{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1132 Esas<br>KARAR NO: 2023/2120 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/72 Esas - 2023/102 Karar <br>TARİHİ: 14/03/2023<br>DAVA: Çek istirdadı <br>KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin cam imalat işi ile iştigal ettiğini, 21.12.2021 tarihinde müvekkilinin aracının içinde bulunan şimdilik tespit edebildiğimiz kadarı ile bulunan 16 adet çek ve  200 TL Nakit parası, Banka kartları ile ... nın düzenleyeni olduğu Senet/Bono, müvekkilin şirketi adına düzenlenmiş ... Bankası AŞ. Soğanlı Şubesine ait boş imzasız kaşesiz çek koçanı 17 adet çek no  ... nolu boş imzasız çek yaprağı koçanın çalındığını, müvekkilinin 21/12/2021 tarihinde iş yeri telefonundan değişik kişiler tarafından aranılarak çeklerin sorulduğunu, bunun üzerine müvekkilinin polis merkezine başvurarak şikayette bulunduğunu, 16 adet müşteri çekinin bir kısmının iptali için Bakırköy 2 ATM'ye dava açıldığını ve ödemeden men yasağı kararlarının alındığını, müvekkilin aracından çalınan ve iptalini  istedikleri Keşidecisi ... Ltd.Şti. Keşide Tarihi 12.03.2022,... Banksı AŞ. Sultanbeyli/ İstanbul Girişimci  şubesi/İSTANBUL  ne ait Hesap no: IBAN:TR... Çek  No:  ...  ve 30.000 TL  bedelli çeke ilişkin olarak davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalının kötüniyetli olduğunu, davalının paravan bir şirket olup gerçek bir ticaretinin bulunmadığını beyanla bahse konu Keşide Tarihi 12.03.2022,... Banksı AŞ. Sultanbeyli/ İstanbul Girişimci  şubesi/İSTANBUL  ne ait Hesap no: IBAN:... Çek  No:  ...  ve 30.000 TL  bedelli çeke ilişkin başlatılan takibin durdurulması yönünde karar verilerek dosyadaki paranın alacaklıya ödenmemesinin ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarını kabul etmediklerini, dava konusu çekin takibe konulduğunu ve ertesinde ciranta sıfatı ile sorumlu olan ... Plastik tarafından borcun ödendiğini, ödemeden sonra açılan davanın istirdat davası niteliğinde olduğunu, istirdat davalarında arabuluculuğa başvurma şartının arandığını, davaya konu çekin yasal süresi olan 14/03/2022 tarihinde ibraz edilmesi ertesinde çek üzerine Bakırköy 2 ATM'nin tedbir kararı bulunduğundan işlem yapılamadığını, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, tedbir kararının takip yapılmasına engel olmadığını ve müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, hırsızlık olayında sorumlunun davacı şirket yetkilisinde olduğunu, icra dosyasının ödeme yapılarak tahsille kapatılması ve ertesinde davaya konu çekin ... Plastik tarafından teslim alındığı gözetildiğinde davacının tedbir talebinin konusuz kaldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/03/2023 tarih 2023/72 Esas - 2023/102 Karar sayılı kararında; \" Dava; faktoring işlemlerinden kaynaklanan çek istirdadı istemine ilişkindir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı ile; \"26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir. Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davaları olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,7)20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına),Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine\" karar verilmiş ve verilen karar 30/11/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Huzurdaki dava 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-f maddesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığa ilişkin olup anılı düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra 01/03/2022 tarihinde açılmış olduğundan görevli mahkemenin İstanbul 6, 7, 8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla; Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, \"Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, \" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında davacı taraf ile müvekkili şirket arasında faktoring ilişkisi olduğu ve uyuşmazlık konusunun faktoring ilişkisinden kaynaklı olduğu değerlendirilerek davanın ihtisas mahkemesi olan mahkemede açılmaması nedeniyle görev yönünden reddine karar verdiğini; Yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın yapılan hukuki değerlendirme ve verilen karar bakımından hatalı olduğunu, ... A.Ş. (\"Müvekkil Şirket\") ile dava dışı ... (\"Faktoring Müşterisi\") arasında 15.12.2021 tarihli faktoring sözleşmesi (EK-2) (\"Faktoring Sözleşmesi\") imzalanmıştır.Faktoring Müşterisi, yukarıda bahse konu Faktoring Sözleşmesi uyarınca yapılan, 20.12.2021 tarihli faktoring işlemi ile faktoring işlemine dayanak olan fatura ve alacak bildirim formu (EK-3) neticesinde, Takip Dosyası'na dayanak olan, Davaya Konu Çek'i (EK-4) Müvekkili Şirket'e ciro etmek sureti ile devrettiğini, Faktoring Müşterisi  ile yapılan bu faktoring işlemi neticesinde Müvekkili Şirketin 20.12.2021 tarihinde, Faktoring Müşterisi'ne 27.954,69 TL (EK-5) finansman sağlamış olup bu tutarın Faktoring Müşterisi'nin banka hesabına Müvekkili Şirket tarafından ödendiğini; bu sebeple Davaya Konu Çek bakımından müvekkillerinin iyi niyetli yasal hamil sıfatını haiz olduğunun izahtan vareste olduğunu, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında her ne kadar davacı ile Müvekkili Şirket arasında faktoring ilişkisi olduğu değerlendirmesine yer verilmiş ise de Müvekkili Şirket ile davacı arasındaki ilişkinin Müvekkil Şirket'in iyi niyetli 3. Kişi konumumdaki yasal hamili olduğu Davaya Konu Çek  nedeniyle doğan kambiyo ilişkisinden ibaret olduğunu; Müvekkili Şirketin, yalnızca Faktoring Müşterisi ile fatura borçlusuyla faktoring ilişkisi içerisindeyken Müvekkili Şirket ile davacı arasında Davaya Konu Çek bakımından faktoring ilişkisi yahut herhangi bir finansal ilişki olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını,  Yerel mahkemenin tarafları arasındaki ilişkinin kambiyo ilişkisinden ibaret olan işbu davanın, görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu gerekçesiyle, reddine karar vermesinin hatalı olduğunu; davanın tarafları arasında faktoring ilişkisi olduğu varsayımında dahi görevsizlik kararı verilebilmesinin mümkün olmadığını; gerekçeli kararda atıf yapılan ve 30.11.2021 Tarih ve 31675 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 1232 Sayılı Kararı (EK-4) incelendiğinde;\"...15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine...\" karar verildiğinin anlaşıldığını; tevzi işleminin dava taraflarınca gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını; bu haliyle taraflarca gerçekleştirilmesi mümkün olmayan tevzi işlemi sonucunda görevlendirilen mahkemenin görevsizlik kararı vermesinin isabetli olmadığını; ilgili kararın da ihtisas mahkemesinin genel tevziden iş alabileceğine de karar verildiğini,Yukarıda anılan ve izah edilen nedenler ile mahkemece re'sen nazara alınacak nedenlerden mütevellit yerel mahkeme tarafından verilmiş olan hükmün usul ve yasaya aykırı olup dairemizce verilecek karar neticesinde kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yerel mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve davanın esas yönünden reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 792 maddesine dayalı çek istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece  uyuşmazlığın faktoring işlemlerinden kaynaklandığı gerekçesi ile ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı gereğince, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; dava konusu 12/03/2022 keşide tarihli, ... Banksı AŞ. Sultanbeyli/ İstanbul Girişimci  şubesi hesabından keşide edilen, ... çek numaralı ve 30.000,00-TL bedelli çeki müşterisinden alacağına karşılık ciro yoluyla teslim aldığını, bu çekinde aralarında olduğu bir çok, bono ve kıymetli evrakın aracından yapılan hırsızlık neticesinde çalındığını, çeklerin zayi nedeniyle iptali için dava açıldığını, iş bu dava konusu çekin üzerinde tahrifat yapıldığını ve davalının eline geçtiğini, davalı tarafından takibe konulduğunu, davalının çeki iktisapta kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, çekin istirdadına, çek alacaklısının kendisi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı yan; çekin faktoring sözleşmesine istinaden müşteriden temlik alındığını,  davalının tahrifat ve kötü niyetli iktisap iddialarının yerinde olmadığını, çekin  iyiniyetli hamili olunduğunu, çekin takibe konulması akabinde, kendi akitleri olan faktoring müşterisi tarafından ödendiğini, istirdat davasının arabuluculuğa tabi olduğunu, çekin yetkili ve meşru hamili olunduğunu savunmuş, davanın reddini talep etmiştir. Davalı tarafından, uyuşmazlığın faktoring işleminden kaynaklanmadığı, zira faktoring ilişkinin davacı ile dava dışı müşteri arasında olduğunu, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin yalnızca çek istirdadı talebi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 792 maddesi uyarınca; çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Anılan yasal düzenlemeye göre; çek istirdadı davasında davacı istirdadını talep ettiği çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, çekin elinden rızası hilafına çıktığını ve çeki eline geçirmiş  bulunan yeni hamilin çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatla yükümlüdür. 6361 Sayılı Kanunun 9/2 fıkrası \"faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez.\" hükmünü amirdir. Aynı Kanunun 9/2 fıkrası ise; \"bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" hükmünü içermektedir. 5235 sayılı Kanunun 5/5 fıkrası uyarınca; iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir ve bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından  daireler arasındaki iş dağılımı belirlenebilir ve bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.  Kurulca yapılan belirleme kapsamında daireler, kendilerine tevzi edilen davalara bakmak zorundadır. Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi tarafından, 5235 Sayılı Kanunun 5/5 fıkrasına dayalı olarak alınan 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı karar ile; \"...Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davaları olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.\" denilerek  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,  5411 sayılı Bankacılık Kanunundan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunundan, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunundan, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunundan, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanundan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, 15/12/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin  anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine karar verilmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın,  davacının dava konusu çekin yetkili ve meşru hamili olup olmadığı, çekin rızası hilafına elinden çıkıp çıkmadığı, davalı şirketin çekin iktisabında  kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığı; çekin davalı tarafından 6361 Sayılı Kanun ile buna bağlı çıkartılan ve 04/02/2015 tarihli 29257 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve ilgili BDDK Genelgeleri çerçevesinde mevzuata uygun temlik alınıp alınmadığı husularında olduğu, şu halde uyuşmazlığın Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi'nin mezkur kararına göre, uyuşmazlığın çözümünde İstanbul 6,7,8,9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, mahkemenin bu  yöndeki tespitinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan Kurul kararında belirtilen finans davalarına bakacak asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup olmadığı hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin farklı hukuk dairelerinin kesin nitelikte farklı kararlarının bulunduğunu, uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'ne başvurulduğu tespit edilmiştir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesine dayalı olarak verdiği, 2023/4482 esas,  2023/5883 karar sayılı, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik 16/10/2023 tarihli ilamı ile; Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi'nin  25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararının,   mahkemelerin görevine ilişkin değil daireler arasındaki iş dağılımının belirlenmesine ilişkin olduğu, diğer ifade ile kararda belirtilen finans davalarına bakacak asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp iş dağılımı ilişkisi olduğu,  bu sebeple, açılan davanın konusu banka ve finans uyuşmazlıklarına ilişkin ise adliye tevzi bürosunun, dosyayı anılan karar doğrultusunda ilgili mahkemeye tevzi etmesinin gerektiği,  tevzinin yanlış yapılması  durumunda dosya kendisine tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin, bu durumu tespit ederek dosyanın doğru daireye tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna iadesine/gönderilmesine karar vereceği, dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin vereceği kararın, teknik anlamda bir görevsizlik kararı olmadığı,  gönderme kararı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; Hakimler ve Savcılar  1 inci Dairesinin 1232 sayılı kararında belirtilen asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımına ilişkin bulunduğundan,  ilk derece mahkemesi tarafından davanın yanlış tevzii edildiğinin tespiti ile, dosyanın iş dağılımına göre finans davalarına bakmakla görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne tevzii edilmek üzere tevzii bürosuna iadesine/gönderilmesine ve esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmesi gerekirken,  6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/1 fıkraları uyarınca davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden karar verilerek dosyanın, Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi'nin 1232 sayılı kararında belirtilen iş dağılımına göre finans davalarına bakmakla görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne tevzii edilmek üzere tevzii bürosuna iadesi ve esasın bu şekilde kapatılması için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2023 tarih, 2023/72 Esas - 2023/102 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce karar verilerek, 2- Dosyanın, esas kaydı kapatılarak, Hakimler ve Savcılar Kurulu 1 inci Dairesi'nin 1232 sayılı kararında belirtilen iş dağılımına göre finans davalarına bakmakla görevli İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne tevzii edilmesi için tevzii bürosuna iade edilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine  iadesine,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte  ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde, avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b5b1eb6d1555e07","SID":"92d23de410cfebfc"}}