{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/623 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2164<br>KARAR TARİHİ\t: 23/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/882 Esas 2019/1317 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 23/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı bankanın kullandırmış olduğu kredi sebebiyle müvekkilinin kredi kefili olması sebebiyle takip yapıldığını, takipte diğer davalının ödeme yapmış gibi gösterilerek icra takibini bankadan temlik aldığını, temlikin muvazaalı olması sebebiyle  davalıya  borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:  temlikin muvazaalı olmadığını, müvekkilinin takip dosyasındaki alacağın  parasını ödeyerek temlik aldığını, paranın kendi birikimleri ve nişanlısının kredi çekmesi ile  temin edildiğini, kayın babasından para almasının söz konusu olmadığını belirterek davanını reddini talep etmiş, görev itirazında bulunarak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu beyan etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre; dava dışı bankanın kullandırmış olduğu kredi sebebiyle davacının kredi kefili olması sebebiyle takip yapıldığı, takipte diğer davalının ödeme yapmış gibi gösterilerek icra takibini bankadan temlik aldığı, temlikin muvazaalı olması sebebiyle  davalıya  borçlu olmadıklarının tespitinin talep edildiği, davacı vekili yapılan temlikin muvazaalı olduğunu belirtmiş ise de, dava dışı ... Bankası AŞ ile dava dışı .... Şti. arasında bila tarihli, 10.000-TL limitli ve 06.04.2019 tarihli 150.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, 06.04.2019 tarihli sözleşmeyi dava dışı ..., ... ve davacı ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, her birininin kefalet limitinin 150.000-TL olduğu, kullanılan kredinin geri ödenmemesi sebebiyle banka tarafından kefiller aleyhinde takip yapıldığı, takip aşamasında bankanın alacağının davalıya temlik etmiş olduğu, bu kapsam itibariyle bankanın kurumsal ticari faaliyet yürüttüğü karlılığı ön planda tuttuğu, faaliyetlerinin yasalara uygun yapması zorunluluğu bulunduğu, bu kapsamda alacak ve borç ilişkilerinde dosya kapsamı itibariyle muvazaa yapmasının hiç söz konusu olmayacağı anlaşıldığından, davacı vekilinin muvazaa iddiasının yerinde olmadığı, davacı vekilinin kefaletin geçerli olmadığını belirtmiş ise de, kredi sözleşmesi ve kefaletin 6098 sayılı yasanın yürürlüğünden önce yapılmış olduğu, bilirkişi rapor kapsamına göre kefaletin geçerli olduğu ayrıca dosyada mevcut 06.04.2019 tarihli kredi sözleşmesinde, sözleşme maddesinde işbu müşterek borçlu ve müteselsil kefalet şerhinin genel kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olarak düzenlendiğinin belirtilmiş olduğu ve 818 sayılı yasanın 484. md göre kefaletin geçerli olduğu, rapor kapsamına göre temliken alınan davalı alacağının takip tarihi itibariyle toplam 104.430,41-TL olduğu, dava tarihi itibariyle 565.430,79-TL olduğu ve tahsilinden davacı müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu\" gerekçesi ile, \"davanın reddine\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, mahkemeden ısrarla genel kredi sözleşmesinin asıllarının ibrazı ile müvekkilinin imzasının olup olmadığının incelenmesini talep etmiş olmalarına rağmen bu taleplerinin kabul görmediğini, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin sadece müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhi başlıklı belgede imzasının bulunmakta olup bu belgede kefalet limitinin ne kadar olduğu yazılı olmayıp bu kısmın boş bırakıldığını, Yargıtay kararları gereğince de kullandırılan kredinin hangi sözleşmeye istinaden verildiğinin belirlenmesinin zorunlu olduğunu, uyuşmazlığın takibe konu kredinin hangi sözleşme gereği ödendiği, ödeme planı ve kartında imzası bulunan şahısların tespiti noktasında olduğunu, banka tarafından kayıtların eksik gönderilmesine ve 1.sayfadan 30.sayfaya geçmesine, 30.sayfadan iki adet olmasına (biri tarihli diğeri tarihsiz) ve müvekkilinin kefalet şerhini içerir metnin de kaçıncı sayfa olduğunun yazılı olmaması dolayısı ile sözleşmenin parçası olup olmadığının belirlenemediğini, sayfa numarası yazılı olsa dahi hangi sözleşmenin(10.000,00 TL'lik mi, 150.000,00 TL'lik mi) parçasının olduğunun belirlenemediğinden bu hususlar dikkate alınmaksızın kefaletin geçerli olduğu sonucuna varıldığını beyanla ilk derece mahkemesince eksik inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı olarak verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı taraf,  dava dışı bankanın kullandırmış olduğu kredi sebebiyle davacının kredi kefili olması sebebiyle takip yapıldığı, takipte diğer borçlunun ödeme yapmış gibi gösterilerek icra takibini bankadan temlik aldığı, temlikin muvazaalı olması, kefaletin geçersiz olması sebebiyle  davalıya  borçlu olmadıklarının tespiti talebiyle  dava açmış,  davalı,  davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sözleşmede kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibareleri yazılı olup geçerli bir kefaletin bulunmasına, muvazaa iddiasının kanıtlanmamış olduğunun anlaşılmasına  göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/12/2019 tarih, 2017/882 Esas ve 2019/1317 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 215,45 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 23/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6821d6290bd710d","SID":"ea04a588fd77e398"}}