{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ....../......<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: ..../.....<br>KARAR NO\t: ...............<br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/10/2023<br>NUMARASI\t: .......<br><br>DAVACILAR \t: <br>VEKİLİ\t: ....<br>DAVALI \t: 1<br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>\t  Av. <br>DAVALI \t: 2- <br>DAVA\t: Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/01/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; Davacıların murisi ... ile davalılardan ...... Konya Şubesi arasında 18/02/2013 tarihinde 250.000,00 TL limitli \"Genel Kredi Sözleşmesi\" yapıldığını, bu sözleşmeye dayalı olarak murisin, davalı ... A.Ş.'den çeşitli tarihlerde ve miktarlarda kredi kullandığını, son olarak 3.000.000,00 TL limitli bir \"Genel Kredi Sözleşmesi\" daha yapıldığını, murisini gerek 18/02/2013 tarihli, gerekse 20/05/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine dayalı olarak, davalı bankadan kullandığı kredilerin taksitlerini, vefat ettiği 02/01/2017 tarihine kadar düzenli olarak zamanında ödediğini, muris ...'ın, davalı bankaya henüz vadesi gelmemiş (muaccel olmamış) borçlarının bulunduğunu, 01/06/2016 tarihinde, davacıların murisi ... ile davalı .......arasında, ...'ın ... A.Ş.'nin kredilerinin, ...'ın vefat etmesi durumunda, davalı bankaya olan borçlarının ... A.Ş.tarafından ödenmesi taahhüt edilmek suretiyle, 57833021 poliçe numaralı \"Kredi Hayat sigortası Sözleşmesi\"nin akdedildiğini, ...'ın, sigorta poliçesine bağlı borçlarını ... A.Ş.'ne eksiksiz olarak zamanında ödeme suretiyle, sigorta şirketine edimlerini yerine getirdiğini, muris ...'ın davalı sigorta şirketine prim ve benzeri herhangi bir borcunun bulunmadığını, muris ...'ın 02/01/2017 tarihinde vefat ettiğini, yasal mirasçıları olarak geriye davacıların kaldığını, sigortalı ...'ın sözleşmenin yapıldığı sırada (01/06/2016 tarihinde) beyan yükümlülüğüne aykırı hareket etmediğini belirterek davacıların murisi ...'ın Kredi Hayat Sigorta poliçesine dayalı olarak vefat tazminatının, davalı ... A.Ş. tarafından diğer davalı ... A.Ş.'ne muris ...'ın kredi borcunu karşılık ödenmek suretiyle kredi borcunun kapatılmasına, vefat tazminatı ödenmesi talepleri kabul edilmediği takdirde, davacıların murisi ...'ın dava konusu Kredi Hayat Sigorta Poliçesi sebebiyle ödediği paraların davacılara iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... Bank vekili 14/09/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi ... ile müvekkili banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 13.2. maddesine göre uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu nedenle davanın yetkili İstanbul Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesini, söz konusu davanın davalı sigorta şirketi ile muris ...'ın mirasçıları arasında görülmesi gereken bir dava olduğunu, dava dilekçesinde  belirtildiği  gibi  davacı yan hayat sigortası çerçevesinde müvekkili Banka'dan kullandığı kredinin ödenmesini talep ettiğini, sigorta sözleşmesinin davalı sigorta şirketi ile muris ... arasında imzalandığını, söz konusu davanın sadece Groupoma Emeklilik A.Ş'ye yöneltilmesi gerekirken müvekkili Banka'ya da yönlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili bankanın bu davada taraf olmadığı gibi söz konusu paranın ödenmemesinden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, davacı yanında dava dilekçesinde müvekkili banka'dan  böyle bir talebinin bulunmadığından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini, davacıların murisi ... ile  müvekkili Banka’nın Konya Şubesi  ile imzaladığı 20/05/2016 tarihli  Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden müvekkili Banka’dan kredi kullandığını, davacıların murisi ...'ın,  müvekkili Banka'dan hayat sigortası  yapılması talebinde bulunduğunu, talebine istinaden ........ Emeklilik A.Ş'den hayat  sigortasının yapıldığını,  sigorta poliçesinin düzenlendiği tarihte muris ...'ın sağlık bilgisine ilişkin belgeleri imzaladığında (01/06/2016 tarihinde)  müvekkilinin müteveffanın hasta olduğundan haberdar olmadığını, ancak kısa bir süre içerisinde konulan bu teşhisin davacı tarafça davalı sigorta şirketine bildirme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının, taraflar arasında imzalanan sigorta sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesinin geretiğini, söz konusu davanın müvekkili banka'ya yöneltilmesinin  haksız ve dayanaksız olduğundan davanın  reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davalı ... A.Ş. vekili 22/09/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Vefat eden ...'ın, ...'tan kullandığı krediye karşılık olarak müvekkili şirket nezdinde ......... numaralı kredi hayat sigortasının mevcut olduğunu, ...'ın 02/01/2017 tarihnde vefat ettiğini, müteveffanın müvekkili şirket nezdinde başka bir poliçesinin bulunmadığını, davacı tarafın dilekçesinde söz edilen 18/02/2013 tarihli ve 250.000,00 TL teminatlı poliçenin müvekkili şirketin poliçesi olmayıp, başka bir sigorta şirketine ait olduğunu, müteveffanın TTK'nun ve Hayat Sigortaları Genel Şartlarında düzenlenen sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ederek sigorta şirketine yanlış beyan verdiğini, Sigorta Hukuku'nun, özellikle de can sigortalarının en temel ilkelerinden olan\"beyan yükümlülüğü\"ne ayrıkılık teşkil eden dava konusu teminatın ödenmesi talebinin  hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın, sigorta sözleşmesinin akdinden çok daha öncesinden kanser hastası olduğunun epikriz raporu ile de sabit olduğunu, müvekkili şirketin müteaddit kere müteveffanın eski raporlarını talep ettiğini ancak bu talebinin mirasçıları tarafından ısrarla yerine getirilmediğini, mirasçılarının bu raporları sunmaktan imtina ettiklerinden, müvekkili şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, tüm bilgi - belgeler, bilirkişi raporları, sözleşmeler (kredi  - hayat sigortası) kanuni düzenlemeler, yukarıdaki tüm açıklamalar dikkate alındığında; Davalı banka ile taraflar arasında tarafları bağlayıcı bir sözleşme olmadığından, davalı banka açısından pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı ... açısından da; müteveffa beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmakla, sigortacının da yükümlülüğünü yerine getirdiğinden cayma hakkının kullanılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı dolayısıyla tazminat ödemeyi gerektirir şartlar oluşmadığından, davacıların davalı ...... Hayat Sigortası AŞ aleyhine açtıkları davanın da reddine karar verilmek gerekmiş ve Mahkememizce oluşan vicdani kanaatle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklinde davalı ... Bank A.Ş. hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... A.Ş. Hakkında açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu, ilk derece mahkemesince usulüne uygun şekilde ön inceleme duruşması yapılmadan HMK 137 ve devamı maddelerindeki usul işlemlerinin yerine getirildikten sonra tanık deliline dayanan davacıya tanıklarının isim ve adreslerini bildirmek üzere süre verilmeden, davacıların bu yöndeki taleplerinin reddedilerek eksik inceleme ve araştırma sonucunda davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; muris ...'ın sözleşmenin yapıldığı tarihte akciğer kanseri olması veya olsa dahi bunu bilmesinin söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın çözümü için davacıların süresi içinde bildireceği tanıkların beyanlarının alınması ile sonrasında konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden ihtilafın çözümüne yönelik bilirkişi raporu alınması, tarafların toplanılmayan tüm delilerin toplandıktan sonra hüküm verilmesi gerekirken davacıların iddialarını ispat etmelerine olanak tanınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Davacı vekilince açılan davada, davacılar murisinin bankadan kredi çektiği ve bu kredi kapsamında davalı şirket nezninde hayat sigortası düzenlendiğini, davacılar murisinin ölümünden sonra davalı sigorta şirketine başvurduklarını, davalı sigorta şirketinin davacılar murisinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğundan bahisle, poliçede düzenlenen teminatın ödemediğini, bu nedenlerle bu bedelin davalı sigorta şirketinden tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401/(1). maddesinde:  \"Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.\" şeklinde tanımlanmıştır.<br> Sigorta ettiren; prim ödeme, doğru beyanda bulunma, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikoyu bildirme,  rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü altındadır.<br>Sigortacı ise; TTK'nin 1421/(1) maddesi gereğince; \"Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur.\" hükmü gereğince sigortacı poliçe verme ve riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ya da bedelini ödeme yükümlülüğü altındadır.<br>Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.<br>Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nin 1439. maddesinde:<br> \"(1)Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. <br>\t(2)Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.\" düzenlemesi yer almaktadır.<br>\tÖte yandan, \"Aydınlatma Yükümlülüğü\" başlıklı TTK 1423. maddesi:<br>\t“Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. <br>Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. <br>Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemelerini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler.\" hükmünü haizdir. <br>Yukarıda açıklanan madde hükmüne göre poliçenin sigortalıya tesliminden sonra sigortalı tarafından 14 gün içinde itiraz edilmemişse geçerli hale geleceği düzenlenmiştir. <br>Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK 1435, 1439 ve 1440. maddeleri her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.<br>Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta  şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.<br>Davacıların Murisi ... ile Davalı ... Bank AŞ Konya Şubesi arasında düzenlenen 250.000,00TL limitli 18/02/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır.<br>Davacıların murisi ... davalılardan ... AŞ Konya Şubesi arasında düzenlenen 3.000.000,00TL limitli 20/05/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalamıştır.<br>Olayımızda; davacıların murisi ...'ın 20/05/2016 tarihinde kullanmış olduğu kredinin teminatı amacıyla 01/06/2016 - 31/05/2017 tarihleri arasını kapsayacak şekilde ... A.Ş tarafından 57833021 numaralı Kredi Hayat Sigortası Katılım Sertifikası düzenlenmiş olup vefat halinde poliçe limiti 300.000,00 TL'dir. Müteveffa ...'ın 02/01/2017 tarihinde akut miyokard enfarktüsü, kronik obstrüktif akciğer hastalığı nedeniyle vefat etmiştir. Alınan doktor bilirkişi raporuyla ölüme sebebiyet veren hastalığa ilişkin kesin tanı bilirkişi raporu gereğince 19/03/2015 tarihinde konulmuştur. <br> Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden gelen yazı cevaplarının incelenmesinde; müteveffaya ilk olarak 04/03/2015 tarihinde \"Bronş ve akciğer malign neoplazmı, pnömoni ve öksürük\" tanısı konulduğu, 19/03/2015 tarihinde patoloji raporu ile müteveffanın akciğer kanseri olduğunun kesinleştiği, devam eden süreçte de akut bronşit ve akciğer kanseri yönünden tanılar konulduğu ve bu yönde tedaviler uygulandığı, 10/08/2015 ve 19/10/2015 tarihleri arası müteveffaya kemoterapi ve radyoterapi uygulandığı belirlidir.<br>Davacı murisi tarafından imzalanan Yıllık Kredi Hayat Başvuru Formunda, herhangi bir rahatsızlığı olmadığı bildirilmiş; poliçeden önce mevcut olan  hastalığı beyan edilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda akciğer kanseri hastalığı ile beyin  kanaması arasında illiyet bağının var olduğu tespiti  dikkate alındığında riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır.<br>Müteveffa adına düzenlenen ölüm belgesinde ölüm sebebinin koah ve serebrovasküler hastalık olarak belirtildiği sigortalının görmüş olduğu ve davalı sigorta şirketine bildirmediği bu tedavilerin 6102 sayılı TTK 1439/2 maddesine göre önemli husus olup sigortalının ölümüyle illiyet bağı bulunan bu rahatsızlıklarını poliçe düzenlenirken davalı sigorta şirketine bildirmemesi beyan yükümlülüğünün ihlalidir. <br>\tDosya kapsamından, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiş davacılar murisinin imzasının yer aldığı poliçede murise daha önce belirtilen kanser vs  hastalık ve rahatsızlıklarının olup olmadığının açıkça sorulduğu, sigortalı murisin bu soruya cevabının poliçede \"HAYIR\" olarak yazıldığı , yine davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiş  bilgilendirme formunda  beyan yükümlüğü ile ilgili açıklamalar yer almakla birlikte davacılar murisinin bu formda da imzasının yer aldığı  anlaşılmaktadır.<br>\tHayat sigortaları vefat riskinin üstlenildiği sözleşmeler olup, riske yönelik değerlendirmeler akdin kurulup kurulmamasına da etki eden en önemli unsurdur.  Bu bağlamda sorulara verilen cevapların doğruluğu akdin kuruluşuna  esas teşkil etmektedir<br>\tAçıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; sigorta sözleşmelerinin karşılıklı iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmeler olduğu; güven ve iyiniyet ilkesi ile yasal düzenlemeler (TTK 1435) gereği, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu; davacılar murisi sigortalının poliçe tanziminden önce teşhisi konulmuş koah rahatsızlığını sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı hususları dikkate alınmak suretiyle, bu durumun yaptırımını düzenleyen TTK'nun 1439/2. maddesine göre değerlendirme yapılması gerektiği<br>Hal böyle olunca; kredi borçlusu ve davacıların murisinin TTK'nın 1435 ve Hayat Sigortaları Genel Şartları C.2-2 maddelerine aykırı olarak sözleşmeden önce var olan ve tedavi gördüğü koah hastalığını poliçenin tanzimi esnasında sigorta şirketine bildirmeyerek tam ve doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu durumun sigorta poliçesine ve teminatına aykırılık oluşturduğu, muris tarafından beyan edilmeyen rahatsızlığın sigortacının akdi yapmaması veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek hallerden olduğu, sözü edilen hastalık ile ölüm arasında uygun illiyet bağı bulunduğu  anlaşıldığından, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi  doğrudur<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/10271 esas 2019/8657\tkarar 2016/16554 esas 2019/8671\tkarar  2016/3452 esas 2019/5680 karar ,2016/17561 esas 2019/7472 karar  sayılı ilamları<br> Bu halde ,Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve  hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, <br>Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>1-Davacı ............ tarafından alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>2-Davacı ..........tarafından alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı ............ tarafından alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı ......... tarafından alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 18/01/2024<br><br>\t\t\t\t<br>    <br>            Başkan\t\t\t       Üye\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tÜye\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t     Katip<br>    <br>            E imza                            E imza                      E imza                           E imza<br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9edf405a0a1f7ef6","SID":"b0ee1058184eefb3"}}