{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1429 <br>KARAR NO: 2023/2321<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 04/02/2021<br>NUMARASI: 2017/1143 Esas - 2021/106 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2023 <br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/08/2016 tarihinde, davalı ...'un sevk ve idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarptığını, kaza neticesinde müvekkilinin lateral +medial malleol kırığı nedeni ile hastanede yatarak 8 gün boyunca tedavi gördüğünü, davalı araç sürücüsü ...'un Gebze 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/624 Esas - 2017/363 Karar sayılı dosyasıyla taksirle yaralama suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ... plakalı aracın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından ZMMS Sigortası ile sigortalandığını, meydana gelen kemik kırılmaları sonucu müvekkiline %8 sürekli iş göremezlik raporu verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı ile davayı ıslah etme hakkı saklı kalmak kaydıyla; 1.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan müşterek ve müteselsilen tahsilini  talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile taleplerini  5.290,02TL'ye yükselttiklerini belirterek, ıslah beyanının dava dilekçesi ile birlikte  değerlendirilerek kaza tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiklerini bildirmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 01/10/2015-01/10/2016 vadeli  ZMMS  poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı ve yaralanma ve ölümlerde poliçenin kişi başına azami teminatının 310.000,00 TL olduğunu, davacının \"geçici iş göremezlik zarar talebi\"nin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının Trafik Sigortası Genel Şartları ve Karayolları Trafik Kanunu gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olup SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının motorlu kurye olarak çalıştığını ve kurye dağıtımı sırasında kazanın gerçekleştiğini, %8 oranındaki maluliyet raporunun tekrar incelenmesi, aylık maaş bordrosu ve sigorta pirim dökümünün sorulması gerektiğini, davacının motosiklette hiçbir güvenlik ekipmanı kullanmadığını, kaza yerinde daha öncede kaza olduğundan, trafik levhalarının yetersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kaza tarihinde aracın ruhsat sahibi ...'un mirasçıları olmaları nedeniyle müvekkillerine yöneltildiğini, davanın 23/10/2017 tarihinde araç ruhsat sahibi ... aleyhine'a açıldığını, ...'un ise 18/09/2017 tarihinde vefat ettiğini, davacının davasını açtığı tarihte ...'un hayatta olmadığını, ölü kişiye dava açılamaz kuralı gereğince, davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya karışan murise ait aracın sürücüsünün asli kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceğini, kazanın meydana geldiği yerin fiziki koşulları, yolun durumu, trafiğin seyri, araçların çarpma noktası gibi hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde kazanın davacının belirttiği  şekilde oluşmadığını,  asli kusurun davacıda olduğunu, kusur ve maluliyet raporu alınması gerektiğini, mahkemenin yetkisine itirazlarının bulunduğunu, dosyanın yetkili Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davanın açılış tarihi ile ...'un ölüm tarihi değerlendirildiğinde davanın dahili davalı olarak mirasçı müvekkillerine yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \" Maddi tazminat bakımından ; Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 5.290,02 TL geçici işgöremezlik tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.  bakımından temerrüt tarihi olan 24/07/2017 tarihinden, diğer davalılar açısından kaza tarihi olan  14/08/2016 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalılardan müştereken  ve müteselsilen (sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) alınarak  davacı tarafa verilmesine, manevi tazminat bakımından davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 10.000,00 TL tazminatın kaza tarihi olan  14/08/2016 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'ten   müştereken  ve müteselsilen alınarak  davacı tarafa verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki dava yönünden yetkili mahkemenin Gebze Mahkemeleri olduğunu, davacının davasını kaza tarihinde aracın ruhsat sahibi olan ...'un mirasçıları olduklarından müvekkillerine  yönelttiğini, davanın 23/10/2017 tarihinde açıldığını, halbuki ...'un 18/09/2017 tarihinde vefat ettiğini, ölü kişiye dava açılamaz kuralı gereğince, davanın usulden reddi gerekirken, mirasçıları olarak müvekkillerinin dahili dava yolu ile davaya dahil edilmelerinin ve davalı sıfatı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazaya karışan murise ait aracın sürücüsüne %75 kusur yüklenmesine itiraz edilmiş ise de, itirazın mahkemece kabul edilmediğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerekirken, teknik yeterlilik taşımayan hatalı kusur raporuna göre hüküm verildiğini, davacıda %8 sürekli iş göremezlik olduğu iddia edilmiş ise de, davacının kazadan sonra tedavi gördüğü hastane evraklarının   celp edilmesi,  davacının mevcut iş göremezlik durumu ile kaza arasında illiyet bağının net olarak ortaya konması, maluliyet durumunun ve kaza ile ilgili illiyet bağının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacının manevi tazminat talebini,  murisin sağlığında murise yöneltip yöneltmediğinin önemli olduğunu, davacının manevi tazminat  davasını  murisin sağlığında  murise yöneltmediğini, manevi tazminat davası kusur esasına yönelik bir dava olduğuna göre, davaya konu manevi tazminat  sorumluluğunun mirasçılara geçen bir borç niteliğinde olmadığını, murisin sağlığında manevi tazminat davası açılmış olsaydı ve dava devam ederken muris vefat etseydi, mirasçı müvekkillerine karşı manevi tazminat davasına devam edilebileceğini, davacının manevi tazminat talebinin müvekkili mirasçılar yönünden kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, talep edilen tazminat ve hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacı yararına hesaplanacak tazminat kalemlerinin, sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarihteki veriler alınarak yapılması gerektiğini, davacıya yapılan fazla ödeme tutarının  ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmeden 6 aylık geçici işgöremezlik tazminatından mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, itirazları doğrultusunda ek rapor alınması talebinin haksız yere reddedildiğini, dava dilekçesinde faiz talep edilmediğini, ıslah dilekçesi ile taleplerin genişletilmesini, tazminat isteğine faiz eklenmesini kabul etmediklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasına göre; \"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.\" Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise \"Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.\" hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK'nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin  yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu gözönüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden  hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.Somut olayda, davacı yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.  Haksız fiil Gebze adli yargı sınırlarında meydana gelmiştir. Davacı ..., davalı müteveffa ... ve davalı ...'un adresleri  Gebze adli yargı sınırları içerisindedir. Davalı ... Sigorta A.Ş.'nin adresi ise Ümraniye'de, İstanbul Anadolu Adliyesinin yetki sınırları içerisindedir.  Birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı uyuşmazlıkta davacının davasını, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin adresinin bağlı olduğu  İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açarak seçim hakkını kullanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle dahili davalıların mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu düzenlenmiştir. Kanunun 114/1-d. maddesinde ise taraf ehliyeti, dava şartları arasında sayılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesi gereğince mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile kanun gereğince mirası bir bütün olarak kazanırlar. Kural olarak ölü kişiye karşı dava açılamaz. Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılarına yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır (HMK m.114/1-d, m. 50 ve TMK  m. 28) Ancak HMK'nun 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde  tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Şu halde davalının sağ olup olmadığını tespit edememe bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralını ihlal etmiyorsa, daha sonra da kendilerine karşı dava açılması muhtemel olan mirasçılara karşı davaya devam edilmesi mümkün olmalıdır. (HGK'nun 11.09.2013 günlü ve E 2013/14-612, K 2013/1297 sayılı ilamı, Yargıtay 17. HD. Esas No:2016/20273, Karar No:2017/3971, Karar Tarihi:  12.4.2017) Somut olayda, davalı ... adına kayıtlı ...  plakalı aracın sürücüsünün davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarpması sonucu yaralanan davacının sürücü, araç maliki ve ZMMS sigortacısı aleyhine 23/10/2017 tarihinde maddi ve manevi tazminat davası açtığı, dava dilekçesinin vefat ettiği gerekçesiyle davalı  ...'a tebliğ edilemeden iade edildiği, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece \"her ne kadar davalı öldükten sonra dava açılmış ise de davacı tarafın bu husustaki hatasının ağır bir kusur ya da ihmale dayandığına dair bir delil bulunmadığı \" gerekçesiyle davacı vekiline davalı ...'un mirasçılık belgesini sunması ve mirasçılarını davaya dahil etmesi için süre verilmesinde ve 18/09/2017 tarihinde vefat eden davalının mirasçılarının davaya dahil edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından dahili davalıların bu hususa değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  Araç maliki olan davalı dava açılmadan önce vefat ettiğinden mirasçılar  borçlarından da sorumlu  olacaklarından, mirasçılar murisin kusuru oranında manevi tazminattan da sorumlu olacaklardır. Dava konusu kaza ile ilgili Gebze 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/824 Esas sayılı dosyasında yapılan keşif sonucu hazırlanan 22/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda;  kazanın oluşumunda sürücü ...'un 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 57. maddesinde belirtilen kuralı ihlal ettiğinden meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu, sürücü ...'nun ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52. maddesinde belirtilen kuralı ihlal ettiğinden  tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporunda; dosya kapsamındaki mevcut verilerin değerlendirilmesi sonucu 14/08/2016 tarihinde meydana gelen olayda davalı ... Sigorta'ya sigortalı ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'un %75 oranında, davacı ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü ...'nun %25 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 03/01/2020 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre  davacının meslekte kazanma gücünü % 6 oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 6 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun davacının maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.  Dava dilekçesinin 1. sayfasının konu bölümünde açıkça  faiz talebi bulunmaktadır. İbra olmadığından ödeme tarihindeki verilere göre hesaplamaya gerek bulunmamaktadır. Bu hususlara değinen istinaf  talepleri yerinde değildir TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının,  manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Bu nedenlerle; davalılardan ... ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılar ..., ..., ... ve ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.044,46 TL harçtan peşin alınan 261,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 783,35 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran taraflara iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 19/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24e9c2016e21a565","SID":"ef8555a4d06d58f7"}}