{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1554 <br>KARAR NO: 2023/2306<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 30/03/2021<br>NUMARASI: 2016/637 Esas - 2021/306 Karar<br>DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketinden sigortalı olan ... plakalı araç ile müvekkili davacının kullandığı ... plakalı motosikletin 28.01.2015 tarihinde karıştığı trafik kazası nedeniyle davacının yaralandığı ve malul kaldığını, sigorta şirketine yapılan başvuru ile hasar dosyasının açıldığını ancak tazminat ödemesinin yapılmadığını, sürekli ve engelli sağlık raporunda % 13 maluliyetinin bulunduğunun sabit olduğunu, ayrıca davacının meydana gelen kaza neticesinde uzun süre tedavi gördüğünü ve maddi sıkıntı içine girdiğini, uzun süre çalışamadığını beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi İle birlikte davalıdan  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi davacı tarafından davalı sigorta şirketine yapılan herhangi bir başvurunun tespit edilemediğini, .. plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde 21.01.2015/2016 vadeli ZMSS Poliçesi ile kaza tarihinde teminat altında oiduğunu, sorumluluklarının teminat limitleri dahilinde ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacının kask ve kolluk gibi diğer koruyucu teçhizatları kaza anında kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müterafık kusur indirimini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacının 2.241,74  TL geçici işgöremezlik 103.146,18 TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 105.387,92  TL tazminatın dava tarihinden itibaren  işleyecek avans faizi  ile birlikte davalıdan (sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olmak üzere) alınarak  davacı tarafa verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayacağını, Ceza mahkemesinde sanık hakkında  beraat kararı verildiğini, dolayısıyla böyle bir kazanın gerçekleşmediğini,  davacı tarafça kazanın kanıtlanamadığını, davacı yanın taleplerinin yeni genel şartlar dönemi kriterleri esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini,  01.06.2015 yürürlük tarihli ZMM Genel Şartlarına göre düzenlenmiş maluliyet raporu esas alınması gerektiğini, tedavi gideri taleplerinin SGK'ya yöneltilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatı talebinden SGK'nın sorumlu olduğunu,  müterafik kusur indirimi taleplerinin reddi ya da kabulüne ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacının müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, davacının sürücü belgesiz, kask ve kolluk gibi diğer koruyucu teçhizatları kullanmadan motosiklet ile seyahat etmekte olup bu tutumu neticesinde zarara uğradığını, hesaba esas alınan bilirkişi hesap raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosu kullanıldığını, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Genel Şartlar maddelerine uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesaplanması  gerektiğini, davaya konu kazanın  iş kazası olduğunu,  Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından aylık gelir bağlanmış olabileceğini,  bu bağladığı gelirin peşin sermaye değerini müvekkili şirkete rücu edebileceğini, mükerrer ödeme yapmak durumunda kalmamak için peşin sermaye değerinin hesaplanarak tazminattan düşürülmesi gerektiğini, kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkil şirkete karşı, tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerekirken kaza tarihinden itibaren hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, dava konusu olay haksız fiilden kaynaklandığından ve ticari iş niteliğinde olmadığından avans faiz uygulanmayacağını  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 28/01/2015 tarihinde sürücü ...'un, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile  seyirle olay mahalli 3 yönlü kavşağa geldiğinde seyir istikametine göre sol tarafta kalan yoldan gelerek kavşağa giriş yaptığı iddia edilen sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonu fark ettiğinde manevra yaptığı sırada vasıtanın hakimiyetini kaybedip dengesini kaybederek zemine düşüp sürüklenmesi neticesinde, kendi yaralanması ile sonuçlanan dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır.Ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda \"...Şüpheli sanık ... ... Mahallesi şehitlik parkı önünde taraf olduğu kazada aracına herhangi bir çarpmanın olmadığı ancak 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 57/a maddesinde (Tali yoldan ana yola çıkan sürücüler kavşağa yaklaşan , kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak dikkatli olmak geçiş hakkı önce olan araçların önce geçmesini imkan vermek zorundadırlar) maddesini ihlali görülmeyip tali kusurlu olacağı...\" görüşü belirtilmiştir.Ceza Mahkemesince, \"... her ne kadar sanık ...' nin olay tarihinde kullanmış olduğu tüp aracıyla motosiklet sürücüsü olan katılana çarptığı iddiasıyla taksirle yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle Mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın suçlamaları reddettiği, sanığın katılana çarptığına dair tanık beyanının bulunmayışı, mağdur doktor raporunda yaralanma izinin olmayışı, kamera görüntüsünün bulunmayışı, müsnet olaya ilişkin tutanak düzenlenmediğine dair yazı cevabı  karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden; sanık hakkında mahkememizde oluşan şüphe evrensel hukuk ilkeleri gereğince sanık lehine yorumlamak gerekerek açıklanan gerekçeye göre... sanığa müsnet taksirle yaralama suçu nedeniyle hakkında açılan kamu davasından sanığın mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak somut ve inandırıcı delil elde edilemediği; böylece yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nin 223/2-e maddesi gereğince beraatine...\" dair karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu istenmiş ATK Trafik İhtisas Dairesinden \"...  İlgi  yazınız ile gönderilen dava dosyası incelendiğinde;Olaydan sonra tanzim edilmiş kaza yeri basit krokisi ya da trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmediği görülmüştür. Kazaya karışan araç sürücüsü ve tanık ifadelerinden olayın hangi şekilde meydana geldiği anlaşılamamıştır. Olay hakkında sağlıklı rapor tanzim edilebilmesi için üzerinde araçların seyir yönleri ve çarpışma öncesi manevralarını gösterecek şekilde ölçekli kaza yeri krokisine ihtiyaç duyulmuştur. Mevcut verilere ışığında sağlıklı rapor tanzim edilemeyeceği anlaşıldığından, dosyanın işlem görmeksizin mahalline iadesine...\" dair karar verilmiştir.Mahkemece talimat ile mahallinde keşif yapılarak kusur raporu alınmıştır. Bu raporda bilirkişi, \"...Sürücü ..., İdaresinde bulunan ... plaka sayılı motosikleti ile ... Mah. istikametine seyir halinde olduğunu havanın yağışlı ve zeminin ıslak olduğunu, kavşakta beklemekte olan plakasını sonradan öğrendiği ... plakalı tüp aracını gördüğünü, aralarında 20 metre kala tüp aracı sürücüsünün karşı istikametten gelen aracın geçişinden sonra aniden yoluna çıktığını, kendisinin de tüp aracına çarpmamak için motosikleti devirdiği... (beyanını dikkate alarak) ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü ...  2918 sayılı K.Y.T. Kanununun 39. maddesi ile 52. maddesinin (a) ve (b) bentlerini ihlal ederek olayda %50 oranında kusurlu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ise aynı kanunun 84. Maddesinin (h) bendini ihlal ederek olayda %50 oranında kusurlu olduğu ...\" görüş bildirilmiştir. Talimat raporundan sonra yeniden ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu istenmiş olup raporda, \"...Davacı sürücü ..., idaresindeki araç ile yağmurlu havada, zemini ıslak yolda kavşağa yaklaşırken kavşağın sol kolunu takiben gelerek dönüş yapmak üzere kontrolsüzce kavşağa giriş yapan sürücüsü ve plakası tarafımızca kesin olarak tespit edilememiş(muhtemelen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç) vasıtaya karşı kazayı önleme adına önlem alma adına kontrollü manevra yapmayıp seyir durumunun bozulması sonucu kontrolsüz manevra yapmasıyla vasıtanın kontrolünü kaybedip devirmiştir. Olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri ile %25 oranında tali kusurlu, plakası tarafımızca kesin tespit edilemeyen(muhtemelen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç) sürücüsü idaresindeki araç ile dönüşe geçeceği kavşak girişine yaklaşırken hız azaltması, aracı kavşak girişinde durdurması, sağından ve solundan kavşakta kesişen diğer yolu takiben düz geçiş yapmak üzere yaklaşan araç olup olmadığını kontrol edip, kavşağa güvenle duramayacak mesafede bulunan düz geçiş yapan vasıtaların geçişini beklemesi, şartların uygun olduğu bir anda yönetimindeki aracı harekete geçirerek kavşak alanına giriş yapması gerekirken belirtilen bu kurallara riayet etmemiş, sol tarafından gelmekte olan ve kavşağa güvenle duramayacak mesafede bulunan davacı yönetimindeki araca ilk geçiş hakkı bırakmayıp kontrolsüzce kavşağa giriş yapmış, bu haliyle çarpışmayı önlemeye yönelik olarak manevra yapan davacının seyir dengesini bozulmasına neden olmuştur. Sürücünün bu hatalı tutum ve davranışları olayın oluşu üzerinde asli derecede %75 oranında etken olmuştur...\" görüşü belirtilmiştir.Raporlar arasındaki çelişki nedeni ile üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda,\"... davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçeli kamyonun sürücüsü ..., belirtilen kurallara uymadan hızla kavşağa yaklaşarak kavşakta dönüş yapacağından, kavşağa girişi yapmadan durup yolun her iki tarafını da kontrol etmesi gerektiği halde bu kurala uymadan kavşağa girip durduğundan, böylece kavşakta doğru seyretmekte olan motosikletin seyir yolunu kapatarak motosiklet sürücüsünün kontrolünü kaybetmesinde etkili olduğundan olayda kusurlu görülmüştür. Kamyonun kavşak içinde motosiklete çarpmamış olması, olayda baskın kusurlu sayılımının uygun olmadığını göstermektedir. Bu nedenle heyetimiz, Adli Tıp Kurumu raporunda davalıya atfedilen asli kusura katılmamaktadır.... Davacı motosiklet sürücüsü ... ehliyetsiz. olmasına rağmen araç kullanarak trafiğe çıkması sırasında belirtilen kurallara da uymadan seyrini sürdürüp kavşağa yaklaşması sırasında hızını azaltmadığından, bu nedenle kavşağa çıkma teşebbüsündeki aracı gördüğünde ani fren ve manevra yapması ile aracının kontrolünün kaybolup devrilmesine neden olduğundan olayda davalı taraf sürücüsü kadar kusurlu görülmüştür...\" belirlemesi yapıldığından tüm dosya kapsamına göre çarpma olmaması olayın meydana gelmesine çift taraflı kusurlu davranışın sebebiyet verdiğini ortadan kaldırmayacağından davalının, sigortalı sürücünün ceza dosyasında beraat etmesine dayanılarak olayın oluşumunun ispat edilemediği yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun esas alınması gerekmekte ise de; Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre \" Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali\" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece  %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir.  Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır. Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında (%12) olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasının, maluliyet oranına bir etkisi olmayacağından hükme esas alınan maluliyet raporunda  usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,  dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak düzenlenen Adli Tıp Raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaza tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik  yürürlükte bulunmadığından maluliyetin belirlenmesinde esas alınamayacaktır.  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312  E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", geçici 1. maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. ... Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik  yönünden işleten, sürücü ve sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.  (Benzer yönde Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin  2021/6911  E. ve  2021/10351  K.,  2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararları).Dava dışı sigortalı araç sürücüsü ... olay akabinde 28/01/2015 tarihinde Kilimli Polis Merkez Amirliğinde verdiği ifadesinde \"... Motosikletin farları yanmıyordu, motoru sürenin kaskı olmasa çok yara alırdı...\" açıklamasında bulunduğundan ve oluşan zararın omurga kırığından doğduğu dikkate alındığında kask ve koruyucu ekipman olsa dahi açıklanan kırığın oluşmasına engel olmayacağı, dolayısı ile davacının zararın artmasına sebebiyet vermediğinden davacının müterafik kusuru bulunmamaktadır. SGK ile yapılan yazışma sonucu 2.704,22 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği peşin sermaye değerli gelir bağlanmadığı belirtilmiş, Mahkemece  de ödenen 2.704,22 TL geçici iş göremezlik ödeneği hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatından indirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin,  b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan  oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir.Yargıtay   4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010  tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2022/6135  E. ve 2022/10604 K., 2021/16078  E. ve 2022/10550  K.,  2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K.,  2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).  Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmamakla birlikte TRH 2010 yaşam tablosu kullanılması gerekmektedir. Ancak PMF 1931 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür süreleri TRH 2010 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür sürelerinden daha kısa olmakla birlikte  davacı tarafın bu yönde istinaf talebi olmadığından ve yapılan hesaplamaya göre verilen karar davalı lehine bulunduğundan bu yöndeki istinafın reddi gerekmiştir. (Aynı doğrultuda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2023/756 Esas ve  2023/4959 Karar sayılı kararı).KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda dava tarihinden önce davacının müracaatı olduğu halde davalı lehine dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Davacı vekili dava dilekçesinde faiz türünü belirtmeden temerrüt faizi uygulanmasını talep etmiş ve ıslah dilekçesi ile de yasal faiz isteminde bulunmuş olduğundan  Mahkemece talep aşılarak avans faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının 2.241,74 TL geçici işgöremezlik 103.146,18 TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 105.387,92  TL tazminatın dava tarihinden itibaren  işleyecek yasal faizi  ile birlikte davalıdan (sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olmak üzere) alınarak  davacı tarafa verilmesine,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli 7.199,04 TL nin davacı tarafından  yatırılan 693,00 TL  harçtan  mahsubu ile 6.506,04 TL nin davalıdan  alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan 1.650,00 TL bilirkişi gideri, 633,40 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.283,40 TL nin davanın kabul edilen kısmına isabet eden 2.010,22 TL si ile 726,50 TL harç gideri toplamı olan 2.736,72 TL yargılama giderinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 13.961,85 TL vekalet ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine,5-Red edilen kısım yönünden ; Davalı tarafından yapılan 1.800,00 TL bilirkişi giderinin davanın red edilen kısmına isabet eden 215,34 TL  yargılama giderinin davacıdan  alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,6-Red edilen kısım yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan  alınarak davalıya verilmesine,7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan  bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 121,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb1b0d3397196263","SID":"3167b19b90fec419"}}