{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1321 <br>KARAR NO\t: 2023/2026 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/06/2020<br>NUMARASI\t: 2019/215 Esas- 2020/243Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 07/02/2014 tarihinde mağaza açtığını, 2016 yılına kadar davacının sorunsuz olarak işini yürüttüğünü, 2016 yılından sonra ekonomik koşullar karşısında işlerinin azalmaya, borçlarının ise artmaya başladığını, davalı taraf ile 2017 yılında ticari ilişkilerinin başladığını, davacının yanında çalışan ... davalı firma ile çeşitli malzemeler almak üzere anlaştığını, davacıya aylık 15.000,00 TL ve 30.000,00 TL üzerinden yaklaşık 105.000,00 TL meblağlı çek kestirdiğini, davacının malzemelerin teslimi için beklediğini, 2017 Temmuz ayına ait 15.000,00 TL çek bedelini ödediğini, davacının işyerine gelmesi için söz verilen malzemelerinin hiçbirinin gelmediğini, davacının teslim almadığı ve hiçbir şahsi görüşmesi olmayan davalı firmaya hem borçlandığını, hem de ticari açıdan mağdur olduğunu, davacının davalı firmaya hiçbir borcunun olmadığını, malzeme teslimatlarının irsaliyeli olarak yapılmasının zorunlu olduğunu, davacıya çeşitli icra takipleri başlatıldığını, hakkında açılan davalar olduğunu, davacıya tebligat, mahkeme ya da icra evrakı gelmediğini, davacıya karşı İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyalarından icra takibi başlatıldığını, karşılıksız çek keşide etmek suçundan davacıya karşı işlem başlatıldığını belirterek  teslim alınmayan malzemeler nedeni ile bir borç doğmayacağının, davacının davalı firmaya borcu olmadığının tespitine, icra takip dosyalarının düşürülmesine ve yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacı tarafça ilgili çeklerin ödenmediğini, davacı tarafın borçtan kurtulma saiki ile hareket ettiğinin aşikar olduğunu, davalı şirketçe davacı tarafın tahsilata ilişkin görüştüğünü ve kendisinin borcu inkar etmediğini, davalıdan zaman istediğini, huzurdaki davanın vakit kazanma ve borçtan kurtulma saiki ile açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  23/06/2020 tarih ve 2019/215 Esas - 2020/243 Karar sayılı kararı ile; \" Mahkememizce delillerin ibrazını müteakip celbi gerekli delillerde celp edilerek dosyamız arasına katılmıştır.Mahkememizce celp edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı icra dosyasının yapılan tetkikinde; takibin  davacı tarafça davalı aleyhine çek alacağına istinaden çek tazminatı, komisyon ve faizler dahil toplam 16.781,82 TL alacağın avans faizi ile birlikte tahsili için yapılan icra takibinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde, iddia ve savunma doğrultusunda mali müşavir bilirkişi ... marifetiyle inceleme icra edilerek konuya ilişkin 21/10/2019 bilirkişi raporu teminle dosyamız arasına katılmıştır. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi anılı kök raporunda özetle;\"Davaya konu İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün 2017/30719 E. sayılı dosyası ...Limited Şirketi tarafından 26.09.2017 tarihinde 15.000,00 TL çek, 251,82 TL İşlemiş faiz, 30,00 TL çek komisyonu, 1.500,00 TL Çek tazminatı olmak üzere toplam 16.781,82 TL alacak üzerinden ... aleyhine Kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, borcun sebebi olarak 30.07.2017 keşide tarihli 15.000.- TL lik çek  gösterilmiştir. Çekte banka sorumluluğu ödenmemiştir.Davacı ...’nun Kanuni defter  kayıtlarında takip tarihi 26.09.2017 tarihi itibariyle davalı ...Ltd. Şti.’ne 3 adet fatura karşılığı 48.527,50 TL borçlu olduğu görülmektedir. Davalı tarafından davacı adına düzelenen faturaların davacı Kanuni defterlerine kayıt edildiği, Davacının davalıya vermiş olduğu 100.000.- TL tutarındaki 6 adet çek’in davacı Kanuni defterlerine kayıt edilmediği görülmüştür.  Davalı ... Ltd. Şti. Kanuni defterinin usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdikini süresinde yaptırdığından H.M.K 222 maddesine göre defter kayıtları  lehine/aleyhine delil olarak kabul edilecektir. Davacı adına toplam 48.527,50 TL tutarında 3 adet fatura tanzim ettiği, kesilen faturaları bağlı bulunduğu Vergi Dairesine Bs formlarıyla beyan ettiği, tahsil ettiği çeklerden 3 adet 45.000 TL tutarında çeki iade ettiği, 31.12.2017 tarihinde 6.472 TL ödeme kaydı ile Cari hesabın kapatıldığı görülmektedir.Sunulan davalı tarafından tanzim edilmiş 05.12.2016 tarih 026338, 18.02.2017 tarih 026412 ve 20.02.2017 tarih 26415 no.lu Sevk İrsaliyesi örneklerinde malları teslim alan bölümünde isim ve imza bulunmamaktadır. Her ne kadar malzemelere ait faturalar iki tarafın da defter kayıtlarında mevcut olsa da Davalı tarafından davacıya malların teslim edilip edilmediği  konusunda takdir Sayın Mahkemenindir. Sonuç olarak;  Sayın mahkeme tarafından Davalı ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen fatura ve sevk irsaliyeleri ile davacı ...’ya mal teslimi yapıldığının kabulü halinde davacının davalıdan 3 adet fatura toplamı 48.527,50 TL tutarında mal satın aldığı, ve borcu karşılığı vermiş olduğu çeklerden davalı  ...Ltd. Şti. tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...  E. sayılı dosyası ile yapılan  Kambiyo senetlerine özgü takibin yerinde olduğu,Sayın mahkeme tarafından Davalı ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen fatura ve sevk irsaliyeleri ile davacı ...’ya mal teslimi yapıldığının kabul edilmemesi  halinde  davacı ...’nun davalı ... Ltd. Şti.’ne borcu olmadığı, davalı tarafından davacıdan alınan çeklerin iadesi gerektiği, Davalı ... Ltd. Şti. tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile yapılan  Kambiyo senetlerine özgü takibin yersiz olduğu ve Çekin davacıya iade edilmesi gerektiği\" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür. Dava; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına dayanak çek yönünden davacı yanın borçsuzluk isteminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Davacı yanca dava dilekçesinde harca esas değer 1.000 TL olarak gösterilmiş olup, 2 nolu celsede verilen ara karara uygun olarak harcı tamamlandığı anlaşıldığından mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur.Eldeki dava menfi tespit davası olup, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak dava konusu çek olduğundan ve davacı yanın borçsuzluk istemi imza inkarına dayalı olmadığından, somut olayda ispat yükü yer değiştirmekte ve davacı borçluya geçmektedir. Zira, kıymetli evrak niteliğinde olan çek, sebepten soyut nakdi ödeme aracıdır.  Bu açıklamalar çerçevesinde çek karşılığında mal almadığı iddiasında bulunan davacının iddiasını ispatla mükellef olduğu anlaşıldığından, mahkememizce bu suretle dosya incelenmiştir.Mahkememizce görevlendirilen mali müşavir bilirkişi tarafından taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere,  davacı tarafın davalı tarafından düzenlenen 05/12/2016, 18/02/2017 ve 20/02/2017 tarihli toplam 48.527,50 TL bedelli 3 adet faturayı ticari defterlerine kaydettiği, davalı tarafın ticari defterlerinde de bu faturalar kayıtlı olmakla birlikte toplam bedeli 100.000 TL olan 6 adet çekin daha kayıtlı olduğu, akabinde 45.000 TL'ye tekabül eden 3 adet çekin iade edildiğinin yine davalı defter kayıtlarından anlaşıldığı, sonrasında davacı tarafça 31/12/2017 tarihinde yapılan 6.472 TL bedelli ödeme ile cari hesabın kapatıldığı anlaşılmıştır. Davacı ticari defterlerinde çeklere ilişkin herhangi bir kayıt bulunmasa da, dava dosyasına yansıyan beyanlardan çeklerin verildiğinin davacı tarafın kabulünde olduğu, her iki tarafın 3 adet faturayı ticari defterlerine kaydettiği, mahkememizde taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında çek karşılında mal alımı yapıldığına dair kanaatin oluştuğu, davacı tarafın faturalara süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin herhangi bir iddia ve delil ileri sürmediği, HMK'nun 222. maddesi uyarınca davacı ticari defterlerinin aleyhine kesin delil teşkil ettiği, bu nedenle davacının çeklerin ve faturaların ticari defterlerine habersiz işlendiği savunmasına da dayanamayacağı, nitekim TTK'nun 18/2. Maddesi gereğince tacirin basiretli davranmakla yükümlü olduğu, davalı tarafça iade edilen çekler arasında bulunmayan 9094091 seri numaralı çeke ilişkin olan uyuşmazlıkta davacı yanın \"senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemlerin kesin delillerle\" ispat edileceğine dair HMK 201. maddesi gereğince iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince; davacı davasında haksız olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden buna dair aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Sancaktepe İstanbul adresinde 07.02.2014 tarihinde mağaza açtığını, 2016 yılına kadar müvekkilinin bir sorunu olmaksızın işini yürüttüğünü ancak 2016 yılından sonra ekonomik koşullar karşısında işlerinin azalmaya, borçlarının ise artmaya başladığını, müvekkilinin işlerini düzgün ve sağlam şekilde yapabilmek için çek karnesi kullanmaya başladığını, Müvekkilinin davalı yan ile aralarındaki ticari ilişkinin de 2017 yılında başladığını, önceleri sorunsuz ilerleyen bu ticari ilişkinin davalı yanın almış olduğu avans çeklerinin karşılığı olan malları tedarik etmemesi veya geç/ eksik tedarik etmesi nedeniyle sekteye uğratmış olduğunu,  Zaten ekonomik açıdan zorlanmaya başlayan müvekkilinin satmak üzere çek taksitle ödemek üzere anlaştığı malzemeleri alamayınca daha da zor duruma düştüğünü, bu süreç içerisinde çekleri ödemeyi durdurmak üzere bankaya yazı yazıldığını, davalı firmanın kestiği faturaların müvekkilin yanında çalışan  ... tarafından teslim alındığını ve müvekkili yanında çalışan kişi olduğundan müvekkilinin işi ağırlıkla kendisine teslim ettiğinden işlenen faturalardan haberi olamadığını, Müvekkilinin teslim almadığı ve hiçbir şahsi görüşmesi olmayan davalı firmaya hem borçlandığını, hem de ticari açıdan mağdur olduğunu, üstelik ekonomik durumunu düzeltmek amacıyla yurt dışına çıktığından davalı yanca kendisine karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını da çok geç öğrenebildiğini, bunun akabinde karşılıksız çek keşide etmek suçundan müvekkile karşı işlem başlatıldığını ve İstanbul 3. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2018/30 Esas, İstanbul 15. İcra Ceza Mahkemesi' nin 2017/593 Esas sayılı dosyaları ile şikayette bulunulduğunun öğrenildiğini, nitekim bu ceza dosyasının da müvekkilinin mahkumiyet kararı alması nedeniyle kesinleştiğini, Tarafların ticari defterlerinin incelemesinde de davalı yanca 3 adet irsaliyeli fatura sunulduğunu, ancak irsaliyelerde de görüleceği üzere ne birim fiyat bilgisinin, ne de teslim alan kişinin belli olmadığını, bu şekilde düzenlenmiş olan sevk irsaliyesinde mal teslimi yapıldığının ispat edilebilir olmasının mümkün olmadığını, öte yandan davalı yanın ticari defterlerinden de müvekkilinin borcunun kalmadığı, bakiye borcun 31.12.2017 tarihinde nakdi ödemeyle kapatıldığı hususlarının anlaşıldığını, buna karşın teslim edilmesi gerekirken icrai işleme konu edilen çek sebebiyle müvekkilinin borçlu olarak kabulü ve davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddinin kabulünün mümkün olmadığını, nitekim yerel mahkemenin avans çeklerine karşın mal almadıklarına dair ispat yükünün müvekkil şirkete ait olduğunu iddia ettiğini, ancak davalı yana ve kendilerine ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde müvekkiline ait bakiye borcun kapatıldığının anlaşılması karşısında artık fatura karşılığı malların teslim edildiğini ispat külfetinin davalı tarafta olduğunu, bilirkişi raporu bazında bakıldığında, davalı yanın teslim alan imzası olmayan sevk irsaliyesi ile malı teslim ettiğini ispat edemediğini, Öte yandan gerekçeli kararda müvekkil davacı tarafından faturalara itiraz ve/ veya iade edilmediğinden bahsedildiğini, müvekkil şirketin bu faturalara bir itirazı bulunmadığını, çünkü müvekkilinin bunlarla alakalı bir sorunu söz konusu olmadığını, vermiş olduğu çeklere karşılık alınan bu mallara kesilen 3 adet faturada bir problem olmayıp asıl sıkıntının halen davalı yanda olup takibe konu edilen çeklere ilişkin olduğunu, müvekkilinin ilgili çeklerin karşılığı olan malları teslim almadığını, Aynı zamanda gerekçeli kararda imzaya da itiraz etmemeleri hususuna değinilmediğini, müvekkili ile davalı şirket arasında zaten mevcut bir ticari ilişki söz konusu olduğunu, çeklerdeki imzaların da müvekkiline ait olduğunu, asıl problemin müvekkilinin teslim etmiş olduğu avans çeklerinin karşılığı olan malları alamıyor olması durumu olduğunu, bu durumun da ticari defter incelemesinde yer alan faturalardan anlaşılması gerektiğini, Öncelikle malın teslimini yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, davalı yanca sunulan irsaliyeli faturalarda teslim alanın iması veya kaşesi olmadan tanzim edilmiş olmasının malın teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini, başlatılan kambiyo takiplerinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla; Açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle;  İstinaf başvurularının kabulüne karar verilerek hükmün bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından davalıya verilen ve İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasına konu ... Sancaktepe Şubesine ait ... çek nolu keşidecisinin davacı lehtarının davalı olduğu 30/07/2017 keşide tarihli 15.000,00 bedelli çekten dolayı çekin karşılığında ürünlerin teslim edilmediği ve bedelsiz kaldığı iddiası ile davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Davacı vekili, dava konusu çekin davalı tarafından davacıya teslim edilecek çeşitli malzemeler karşılığında verildiğini, ancak davalının malzemeleri teslim etmediğini, bu sebeple çekin bedelsiz kaldığını ve davacının davalıya borçlu olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının davalıya borçlu olduğunu, çek bedelinin ödenmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine dava knusu  ... Sancaktepe Şubesine ait ... çek nolu keşidecisinin davacı lehtarının davalı olduğu 30/07/2017 keşide tarihli 15.000,00 bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı, takibin devam ettiği, çekin bankaya ibrazında karşılıksız çıktığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK'da düzenlenen kambiyo senetleri ve bunlar arasında bulunan çek sebepten mücerrettir. Kambiyo senetlerindeki taahhüdün mutlaka bir sebebi vardır. Ancak bu sebep senet üzerinde açıklanmaz ve bu husus kambiyo senetlerini temel ilişkiden soyut hale getirmektedir. Aksine davranış, yani kambiyo senetlerinin temel ilişki ile ilişkilendirmesi kambiyo senetlerini hükümsüz hale getirecektir. Kambiyo senetlerinde bedelsizlik iddiası ancak kesin delilleri ile ispat edilebilir. TMK'nun 6. Maddesine göre kanun aksini emretmedikçe taraflardan her biri iddiasını ispata mecburdur. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (HMK'nın 190/1)HMK'nın 200/1. maddesine göre; Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.HMK'nın 201/1 maddesine göre; Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı üzerindedir. Ancak kambiyo senedine dayalı olarak alacak talebinde bulunulması halinde ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerindedir. Davacı dava konusu çekin davalı tarafından davacıya teslim edilecek çeşitli malzemelere karşılık avans çeki olarak verildiğini ve malzemelerin teslim edilmediğini, bu sebeple çekin bedelsiz kaldığını iddia etmiştir. Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verilir. Tarafların (davalı defterlerinde kayıtlı, davacı defterinde kayıtlı değil) defterinde kayıtlı olmaması da çeklerin hükümden düşürmez. Dava konusu çekin avans olarak mal teslimi karşılığında verildiği, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çekin bedelsiz olduğu yönündeki iddiaların davacı tarafından kesin deliller ile ispatlanması gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2022/2251 esas ve 2023/4410 karar sayılı emsal kararı) Ancak davacı vekili tarafından söz konusu iddialar geçerli ve kesin deliller ile ispat edilememiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde yemin deliline de açıkça dayanılmamıştır. Bu hususlar gözetilerek Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;   1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬ TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"64f439b960f4a4b2","SID":"b653fc2d295add3a"}}