{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2156 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2273<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/10/2023 Tarihli Ara Karar <br>NUMARASI\t\t: 2023/793 Esas  <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali -İhtiyati Haciz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/12/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin servis taşımacılığı işini yapmakta olduğunu, taraflar arasında sözleşme gereği davacı şirketin geçen aylarda hizmeti ifa etmiş olduğunu, davalı şirkete sunulan hizmet gereği fatura düzenlenmiş olduğunu, fakat davalı tarafça fatura bedellerinin ödenmediğini, takip çıkışının  369.234,67 TL olduğunu, icra takibi açıldıktan sonra davalı borçlu tarafça, davacı şirkete 30.000,00 TL ödeme yapıldığını, borcu ödememesi sebebiyle davalı aleyhine İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2023/16837 icra dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı şirketin haksız surette takibe itiraz ettiğini, davalı/borçlu şirket aleyhinde dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak davalı şirket ile anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerden dolayı mahkemece dava açtıklarını, davalı şirketin, davacı şirkete kısmi ödeme yapılmış olduğunu, servis hizmeti sağlanmış olduğunu, davacı şirketin kendi edimini ifa ettiğini, davalı/borçlunun mal kaçırma ihtimali söz konusu olduğunu, alacağının sürüncemede kalmaması ve icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK.'da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ileri sürmüş olduğu sebeplerin hukuki mesnetten yoksun olup davanın reddi gerektiğini, davalı tarafından davacıya dava konusu borç kapsamında ödeme yapıldığını, borcun tamamını kabul anlamına kesinlikle gelmemekle birlikte, yapılan ödemeler açısından davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığının açık olduğunu, davacının takip ekinde sunduğu sözleşme ve faturaların dikkatli şekilde incelendiğinde takibe konu edilmiş 20.08.2023 tarihli faturanın takip tarihinde henüz muaccel hale gelmemiş olduğu dolayısı ile haksız şekilde takibe konu edildiğinin açık olduğunu, taraflar arasında imzalanan ve davacı tarafça delil olarak sunulan sözleşmenin \"Sözleşme bedeli ve ödeme\" başlıklı 6. maddesinde açıkça \"Yapılan hizmetin bedeli 10'ar günlük periyot halinde fatura edilecek ve en geç takip eden haftanın Cuma gününe kadar yüklenicinin hesabına banka havalesi ile ödenecektir.\" maddesinin yer aldığını, itiraza konu faturanın 20.08.2023 tarihinde Pazar günü kesilmiş olup, söz konusu fatura sözleşme hükümlerine göre 25.08.2023 tarihinde Cuma günü muaccel hale gelecekken henüz muaccel hale gelmeden 23.08.2023 tarihinde Çarşamba günü takibe konu edilmiş olması sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, öncelikle borç bedelinin tamamını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının alacağının ve miktarının tespiti hususu yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz kararı verilmesine yönelik talebin reddi ile davalı aleyhine açılmış davanın reddi, borç muaccel hale gelmediğinden davalının kötü niyetli olmadığı dikkate alınarak aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2023/16837 takip sayılı dosyasının ödeme emri ve takip dosyası celbedilmiş,  dava dosyası ve tüm bu belgeler üzerinden değerlendirme yapılmıştır.<br>İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1.maddesinde \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\". Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.<br>İcra ve İflas Kanunu'nun 257/2. Maddesinde ise  \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa\". hükmü bulunmaktadır.<br>İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1.maddesi \"...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur...\"<br>Anılan hükümlere  göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK.'nın 257/2.maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz karan verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de,  alacağın varlığının ve  muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması gerekir.<br>Somut olayda; İstem, davacı tarafça davalının borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının   ihtiyati haciz konulmasına ilişkindir. Davacının alacağının varlığı yargılamayı gerektirmektedir, dolayısıyla alacağın varlığı ve alacağın muacceliyeti konusundaki iddiasını yaklaşık ispat kuralı gereği  ispatlayamadığından talebin reddine karar vererek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesi ile; \"Davacı vekilinin davalının mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz konulmasına ilişkin talebinin REDDİNE\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından ihtiyati haciz taleplerinin yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından reddedildiğini, icra takibinden sonra davacıya işbu borçlara ilişkin davalı yanca kısmi ödemeler yapıldığını, dava açılırken 30.000,00 TL ödeme yapıldığının bildirildiğini, dava açıldıktan sonra 09.10.2023 tarihinde 49.285,00 TL'lik ikinci ödemenin de yapıldığını, yapılan ödemeler ikrar niteliğinde olup davalının zaman kazanmak amacıyla takibe itiraz ettiğini, davacı tarafından davalı yana servis hizmeti sağlandığını, ödenmeyen bedel nedeniyle davacının mağdur olduğunu, davacının işçilere ödenen maaşlar, benzin vs gibi direkt davalıya verilen hizmetten kaynaklanan yüklü miktarda giderleri olup ödeme yapılmaması nedeniyle davacının tüm işlerinin aksadığını, Vergi Dairesi'nden gönderilen Temmuz 2023-Ağustos 2023 ayları BS formlarında dahi davacının davalıdan yüksek miktarda alacağı olduğunun belli olduğunu, dosya kapsamında sunulan ödeme belgeleri, faturalar, taraflar arasındaki sözleşme ile yaklaşık ispat koşulu sağlanmış olup yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep: İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine  ilişkindir.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.<br>İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun  ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından  önemlidir.    <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.<br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nunda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.<br>Dava konusu somut olayda, davacı taraf davalıya vermiş olduğu servis taşımacılığı hizmeti karşılığında takip ve davaya konu tutar olan 369.234,67 TL'lik fatura bedellerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı vekili de cevap dilekçesiyle, davalı şirket tarafından davacıya dava konusu borç kapsamında ödeme yapıldığı, borcun tamamını kabul anlamına gelmemek kaydıyla yapılan ödemeler açısından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, takibe konu faturalardan 20/08/2023 tarihli faturanın henüz muaccel hale gelmediği, davacı tarafın alacağının tespiti hususunun yargılamayı gerektirdiği savunulmuştur. Davaya konu icra takibi 23/08/2023 tarihinde başlatılmış olup taraf vekillerince dosyaya sunulan dekontların incelenmesinden davalı şirket tarafından  davacıya dava konusu icra takibinden  sonra ve davadan önce olmak üzere 15/09/2023 tarihinde  30.000,00 TL, dava açıldıktan sonra da 09/10/2023 tarihinde 49.285,00 TL ödemelerin yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda ihtiyati haciz talep eden vekilince sunulan dava dilekçesi ve ekleri, taraflar arasındaki sözleşme ve faturalar sureti ile aleyhine ihtiyati haciz talep edilen davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi içeriği ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği sonucuna varılarak   İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu şekilde davalı tarafça ödendiği bildirilen tutarlar düşülmek suretiyle (369.234,67 TL - 30.000,00 TL - 49.285,00 TL =) 289.949,67 TL kalan kısım üzerinden İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz kararı vermek gerekmiştir.  <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin talebin reddine ilişkin kararı kaldırılarak   ihtiyati haciz talebinin  kabulüne  dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br> <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>1)İzmir İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/793 Esas sayılı dosyasında verilen 10/10/2023 Tarihli ARA KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2)İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 269,85 TL istinaf karar harcının kendisine iadesine, <br>3)İhtiyati haciz talep eden  tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep eden davacıya verilmesine, <br>4)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>1)İhtiyati haciz talep eden davacı yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde KISMEN KABULÜ ile,<br>2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı aleyhine ihtiyati haciz istenenden 289.949,67 TL üzerinden alacağı karşılayacak şekilde davalı şirket adına kayıtlı haczi kabil gayrimenkul ve motorlu araçlarla sınırlı olmak kaydıyla İHTİYATEN HACZİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>3-Aleyhine ihtiyati haciz istenen ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 289.949,67 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 43.492,45 TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin  ihtiyati haciz talep eden davacı vekiline verilmesine,<br>4-HMK'nın 261/1. maddesi uyarınca 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına,<br>5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>6-Görülmekte olan bir dava içinde ihtiyati haciz talep edildiğinden davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi. 12/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3abba3649a55164","SID":"ee44581adb8c66a9"}}