{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2020/575 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2047<br>KARAR TARİHİ\t: 09/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/09/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/1322 Esas 2019/882 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkilinin İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2017/5982 E. sayılı dosyası ile toplam 121.906,27-TL tutarındaki fatura alacağın tahsili için davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği akabinde davalının alacağın 51.527,01-TL lik asıl alacak ve ferileri kısmına yapılan itiraz sonucu takibin durdurulduğunu, davalı-borçlunun takip dosyasına yapmış bulunduğu  itirazların haksız kötü niyetli olduğunu  beyanla davanın kabulü ile takibin devamına, davalı-borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı taraf davaya cevap vermemiş,  duruşmalara katılmamıştır. <br>MAHKEMECE: \"...Dava, itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafça davaya konu 121.906,27-TL tutarındaki 14 adet faturadan kaynaklı  davalı aleyhine  icra takibi başlattığı,  davalının takibin 51.527,01-TL lik kısmına itiraz etmesi sonucu  davacının mahkememize itirazın iptali davası açtığı  anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce dava konusu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve  faturaya konu malların davalıya  teslim edilip edilmediğinin tespiti için  bilirkişi marifetiyle inceleme  yapılmış, davalı tarafın ticari defter ve belgelerini mahkememize ibraz etmediği, davacı defterlerinin incelenmesi sonucunda SMMM bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 16/05/2019 havale tarihli  raporun mahkememize ibraz edildiği  görülmüştür. <br>Mahkememizce aldırılan denetime elverişli ve açık olan bilirkişi raporuna göre; davacı tarafa ait  2016 ve 2017 yıllarına ait Yevmiye Defterinin yasal süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, taraflar arasında 2016 - 2017 inceleme dönemlerinde  ticari bir ilişkinin var olduğu, davacı şirketin 2016 yılı BS bildirimi ile davalı şirketin 2016 yılı BA bildirimi karşılaştırıldığında bildirimler arasında uyumsuzluğun olmadığı, tarafların 2016 yılında 9 adet belgeye ilişkin  240.575,00.-TL toplam tutarında bildirim yaptıkları,  davacı defterlerine göre davalının davacıya   2016 ve 2017 yıllarında toplam 285.272,63 TL ödeme yapmış olduğu, davacı BS formlarına göre davalıya kesilen ve  bildirilen fatura toplamının KDV hariç davacı BS formlarına göre davalıya kesilen ve  bildirilen fatura toplamının KDV hariç 240.575,00 TL olduğu, bu miktarın KDV li tutarının 283.879,39 TL olduğu, dolayısıyla davalı tarafın davacıya toplam 285.272,63 TL ödemekle fazlasıyla borcunu ödediği, her ne kadar davacı defterlerinde davalı adına 13 adet fatura düzenlendiği ve toplam fatura tutarının KDV dahil 288.799,99 TL olduğu belirtilmiş ise de; gerek davacının BS formlarında  gerekse de davalının BA formlarında toplam 9 adet fatura bildirildiği, tek başına bu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmasının fatura konusu hizmetlerin davalı tarafa verildiğini ispata yeterli olmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, dolayısıyla davacının yanlızca davalı BA formlarında bildirilen fatura konusu hizmetleri davalıya verdiğini ispatlamış olduğu, bu faturalara ilişkinde yukarıda belirtildiği üzere davalının fazlasıyla ödeme yapmış olduğu anlaşılmakla davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı\" gerekçesi ile,   davanın reddine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen kararın oluşa, mevcut duruma, usule, yasaya, Yargıtay kararları sistematiğine aykırı olduğunu, mahkeme ilamında cari hesap ile bildirilen faturalar arasında fark olması nedeniyle girilen faturadan daha fazla ödeme alındığı belirtilerek davanın reddedildiğini, ancak davacı müvekkile ait cari hesapta gösterilen faturalar arasındaki tek farkın yansıtma faturası olduğunu, bu faturanın ...ın ...'e yapmayı üstlendiği işin müvekkili tarafından yapılması nedeniyle düzenlendiğini, şöyle ki ...ın, ...e yapmayı üstelendiği işi müvekkili şirkete devretmiş ve bu işin müvekkil tarafından yapılmış olması nedeniyle ...ın ödemeyi müvekkili şirkete yaptığını, esasen bu faturanın bildirilmemesinde hukuka aykırı hiç bir durumun olmadığını, bu nedenle bu yansıtma fatura ve yansıtma faturaya ilişkin alınan ödemenin dikkate alınmaması gerektiğini, ancak mahkemenin yansıtma fatura açıklamasını bilmesine rağmen faturayı dikkate almayıp faturaya ilişkin gelen ödemeyi sanki ... kendi borcuna istinaden ödemiş gibi dikkate aldığını, yansıtma faturanın dikkate alınmaması halinde buna ilişkin dava dışı şirket tarafından yapılan ödemenin de dikkate alınmadan inceleme yapılması gerektiğini, davalı ile davacı defter kayıtları arasında uyumsuzluk olmadığını, bilirkişi raporunda dahi davacı müvekkilinin alacağı doğru şekilde tespit edilmişken mahkemenin borç yokmuş gibi karar vermesinin kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın süresi içerisinde defter ve kayıtlarını sunmadığını, bu nedenle süresi içerisinde delil sunmayan davalının defter ve kayıtlarının esas alınmamasının gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, faturaya dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br> Bir satım  ilişkisinde  satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı  ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. <br>Davacı taraf, toplam 121.906,27-TL tutarındaki fatura alacağının tahsili için davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği akabinde davalının alacağın 51.527,01-TL lik asıl alacak ve ferileri kısmına yapılan itiraz sonucu takibin durdurulduğu, itirazın haksız olduğu iddiasıyla dava açmış; davalı, cevap sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın  reddine karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının yalnızca davalı BA formlarında bildirilen tutarda fatura konusu hizmetleri davalıya verdiğini ispatlamış olmasına ve  davalının ödemiş olduğu tutarın teslimi ispatlanmış alacağı karşılıyor olmasına  göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/09/2019 tarih, 2018/1322 Esas ve 2019/882 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 215,45 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 09/11/2023\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7746c98f86a8cb4e","SID":"a266553a73e46088"}}