{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1853 <br>KARAR NO\t: 2024/20<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/07/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/21 E.  -  2020/136 K.<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararı İptali ve Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2020 tarih ve 2019/21 E. - 2020/136 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılında kurulduğunu, bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, \"...\" markalarının 1990’dan beri tescilli olduğunu, tescilli tasarımları bulunduğunu, dava konusu 2017/111358 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusuna itirazlarının dava konusu YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin \"...\" markasının tanınmış marka olduğunu, sınıfların benzer olduğunu, \"www...net\" adresinde de \"...\" ibaresinin öne çıkarıldığını, müvekkili markasının zayıf marka olmadığını, markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, dava konusu 22/11/2018 tarih, 2018-M-9950 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın 5.sınıftaki mallar yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı şahıs, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının \"... \" ibareli marka başvurusu ile davacının \"... ...\" veya \"... \"  ibareli tescilli markaları  arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davalı başvurusundaki ibare ile davacının ileri sürdüğü tasarımlar benzemediğinden SMK 6/6 maddesinde düzenlenen şartların gerçekleşmediği, ayrıca davalı başvurusunun  kötü niyetli yapıldığının da  kanıtlanmadığı,  YİDK kararının doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasında 05. sınıfa ilişkin mal ve/veya hizmetler yönünden markalar arasındaki sınıfsal benzerliğin ayniyet derecesinde olduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunun pek çok yargı kararında belirtildiğini, yerel mahkemece gerçekleştirildiği iddia edilen “BÜTÜNSEL İNCELEME” biçiminin yüksek mahkeme kararları, hukuk ve kanunla uyumlu olmadığını, dava konusu markada kullanılan baskın yeşil rengin, müvekkili şirketin “...” ibareli markalarında sıklıkla kullanıldığını, ilgili marka ibaresi ile karşılaşan ortalama tüketicilerin bahse konu markanın taşıdığı renk sebebiyle ilgili markanın müvekkili şirketin hak sahibi olduğu “...” markası ile ilişkili olduğunu düşünebileceğini, dava konusu marka ile müvekkili şirket markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile  davacının \"...\" esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda \"...\" ibaresi ile yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarih ve 2020/616 E.- 2020/4442 K. sayılı ilamında \"...\" ibaresinin, 12.10.2020 tarih ve 2020/119 E.- 2020/3987 K. sayılı ilamında \"...\" ibaresinin, 10.04.2018 tarih ve 2016/7123 E.- 2018/2557 K. sayılı ilamında \"...\" ibaresinin ve 04.11.2019 tarih ve 2019/141 E.- 2019/6786 K. sayılı ilamında ise \"...\" ibaresinin davacı markaları ile benzer bulunmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili bulunmadığı, hükümsüzlük davası açısından davalı şahsın kötüniyetli olduğunun da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/01/2024<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"230b89987da4b4c1","SID":"c8860f4d1207f270"}}