{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/582 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2033<br>KARAR TARİHİ\t: 07/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/255 Esas 2019/1146 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 07/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2016/3109 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine yönelik icra takibinin başlatıldığını, müvekkilin davalı yana böyle bir borcu olmadığı halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkilin hiçbir şekilde takibe konu senetteki borçlu ...'a kefil olmadığı gibi alacaklı yana borçlanmadığını, davalı alacaklı ...'ın müvekkilinin aile dostu olup, müvekkilden iş kurmak için borçlu olarak vereceği senede kefil olmasını istediğini, fakat müvekkilinin daha sonradan öğrendiği üzere ...'ın müvekkilin rızası dışında söz konusu senedi değiştirip farklı şekilde doldurarak tanımadığı üçüncü şahıs ...'ın kefili olarak gösterdiğini, senet üzerinde oynama ve tahrifat yapıldığını, karalama ve eklemelerin bulunduğunun açıkça ve net bir şekilde görüldüğünü, anılan senet dolayısıyla müvekkilinin davalı yana herhangi bir borcunun olmadığını, davalı yanın işbu teminat amaçlı verilmiş senedi haksız ve kötü niyetli olarak icraya koyduğunu, senet incelendiğinde senette karalama ve eklentilerin yapıldığının açıkça görülebileceğini, müvekkili tarafından davalı aleyhine evrakta sahtecilik nedeniyle Kemalpaşa C. Başsavcılığına ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın 2017/626 sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, icraya konu senetten dolayı davalıya borçlarının bulunmadığından bahisle yargılama neticesinde ortaya çıksa bile müvekkilinin icra ve satış tehdidi olduğundan bahisle söz konusu hacizlerin kaldırılması ve satışların önlenmesi için dosya borcunun tamamının icra dosyasına yatırılması suretiyle paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili ...'ın ...'ın borçlusu, davacı ...'in kefili olduğu 20.01.2015 vade tarihli, 28.500-TL bedelli senedin vadesi gelmesine karşın borçlu ve kefilin ödeyeceğini söylemesi üzerine icraya koymadığını, davacı borcu ödeyeceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını, senedin asıl borçlusu ...'ın akrabalarının müvekkilini sürekli olarak tehdit ettiğini, bu tehdit üzerine senet asıl borçlusu ...'ın akrabası olan ... hakkında şikayette bulunulduğunu, Kemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesi 27.12.2016 tarihli 2016/384 E, 2016/437 K sayılı kararı ile ...'ın müvekkilini tehdit ettiği gerekçesi ile cezalandırıldığını,  davacı ... ile borçlu ...'ın iş bu borcu ödememesi üzerine 21.10.2016 tarihinde Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2016/3109 E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, dava konusu senet asıl borçlusu ...'ın takip konusu borca itiraz etmediğini ve ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süresinde Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'ne gelerek mal beyanında bulunduğunu, davacının sonrasında uzlaşma teklifinde bulunduğunu ancak uzlaşma sağlamamaları üzerine  keyfi olarak borca itiraz ettiğini, asıl borçlunun borca herhangi bir itirazının olmadığını, senet asıl borçlusu ...'ın borcu kabul etmesi ve açıkladığı nedenlerle iş bu davanın gerçeği yansıtmaması ve kötü niyetli olarak ikame edilmesi nedeniyle davanın reddine, müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellenmesi nedeni ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Dava icra takibinden sonra açılan, icra takibine konu senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.<br>Somut olayda; 26.09.2014 düzenleme 20.01.2015 ödeme tarihli, lehdarı davalı ..., borçlusu ..., kefili davacı .... olan 28.500,00 TL'lik senette davacı kefil senetteki imzaya itiraz etmemiştir. Davacı, senede davalı ...'nin kefili olarak imza atmasına rağmen ...'nin senette alacaklı, dava dışı ...'ın borçlu olarak senedin rızasına aykırı olarak sonradan doldurulduğunu, senette karalama ve tahrifatın bulunduğunu beyan ederek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Her ne kadar mahkememizce davacı tanıkları dinlenmiş ise de; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.03.1989 tarihli ve 1998/1 Esas, 1989/2 Karar sayılı içtihadında, senedin bedelsiz kaldığı ya da anlaşmaya aykırı olarak kullanıldığının yazılı delille ispatlanmasının zorunlu olduğu gözetilerek dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmemiş, davacının dinlenmeyen diğer tanıkları için tanık dinlenmesi dinlenmesi yönündeki ara karardan dönülmüştür. Davada, ispat yükü, dava konususenet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini isteyen davacı tarafa aittir. Aksi durum kıymetli evrakın mücerretlik ilkesi ile bağdaşmaz. Senet metninde senedin ihdas nedeninin malen olduğu yazılıdır. Senedin ihdas nedenine ilişkin taraflarca herhangi bir talil beyanı da ileri sürülmemiştir.  Davacı tarafça davaya konu senetteki imzaya ilişkin herhangi bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Davanın dayanağının senet olması nedeniyle davacı tarafın anlaşmaya aykırılık iddiasının HMK'nın 200. maddesinde belirtilen şekilde yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Davacı taraf, iddiasının dayanağı olarak senedi hükümden düşürecek nitelikte yazılı bir delil sunmamış olup, davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacağının hatırlatılması üzerine davacı vekili 20.05.2019 tarihli dilekçesiyle davalıya yemin teklifinde bulunmayacağını beyan etmiş bulunması karşısında ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İhtiyati tedbir kararı verilmiş ve uygulanmış olması nedeniyle davalı yararına tazminata hükmedilmiştir.\" gerekçesi ile; \" davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın davacı aleyhine başlatılan Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2016/3109 Esas sayılı takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit davası olduğunu, davacının icra takibine konu senetten dolayı davalıya herhangi bir borcu olmadığını, senette asıl borçlu olarak görünen ...'a herhangi bir şekilde kefil olmadığını, davalı ...'ın o dönemde davacının aile dostu olup davacıdan kuracağı iş için vereceği senede kefil olmasını istediğini, ... tarafından senette oynama yapıldığını, kendisinin alacaklı, ...'ı senet borçlusu, davacıyı ise ...'ın kefili olarak gösterdiğini, davaya konu senet incelendiğinde üzerinde tahrifat yapıldığının açık olduğunu, senedin lehtar bölümünde karalama yapılarak davalının isminin yazıldığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince üzerinde açık tahrifat bulunan senetlerde yapılan değişikliklerin yok hükmünde olduğunu, yapılan değişikliğin senedin taraflarınca paraf edilmesi gerektiğini, davaya konu olayda senedin lehtar kısmı karalanarak değişiklik yapıldığını, senette yapılan değişikliğin borçlu tarafından paraflanmadığı gibi, senedin lehtar kısmının tamamen karalanarak lehtar değiştirilmiş olduğu için senette yapılan değişikliğin yok hükmünde sayılarak senedin önceki haline getirilmesinin de mümkün olmadığını, senette yapılan karalama neticesinde önceki lehtara ilişkin bilgilerin tamamen kapatıldığını, bu nedenle bahse konu senedin geçersiz hale geldiğini, davacının ...'a kefil olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını,  ...'ı ... aracılığıyla tanıdığını, senette borçlu olarak görünen ...'ın kefillikten haberinin olmadığını beyan ettiğini, ayrıca tanık olarak dinlendiğini, davacının ...'a kefil olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, senedi ilk imzaladığı sırada davacının senette kefil olarak yer almadığını, diğer tanık ...'in ifadeleriyle davacının davalıya kefil olmak amacıyla senedi imzaladığı ancak daha sonra senet üzerinde tahrifat yapıldığına ilişkin iddiaların desteklediğini, mahkemenin eksik incelemeyle karar verdiğini, ortada hukuka uygun bir senet olmadığını, senette tanzim yeri bulunmadığını ve tanıklarının dinlenmediğini, bu nedenlerle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/255 E. 2019/1146 K. 22/10/2019 Tarih sayılı kararı usule, hukuka ve dosyanın esasına aykırı olduğundan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden duruşma yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yeniden yargılama yerine dosya üzerinde inceleme yapılacak olursa dosyanın bozularak yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davaya konu senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti  istemine yönelik menfi tespit davasıdır.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı vekili, davalının davacının aile dostu olup iş kurmak için borçlu olarak düzenleyeceği senede kefil olmasını istediğini, davacının boş senedi kefil olarak senedi imzaladığını, ancak sonrasında davaya konu senedin davalı tarafça davacının rızası dışında doldurulduğu ve senette keşideci olarak  tanımadığı ...' gösterildiğini, senet üzerinde tahrifatların bulunduğundan bahisle  davaya konu senetten ve senedin takibe konu edildiği Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2016/3109 Esas sayılı  icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.<br><br><br>Davalı vekili ise davacı iddialarının yerinde olmadığı, davaya konu senedin keşidecisi olan dava dışı ...'ın davalıya olan borçlarını  ödememesi nedeni ile davalının bu kişi ile   iş yapmayı kestiğini, ancak davacının  keşideci ...'ı yakınen  tanıması nedeni ile kendisine kefil olmak için dava konusu senedi imzaladığı ve davalının da bu nedenle bu kişi ile ilgili iş yapmaya devam ettiği, senedin vadesi geldiğinde ödenmemesi üzerine takibe konu edildiğinden bahisle davanın reddine ve davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu, davanın reddine reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili istinaf etmiştir. <br>Davaya konu Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2016/3109 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden davalı alacaklı tarafından davacı borçlu ve dava dışı ... hakkında davaya konu 26.09.2014 düzenleme 20.01.2015 vade tarihli  28.500,00 TL'lik senetten dolayı 28.500,00 TL asıl alacak,5.247,12. TL işlemiş faiz, 85,50 TL komisyon olmak üzere toplam 33.832,62 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür.<br> Davaya konu senedin incelenmesinden 26.09.2014 düzenleme, 20.01.2015 vade tarihli, lehdarı  ..., ödeyecek bölümünde  ...,  kefil kısmında ise  ... yazılı   28.500,00 TL'lik senet olduğu ve senedin lehtar bölümünde bir kısmın  karalanarak kapatıldığı   görülmüştür.<br>TTK. 776 maddesine göre, bono veya emre muharrer senet üzerinde senedin tanzim edildiği yerin gösterilmesi gerekir. Dolayısıyla bir senedin kambiyo senetlerinden olan bono olarak kabulü için, keşi yerini de içermesi zorunludur. TTK 777/4.maddesine göre ise, \"Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır\" hükmü gereği, senette keşide yeri gösterilmemiş ise, bonoyu düzenleyen kişinin ad ve soyadının yanında yazılı olan yer, düzenleme yeri olarak kabul edilir. Alternatiflerinden birinin bulunmaması halinde senet, bono olarak geçerlilik kazanamaz.  <br>  Davaya konu  26/09/2014 düzenleme, 20/01/2015 vade tarihli 28.500,00 TL'lik senet incelendiğinde düzenleme yeri bulunmadığı gibi, düzenleyen ... adı ve soyadı yanında da bir adres bulunmadığı  görülmüştür. Bu nedenle dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 776. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği zorunlu unsur olan düzenleme yerini içermeyen  dava konusu senedin  bono vasfı taşımadığı ve  bu nedenle adi senet hükmünde olduğunun kabulü gerekmiştir.<br>Ayrıca 6102 Sayılı TTK'nın 778/3 yollamasıyla bonolarda da uygulanması gereken TTK'nın 701/3 maddesi gereğince muhatap veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. İlgili yasal düzenlemeler karşısında dava konu senette kefil olarak imzası bulunan ...'in avalist olduğunun kabulü gerekir. ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2015/12435 E, 2015/11390 K sayılı kararı da bu yöndedir.) Bu kapsamda dava konusu senette her  nekadar aval veren ...'in isim ve soyadının altında Kemalpaşa/İzmir adresinin yazılı olduğu görülmüş ise de, aval verenin ad ve soyadı yanında yazılan adresin TTK'nın 776/1-f maddesi gereğince bonoda bulunması zorunlu unsur olan düzenleme yeri olarak kabulü mümkün değildir.( Yargıtay 12.Hukuk Dairesi'nin 2022/11165 E, 2023/3662 K. Sayılı kararı da bu yöndedir.) <br>Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Aynı yasanın 5.maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında ve re'sen nazara alınması gerekmektedir. <br><br>Dava konusu somut olayda  davaya konu senedin kambiyo senedi vasfını taşımaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde kambiyo senetlerine ilişkin kuralların, dolayısıyla Türk Ticaret Kanununa ilişkin hükümlerin tartışılması gerekmeyeceğinden davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu söylenemez. Davanın tarafları gerçek şahıs olup mahkemece yapılan yargılama sırasında tacir araştırması yapılmamıştır. Bu durumda Mahkemece tarafların tacir olup olmadıkları konusunda araştırma yapılmak suretiyle tarafların tacir ve bu kapsamda davanın da ticari dava olduğunun anlaşılması halinde  esasa girilerek yukarıdaki tespitler ışığında oluşacak duruma göre karar verilmesi aksi hale göre uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/11499 esas, 2013/1515 kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/1058 esas, 2019/6703 karar sayılı kararıyla, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/2865 esas 2019/1307 karar sayılı kararları da bu yöndedir.)<br>Bu itibarla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-3. ve 6. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararının re'sen kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  22/10/2019 tarih,  2017/255 Esas ve 2019/1146 Karar sayılı  hükmünün  6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-3. ve 6. maddeleri uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA, <br>2-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince dava dosyasının Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>4-Kararın kaldırılması nedeniyle istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatıran tarafa iadesine,<br>5-İstinaf kanun yolu başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider/delil avans iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 07/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29bc49ce8fd2ddb9","SID":"b94e14e6e15808a4"}}