı dosyası içeriği, tarafların ticari defter ve kayıtları, 14/01/2016 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi, İSG -Katip kayıtları, SGK Kayıtları, Ziyaret formları, Risk analizi ve değerlendirme raporu dökümanı, işe giriş/periyodik muayene formları, acil durum planları, bilgilendirme eğitim ve atama tutanakları, iş güvenliği talimatı tutanakları, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine dair test kağıtları  ve tarafların tüm delilleri toplanmıştır.<br>Mahkememiz 11/03/2019 tarihli celsesi ara kararı uyarınca; dosya İş güvenliği uzmanı ve SMMM'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek; tarafların iddia ve savunmaları ile tarafların 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarına ait defter-i kebir, envanter, yevmiye defteri, muavin defteri vs. Ticari defter ve kayıtları üzerinde uyuşmazlık noktası ve özellikle davalı vekilinin kapalı fatura, muacceliyet şartı ve davacının sözleşme gereğince edimini ifa edip etmediği hususlarında rapor sunmaları istenilmiştir.<br>Bilirkişi heyeti 28/05/2019 tarihli raporunda; davacı firmanın yevmiye defter ve muavin kayıtlarının incelenmesi neticesinde 27 adet toplam tutar 16.854,40-TL tutarında faturayı hizmet verdiği ...  firmasına kestiğini ve kayıtlarına aldığını, ancak bu faturaları kapalı kesip kasaya tahsil edilmiş olarak kayıt attıklarını, ilgili firmaya ait borç-alacak durumunu takip edilebilecek bir cari hesap çalıştırmadıklarını, davalının ticari defterlerinin incelemesinde; davacı firmadan aldıkları hizmet gereği 25 adet toplam tutarın 14.995,20-TL tutarında faturayı kayıtlarına aldığını, davacı firmadan farklı olarak 2017 yılına ait 2 adet toplam tutarın 1.859,20-TL'lik faturaların kayıtlarında olmadığını, davalı firmanın da davacı tarafından kapalı kesilen bu faturaları kasadan çıkış yaparak kapattığını, davalı firmanın kayıtlarında da davacı firmaya ait borç-alacak durumunu takip edebileceği bir cari hesap çalıştırılmadığını, <br>İş güvenliği incelemesi açısından; davacının sunduğu dosyalar incelendiğinde; eğitimlerin gerçekleştirildiği, işe giriş/periyodik muayene formlarının usulüne uygun yapılıp doldurulduğu, Risk Analizi Raporunun ve Acil Durum ve Acil Durum Eylem Planlarının davalı firmanın tehlike sınıfına uygun bir şekilde düzenlendiğinin görüldüğü, İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin öneri ve tespit defterinin suretlerinin dosyada olmadığı bu nedenle hizmet verme yükümlülüğünü yerine getirme doğrulamasının yapılamadığını, ziyaretlerin düzenli yapılıp yapılmadığını anlayabilmek ve resmiyet kazanabilmesi açısından onaylı deftere ait suretlerinin dosyada bulunmasının gerektiğini, defterin imzalanması ve düzenli tutalmasından işverenin sorumlu olduğunu, onaylı defterin mahkeme dosyasında sunulamadığı için bu konuda kanaat oluşamadığı, davacı firmanın yerine getirmesi gereken 2015 yılına ait yıllık değerlendirme raporlarının da dosyada mevcut olmadığı görüş ve kanaatine vardığını bildirmiştir.<br>Mahkememiz 04/07/2019 tarihli celsesi ara kararı uyarınca; davacının bilirkişi raporuna karşı itirazlarını karşılayacak mahiyette bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.<br>Bilirkişi heyeti ek raporunda; davacının ticari defterlerinin incelemesi sonucunda; ticari defterlerde sadece faturaların kaydının yapıldığını, ödeme aldıklarına dair hiçbir kayda rastlanılmadığını, davalının ticari defterlerinin incelemesinde; davacı tarafından kapalı kesilen faturaları kasadan çıkış yaparak kapattıklarını, davalı firmanın kayıtlarında da davacı firmaya ait borç alacak durumunu takip edebilecekleri bir cari hesap çalıştırılmadığını, faturaların kaydının yapıldığını, kasa ile nakit çıkışı gibi kapatıldığını, bunun dışında davacı firmaya yapılan hiçbir ödeme kaydına rastlanılmadığını, <br>İş güvenliği incelemesi açısından; kök raporda belirtildiği üzere eksik olan iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin öneri ve tespit defterinin suretleri incelendiğinde; ilk olarak Mayıs 2015 tarihinde atamaları mevcut onaylı iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı tarafından tespit ve öneri defterinin doldurulduğunun görüldüğünü, daha sonra aynı yıl Ağustos-Eylül-Ekim ve Kasım aylarında da ziyaretlerin gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, 2016 yılında gerçekleşen iş yeri ziyaretlerinin ise; Ocak-Şubat-Mart-Nisan(2 kere)-Kasım ve Aralık tarihlerinde yapıldığının görüldüğünü, son olarak 2017 yılının Ocak ayında bir yeri ziyareti daha gerçekleştiğini ve İş Sağlığı Tespit ve Öneri Defteri doldurulduğunu, davalı firmanın savunduğu Haziran-Ekim 2016 tarihleri arasında iş yeri ziyaretleri yapılmadığına ilişkin iş sağlığı tespit ve öneri defteri doldurulduğunu, davalının savunduğu Haziran-Ekim 2016 tarihleri arasında iş yeri ziyaretleri yapılmadığına ilişkin İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri işyeri ziyaret formları 2016 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait mevcut olduğu ancak onaylı defter suretlerinde böyle bir kayda rastlanılmadığı görüş ve kanaatine vardığını bildirmiştir.<br>Bilirkişi incelemesi ve dosya içeriğine göre davacı tarafından kesilen faturaların kapalı fatura olduğu açıktır. Kapalı fatura bedeli ödenmiş fatura olduğuna göre davacının söz konusu faturalardan dolayı alacağının olmayacağı ve muacceliyet şartının gerçekleşmeyeceği açıktır. <br>Dosya içeriği ile uyumlu bilirkişi raporları da dikkate alındığında davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm  kurmak gerekmiştir.\" gerekçesi ile; \"davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin ana gerekçesinin davacı müvekkili tarafından kesilen faturaların kapalı fatura olduğunu, yargılama sırasında kapalı fatura ile ilgili karine adi bir karine olup, aksinin her türlü delille ispatlanmasının mümkün olduğunu, taraf defterlerinin incelenmesinde davalının ödeme yaptığına dair bir kayda ulaşılamadığının belirtildiğini, tarafların ticari şirket olup, yapılan ödemelerin kayıt altında olması, resmi kanaldan yapılması ve belgeli olmasının asıl olduğunu, kapalı fatura olgusuna mutlak bir karine değeri verilerek ve bu kadar sıkı sıkıya bağlı kalınarak bir değerlendirme yapılması, davalı taraftan ödeme belgesi dahi sorulmasına gerek duyulmaması, İlk Derece Mahkemesi'nin olaya tek bir yönden bakmasından kaynaklanmış ve ispat yükünün yer değiştirdiği somut olayın özelliği göz önünde tutulmadan hüküm tesis edildiğini, somut olayda -muhasebeci hatasından kaynaklı olarak- faturaların kapalı kesilmesi, tek başına borcun ödenmiş olduğunun kabulüne yeterli görülemeyeceğini, taraf defterlerinde yapılan incelemede bir ödeme belgesine rastlanmamış olduğu gibi davalı tarafın savunmalarında hem hizmet almadığını hem de ödeme yaptığını beyan etmek suretiyle “hangisi tutarsa” mantığıyla hareket edildiğini, ispat yükünün davalı da olduğunu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen red kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüyle, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı vekili; taraflar arasındaki 14/01/2016 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Sözleşmesi gereğince davacı tarafça davalıya verildiği iddia olunan hizmet karşılığı düzenlenen faturalardan  takip ve davaya konu edilen 6.338,88 TL' lik bakiye fatura bedelinin ödenmediği, ayrıca yine taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesi gereğince sözleşme süresince 2 faturanın ödenmemesi halinde sözleşmenin bakiye süre alacağının da muaccel hale geleceğinden bahisle 9.296,00 TL muaccel hale gelen hizmet bedeli olmak üzere 15.634,88 TL' lik alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı taraf iddialarının yerinde olmadığı, davacı tarafça iddia edildiği şekilde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 6.338,88 TL cari hesaptan alacağının bulunmadığı, borcun dayanağı olarak gösterilen faturaların tamamının kapalı olarak fatura olarak düzenlendiği, yine davacı tarafça talep edilen 9.296,00 TL muaccel hale geldiği belirtilen ücret alacağının da bulunmadığı, davacı şirketin davalıya ait işyerine Haziran-Ekim 2016 aylarında hiç uğramadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili istinaf edilmiştir. <br>Davaya konu İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1370Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 7/02/2017 tarihinde 6.338,88 TL asıl alacak, 9.296,00 TL \"14/01/2016 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Sözleşmesinin 7.maddesi gereğince muaccel hale gelen ücret alacağı\" olmak üzere toplam 15.634,88 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan rapora göre, davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde davacı tarafça davalı adına 27 adet toplam 16.854,40 TL tutarlı fatura düzenlendiği, ancak bu faturaların tamamının kapalı fatura olarak düzenlendiği ve kasaya tahsil edilmiş olarak kaydettiği, bu nedenle davalı firmaya ait borç alacak durumunun takip edilebileceği bir cari hesabın çalıştırılmadığı, yine davalı şirketin incelenen ticari defterlerine göre davacı tarafça 2016 yılında düzenlenen 25 adet toplam 14.995,20 TL lik faturaların tamamının davalı şirkete ait defterlerde kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından da, davacı tarafça kapalı olarak kesilen bu faturaların kasadan çıkış yapılarak kapatıldığı, bu nedenle davalı şirket kayıtlarında da davacıya ait borç alacak durumunu takip edebileceği bir cari hesabın çalıştırılmadığı, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 2017 yılına ait 06/01/2017 tarih 929,60 TL, ve 01/02/2017 tarih 929,60 TL olmak üzere toplam 1.829,20 TL 'lik faturaların ise davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundan da anlaşıldığı üzere  davacı tarafça davalı adına  2015-2016 ve 2017 yıllarında takip ve davaya konu edilen 6.338,88 TL' lik alacağın da dahil olduğu toplamda 27 adet ve toplam 16.854,40 TL bedelli fatura düzenlendiği, işbu faturaların tamamının kapalı fatura olarak düzenlendiği ve davacı tarafça işbu kapalı faturaların kasaya tahsil edilmiş olarak kaydedildiği, davalı tarafça da 2017 yılındaki 2 adet toplam 1.859,20 TL lik 2 adet fatura hariç 2015 ve 2016 yıllarında davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve kayıtlara alınan toplam 25 adet kapalı fatura için kasadan çıkış yapılarak kapatıldığı görülmüştür. Bu kapsamda takip ve davaya konu 6.338,88 TL lik alacağa dayanak faturaların, kapalı fatura olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.  Kapalı fatura kural olarak ödemeye karine teşkil eder. Bu durumda takip ve davaya konu 6.338,88 TL lik alacağa dayanak kapalı faturaların ödenmediği yönündeki iddianın davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Tüm dosya kapsamında takip ve davaya konu 6.338,88 TL' lik alacağa dayanak kapalı faturaların ödenmediği yönündeki davacı iddiasını kanıtlayacak nitelikte yazılı bir delil dosya kapsamındaki belgeler arasında yer almamaktadır. Bu nedenle davacı tarafın işbu faturayı ödenmediği yönündeki iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı sonucuna varmak gerekmiş olup davacı tarafın bu tespitlere ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde değil ise de; davacı tarafça  delil olarak açıkça yemin deliline dayanılmış olduğunda İlk Derece Mahkemesince yemin delili hatırlatılmaksızın davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.<br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi karar vermek gerekmiştir.<br> HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2019 tarih, 2018/19 Esas ve 2019/1318 Karar sayılı  hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 54,40 TL + 54,40 TL olmak üzere toplam 108,80 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 07/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3e6d0141bb2db38","SID":"1f80961101b248fb"}}