{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1565 Esas<br>KARAR NO: 2023/2117 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2021/54 Esas - 2021/51 Karar <br>TARİHİ: 19/01/2021<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olup,  an itibariyle davalı şirketin hissedarı olduğunu, 18/12/2017 tarihinde şirket olağanüstü genel kurulunda sermaye artırım kararı alındığını, iş bu genel kurula diğer şirket hissedarı dava dışı ...'nün Büyükçekmece ... Noterliğinin 30/10/2017 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletname ile genel kurula katıldığını, iş bu sebeple genel kurul kararının iptalinin gerektiğini, 2018 yılında dava dışı diğer hissedar ... ile müvekkili arasında şirketin yönetimi hususunda ihtilaflar çıkmaya başladığını, müvekkilinin yurt dışında olması sebebiyle davalı şirketin mali durumu hakkında bilgi istemesine karşın karşı tarafça bilgi ve belge verilmediğini, an itibariyle davalı şirket tarafından müvekkilinin kaynağı belli olmayan bir borçtan dolayı Büyükçekmece ... İcra Müd.nün ... E sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin yurt dışında olmasına karşın usulsüz tebligat yapılarak takibin kesinleştiğini, müvekkilinin payını azalmak için usulsuz bir vekaletname genel kurul yapıldığını, sermaye artışı kararı alındığını, müvekkilinin hissesi düşürülmeye çalışıldığını ve yönetim kurulan dava dışı diğer hissedar ...'nün tek başına seçildiğini beyanla 08/12/2017 tarihli genel kurul kararının tamamen iptalini,  davalı şirketin tekrar genel kurulunun yapılması için kayyum atanmasını, taraflar arasındaki husumeti dikkate alınarak  bir sonraki genel kurula kadar davalı şirketin sevk ve idaresi için temsili kayyum atanmasına  karar verilmesi  talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/01/2021 tarih  2021/54 Esas - 2021/51 Karar sayılı kararında; \"Dava, 25/06/2020 tarihli şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti/ iptali ve kayyum atanması talebine ilişkindir. TTK.  447.  Madde gereğince\" (1) a ) Genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,  c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" şeklindedir. İptal davası açabilecek kişiler ise 446. Maddede \" (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. \"şeklinde tahdidi olarak sayılmıştır. İptal sebepleri de 445,. maddede açıklanmış olup \"(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" şeklindedir.Davacı yan, 18/12/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye arttırım kararının alındığı genel kurula şirket hissedarı ...'nün vekaletname ile katıldığını, vekaletnamenin 28481 Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının usul  ve esasları ile bu toplantılarda bulunacak  Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik hükümlerine uymadığından bahisle alınan genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, iptalini talep etmiştir. Adı geçen Yönetmeliğin, ''Vekaletnamenin Unsurlurı ve Geçerlilik süresi'' başlıklı 21(1) maddesinde :\" Vekaletnamede; şirketin ünvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı, veya ünvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel ve genel vekaletnameler geçersizdir\" hükmü düzenlenmiştir.TTK 447.maddesi uyarınca butlandan söz edebilmek için, genel kurulda alınan kararın, içeriği itibariyle pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sürekli bir şekilde sınırlandıran veya ortadan kaldıran bir karar olması gerekir. Olayımızda, alınan kararların içerik itibariyle davacı ortağın bu haklarını sürekli olarak sınırlandıran veya ortadan kaldıran bir durum yoktur. Olayımızda, sadece o toplantıya mahsus olarak toplantıya katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği ileri sürülmektedir. Bu nedenle, TTK 447.maddesindeki butlan halinin olayımızda gerçekleştiğinden söz edilemez. Yani, alınan kararların, konu ve içerik itibariyle batıl olduğundan söz edilemez. TTK 447.maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, kanunun butlan ve iptal edilebilirliğin sınırlarını belirgin bir şekilde çizmesi gerekir. Yine madde gerekçesinde vurgulandığı üzere, butlanın ikincilliği ilkesini gözden uzak tutmamak gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 14.Hukuk Dairesi, 18/07/2017 tarih, 2017/319 Esas, 2017/405 karar sayılı ilamı) Nitekim, TTK 446/1.b.maddesinde, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmeyen pay sahiplerinin iptal davası açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Salt bir genel kurula bir ortağın katılmasının ve oy kullanmasının engelenmiş olması butlan sebebi olsaydı, kanun koyucu bu durumdaki paydaşlara ayrıca iptal davası açma hakkı vermezdi. Olayımızda, davacıların toplantıya katılmalarının ve oy kullanmalarının engellenmiş olması davacılara iptal davası açma hakkı verir. Butlandan söz edilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, genel kurul kararının iptali davasının TTK 445.maddesinde öngörülen üç aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmekte olup, 18/12/2017 tarihli genel kurul kararının iptali, 3 aylık hak düşürücü süreden sonra açılmış olup iptal talebi yönünden de davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, görülen davada genel kurul kararının iptali gerekmekte iken aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu; bu sebeple yapılacak istinaf incelemesi neticesinde müvekkili yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Müvekkilinin Davalı Şirketin kurucu ortağı olup, an itibari ile Davalı Şirketin hissedarı olduğunu; 18.12.2017 tarihinde şirket olağanüstü genel kurulunda sermaye artırım kararı alındığını; işbu genel kurula diğer şirket hissedarının dava dışı ... Büyükçekmece ... Noterliği 30/10/2017 tarih ve ... yev. Numaralı vekaletname ile katıldığını; işbu vekaletnamenin aşağıda izah edileceği üzere gerekli şekil şartını sağlamamakta olduğunu; işbu sebeple genel kurul kararının iptalinin gerekli olduğunu;2018 yılında dava dışı diğer hissedar ... ile Müvekkili arasında şirketin yönetimi hususunda ihtilaflar çıkmaya başladığını; müvekkilinin yurt dışında olması sebebiyle Davalı şirketten mali durum hakkında bilgi istemesine karşın karşı tarafça bilgi ve belge verilmediğini, Davalı Şirket tarafından Müvekkiline kaynağı belli olmayan bir borçtan dolayı Büyükçekmece ... İcra ... E. Sayılı dosyadan ilamsız icra takibi başlatıldığını; müvekkilinin yurtdışında olmasına karşın usulsüz tebligat yapılarak takibin kesinleştiğini; ilgili takipten Müvekkilinin yeni haberdar olduğunu ve yasal sürecin başlatıldığını, Müvekkilinin payını azaltmak için usulsüz bir vekaletname ile genel kurul yapıldığını, sermaye artışı kararı alındığını, müvekkilinin hissesinin düşürülmeye çalışıldığını ve yönetim kuruluna dava dışı Davalı Şirket hissedarı ... tek başına seçildiğini;  TMK m. 2 hükmünün ilk fıkrasında dürüstlük kurallarına uyma mecburiyeti, ikinci fıkrasında ise hakkın kötüye kullanılması yasağının düzenlendiğini; buna göre, şirketin menfaati gereği olsa dahi, münferit pay sahiplerini zarara uğratma amacı ile alınmış genel kurul kararlarının iptale tabi olduğunun kabul edilmekte olduğunu; somut olayda, bahsi geçen genel kurul kararlarının Müvekkili zor durumda bırakmak için  kötüniyetli olarak alındığının sabit olduğunu,  Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik m.21/1 uyarınca \"Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnameler geçersizdir.\"  demek suretiyle genel kurula katılmak için verilecek vekaletnamelerdeki zorunlu unsurların belirtildiğini; işbu unsurların, toplantısı yapılacak şirket unvanı, genel kurul tarihi, vekilin ad ve soyadı, pay sahibinin pay bilgileri, pay sahibi imzası olduğunu, Dava dışı Davalı Şirket hissedarı ...' ye verilen vekaletnamede toplantı yeri, zamanı ve Müvekkilin pay bilgilerinin bulunmadığını; işbu sebeple vekaletnamede zorunlu unsurlar olmadığından ilgili olağanüstü genel kurulun iptalinin gerekli olduğunu; eksik incelemeyle hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğinden İlk Derece Mahkemesi tarafından genel kurul kararının iptali taleplerinin reddi yönünde verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, Yerel mahkemece davanın yasal 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle iptal talebinin incelenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini ancak dava konusu karar bakımından yokluk söz konusu olduğundan, davanın her zaman açılabileceğini; ilk derece mahkemesi tarafından bu husus değerlendirilmeksizin kurulan hükme itiraz ettiklerini, Yokluğun; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık hali olduğunu; bu aykırılığın, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açacağını ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getireceğini; yokluğun, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceğini ve tespit ettirilebileceğini, hâkim tarafından da re'sen dikkate alınacağını; Yargıtay içtihatlarında genel kurul kararının yokluğu veya butlanı halinde 3 aylık genel kurul iptal süresinin dikkate alınmayacağının belirtildiğini, Yargıtay 11. Hd, 27.09.2010, E. 2009/3004, K. 2010/9290 Sayılı Kararında;“... Dava, TTK‟nın 381‟inci maddesi uyarınca açılmış bulunan iptal davasıdır. TTK‟nın 381‟inci maddesi uyarınca, iptal davasının üç aylık hak düşürücü sürede açılması gerekir. Ancak, genel kurul kararlarının yok hükmünde bulunması halinde üç aylık süreden sonra dahi dava açılması mümkündür. Bu itibarla, mahkemece öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığı üzerinde durulup süresinde açıldığının kabulü halinde işin esasına girmek gerekirken, bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir...”  şeklinde hüküm tesis ettiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/1048 E., 2014/430 K. 2.4.2014 tarihli kararında;\"...bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da, imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re'sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır ( Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190 ).\"  şeklinde hüküm tesis ettiğini; Yargıtay’ın yerleşik görüşünün de pek çok kararının savunmalarının destekler nitelikte olduğunu,  Anonim şirketlerde emredici şekil kurallarına uygun toplanan bir genel kurul bulunması gerektiğini ve bu kurulun yine bu kurallara uygun bir karar almış olması gerektiğini; bu iki unsurdan birinin eksikliği halinde yokluktan söz edilebileceğini; davaya konu olağan üstü genel kurul kararının kanunun emredici hükümlerine aykırı vekaletname ile gerçekleştirilmiş olduğundan yok hükmünde olduğunu; işbu sebeple 18/12/2017 tarihli olağanüstü genel kurul iptal davasının her zaman açılabileceğini,Tüm bu nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi tarafından, genel kurul kararının iptali taleplerinin reddi yönünde, eksik inceleme neticesinde verilen usul ve yasaya aykırı hükmün Başkanlığımızca yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, vekâlet ücreti ve diğer yargılama masraflarının davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 18/12/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, bu olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan, davalı şirketin diğer ortağı dava dışı ... iptali talep edilen genel kurula davacı adına vekaleten katılıp oy kullandığını; ancak davacının dava dışı ortağa verdiği Büyükçekmece ... Noterliği'nin 30/10/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinde,  toplantı yeri, toplantı zamanı ve davacının pay bilgilerinin bulunmadığını, oysa Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin  21/1 maddesi uyarınca, uyarınca vekaletnamede; oy kullanılacak şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunmasının zorunlu olduğunu, bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletnamelerin geçersiz olduğunu, davacı adına toplantıya katılan ve oy kullanan dava dışı ortağın dayandığı vekaletname geçersiz olduğundan, bu toplantıda alınan kararların da yoklukla malul olduğunu, ayrıca bu olağanüstü genel kurulda alınan sermaye arttırımı kararının da davacının payının azaltılmasını amaçladığını, davacıya şirketin mali durumu ile ilgili bilgi verilmediğini, kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yokluk halinde her zaman dava açılabileceğini ileri sürerek, toplantıda alınan yok hükmündeki kararların iptalini talep etmiş, istinaf dilekçesinde de aynı sebepleri ileri sürmüştür. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, 150.000,00-TL esas sermayenin yarısını temsil eden ...'nün asaleten, diğer yarısını temsil eden davacının ise vekaleten toplantıya katıldığı, gündemin bir nolu kararının toplantı başkanı seçimine, iki nolu kararının toplantı başkanına tutanağı imza yetkisi verilmesine, üç nolu kararının sermayenin 1.000.000,00-TL'ye çıkartılmasına ve arttırılan sermayenin ödenmemiş kısmının yönetim kurulunun alacağı karara göre en geç 24 ay içinde ödenmesine, tamamı nama yazılı pay senetlerinin 1.000,00-TL lik küpürler halinde bastırılabileceğine ilişkin olup, gündemin dördüncü maddesi dilek ve temennileri içermektedir. Oylamayı gerektiren ilk üç karar oybirliği ile alınmıştır. Somut olayda, davalı şirkette %50 pay sahibi olduğunu beyan eden davacının, dava dışı ortağa verdiği vekaletnamenin şekil noksanlığı nedeniyle geçersiz olduğuna yönelik iddiası, genel kurul toplantısına ve toplantıda alınan kararların kurucu unsurlarına ilişkin bir noksanlık olmadığından, yine sermaye arttırımına ilişkin karar alınması TTK'nun 447 maddesinde düzenlenen ve genel kurul kararlarının butlanını gerektiren hukuka aykırılıklar arasında kabul edilemeyeceğinden, ancak iptal edilebilirlik yaptırımı bakımından değerlendirilebilir. Dosya arasında ilgili vekaletname bulunmamakla ve mahkemece de celbedilmemiş olmakla birlikte, vekaletin geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının toplantıya katılıp kararlara olumlu oy kullandığından, TTK'nun 446/1-a maddesi uyarınca iptal davası açma hakkı bulunmayacaktır. Vekaletnamenin geçersiz kabul edilmesi halinde ise, TTK'nun 446/1-b maddesi uyarınca, davacının toplantıya katılması haksız olarak engellenen pay sahibi sıfatıyla iptal davası açabilecekler arasında kabul edilecektir. Ancak bu kez TTK'nun 445/1 maddesi uyarınca, 18/01/2021 dava tarihi itibariyle, dava konusu genel kurul toplantısının 18/12/2017 tarihinden itibaren işleyen üç aylık hak düşürücü süre dolmuş bulunduğundan, davacı iptal talebinde bulunamayacaktır. Bu saptama karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmayıp, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬- TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"624c0936409f02cd","SID":"35d33d92537d24b2"}}