{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/526 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2264<br>KARAR TARİHİ\t: 06/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/1138 Esas  2019/1309 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:12/12/2023<br><br>Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından davacı aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10678 Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başladığını, takibin dayanağı oan  10.11.2015 düzenleme tarihli,  31.12.2016 ödeme tarihli 165.000,00 TL bedelli senedin bir suretini  dava dilekçesine ekli olarak sunduklarını, icra takip dosyasının diğer borçlusunun davacı ile birlikte ... ile ...  şirketi olduğunu, icra takip  dosyasının diğer borçluları olan ...'nun ve ... Şirketinin bahsi geçen senetleri ödeme gücünün bulunmadığını ve alacaklı tarafın bu husustan takip  öncesinde de haberdar olduğunu, yapılacak TAKBİS, GİB, araç vb. malvarlığı sorguları ile bu hususun doğrulanacağını bu nedenle karşı yan dosyanın diğer borçlularından para tahsil edemeyeceği için ... 'na ve ...  Şti.'ye ait sahte imzalar içeren senet ile kötü niyetli olarak icra takibine giriştiğini, senette yer alan ... ve ... adına atılan imzaların davacıya ait olmadığını, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuşacağını, davacının açılan takip dosyasında yapılan tebligatlardan '' imza itirazında bulunması için gereken yasal süreden sonra ' ...  Şti. adresine hacze gelindiği sırada haberdar olduğunu, haciz esnasında davacının alacaklı tarafa senetteki ... ve ...'i temsilen atılan imzaların kendisine ait olmadığını belirttiğini, davalı tarafın bu durumu bildiğini bu sebeple ... ve ... şirketine işlem yapılmayacağını söz verdiğini, davacının davalı taraf ile arasında mutabakat sağlandığı düşüncesiyle bahsi geçen senetteki  imzanın kendisine ait olmadığını ispat için bir menfi tespit davası açmaya da kötü niyetli alacaklı hakkında suç duyurusunda bulunmaya da lüzum görmediğini, davalının bu hususu kabul ettiği ve icrai işlemlere devam etmeyeceğini davacının ilettiğini,  bu hususta da haciz mahalinde yer alan işyerinde çalışan personelin tanıklık edeceğini, gelinen aşamada şüpheli yanın yeniden 01.10.2018'de davacının mesleğini icra  ettiği yere, mesleği icra ettiği sırada ve de hastalarının yanında haciz işlemini gerçekleştirmek üzere gelmesi üzerine davalının kötü niyetli olduğunun ortaya çıktığını, davacının diş hekimi olduğunu,  Torbalı'da köklü bir geçmişi olduğunu, ... Polikniğinde faaliyet gösterdiğini,  davacının  haciz günü hastalarının yanında yaşadığını baskı nedeniyle esasen borçlu olmadığını, iş yerindeki eşyalarını haczedip aldıklarında işini ifa edemeyeceğini, senetteki imzanın da kendisine ait olmadığını  beyan etmişse de davalı tarafın malları kaldırma tehdidiyle davacıdan ödeme taahhüdü aldığını, davalının haksız takibine devam etmekle birlikte davacının haciz ve haczedilen malları muhafaza etmekle tehdit ederek, müvekkili üzerinde baskı kurduğunu, davalının senetteki imzaların davacıya ait olmadığını bile bile bu senede dayanarak icra takibi başlattığını ve işlem yapmaya devam ettiğini, bu konuda Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığında 2018/7412 Soruşturma sayılı dosyası ile Resmi Belgede Sahtecilik suçundan  soruşturma başlatıldığını, tüm izah edilen nedenler ışığında; İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10678 E. Sayılı dosyasındaki takibe konu senetteki imzaların davacıya ait olmadığından, davacının davalı tarafa borcu bulunmadığını, haklı davalarının kabulü ile, 10.11.2015 düzenleme tarihli, 31.12.2016 ödeme tarihli, 165.000,00 TL bedelli senet üzerinde davacılar  adına atılan imzanın davacıdan sadır olmadığının ve bu nedenle davacının davalıya borcu bulunmadığının  tespitine, haksız ve dayanaksız olarak başlatılan takibin müvekkiller yönünden iptaline, davalının kötüniyetli olmasından dolayı %20 tazminata mahkumiyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı  taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Öncelikle davaya konu takipteki borçlulardan davacı ... 'nun  diğer borçlu ...'nun eşi olduğunu, takipte yer alan diğer borçlu şirketin sahibi ve yetkililerinin de bu kişiler olduğunu, davaya konu takipteki borçlu ...  Şti. nin senet düzenleme  tarihi itibariyle ortakları ve müdürlerinin  de ...  ve ... olduğunu, davaya konu senedin boçlu ... tarafından  müvekkiline teslim edildğini, müvekkilinin işyerinde davaya konu senetleri düzenlediğini, kendisine ve şirketine ait kısımları imzaladığını ve davacı ... nun dışarda arabada olduğunu beyan ederek işyerinden çıktığını ve  davacılara ait  kısımları imzalattığını ve kaşelerini vurduğunu beyan ederek seneti müvekkiline teslim ettiğini,  müvekkilinin, ...'nun teslim ettiği davaya konu senette  yer alan ...'na ait imzalarla ve kaşelerle ilgili olarak tarafların karı koca olması, şirketlerde ortak ve yetkili olmaları nedeniyle hiçbir şüphe duymadıklarını, müvekkilinin, ilgili imzaların  ... tarafından eşine  imzalatıldığını bildiğini, ...'nun şahsının ve şirketinin maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle eşi ... ve şirketini kefil  gösterdiğini ve imzalarını aldığını,  davaya konu senedi mevcut haliyle müvekkiline verdiğini, müvekkilinin iddialardan ve özellikle imza itirazından dava dilekçesi ile haberdar olduğunu, davacılar tarafından müvekkilinin imza itirazından haberdar olduğu iddiasının gerçek olmadığını,   davanın bu iddialarının bir anlam ifade etmediğini, davacı tarafın takipten 15 ay sonra 3 haciz işlemi ve 1 icra taahhüdü  işleminden sonra bu davayı açtığını  davacının kötü niyetli olduğunun ve borcunu da ikrar ettiğini açıkça ortaya koyduğunu,  bu nedenlerle müvekkili aleyhine  haksız açılan  davanın Reddine, davanın haksız ve kötüniyetli açılmış olması nedeniyle, dava değerinin % 20'sinden  az olmamak üzere belirlenecek tazminatın davacılardan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"..Dava; davacıların senet altındaki imzanın sahteliği iddiasına dayanarak davalıya borçlu olmadıklarının tespiti için İİK'nun 72/3. Fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.<br>Somut olayda; davacı ...  hem kendi adına hem de davacı şirket adına atmış olduğu imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri, ATK Fizik İhtisas Dairesince senet üzerinde yapılan incelemede davacı şirket kaşesi üzerindeki ve açığa atılan imzaların davacı ... 'nun eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ancak İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün  2017/10678 Esas sayılı dosyasında davacı borçlular aleyhine davalı şirket tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 11.08.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, 21.11.2017 tarihinde borçlu davacıların işyeri adresine gidilerek haciz tutanağı düzenlendiği, 17.01.2018 tarihinde borçlu davacı ... 'nun adresine tekrar haciz işlemi için gidildiği, davacı ... 'nun borcu ödeyeceğini bildirerek süre talebinde bulunması ve davalı alacaklı vekilinin kabulü üzerine haciz işlemine son verildiği, yine 31.10.2018 tarihinde borçlu davacı ... 'nun adresine haciz işlemi için gidildiği, davacı  ...'nun şu an ödeme gücü olmadığını, daha sonra ödeme yapacağını bildirdiği, davalı alacaklı vekilinin kabulü üzerine haciz işlemine son verildiği, davacı borçlular adına gönderilen ödeme emri ile senet fotokopisini içeren tebligatların kendilerine ayrı ayrı tebliğ edildiği, davacıların borca itiraz etmedikleri  gibi ödeme emrinde gösterilen on günlük süre içerisinde borcu da ödemedikleri, 02.10.2018 tarihinde ise davacı ... 'nun icra dairesine giderek borcun tamamını taksitler halinde  ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, zapta geçirilen beyanını imzaladığı, dava ve takibe konu senetteki imzanın davacı kefillere ait olmadığı halde davacı ... 'nun takibin kesinleşmesinden ve ilk haciz işleminden yaklaşık dokuz ay sonra icra dairesine giderek, kendi özgür iradesi ile borcu ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, ödeme taahhüdünün içeriğinde davacının davalıya 45.000,00 TL ödeme yaptığını, tahsil harcının da kendisi tarafından ödendiğini ifade ettiği, davalı vekilinin de taahhüt tarihi ile aynı olan 02.10.2018 tarihli dilekçesinde borçludan 45.000,00 TL'yi haricen tahsil ettiğini bildirdiği, bu durumda, davacı ... 'nun icra baskısı ve tehdidi altında olmadan yazılı kabul beyanı ile borcu ikrar ettiği ve kısmi ödemede bulunduğu dikkate alındığında takip konusu borçtan davacı ...  ile yetkili temsilcisi ve ortağı olduğu davacı şirketin kefil olarak sorumlu olduğu kanaatine varılarak davacıların davasının reddine, davacılar lehine verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve davalının alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"Davacılar tarafından, İzmir 10 İcra Müdürlüğü'nün 2017/10678 esas sayılı dosyasında takibe konulan 10.11.2015 keşide tarihli, 31/12/2016 vade tarihli, 165.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti için açılan menfi tespit davalarının reddine, davalının, verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br><br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece deliller toplanmadan karar verildiğini, söz konusu icra dosyasındaki 45.000,00 TL'lik ödemenin hangi ödeme aracıyla ve kim tarafından yapıldığını araştırmadan sanki ödeme davacılarca  yapılmışçasına hüküm kurulduğunu, oysa ki davacılar tarafından icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödemenin diğer borçlular tarafından çek ile yapıldığını, davacı tarafından borç ikrarı olacak şekilde herhangi bir ödeme gerçekleşmediğini, yerel mahkemece eksik araştırma ile yapılan ödemenin davacı tarafından yapıldığı şeklinde hüküm tesis edildiğini, ödemenin davacı tarafından yapılmadığını, yine eksik inceleme ile tanık beyanlarının da alınmadığını, davacılar tarafından dosyanın alacaklısı hakkında resmi belgede sahtecilikten şikayette bulunulduğunu, bunun üzerine Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/7412 soruşturma numaralı dosya ile soruşturma başlatıldığını, deliller arasında yemin bulunmasına rağmen bu delil dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunun da dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu senetteki yazıların  ''...' nun el ürünü olmadığı'' kanaatine varıldığını,  bu nedenle bilirkişi raporu dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, haciz baskısının bulunduğu sabitken mahkemece değerlendirilme yapılmadığını, davacıların gerekçeli karar hakkı ihlal edildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen delilleri toplamamış ve değerlendirmemiş olması sebebiyle mahkemenin kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aksi kanaat oluşması halinde; açıklanan eksikliklerin  mahkemenizce tamamlanarak HMK m.353/1-b-2, 3 gereğince esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davaya konu senetten ve icra takibinden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacılar vekili; İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10678 Esas sayılı icra takibine ve davaya konu olan 10/11/2015 düzenleme, 31/12/2016 vade tarihli ve 165.000,00 TL bedelli bonoda  davacılara  atfen atılan imzaların sahte olduğundan bahisle davaya konu senetten ve takipten dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takibinde kötü niyetli olması nedeniyle %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, davaya konu icra takip dosyasından alacaklının talebi üzerine  21/12/2017, 17/01/2018 ve 01/10/2018 tarihinde yapılan hacizler sırasında davacı ...  tarafından icra takibine konu borcun kabul edildiği, yine davacı ... 'nun  son olarak 02/10/2018 tarihinde davaya konu İzmir 10. İcra Müdürlüğü'ne gelerek \"borcu aynen kabul ettiğini, takibe ve borca bir itirazı olmadığını\" beyan ederek ödeme taahhüdünde bulunduğu ve  dosyaya 45.000,00 TL ödeme yaptığı, bu şekilde davacının 3 adet haciz işlemi ve icra  dairesine gelerek vermiş olduğu taahhütten dosyaya ödeme yaptıktan sonra ve aradan 15 ay geçtikten sonra imzaya itiraz ederek işbu davayı açmasının hukuken kabul edilemez olduğu, HGK'nun 2014/870 Esas 2016/976 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davacının icra dosyasındaki borcu kabul yönündeki yazılı beyanı dikkate alındığında işbu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunun ortada olduğundan bahisle açılan davanın reddine, davacı tarafın davasında haksız ve kötü niyetli olduğundan %20'den az olmamak üzere belirlenecek tazminatın davacılardan alınmasına karar verilmesi talep edilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda \"davacılar tarafından, İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10678 esas sayılı dosyasında takibe konulan 10.11.2015 keşide tarihli, 31/12/2016 vade tarihli, 165.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti için açılan menfi tespit davalarının reddine, davalının, verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İşbu karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davaya konu İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10678 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinden, davalı alacaklı tarafından davacılar ... ve ... Şti ile birlikte dava dışı borçlular ... ve ...  Şti hakkında 11/08/2017 tarihinde, 31/12/2016 vade ve 165.000,00 TL bedelli bonodan dolayı kambiyo senetlerine  mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. <br>Takip ve davaya konu senedin incelenmesinden, keşideci ...  Şti. tarafından davalı ...   Şti lehine keşide edilmiş, 10/11/2015 düzenleme ve 31/12/2016 vade tarihli 165.000,00 TL bedelli bono olduğu,  senette kefil olarak gösterilmiş olun davacı ...  Şti'nin aval veren olarak kabulünün gerektiği,  bononun arka kısmına  \"işbu senet adresinde bulunan ...  üzerine tapulu olan konutun bedeli karşılığında, ...  Şti ve ...  Şti'ne yapılacak olan  işlere istinaden teminat olarak düzenlenmiştir. İmzaya yetkili olduğumuz aşağıda kaşesi bulunan şirketler adına şahsi kefaletlerimizi içermektedir. İşbu senet cirolanamaz ve 3.kişilere devir edilemez\" şeklinde el yazısı ile yazılmış şerhin bulunduğu ve altının ... ve ... tarafından ilgili şirketlere ilişkin kaşe basılmak suretiyle imzalanmış olduğu görülmüştür.<br>Mahkemece yapılan yargılama sırasında davaya konu senetteki imzayla ilgili olarak  İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'inden rapor alınmış olup, düzenlenen 27/08/2019 tarihli raporda; İnceleme konusu senet ön ve arka yüzde ... adına atılı basit tersimli imzalar ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'nun eli ürünü olmadığını, İnceleme konusu senetteki yazılar ile ...'nun mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. <br>Davaya konu İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10678 Esas sayılı dosyasının  incelenmesinden da davalı şirket tarafından  davacı borçlular aleyhinde  kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 11.08.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davacı borçluların her ikisine ayrı ayrı 15.08.2017 tarihinde tebliği edildiği, davacı borçlular tarafından borca itiraz etmedikleri  gibi ödeme emrinde gösterilen on günlük süre içerisinde borcu da ödemedikleri, bu kapsamda icra takibinin kesinleşmesinden sonra 21.11.2017 tarihinde davacı borçluların işyeri adresine hacze gidildiği, haciz tutanağı içeriğinin incelenmesinden borçlu olarak her iki davacı ve adres olarak ta tek bir adresin gösterildiği, haciz işlemi sırasında iş bu davada aynı zamanda davacı konumunda bulunan davacı şirketin münferiden yetkili temsilcisi konumunda bulunan davacı  borçlu  davacı  ...'nun hazır olduğunun ve \" dosya borcunu ödeme gücümüz yoktor.Ne gerekiyorsa yapılsın, Hacze itirazımız yoktur.\" dedi şeklinde beyanda bulunduğunun haciz tutanağına şerh edildiği ve imzasının alındığı, yine  17.01.2018 tarihinde borçlu davacı  ...'nun aynı işyeri adresine tekrar haciz işlemi için gidildiği, davacı borçlu ...'nun \" Süre verilsin. Ödeme yapacağım\" şeklindeki beyanının haciz tutanağına işlendiği ve  davalı alacaklı vekilinin kabulü üzerine haciz işlemine son verildiği, yine 31.10.2018 tarihinde borçlu davacı  ...'nun aynı işyeri adresine haciz işlemi için gidildiği, davacı  ...'nun \"şu an ödeme gücüm yok  daha sonra ödeme yapacağım\" şeklinde beyanının zapta geçtiği,  davalı alacaklı vekilinin kabulü üzerine haciz işlemine son verildiği anlaşılmıştır.<br>Yine İcra takip dosyası içerisinde bulunan davalı tarafça delil olarak dayanılan 02/10/2018 tarihli tutanağın incelenmesinden, \"Müdürlüğünüzün yukarıda numarası belirtilen icra dosyası ile hakkımda yapılan takibe ve borca bir itirazım yoktur. Borcu aynen kabul ediyor ve eğer alacaklı teminat yatırmış ise bu teminatın iadesine muvafakat ediyorum. Takip çıkışı 174.828,80 TL, ödeme emri gideri 80,00 TL, vekalet ücreti 16.439,73 TL, tahsil harcı 13.861,92 TL, sonraki faiz 22.566,58 TL, haciz ve diğer giderler toplamı 264,00 TL, 30/07/2019 tarihine kadar işleyecek 26.533,35 TL olmak üzere toplam 254.574,38 TL olan dosya borcundan 45.000,00 TL ödemem (tahsil harcı borçlu tarafından ödenmiştir) düştükten sonra kalan 209.574,38 TL borcumu aşağıda belirtilen vade ve tarihte ödemeyi kabul ve taahhüt ederim\" şeklinde beyanda  bulunduğu, ayrıca beyanının altında taahhüt tarihi olarak 30/07/2019 tarihinde 209.574,38 TL tutarın taahhüt edildiği, taahhütte bulunan borçlu olarak ...'nun isim ve imzasının bulunduğu, aynı tutarın içeriğini alacaklı vekilinin \"borçlunun yukarıdaki ödeme taahhüdünü aynen kabul ediyorum. Kabulümüzün borçluya bildirimi yapılarak cezai sorumluluğu anlatılsın\" şeklindeki beyanının tutanağa geçtiği ve altının alacaklı vekili tarafından imzalandığı, yine tutanağın altının icra müdür yardımcısı tarafından imzalanmış olduğu görülmüştür. <br>Dosyada bir sureti mevcut olan Torbalı 1. Noterliği'nin 06/11/2013 ve 09883 yevmiye nolu imza sirkülerinin incelenmesinden, davacı ... 'nun aksi karar alınıncaya kadar davacı şirketi münferiden temsile yetkili müdürü olarak atandığı görülmüştür. Davacı şirketle ilgili olarak Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 13/11/2013 tarihli ve 8442 ilanına göre şirketin kurucu ortaklarının ... ve ...  olduğu, yine Türkiye Ticaret sicil Gazetesi'nin 24/12/2020 tarih  ve 10231 sayılı ilanına göre davacı şirket ortaklarından ...'ın payını ...'na devrettiği ve ...'nun davacı şirketin tek ortağı olduğu haline gelmiştir.<br>Davacı tarafça, davaya konu bonoda davacılara atfen atılan imzanın, aynı zamanda davacı şirket yetkilisi olan davacı ... 'nun eli ürünü olmadığı iddia edilmiştir. Davalı vekili ise davaya konu icra dosyasında takip kesinleştikten sonra yapılan haciz işlemleri sırasında ve yine takip kesinleştikten sonra  davacı ... 'nun  son olarak 02/10/2018 tarihinde icra dosyasına vermiş olduğu borcu kabul ve ödeme taahhüdü karşısında davacıların bu yöndeki iddialarının  kötüniyetli olduğundan dinlenemeyeceği savunulmuştur. İş bu dava menfi tespit davası olup ıspat yükü kural olarak  dava konusu bonoya dayanarak alacak talebinde bulunan davalı taraftadır. Dava konusu somut olayda üzerinde durulması gereken husus dava konusu bonoda  her iki davacıya atfen atılan imzaların davcılara ait olup olmadığı ve davalı tarafça iddia edildiği şekilde davacı ... 'nun davaya konu bono ile ilgili yürütülen icra takip dosyasında haciz işlemleri ve   02/10/2018 tarihli tutanaktaki borcu kabul beyanlarının davacıları bağlayıp bağlamadığı hususudur.<br> Davacı vekilince her ne kadar işbu davada tanık deliline dayanılmış olmasına rağmen ilk Derece Mahkemesince tanıklar dinlenmeksizin karar verildiği belirtilerek bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, HMK 201.maddesi gereğince senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldırılacak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz hükmü gereğince senede karşı her türlü iddianın senetle ispatlanması gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın işbu davada tanık dinletme isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Bu durumda borçluya haber verilmeden yapılan ihtiyati haciz sırasında tutanağa geçirilen beyanlar bakımından manevi cebirden söz edilebilirse de, takip kesinleştikten sonra gerçekleştirilen hacizler sırasında manevi cebirden söz edilemez.<br> Yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda, davaya konu icra dosyası içeriğindeki haciz tutanaklarına göre, haciz işlemleri sırasında aynı zamanda davacı şirketin münferit yetkili temsilcisi olduğu anlaşılan  davacı  borçlu  ...  'nun icra takibinin kesinleşmesinden sonraki aşamada her iki borçlu için  21.11.2017 tarihinde davacıların işyerinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında hacze bir itirazlarının olmadığını, dosya borcunu ödeme güçlerinin olmadığını, ne gerekiyorsa yapılmasını söylediği ve haciz tutanağını da imzaladığı, bu şekilde bu beyanının her iki davacı açısında da bağlayıcı olduğunun kabulünün gerektiği, yine davacı borçlu   ...   açısından  17.01.2018 ve 31.10.2018 tarihlerinde yapılan hacizler sırasında da davacı borçlu   ...  'nun herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin ödeme yapacak gücü olmadığından süre istediği, yine son olarak İcra takip dosyası içerisinde bulunan 02/10/2018 tarihli tutanak içeriğine göre, icra takibi kesinleştikten sonraki aşamada  davacı borçlu  ...  'nun  kendi özgür iradesiyle icra müdürlüğüne giderek takibe ve borca bir itirazının bulunmadığını ve borcu aynen kabul ettiğini belirterek ödeme taahhüdünde bulunduğu ve tutanağı da imzaladığı görülmüş olup icra takip dosyasındaki borcu kabul yönündeki tüm bu beyanların davacılar açısından bağlayıcı nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda yukarıda belirtildiği gibi borçluya haber verilmeden yapılan ihtiyati haciz sırasında tutanağa geçirilen beyanlar bakımından manevi cebirden söz edilebilirse de, takip kesinleştikten sonra gerçekleştirilen hacizler sırasında manevi cebirden söz edilemez. Bu nedenle icra takibi kesinleştikten sonraki aşamada  davaya konu icra takip dosyası üzerinden talimatla yaptırılan haciz işlemleri sorasında her iki borçlu için tutanağa geçirilen beyanlar açısından manevi cebirden bahsedilemeyeceğinden ve yine davacı   borçlu  ...  'nun kendi özgür iradesi ile borcu kabul yönündeki 02/10/2018 tarihli tutanak içeriğine göre davacılar vekilinin ilgili beyanların haciz baskısı altında yapıldığı yönündeki  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (HGK'nun 2014/19-870 Esas, 2016/966 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin, 2013/17350 Esas, 2014/1593 Karar ve yine 2014/14997 Esas, 2015/155 Karar, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2020/7197 Esas,  2022/215 Karar sayılı  kararları da bu yöndedir.)\t<br>Yine her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında İstanbul ATK Fizik ihtisas Dairesinden alınan raporda davaya konu senette davacılara atfen atılan imzaların aynı zamanda davacı şirket yetkilisi olan davacı ... 'na ait olmadığı tespit edilmiş ise de, davacıların davaya konu icra takibi kesinleştikten sonra yapılan haciz işlemleri sırasında tutanağa geçirilen ve yine icra takip dosyası içerisinde bulunan 02/10/2018 tarihli tutanak içeriğindeki borcu kabul beyanlarına göre, bir kimsenin özgür iradesinin önüne hiç bir şey geçemeyeceğinden, davacılar vekilinin imza incelemesine ilişkin  rapor esas alınmaksızın ve yine dava konusu senetle ilgili olarak Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/7412 soruşturma sayılı dosyasıyla yürütülen soruşturma dosyası celp edilmeksizin, ayrıca yine icra dosyasındaki 45.000,00 TL'lik ödemenin kim tarafından yapıldı araştırılmaksızın  ilk derece mahkemesi tarafından esas hakkında karar verildiği yönündeki istinaf nedenleri de sonuca etkili olmadığından yerinde görülmemiştir. (HGK'nun  2014/19-870 Esas, 2016/966 Karar sayılı kararı)<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; göre davacılar  vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/12/2019 tarih, 2018/1138 Esas ve 2019/1309 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 269,85 TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,   <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 06/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c871abec9beaf18","SID":"8a69efabcc37dd0e"}}