{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS     NO\t: 2020/574 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2156<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/991 Esas  2019/953 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ\t: 23/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 23/11/2023<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/991 Esas  ve 2019/953 Karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirket aleyhine İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9237 E. Sayılı dosyası ile 11.855,30 TL fatura bedelinin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı- borçlu şirket tarafından 01.08.2018 tarihinde süresi içerisinde borca, işlemiş ve işleyecek faize, diğer tüm ferilerine itiraz edilerek takibin  durdurulduğunu,  30.06.2016 tarihli 7.172,56 TL miktarlı faturanın, 21.07.2016 tarihli  3.901,04 TL miktarlı faturanın ve 29/07/2016 tarihli 781,70 TL miktarlı fatura olmak üzere toplamda 11.855,30 TL bedelli 3 adet faturanın davalı tarafından ödenmediğini beyanla davalı borçlu şirket tarafından İzmir 27.İcra Müdürlüğü 2018/9237 E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu şirket tarafından haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili 17/10/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin,  ...'a ait trafo merkezinde taşeron firma olarak  hizmet vermekte olduğunu, söz konusu hizmet esnasında iş makinelerinden biri arıza yapınca, bölgede bulunan davacıya ait servisle makine tamiri hizmeti almak için anlaşmış olduklarını, ancak davacı tarafın iş makinesini çalışır hale getiremediğini, davacı şirketin ifa edemediği hizmete ve takmadığı parçalara ilişkin 2 adet fatura düzenleyip müvekkil şirkete gönderdiğini, müvekkili  şirketin her seferinde, dönem sonundaki borç ve alacak bakiyelerinde mutabık olmadıklarını ve faturaları ödemeyeceğini belirttiklerini, müvekkili şirketin  davacı şirketten gerekli hizmeti alamamış olduğunu, davacı tarafa borçlu olmadıklarını beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; davacının davaya konu fatura nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, itirazın haksız olup olmadığı  noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. <br>DELİLLER:<br>Taraf şirketlerin  ticaret sicil kayıtları, e- faturalar  dosyamız içerindedir. <br>Mahkememizce Gazikent V.D.ne müzekkere yazılarak celp edilen davalı şirketin 2016 yılı BA-BS formları dosyamız arasına alınmıştır. <br>İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9237 Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, dosyanın incelenmesinde; Alacaklı ... A.Ş. tarafından, borçlu ... Şti. aleyhine 20.07.2018 tarihinde başlatılan 7 örnek ödeme emirli icra takibinde  11.855,30-TL alacak üzerinden yapılan takibe borçlu şirketin 01.08.2018 tarihindeki ödeme emrine, borcun tamamına ve her türlü ferilerine karşı itirazı  üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. <br>Mahkememizce dosyanın  SMMM bilirkişisi ...' a tevdi ile  davaya konu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davacının davaya konu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı rapor düzenlenmesi istenilmiş, SMMM bilirkişisi tarafından tanzim edilen 04/03/2019  havale tarihli raporda özetle; Dava dosyasında davacı yandan 11.855,30.-TL olan Toplam alacağın, takip tarihinden itibaren icra giderleri, vekalet ücreti ve asıl alacağın yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlarda işleyecek Reeskont-Avans faizi ile birlikte tahsili istemi ile, dava konusu edildiği,<br>İlgili mevzuat gereği; Davacı Şirketin, Haziran-Temmuz/2017 inceleme döneminde E-DEFTER tuttuğu, anılan dönemlerde tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı,<br>Taraflar arasında 30/06/2016 - 29/07/2016 tarihleri arasındaki inceleme dönemlerinde ticari bir ilişkinin var olduğu, ticari ilişkiye istinaden, davacı şirketin e-defter kayıtları incelendiğinde; Davacı şirket tarafından, davalı adına 30.06.2016 - 29.07.2016 t. Arasında toplam 3 adet 11.855,30.-TL toplam tutarında düzenlenen faturaların 1200000000 ALICILAR .../... ŞTİ. Hesabına Borç kayıtlarının yapıldığı, karşılığında davalı tarafından, davacıya hiç ödeme yapılmadığı ve 29.07.2016 tarihi itibariyle Davacının davalıdan 11.855,30.-TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş belirtilmiştir. <br>Davalı vekilince müvekkiline ait  defterlerin bulunduğu Grup Başkanlığının bildirildiği, mahkememizce celse arasında Gaziantep  Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığına müzekkere yazılarak davalı şirkete ait  defterler celp edilerek dosyamız arasına alınmış, dosyanın daha önce rapor düzenleyen bilirkişi  ...a tevdii ile Mahkememize gönderilen davalı defterleri üzerinde inceleme yapılarak taraflar arasındaki alacak-borç durumları hususunda ve davacı vekilince dava dilekçesinde belirtilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususlarında ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen 08/08/2019 havale tarihli ek raporda özetle; Davalı yana ait 2016 yılına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdiklerinin yapıldığı, ancak Yevmiye Defterinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, ayrıca; davacı vekilince dava dilekçesinde belirtilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı yönünde görüş belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;<br>Dava, itirazın iptali davasıdır.   <br>Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafça davaya konu 11.855,30-TL tutarındaki 3 adet faturadan kaynaklı  davalı aleyhine  icra takibi başlattığı,  davalının takibe itiraz etmesi sonucu  davacının mahkememize itirazın iptali davası açtığı  anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce  davaya konu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davacının davaya konu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti için  SMMM bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 04/03/2019  havale tarihli  raporun ve davalı defterlerinin incelenmesi sonucunda tanzim edilen 08/08/2019  havale tarihli  ek raporun  denetime elverişli ve açık olması nedeniyle itibar edilmiştir.<br>Mahkememizce davacı tarafın defterlerinin incelenmesi sonucunda SMMM bilirkişisiden aldırılan 04/03/2019 tarihli kök raporda;  davacı şirket ticari defterlerinde  icra takip tarihi itibariyle davalı şirketin 11.855,30- TL borçlu olduğu tespit edilmiş ise de;   davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu SMMM bilirkişiden aldırılan 08/08/2019 havale tarihli bilirkişi ek raporunda;  davaya konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, yine mahkememizce Gazikent Vergi Dairesinden celbedilen davalı şirketin 2016 yıllarına ait BA-BS formlarının incelenmesinde; davalının davacıdan mal ve hizmet aldığına dair bir bildiriminin bulunmadığı,  davacının, dava konusu olan fatura içeriği hizmetin yapıldığını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadığı, dolayısıyla davacı tarafın davaya konu faturalarda belirtilen hizmeti  davalıya verdiğini kesin bir delille kanıtlayamadığı...'' gerekçesi ile davanın REDDİNE, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, fatura alacağının tahsili i,çin yapılan icra takibine dayanak faturalara yasal süresi içinde davalı tarafından itiraz edilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davalı defterlerinin usulüne uygun olmadığının belirlendiğini, davalının savunmalarını yazılı belgelerle ispatlayamadığını, davalıya faturalarda belirtilen hizmetin sağlandığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>\t <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; \" (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t<br>Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama  ise; \"Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.<br>TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura  düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi  bir  ilişkinin  bulunmasının gerekli  olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir  ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden  düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın  adına  tanzim  edilen  aleyhine  ispat  vasıtası  olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen  tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim  edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.<br>Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.<br> Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.<br>  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı tarafından faturalara konu malların ve hizmetin davalı şirkete teslim edildiğinin, yapıldığının usulüne uygun delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2019 tarih ve 2018/991 Esas  2019/953 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 269,85.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"acf797e2628c8f17","SID":"c6c8bc240db1fd9c"}}