{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t\t: 2020/559 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2153<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/350 Esas  2019/1197 Karar <br>DAVA\t\t: MENFİ TESPİT <br>KARAR TARİHİ                  \t: 23/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ   \t: 23/11/2023<br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/350 Esas ve 2019/1197 Karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde: Davalı banka tarafından müvekkili aleyhine İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2017/2882 E. sayılı dosyası ile 16.12.2011 keşide, 02.02.2017 vade tarihli 60.000.-TL bedelli  bonoya dayalı kambiyo senedine mahsus takip yapıldığını,  müvekkilinin 14.12.2011 tarihli kefaletname başlıklı sözleşme ile dava dışı ...’in davalı banka ile akdetmiş olduğu 24.08.2011 tarih KI000142134 no.lu GKS kapsamında kullandığı  ve kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarının 60.000.-TLY kısmına müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmuş ve bu sözleşmeye bağlı olarak  icra takibine dayanak yapılan bonoyu da müşterek borçlu ve müteselsil kefil başlığı altında imzalandığını, sözleşme bağlı olarak bono düzenlendiğini,  Genel Kredi Kapsamında dava dışı ...'in 20.000,00-TL kredi kullandığını ve 13.02.2013 tarihinde 29.000,00-TL ödenerek kapatıldığını, müvekkilinin kefilliğinin sona erdiğini,  ... ile banka arasında tekrar kredi ilişkisi kurulduğunu, kredilerin ödenmemesi üzerine  ... hakkında İzmir 4. İcra Müdürlüğü 2015/4506 E., 2015/4507 E. sayılı ve İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2016/17322 E. sayılı dosyaları ile takipler başlatıldığını, bu kapsamda 2011 yılında kefalet sözleşmesine bağlı olarak imzalamış olduğu bono dayanak yapılarak müvekkil hakkında  haksız şekilde davaya konu icra takibinin başlatıldığını,  ...’in davalı bankadan sonradan kullanmış olduğu kredilerle ilgili olarak tanzim edilen sözleşmelerde kefalet imzasının bulunmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2017/2882 E. sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak davaya cevap vermedikleri görülmüştür. <br>DELİLLER:  İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2017/2882 E. Sayılı dosyası, banka kayıtları, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. <br>Dosya içerisinde bulunan İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2882 E sayılı dosyasının incelenmesinde; Davalı banka tarafından davacı ... ve dava dışı ... ve ... aleyhine 16/12/2011 keşide tarihli, 02/02/2017 vade tarihli, 60.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 60.000,00-TL asıl alacak, 455,00-TL işlemiş faiz, 180,00-TL %03 komisyon, 440,00-TL ihtiyati haciz vek. Üc, 95,70-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 61.170,70-TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı görülmüştür. <br>Davacının davalı bankaya borçlu olup olmadığının tespiti için yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; \"...Davalı Bankaca, dava dışı ...’e 24.08.2011 düzenleme tarihli   Genel Kredi Sözleşmesi imzalatmıştır. Sözleşmenin limiti sözleşme eki EK-A Cari Hesap Kredi Sözleşmesinde 60.000.-TL olarak belirlenmiştir. \t29.11.2013 tarihinde limit 150.000.-TL’ye yükseltilmiştir.\tDavacı ... Genel Kredi Sözleşme eki Kefaletnameyi  60.000.-TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış, limit artırımında kefalet imzası bulunmamaktadır.\tSözleşmeye istinaden dava dışı ...’e 16.12.2011 tarihinde 5457405-10 no.lu kredi hesabından 15.000.-TL Tarımsal ihtiyaç kredisi kullandırılmış, kredi 13.02.2013 tarihinde yatırılan 29.000.-TL tutarla kapanmıştır.\t28.05.2012 tarihinde 10.000-TL Üretici karta dayalı  avans kredisi kullandırılmış, kredi 13.02.2013 tarihinde yapılan 29.000.-TL tahsilatla kapanmıştır.\t\tBankaların genel uygulamaları içerisinde kullandırılan  kredinin dayanağı  Genel Kredi Sözleşmesine ek olarak sözleşmenin taraflarının imzasına havi bonolar alınmaktadır. \tDavaya konu bono, dava dışı ...’e kullandırılan kredilerle ilgili olarak banka ile dava dışı borçlu ve davacının 16.12.2011 tarihinde 60.000.-TL kefalet limitli olarak imzaladığı 25.08.2011  tarihli Genel Kredi Sözleşmesine ek olarak   tahsilinde kredilere mahsup edilmek üzere  dava dışı ...’in alacaklı, ...’un borçlu ve davacı ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanarak bankaya ciro edilen 16.12.2011 düzenleme tarihli,02.02.2017 vadeli 60.000.-TL  bedelli  bono  olup kredilerin riske girmesi üzerine protesto edilerek  takibe konu edilmiştir.\tBono üzerinde Genel Kredi Sözleşmesinin teminatı olduğu yönünde herhangi bir ibare bulunmamaktadır.\tÖdenmeyen ve kat edilen kredilerin dayanağı 25.08.2011 tarihli ve 23.11.2013 tarihinde limit artırımı olan  Genel Kredi Sözleşmesidir. \t5457405-13 no.lu 20.000.-TL bedelli kredi Davacının 16.12.2011 kefalet tarihinden sonra 23.11.2013 limit artırımı arasında kullandırılmış olup davacının sorumluluğunda bulunduğu, 5457405-16  no.lu 46.500.-TL bedelli ve 5457405-19 no.lu 23.200.-TL bedelli kredilerin ise davacının imzasının bulunmadığı 23.11.2013 tarihli limit artırımından sonra kullandırıldığı dikkate alındığında bu kredilerden doğan borçtan dolayı sorumluluğunun bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmış nihai takdir sayın mahkemeye bırakılmıştır.\tÖdenmeyen kredilerle ilgili olarak dava dışı  asıl borçluya ihtarname keşide edilmiş ve temerrüdü oluşmuştur. Davacıya kat ihtarı gönderilmemiştir.\tDavacı  icra takibine konu borcun bulunmadığı ve kefalete itiraz ederek  işbu menfi tespit davasını açmıştır. \tAçılan Menfi Tespit Davası çerçevesinde yapılan incelemeler sonucunda: \t03.03.2017 Takip tarihi itibariyle; 75.129.42-TL Asıl alacak,\t49.054.39-TL İşlemiş akdi/temerrüt faizi,\t  2.747.55-TL Faizin % 5 gider vergisi, 180.00-TL Komisyon, 440.00-TL İhtiyati haciz Vek. Üc., 95.70-TL İhtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 127.647.06-TL Banka alacağının bulunduğu belirlenmiştir. Davacı ...’in sözleşmedeki 60.000.-TL kefalet limitinin  dikkate alınması halinde: 60.000.-TL  kefalet limiti doğrultusunda 60.000.-TL asıl alacak ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu, Kullandırılan kredilerin tarihlerinin dikkate alınması halinde:\t7.834.23-TL asıl alacak, 6.841.82-TL İşlemiş faiz, 503.11-TL Faizlerin gider vergisi,  180.00-TL Komisyon, 440.00-TL İhtiyati haciz vek. Ücreti,  95.70-TL İhtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam  15.894.86-TL  banka alacağından  tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun devam ettiği, Takibe konu alacağın dayanağının Genel Kredi Sözleşmesi olmadığı, bonoya dayalı bir alacak ve ayrı bir borç ikrarını içerdiği dikkate alındığında: Davacının takibe konu alacaktan sorumlu olabileceği sonucuna ulaşmak mümkün olup nihai takdir mahkemeye bırakılmıştır. ..\" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. <br>Bilirkişi raporuna itiraz üzerine bilirkişiden alınan rapora göre; \"...03.03.2017 Takip Tarihi itibariyle; Davacı ...’in sözleşmedeki 60.000.-TL kefalet limitinin  dikkate alınması halinde: 60.000.-TL  kefalet limiti doğrultusunda 60.000.-TL asıl alacak ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu;  Davacının 16.12.2011 kefalet tarihinden sonra 23.11.2013 limit artırımı arasında kullandırılan kredinin dikkate alınması halinde:\t7.834.23-TL asıl alacak, \t6.841.82-TL İşlemiş faiz, 503.11-TL Faizlerin gider vergisi, 180.00-TL Komisyon, 440.00-TL İhtiyati haciz vek. ücreti, 95.70-TL İhtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam  15.894.86-TL banka alacağından  tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, 30.03.2017 Dava tarihi itibariyle: davacı ...’in sözleşmedeki 60.000.-TL kefalet limitinin  dikkate alınması halinde:\t60.000.00-TL Asıl alacak, 1.458.00-TL İşlemiş temerrüt faizi, 72.90-TL Faizin % 5 gider vergisi, 440.00-TL İhtiyati haciz Vek. Üc., 95.70-TL İhtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam  62.066.60-TL; Davacının 16.12.2011 kefalet tarihinden sonra 23.11.2013 limit artırımı arasında kullandırılan kredinin dikkate alınması halinde: \t7.834.23-TL asıl alacak, 7.031.13-TL İşlemiş faiz, 512.57-TL Faizlerin gider vergisi, 180.00-TL Komisyon,  440.00-TL İhtiyati haciz vek. Ücreti, 95.70-TL İhtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 16.093.63-TL banka alacağından  tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu belirlenmiş nihai takdir sayın mahkemeye bırakılmıştır...\" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. <br>GEREKÇE: Dava,  İİK'nun 72. Maddesi gereğince açılmış menfi tespit davasıdır.<br>Taraflar arasındaki ihtilaf, davalı bankanın davacıya karşı başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı, takibe konu edilen kambiyo senedinin kredilerden kaynaklı borç için alınıp alınmadığı, söz konusu bankadan kullanılan krediye ilişin borcun ödenip ödenmediği,  davacının davalıya borçlu olup olmadığıdır.<br>Tüm bu açıklamalara göre, davalı banka ile dava dışı ... arasında 24/08/2011 tarihli, 60.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, 29/11/2013 tarihinde limitin 150.000,00 TL'ye yükseltildiği, davacı ...'in genel kredi sözleşmesi ekindeki kefaletnameyi 60.000,00 TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet limitinin 60.000,00 TL olarak belirlendiği, davalı bankanın kredilerin riske girmesi üzerine 16/12/2011 keşide tarihli, 02/02/2017 vade tarihli, 60.000,00 TL bedelli davacı ve dava dışı ... ve ...'in borçlu sıfatıyla imzaladıkları bononun davalı banka tarafından İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2017/2882 sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe konulduğu, davacının bu senet ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açtığı, dava ve takibe konu senette teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı bir ibare olmadığı gibi, taraflar arasında bononun ne amaçla verildiğine ilişkin bir sözleşme veya yazılı bir belge de olmadığı, kaldı ki davacının kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesi nedeniyle edimini yerine getirdiği, borcunu ödediği halde mükerrer olarak ödeme yaptığı şeklinde bir iddiasın da olmadığı, aksine bu sözleşmedeki kefilliğinin geçerli olmadığını iddia etmiş ise de; genel kredi sözleşmesinin süresiz olduğu, davacının 60.000,00 TL limitli kefaletnameyi imzaladığı, kefilliğinin bu limit yönünden devam ettiği değerlendirilerek, davacının davasını ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından ve tedbir kararı da uygulanmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddi...'' gerekçesi ile davanın davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay ilamında belirtildiği üzere davalı bankanın bonoyu açıktan para vererek alamayacağı göz önüne alındığında bu senedin dava dışı borçlu ...'in kredi borcunun teminatı olarak verildiğinin açık olduğunu, bononun dava dışı borçlu ...'in limit artırımından sonra davalı banka ile yeni yapmış olduğu ve müvekkilinin hiçbir şekilde imzasının bulunmadığı kredi sözleşmelerinden kaynaklanmakta olup, müvekkilinin ancak imzası bulunmayan limit artırımından önce kullanılan kredilerden kaynaklı bir borcunun olabileceğini fakat bu kredilerin de kapatılmış olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin harici araştırmaları sonucunda kendisinin kefil olduğu kredi ilişkisinin sona ermesinden (ödenmesinden) sonra dava dışı ...'in davalı banka ile yeni kefil ve teminatlarla tekrar kredi ilişkisi kurduğunu ve bu kredilerin ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından dava dışı ... hakkında İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/4506 E., 2015/4507 E. Sayılı ve  İzmir 23. İcra müdürlüğünün 2016 17322 E. Sayılı icra takip dosyaları ile ipoteğin ve rehnin paraya çevrilmesi talepli icra takipleri başlatıldığını ve bu kapsamda müvekkilinin de 2011 yılında kefalet sözleşmesine bağlı olarak imzalamış olduğu bono dayanak yapılarak müvekkili hakkında da haksız bir şekilde davaya konu icra takibinin başlatıldığını, bu hususların Mahkemece ve bilirkişi tarafından da yeterince irdelenmediğini,  eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verildiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.\t <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, genel kredi sözleşmesine kefillikten doğan borçtan sorumlu olmadığından dolayı kambiyo senedine dayalı icra takibinden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamayacağına, elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün de bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacının bononun bedelsiz olduğu, teminat senedi olduğu, bonoya dayanak genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ödendiği, genel kredi sözleşmesine kefaletin sona erdiği iddiasını geçerli yazılı delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2019 tarih ve 2017/350 Esas  2019/1197 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 269,85.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23/11/2023  tarihinde oy birliği ile karar verildi<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8dd108c80590ed2","SID":"4fc56eea42644b8a"}}