{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2020/759 <br>KARAR NO\t: 2023/1687<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                              K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/42 E.  -  2019/583 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Tespiti, \t\t  Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat  <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/12/2019 Tarih ve 2018/42 Esas - 2019/583 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin dünya çapında ve ülkemizde oldukça tanınan Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı bir sanatçı olduğunu, kinetik heykel denildiğinde akla ilk müvekkilinin geldiğini, müvekkilinin kinetik heykellerinin Rio 2016 Olimpiyatlarının açılışında kullanıldığını, davalı ... ile ... AŞ’nin yaptırdığı ve müvekkilinin dünyaca tanınmış eserinden kopya edilerek meydana getirilen eserin ... marina girişinde yer alan parkta sergilendiğini, bu durumun müvekkilinin FSEK’ten kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturduğunu, söz konusu tecavüz nedeni ile ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/7 D. iş sayılı dosyası ile yerinde keşif ve tespit yaptırıldığını, bu dosyada davalı ürününün müvekkili eseri ile aynı olduğunun, müvekkilinin  işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma arz hakların ihlal edildiğinin belirlendiğini ileri sürerek, müvekkilinin FSEK’ten kaynaklı eser sahipliğine ilişkin mali ve manevi haklarına tecavüz edildiğinin tespitine, tecavüzün refine, FSEK'in 68. maddesi uyarınca şimdilik 1.000 USD'nin ya da fiili ödeme günündeki TL karşılığının işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, 20.000 USD manevi tazminatın ya da fiili ödeme karşılığının işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile telif tazminatı talebini 82.500 USD'ye yükseltmiştir. <br>Davalı ...Ş vekili, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/7 D.İş sayılı dosyası ile yerinde keşif ve tespit yapıldığını, ancak bu keşfin yokluklarında icra edildiğini, keşif anında beyan ve itirazlarının alınmadığını, sadece tespit isteyenin iddialarına dayalı rapor tanzim edildiğini, bu nedenle yokluklarında yapılan keşfi kabul etmediklerini, davacının herhangi bir delil sunmadığını, bahsedilen eserin davacıya ait olduğu iddialarının beyandan öteye gitmediğini, dava konusu eserin dünyada bilinen bir eser olduğunu, eserin hak sahibi olabilmek için eser sahibi sanatçının adının yazılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... Başkanlığı vekili, dünyada birçok benzeri olan ve umuma açık sergilenen ürünün, müvekkilince diğer davalı Şirkete yaptırıldığını, dolayısıyla davanın muhatabının da diğer davalı olduğunu, delil tespitinin müvekkilinin yokluğunda yapıldığını, bu tespitin de sadece ürünün fotoğraflanması ve yerinin belirlenmesini içerdiğini, davacının iddiasını kanıtlar şekilde kendi tasarımlarına uygun olup olmadığına ilişkin boyu, eni, nitelikleri, özelliklerine dair hiçbir teknik ya da mekanik mimari tespit yapılmadığını, eserin davacıya ait olduğunu ispat edecek hiçbir özelliğinin belirlenmediğini, davaya konu eserin davacı eserinin aynısı olmadığını, davacının 554 sayılı KHK'de düzenlenen hükümler çerçevesinde korumaya değer bir hak sahipliğinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, söz konusu ürünün FSEK kapsamında güzel sanat eseri (uygulamalı sanat eseri) olduğu, iki eser arasında benzerlik oranının %40, farklılık oranının % 60 bulunduğu, en bariz benzerliğin, ilk bakışta görünen heykelin kaidesinde oluşan eğimin benzerliği olduğu, heykelin büyük kısmı bu kaideden oluştuğu için doğal olarak böyle bir izlenim uyandırdığı, bir sanat eserinin çalıntı olarak adlandırılabilmesi için en az % 51 benzerlik oranı taşıması gerektiği, davacının tüm sanat çevresi tarafından tanınan, kinetik heykel sanatının önde gelen temsilcilerinden biri bulunduğu, eserlerinin tüm dünyada beğeniyle karşılanan bir sanatçı olduğu, davacının yaptığı heykelin, rüzgar gücüyle çalışan, rüzgarın hızlı ya da yavaş esişine göre hareket eden, yıllarca süren bir statik, doğa konum incelemesinden sonra en uygun yere yerleştirilmek üzere her bir parçası elle üretilerek, kılı kırk yararak oluşturulan bir sanat eseri iken, ...’deki örneğin, elektrik enerjisiyle çalışan, her parçası makine üretimi olan, soğuk ve pek bir anlam ifade etmeyen bir makine izlenimi verdiği, bunun esinlenme aşamasında kaldığı, bir eseri taklit etmek ile eserden esinlenme ve yararlanma serbestisinin birbiri ile karıştırılmaması gerektiği, dava konusu eserin de esinlenme sonucu oluşmuş yeni bir ürün olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava dosyasına sunulan 4 farklı raporda, 10 bilirkişiden 9’unun, müvekkilinin eseri ile dava konusu heykeli aynılık derecesinde benzer gördüğünü, 2 farklı heyetten alınan 3 bilirkişi heyet raporunda telif ihlali tespit edildiğini, mahkemenin, dokuz bilirkişinin telif ihlali ve açık benzerlik konusundaki  görüşlerine itibar etmemesinin gerekçesini yazmadığını, bu davadan önce ... 1. Sulh Mahkemesi eliyle delil tespiti yaptırıldığını, bu dosyada müvekkili eseri ile davalılara ait heykel arasında ayniyet derecesinde benzerlik tespit edildiğini, mahkemece dosyada iki kapsamlı bilirkişi incelemesi yapıldığı halde ve yeni heyetten rapor alınmasını reddettiği halde, her nedense tekemmül etmiş dosyada, üçüncü bilirkişi incelemesine karar verildiğini, bu bilirkişi raporunda da aynı yönde görüş bildirildiğini, mahkemece hükme esas alınan karşı görüşün hiçbir bilimsel yönü olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti,  ref'i, maddi ve manevi tazminat tazminat  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, kendisine ait dünyaca tanınmış eserinin davalılarca kopyalandığı ileri sürülmüş, davalılar söz konusu eserin davacıya ait olduğunun ispat edilmesi gerektiği, eserlerin de aynı olmadığı savunulmuş, ilk derece mahkemesince ise davalılarca yapılan heykelin taklit olmadığı, esinlenme sonucu oluşturulmuş yeni bir eser olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, ilk derece mahkemesince yapılan araştırma ve inceleme Dairemizce yeterli görülmemiş, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı değerlendirilmiş, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı incelenmesine karar verilmiş, davacının ürününün eser olup olmadığı, eser ise hangi tür eser olduğu, davalı ürünün davacının hak sahipliğini ihlal edip etmediği, maddi hak ihlali varsa FSEK'in 68. maddesine göre talep edebilecek tazminat hususlarında bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. <br>\tDairemize sunulan 27.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının eserinin güzel sanat eseri niteliğinde bulunduğu, dava konusu eser ile davacı eserinin farklı eserler olduğu, eserler arasındaki benzerliklerin esinlenme düzeyinde bulunduğu, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edilmediği açıklanmıştır. <br>\tDavacı vekilinin söz konusu rapora ciddi itirazlarda bulunması, bu kapsamda başka mahkemelere konu dava dosyalarına sunulan bilirkişi raporlarında farklı sonuçlara ulaşıldığını belirtmesi üzere,  davacının bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanması ve diğer dava dosyalarına sunulan raporların incelenmesi amacıyla yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması yoluna gidilmiştir. Bilirkişi heyetinin 17.01.2023 tarihli raporunda, davacı eserinin güzel sanat eseri vasfında bulunduğu, davalı eserinin davacı eseriyle benzer olduğu, davacının FSEK'in 22. maddesindeki çoğaltma, 25. maddesindeki umuma iletim mali haklarının ihlal edildiği, FSEK'in 68. maddesi kapsamında eserin rayiç bedelinin 163.775,00 TL olduğu, üç kat toplam 491.325,00 TL istenebileceği belirtilmiştir.  <br>\tDairemize sunulan iki bilirkişi raporu arasında, dava konusu eserin davacı eserine tecavüz teşkil edip etmediği yönünden çelişki doğduğundan, bu çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bu kapsamda Dairemize sunulan 23.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya ait eserin FSEK'in 4. maddesi kapsamında güzel sanat eseri olduğu, davaya konu heykelin, davacıya ait eserin kopyalanması suretiyle üretildiği, bu kapsamda davacının çoğaltma ve yayma mali hakları ile umuma arz ve adın belirtilmesi manevi haklarının ihlal edildiği, davacının FSEK'in 68. maddesi kapsamında üç kat toplam 165.000 USD talep edilebileceği açıklanmıştır. <br>\tFikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1/B-a maddesinde tanımlanan eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ifade eder. Bir fikri ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için sahibinin hususiyetini yansıtması ve Kanunda sayılan eser türlerinden birine dahil olması gereklidir. FSEK'in 4. maddesinde ise güzel sanat eserleri düzenlenmiş olup, buna göre estetik değere sahip olan heykeller, güzel sanat eseri olarak kabul edilmiştir. Somut olayda da, gerek ilk derece mahkemesine sunulan 01.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda, gerekse de Dairemize sunulan üç ayrı bilirkişi heyeti raporunda, davacıya ait olduğu hususunda tereddüt bulunmayan heykelin, güzel sanat eseri vasfında olduğu açıklandığından, Dairemizce bu bilirkişi raporlarına itibar edilerek, davacıya ait heykelin FSEK'in 4. maddesi kapsamında güzel sanat eseri olduğu kabul edilmiştir. Eserin sahibinin ise davacı olduğu yine dosya kapsamından anlaşılmaktadır. <br>\tDavalı Belediyenin açtığı ihale sonucunda diğer davalı Şirket ile imzalanan sözleşme kapsamında meydana getirilen davaya konu heykelin, ... marina girişindeki parkta sergilendiği sabittir. Öte yandan, bu eylem için davacının izninin alındığı da savunulmamış ve ispat edilmemiştir. Her ne kadar Dairemize sunulan 27.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu eserin, davacı heykelinden farklı olduğu, aradaki benzerliklerin esinlenme düzeyinde kaldığı belirtilmiş ise de gerek bu rapordan sonra alınan 17.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda, gerekse de söz konusu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 23.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere heykellerin genel formu, heykelin ana unsurlarının birbirleriyle olan ölçek ve yapı ilişkileri, hareketli parçaların formları, hareket etme prensipleri, hareketli parçaların taşıyıcısı, kaide denilebilecek parçanın form ve diğer elemanlarla olan ilişkisi ve malzeme kriterleri gözetildiğinde, dava konusu eserin, davacı eserine aynılık derecesinde benzer olduğu kanaatine varılmış, aksi yöndeki 27.05.2022 tarihli bilirkişi raporundaki açıklamalara itibar edilmemiştir. Davalıların izinsiz bir biçimde, davacıya ait eserin benzerini yaparak sergilemeleri, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma mali hakkı ile adın belirtilmesi ve umuma arz manevi haklarının ihlali sonucunu doğurduğundan, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kabulü yerinde görülmemiştir.   <br>\t5846 sayılı FSEK'in 66. maddesinde, mali hakları tecavüze uğrayan kimsenin  tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, \"Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.\" Anılan hüküm kapsamında, sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin (varsayımsal sözleşme bedeli) ne şekilde tespit edileceği konusunda HGK'nın 20.03.2002 tarih, 2002/176-214 E.K. sayılı ilamı yol gösterici niteliktedir. Anılan kararda, varsayımsal sözleşme bedelinin, eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı,  ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta gibi kriterler dikkate alınarak eser sahibinin tecavüzde bulunanla sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedele göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Varsayımsal sözleşme bedeli belirlenirken, varsa ihlal konusu mali hakkın devrine ilişkin önceki sözleşmelerden yararlanılabilir. Bu tür sözleşmeler emsal alınırken, sözleşmenin dava konusu olaya ne ölçüde uyduğunun, aradaki farklılıkların ve benzerliklerin neler olduğunun gözetilmesi zorunludur. <br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı tarafça 08.10.2018 tarihli dilekçe ekinde üç adet fatura sunulmuştur. Sunulan 21.05.2018 tarihli fatura, iki ayrı heykelin satışına ilişkin olup, fatura tarihi davaya konu eserin yapılmasına ilişkin 21.07.2017 tarihli sözleşmeden sonraya ilişkin olduğundan, işbu uyuşmazlıkta varsayımsal sözleşme bedelinin ya da rayiç bedelin belirlenmesinde dikkate alınacak nitelikte değildir. Diğer iki adet fatura ise 15.02.2017 ve 14.04.2017 tarihli olmasına karşın, söz konusu faturalar Montreal’de bulunan bir üniversiteye ve yine Yeni Zelanda adresli bir şahıs adına düzenlenmiştir. Bu faturalardaki ürünlerin de kinetik heykel olduğu anlaşılmıştır. Bu faturaların, ilgili ülke şartlarında düzenlendikleri, her ülkenin koşullarının farklı bulunduğu, faturaların sadece telif ücretini değil eserin yapılması için gereken masrafları da kapsadığı, ham madde ve imalat ücretlerinin her ülkede farklı olacağı gibi hususlar dikkate alındığında, söz konusu faturaların da varsayımsal sözleşme bedelinin ya da rayiç bedelin belirlenmesinde doğrudan emsal alınamayacakları, bununla birlikte söz konusu bedelin belirlenmesinde bu faturalardan faydalanılabileceği değerlendirilmiştir. <br>\tDava konusu heykelin yapılmasına ilişkin teknik şartname, genel şartlar, hak ediş icmali ve hak ediş özeti, davalı Şirket tarafından davalı Belediyeye kesilen fatura suretinden ise davaya konu işin 327.550 TL'ye yaptırıldığı anlaşılmıştır. Ancak bu bedelin de doğrudan varsayımsal sözleşme bedeli ya da rayiç bedel olarak kabulüne imkan görülmemiştir. Çünkü bu bedel, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan hakları ihlal eden davalılar arasında yapılan iş ve sözleşmelere ilişkin olup, ancak varsayımsal sözleşme bedelinin ya da rayiç bedelin belirlenmesinde faydalanılabilecek verilerden biri olarak kabul edilebilir. <br>\tGörüldüğü üzere, somut uyuşmazlığın niteliği ve yukarıda açıklanan nedenlerle, davaya konu heykelin yapımına ilişkin olarak varsayımsal sözleşme bedelinin ya da rayiç bedelin tam olarak tespiti mümkün değildir. Bu durumda, Yargıtay 11. HD'nin 21.03.2014 tarih, 2012/15759 E,2014/5575, 10.06.2019 tarih, 2018/2580 E., 2019/4210 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, zarar miktarının tam olarak tespit edilemediği hallerde, TBK'nın 50. maddesi uyarınca zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, davaya konu işin davalılar arasında 327.550,00 TL bedel karşılığında yapıldığı, dosya kapsamındaki 17.01.2023 tarihli raporda, sektörel teamüller uyarınca heykel türü sanat eserlerinde, tüm maliyetler hesaplandıktan sonra oluşan rakamın iki misli ile fatura edildiği, söz konusu işin yapılmasına en yakın tarihli olan ve Kanada'da benzer bir heykelin satışına ilişkin faturada, heykelin satış fiyatının 275.000 USD olarak gösterildiği, bu fiyatın içinde maliyet ve işçilik giderleri gibi unsurların da yer aldığı, davacı gibi tanınmış sanatçıların isteyebilecekleri telif oranının %20 olduğunun, 23.09.2023 tarihli raporda açıklanması, davaya konu eserin niteliği ve sergilenme amacı, ihlalin coğrafi yaygınlığı gibi hususlar gözetildiğinde, TBK'nın 50. maddesi uyarınca taraflar arasında sözleşme yapılsaydı davacının 55.000 USD isteyebileceği, FSEK'in 68. maddesi uyarınca bu miktarın üç katının 165.000 USD edeceği kabul edilmiş, FSEK'in 68. maddesi uyarınca bu miktarın talep edilmesi mümkün olmakla birlikte taleple bağlı kalınarak 82.500 USD hüküm altına alınmıştır. <br>\tFSEK 68. maddesi kapsamında tazminat talep edildiği durumlarda, mahkemece verilen hüküm ile artık hak sahibi ile haksız kullanımla ihlalde bulunan kişi arasında farazi bir sözleşme kurulduğu kabul edildiğinden, davacının ref talebinin reddedilmesinin gerektiği, Yargıtay 11. H.D.'nin 22.06.2021 tarih ve 2019/5119 E.- 2021/5304 K. sayılı ilamında belirtilmiştir. Bu durum karşısında Dairemizce de davacının tecavüzün refi talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tTürk Borçlar Kanununun 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç, Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Somut olayda da, davacının Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olması, dosyaya sunduğu tüm faturalardan da heykellerin USD üzerinden satıldığının anlaşılması karşısında, davacının maddi tazminata ilişkin zararının yabancı para üzerinden doğduğu kabul edilmiş ve hüküm altına alınan yabancı  para borcunun, fiili ödeme günündeki TL karşılığının ödenmesine karar verilmiştir. Öte yandan, davacı tarafça faiz talep edilmekle birlikte faizin başlangıç tarihi gösterilmediğinden, hüküm altına alınan meblağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere davalıların eylemleri, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan adın belirtilmesi ve umuma arz manevi haklarını da ihlal ettiğinden, davacı yararına manevi tazminat koşulları da oluşmuştur. Somut olayın özellikleri, davalıların eylemlerinin boyutu ve kapsadığı coğrafi alan, ihlal olunan hakkın boyutu gibi unsurlar dikkate alındığında, 50.000,00 TL manevi tazminat, somut olaya ve hakkaniyete uygun görülmüş, bu miktar hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar davacı tarafça, manevi tazminat döviz üzerinden talep edilmiş ise de, burada Dairemizce maddi tazminattan farklı bir değerlendirme yapılmıştır. Zira maddi tazminatta, taraflar arasındaki varsayımsal sözleşme bedelinin tespiti söz konusu olup, bu bedel yabancı para üzerinden doğduğundan, yabancı para üzerinden hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Ancak manevi tazminat yönünden durum böyle değildir. Her ne kadar davacı Amerika Birleşik Devletleri uyruklu ise de davacı eserinin Türkiye'de izinsiz biçimde kullanıldığı, dolayısıyla manevi acının ve zararın Türkiye'de doğduğu, dolayısıyla manevi zararın da Türk Lirası üzerinden hüküm altına alınması gerektiği kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/4079-13068 E.K. ve 2016/5375-6005 E.K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Yine faiz başlangıç tarihi belirtilmediğinden, hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile  Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 26/12/2019 gün ve 2018/42 Esas  2019/583  Karar  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalıların, davacının FSEK'den kaynaklanan eser sahipliğine ilişkin mali ve manevi haklarına tecavüz ettiklerinin TESPİTİNE,<br>\t3-FSEK'in 68. maddesi uyarınca 82.500,00 USD'nin fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödedikleri en yüksek faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>\t4-50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>\t5-Manevi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, <br>\t6-Harçlar Kanunu'na göre maddi olmayan istemler yönünden alınması gereken 269,85-TL maktu, telif tazminatı yönünden alınması gereken 32.382,01.TL, manevi tazminat yönünden alınması gereken 3.415,5‬0.TL nispi olmak üzere toplam 36.067,36‬ TL  karar ve ilam harcından 35,90.TL peşin harç, 1.359,88.TL tamamlama harcı, 8.219,97.TL ıslah harcı olarak alınan harcın mahsubu ile bakiye 26.451,61‬.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan dava tarihindeki değer üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen telif tazminatı yönünden hesaplanan 48.901,25.TL, kabul edilen manevi tazminat yönünden hesaplanan 25.500,00.TL maktu, kabul edilen diğer istemler yönünden 25.500,00.TL maktu olmak üzere toplam 99.901,25‬.TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,\t<br>\t8-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, dava tarihindeki değer üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan, reddedilen tecavüzün ref'i talebi için 25.500,00 TL maktu ve reddedilen manevi tazminat yönünden 25.500,00 TL maktu vekalet ücreti olmak üzere toplam 51.000‬,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 595,58 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 28.000,00 TL bilirkişi ücreti, 63,30 TL tebligat ve posta masrafı, 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 31.207,48 TL olarak kullanılan yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan  takdiren 29.740,73 TL'ye, 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 TL peşin harç,1.359,88 tamamlama harcı, 8.219,97 TL ıslah harç tutarı eklenerek oluşan 39.392,38 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t10-Davalı ...Ş tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.000,00.TL bilirkişi ücreti, 976,85 bilirkişi yol ücreti 80,80.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 143,00.TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 4.200,65‬‬.TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 197,10.TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t11-Davalı ...  tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 100,00.TL tebligat ve posta masrafı giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4,69 TL.'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t13-Davacı tarafından istinaf  başvurusunda yatırılan 54,40.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t14-Davacı  kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 10.200,00.TL duruşma vekalet ücretinin, davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t15-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden ve birden fazla duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 10.200,00.TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket, davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 20/12/2023 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/12/2023   <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/12/2023 \t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4fe45f8f6896fc27","SID":"1abd2022ef3ec979"}}