{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1482 Esas<br>KARAR NO: 2023/2108 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/741 Esas - 2021/292 Karar <br>TARİHİ: 08/04/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacının davalıya kumaş sattığını, bu kumaşları sevk irsaliyesi ile davalıya teslim ettiğini ve 15.05.2018 tarihli ... sıra numarasıyla 30.359,19 TL bedelli faturayı tanzim ederek imza karşılığında davalıya teslim ettiğini, ancak davalının buna rağmen borcunu ödemediğini, davacının faturadan kaynaklı alacağını tahsil için icra takibi başlattığını, davalının borca itiraz etmesi üzerinde takibin durduğunu, davalının kumaşları teslim almasına rağmen ödeme yapmayarak ve takibe itiraz ederek müvekkilinin alacağına kavuşmasına haksız ve kötü niyetle engel olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde tarafların anlaşamadığını beyan ederek, itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının takip konusu tutar ve işlemiş failin %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına çarptırılmasına, takibin durduğu tarihten itnrazm iptal edildiği tarih arasında işleyecek faizin hesaplanarak Davalı Şirket’in ödemeye mahkum edilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  Davacının fatura kestiği kumaşları yapılan telefon görüşmelerine rağmen uzun süre teslim etmediği, davalının davaya konu kumaşlar geç teslim edilmesine rağmen davacının tacirliğine güvendiğini ve fatura içeriğine itiraz etmediğini, davalı yanın yaptığı araştırmada ilgili kumaşların hiçbir bilgi, onay veya talimat olmadığı halde 3.kişiye teslim edildiğinin ortaya çıktığını, malların davalıya ya da herhangi bir sigortalı çalışanına veya temsilcisine temsil edilmediğini, dava dilekçesindeki sevk irsaliyelerindeki imzaların davalıya, çalışanına veya temsilcisine ait olmadığını, bu nedenle imza örneklerini sunmaya hazır olduklarını, Yargıtay uygulamalarına bağlı olarak sadece fatura kesmenin yükümlülüğün yerine geldiğini kanıtlamadığını, davacının malları başkasına teslim etmesine ve davacının yanlışlığın düzeltilmesi için uyarılarına rağmen durumu düzeltmek yerine kötü niyetle takip başlattığını, bu durumda davacının ödeme talebinin hukuka, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek, davanın esastan reddine, davacını haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/04/2021 tarih  2019/741 Esas - 2021/292 Karar sayılı kararında;\"Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün  esas sayılı dosyasının celp ve tetkikinde; davacı tarafından borçlu aleyhine 30.000,00 asıl alacak için 30.000,00 TL  TL asıl alacak (10.12.2018 tarihli fatura 051567 nolu) dayanak gösterilerek takip başlatıldığı, davalının süresinde takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Davacının dayandığı takip konusu faturanın 15/05/2018 tarihli ... içerikli toplam 30.359,19 TL bedelli olduğu ve bu faturada teslim alan olarak davalının imza ve kaşesinin bulunduğu,Dosyada bulunan sevk irsaliyelerinde teslim alan imzasının bulunduğu, bahse konu irsaliyelerde ... ve ... isimli şahıslara ait imzaların bulunduğu, ancak davalının savunmasında bu isimde çalışanları olmadığını, malları teslim alan şahısların çalışanı olup olmadığına ilişkin belge sunmadığı,Davacının ticari defterlerinin incelenmesinde davalı yandan takip tarihi itibariyle 33.289,70 TL alacaklı göründüğü, davalının ticari defterlerinin incelenmesinde ise düzenlenen dava konusu faturanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı yana 12.289,70 TL borçlu göründüğü, davalının faturanın dayanağı olan irsaliyelerin üzerindeki isim ve imzalara itiraz ettiği, davalının teslim almadığını savunduğu emtiaya ilişkin faturaya karşılık davacıya herhangi bir iade faturası düzenlemediği anlaşılmıştır.Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceme yapılmasına karar verilmiş olup mali müşavir tarafından ibraz edilen 09/03/2020 tarihli bilirkişi kök raporun  incelenmesinde; davacı ve davalı defterlerinin usulüne uygun şekilde düzenlenmesi nedeniyle sahipleri lehine delil olduğu; davacı ile davalı ticari defterleri arasındaki borç farkının davacı tarafından davalıya keşide edilen 216.10.2018 tarihli 21,000 TL  bedelli faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davacının alacağına konu yaptığı faturanın 15/05/2018 tarihli 30.359,19 TL bedelli olduğu, bahse konu faturanın keşide edilmesini müteakip davalını davacıya 31.006,26 TL ödeme yaptığı, davacının davalıdan işbu faturaya dayalı alacağının olmadığı, ancak ticari defterlerinde cari hesaptan kaynaklı alacağı olduğu, davacının takip talebindeki alacağını cari hesaba değil 15.05.2018 tarihi faturaya dayandırdığı, Davacı tarafın itirazları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmış 15/12/2020 tarihli ek rapora göre; davacının kur farkı faturası yönünden yaptığı itirazın kök rapordaki tespitleri değiştirecek nitelikte olmadığı, davacının takibe konu ettiği fatura yönünden kaydi alacağının görülmediği, davacının kök rapordan sonra sunduğu kur farkı faturası yönünden kaydi cari hesap alacağının mevcut olduğu, yapılan takibin tek bir faturaya dayanması ve bu faturanın kaydi olarak fazlasıyla ödenmiş olması nedeniyle bahse konu faturanın kaynaklı davacı alacağının kaydi olarak mevcut olmadığı belirtilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının alacağının bulunmadığı, ticari defterlerin bu hususu doğruladığı ve bilirkişi raporuyla da sabit hale geldiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yukarıda numarası yazılı dosyada taraflarınca davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yönelik olarak itirazın iptali davası açıldığını; yargılama sonunda mahkemenin “toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının alacağını bulunmadığı, ticari defterlerin bu hususu doğruladığı ve bilirkişi raporuyla da sabit hale geldiği” gerekçeleri ile davanın reddine karar verdiğini; mahkemenin 08.04.2021 tarihli davanın reddine dair kararının hukuka ve usule aykırı olması nedeniyle kaldırılması/bozulması ve davanın kabulüne karar vermesi amacıyla karar hakkında istinaf kanun yoluna başvurduklarını,  Taraflar arasında ticari işin gerçekleştiğini; müvekkillerinin kumaş sattığını, bu kumaşları (...) sevk irsaliyesiyle davalıya teslim ettiğini ve bu iş karşılığı fatura kestiğini; müvekkilinin davalıya 15.05.2018 tarihli, ... sıra nolu ve 30.359,19 TL.bedelli faturayı düzenleyerek imza karşılığında davalıya verdiğini; takip konusu faturada davalının imzasının bulunduğunu; davalının tekstil ürünlerini ve kesilen faturayı teslim aldığı halde borcunu ödemediğini; davalının kumaş satım işinden kaynaklı olarak müvekkillerine borçlu olduğunu, Mahkemenin bilirkişi raporlarını dikkate alarak karar verdiğini; oysa bilirkişi raporlarının doğru olmadığı gibi hukuku da aykırı olduğunu; ayrıca Bilirkişinin kur farkı faturasını dikkate alarak hesaplama yapmaktan kaçındığını; oysa bilirkişinin hesap yapmak zorunda olduğunu; ayrıca Bilirkişinin mahkemenin görev alanına ilişkin olarak değerlendirme yapmış olup bu yönüyle de raporun hukuka aykırı olduğunu; Mahkemenin bilirkişi raporlarına olan itirazlarını dikkate almadan karar verdiğini,Bilirkişinin, davacı müvekkil ticari defterleri üzerinde yaptığı incelemede ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu belirterek delil olma durumunu mahkemenin takdirine bıraktığını, davacının davalıdan 33.289,70 TL. alacaklı olduğunu ve  davacının ticari defterleri HMK 222 maddesi gereğince davacı lehine delil olduğunu belirttiğini; bu değerlendirmeye bir diyeceklerinin olmadığını; ancak bilirkişinin davalı ticari defterleri üzerindeki müvekkili aleyhine olan görüş ve kanaatini kabul etmeyerek itirazda bulunduklarını; Bilirkişinin de belirttiği 21.000.00 TL. bedelli 16.10.2018 tarihli faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının görüldüğünü; dosyaya sundukları ve müvekkili tarafından davalı hakkında düzenlenen 16.10.2018 tarih ... seri nolu ve 21.000,00 TL. bedelli faturanın KUR FARKI faturası olup mal veya hizmet faturası olmadığını; bu faturanın davalıya teslim edildiği halde davalı tarafından bu fatura iade edilmediği gibi ticari defterlerine da kaydı yapılmadığını; oysa davalının tacir olup aldığı faturayı ya ticari defterlerine kayıt etmek ya da iade faturası düzenlemek zorunda olduğunu; davalının basiretli tacir gibi davranmadığını; davalının teslim aldığı bu faturayı ya defterlerine kayıt etmek ya da iade etmek zorunda olduğunu; bu işlemin yapılmaması ve bu faturanın davalı defterinde bulunmaması defterlerin usulüne uygun tutulmadığını göstermekte olduğunu, Önceki beyanlarında belirttikleri üzere davalı ... ile müvekkili şirket arasında 30.04.2018 tarihli KUMAŞ ALIM SATIM SÖZŞEŞME FORMU düzenlenmiş olup bu sözleşmenin davalı ... tarafından da imzalandığını; dosyaya sundukları bu sözleşme üzerine taraflar arasında ticari ilişkinin başladığını; bu sözleşmenin 4, 5 ve 7 maddelerinin kur fakı ile ilgili maddeler olduğunu; maddelerin şöyle düzenlendiğini,  \"Madde 4- Ödeme Merkez Bankası döviz satış kurundan fatura edilecektir, Madde 5- Kur düşüşlerinde kur farkı hesaplanmaz, Madde 7- Kur farklı satışlarda TL. çeklerin de tahsil olduğu tarihindeki kur geçerlidir.\"Bu sözleşme gereğince müvekkili şirketin davalıya 16.10.2018 tarih ve 21.000,00 TL. bedelli kur farkı faturası düzenlediğini; bu faturanın mal ve hizmet faturası olmayıp önceki alım satımlara yönelik kur farkı faturası olduğunu; bu faturanın imzalanan sözleşme gereğince düzenlenmiş bir fatura olduğunu, Bilirkişinin bu faturanın içeriğine bakarak ödeme tarihlerindeki kuru dikkate alarak hesap yapması gerektiği halde bu hesaplamanın yapılmadığını; davalının imzaladığı belge ile kur farkından dolayı sorumlu olduğunu açıkça kabul ettiğini; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede belirtilen ödeme merkez bankası döviz satış kurundan fatura edileceği hükmü gereğince ödeme tarihleri dikkate alınarak merkez bankası satış kuru üzerinden (USD.doları) hesaplama yapılması gerektiğini; Bilirkişinin bu hesaplamayı yapmadığını; burada bilirkişinin görevini yapmadığını,  Ayrıca davalı ticari defterlerine göre müvekkili şirketin 12.289,70 TL.alacaklı görülmekte olduğunu; müvekkili şirketin defterlerinde kayıtlı olup davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan faturanın 21.000,00 TL.bedelli kur farkı faturası olduğunu; müvekkili tarafında davalı hakkında kesilen,  01.05.2018 tarih 51519 evrak nolu 44.784,17 TL.bedelli faturanın,  15.05.2018 tarih 51567 evrak nolu 30.359,19 TL.bedelli faturanın, 24.05.2018 tarih ... evrak nolu 41.064,97 TL.bedelli faturanın, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun görüldüğünü ve Bilirkişinin bu durumu tespit ettiğini; yani kumaş satımını gösteren tüm faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup bu somut durumun dava konusu malların davalıya teslim edildiğini göstermekte olduğunu; çünkü davalının tüm mal faturalarını defterlerine kayıt ettiğini; Bilirkişinin bu durumu raporunda belirtmeyerek rapor vermiş olup bu yönüyle de itiraz ettiklerini, Davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan tek faturanın 21.000,00 TL. bedelli kur farkı faturası olduğunu; davalı bu kur farkı faturasından imzalanan sözleşme gereğince sorumlu olup buna rağmen bu faturayı davalı defterlerine kayıt etmediğini,  Bilirkişinin “takip faturaya dayalı yapıldığı, cari hesaba dayanılarak yapılmadığı ve icra takibine dayanak olarak sunduğu faturanın her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre kaydı olarak ödendiği” şeklindeki beyanlarını kabul etmeyerek itiraz ettiklerini,Müvekkili tarafında davalı hakkında kesilen, 01.05.2018 tarih ... evrak nolu 44.784,17 TL.bedelli faturanın, 15.05.2018 tarih ... evrak nolu 30.359,19 TL.bedelli faturanın,  24.05.2018 tarih ... evrak nolu 41.064,97 TL.bedelli faturanın, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve sadece 21.000,00 TL.bedeli kur farkı faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının Bilirkişi tarafından tespit edildiğini; taraflar arasındaki bu ticari işe karşılık olarak davalı tarafından davacıya  03.05.2018 tarihinde 42.000,00 TL, 26.05.2018 tarihinde 31.006,26 TL, 26.07.2018 tarihinde 29.912,37 TL.bedel ödendiğinin görülmekte olduğunu,  İlk yapılan 42.000,00 TL.miktarlı ödemenin ilk düzenlenen  01.05.2018 tarih ... evrak nolu 44.784,17 TL.bedelli faturaya karşılık olduğunun açık ve kesin olduğunu; çünkü ilk fatura ve ilk ödeme olduğunu; fakat bilirkişinin 31.006,26 TL. ve 29.912,37 TL.bedelli ödemelerinin kendi düşüncesine göre faturaları belirtir şekilde saymasının hukuka aykırı olduğunu; bu iki ödemenin hangi faturalara karşılık olduğu hususunun tarafların ticari kayıt ve belgelerinde görülmemekte olduğunu; buna rağmen Bilirkişi ödemelerinin kendi düşüncesine göre faturalara saydığını; bunun doğru olmadığını; ödeme tarihlerine ve miktarlarına bakıldığında yapılan ödemelerin cari hesaba yönelik olduğunun görüldüğünü, TBK.nun 101 ve 102 maddesinin birden çok borçta borçlu ile alacaklının bildirimi ve kanuna göre ödeme durumunu düzenlediğini; \"MADDE 101 - Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. MADDE 102 - Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.\"Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödemenin, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayıldığını,  Davalı borçlu tarafından yapılan 31.006,26 TL. ve 29.912,37 TL.bedelli ödemelerin hangi faturaya karşılık yapıldığı konusunda davalı-borçlunun bir beyanının bulunmamakta olduğunu; bu ödemelerin 24.05.2018 tarih ... evrak nolu 41.064,97 TL.bedelli faturaya ve cari hesaba karışlık yapıldığını müvekkil belirtildiğini; çünkü ödeme tarihlerine bakıldığında her iki fatura tarihinden sonra olduğunun açıkça anlaşıldığını; ödeme konusunda borçlu bir açıklama yapmadığı takdirde alacaklının beyanının dikkate alındığını; Bilirkişi TBK.nun 101 ve 102 maddelerini dikkate almayarak rapor verdiğini,  Ayrıca, fatura alacağının bir cari hesap-açık hesap alacağı olduğunu; fatura alacağı, cari hesap-acık hesap alacağı olduğunu ancak ihtarla muaccel hale geldiğini; önceden bir ihtar olmaması nedeniyle icra takibinin yapılmasının ihtar hükmünde sayılmakta olduğunu;  15.05.2018 tarih 51567 evrak nolu ve 30.359,19 TL.bedelli fatura ile 24.05.2018 tarih 51594 evrak nolu ve 41.064,97 TL.bedelli faturalardan kaynaklı alacakların icra takibiyle muaccel hale geldiğini; Bilirkişinin bu durumu da dikkate almayarak rapor vermiş olup raporun hatılı olduğunu,  Bu açıklamalara ve itirazlara rağmen Mahkemenin itirazların hukuki olduğunu belirterek itirazlarını değerlendirmediğini ve hukuka aykırı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini; bu nedenle Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu,  Dosyaya sundukları sevk irsaliyesi ve çeki listesinden de görüleceğini, kumaşların davalıya teslim edildiğini,  01.05.2018 tarih ... seri nolu sevk irsaliyesinden ve 01.05.2018 tarihli çeki listesinden (giriş-çıkış) görüleceğini, bir parti kumaşın davalıyı temsilen ve onun talimatı ile ...’ya teslim edildiğini, 14.05.2018 tarih ... seri nolu sevk irsaliyesinden ve 14.05.2018 tarihli çeki listesinden (giriş-çıkış) görüleceğini, bir parti kumaşın davalıyı temsilen ve onun talimatı ile ...’ya teslim edildiğini,  18.05.2018 tarih ... seri nolu sevk irsaliyesinden ve 18.05.2018 tarihli çeki listesinden (giriş-çıkış) görüldüğü üzere bir parti kumaşın davalıyı temsilen ve onun talimatı ile ...’ya teslim edildiğini; bu kişilerin davalıyı temsilen kumaşları aldıklarını; kumaşları teslim alan kişilerin aynı kişiler olduğunu,Kumaş satımını gösteren tüm faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup bu somut durumun dava konusu malların davalıya teslim edildiğini gösterdiğini; çünkü davalının tüm mal faturalarını defterlerine kayıt ettiğini; tüm malların davalıya teslim edildiğini,  İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, tehiri icra istemlerinin kabulü ile icra takibi yapılması halinde takibin durdurulmasına, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine; karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisi kapsamında tanzim edilen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine  ... seri nolu 30.359,19-TL tutarlı faturanın tahsili amacıyla 30.000,00-TL üzerinden takip başlattığı anlaşılmıştır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan bakiye 33.289,70 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davalının ise takip tarihi itibariyle davacı yana 12.289,70 TL bakiye cari hesap borcunun bulunduğu, defterler arasındaki farkın, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 21.000,00-TL tutarlı kur farkı faturasından kaynaklandığı, öte yandan takip dayanağının bakiye cari hesap değil, 30.359,19-TL bedelli fatura olduğu, bu fatura bedelinin ise kaydi olarak davacıya ödendiği kanaati bildirilmiş, mahkemece  raporlar hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, takip her ne kadar faturaya dayalı ise de, bu faturanın davalıya kesilen son fatura olması nedeniyle takibe dayanak yapıldığı, davacının bakiye açık hesap alacağının 33.289,70-TL olduğu tespit edilmesine rağmen, bilirkişinin ve mahkemenin takip konusu faturanın ödendiğine yönelik tespitlerinin yerinde olmadığı, fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan kur farkı faturasının sözleşmeye dayalı olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerin takip konusu faturadan düşülmesinin TBK'nun 101 ve 102 maddelerine aykırı olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündedir.  İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisi incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Dava, alacağın dayanağı ve miktarı bakımından da takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı tarafından, davalı aleyhine doğrudan ... seri nolu 30.359,19-TL tutarlı faturanın tahsili amacıyla takip başlatılmış olması karşısında, bu takibe yapılan itirazın iptali istemli davada bakiye açık hesap alacağının talep edilmesine olanak bulunmadığı, davacının istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü takip dayanağı faturadan sonra tanzim edilen kur farkı faturasının iş bu itirazın iptali davasının konusunu teşkil etmediği, mahkemece yalnızca takip dayanağı faturaya yönelik yargılama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla yerinde görülmemiştir.  TBK'nun 101 maddesi uyarınca, birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, derhal itiraz edilmedikçe, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK'nun 102/1 fıkrası uyarınca,  maddesi uyarınca kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı sürece ödeme muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış sayılır. Yine TBK'nun 90 maddesi uyarınca, ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Somut olayda, davacının 2018 yılı  ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalıya 01/05/2018 tarihli  44.784,17 TL bedelli  dava konusu olmayan faturanın kesildiği, bu faturaya istinaden davalı tarafından davacıya 03/05/2018 tarihinde 42.000,00-TL ödeme yapıldığı, bakiye 1.784,17-TL alacak kaldığı, akabinde davacının davalıya dava ve takip konusu 15/05/2018 tarihli 30.359,19-TL bedelli faturayı kestiği, yine 24/05/2018 tarihli 41.064,97-TL bedelli faturayı kestiği, davalı tarafından davacıya 26/05/2018 tarihinde 31.006,26-TL  ödeme yapıldığı, bu ödemenin hangi borca istinaden yapıldığına ilişkin davalı/borçlu bildirimi veya davacı/alacaklının tanzim ettiği makbuz bulunmadığı, buna göre yapılan bu ödemenin TBK'nun 102/1 fıkrası uyarınca 1.784,17-TL sinin 01/05/2018 tarihli faturadan kalan bakiye için, kalan 29.222,09-TL sinin ise takip konusu 30.359,19-TL lik fatura için yapılmış sayılacağı, böylece bu ödeme sonucu takip konusu faturadan bakiye 1.137,10-TL borç kaldığı, yine davalı tarafından 26/07/2018 tarihinde davalıya 29.912,37-TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin hangi borca istinaden yapıldığına ilişkin davalı/borçlu bildirimi veya davacı/alacaklının tanzim ettiği makbuz bulunmadığı, buna göre yapılan bu ödemenin TBK'nun 102/1 fıkrası uyarınca 1.137,10-TL'sinin takip ve dava konusu faturadan kalan bakiye borç için yapılmış sayılacağı, kalan kısmının ise takip ve dava konusu edilmeyen  24/05/2018 tarihli 41.064,97-TL bedelli fatura için yapılmış sayılacağı, böylece davacının takibe konu ettiği faturanın takip tarihi itibariyle ödenmiş olduğu, mahkemece de bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬- TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9805036a08298bf","SID":"b2bd65d224f706cd"}}