{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ: 13/11/2023<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 04/01/2024<br><br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacılar vekili, davacılar ... ve ..., davalı ... Otelcilik Turizm Ticaret ve Sanayi  Anonim Şirketi'nde ayrı ayrı yüzde 16,97 olmak üzere  şirket sermayesinin toplamda %33,94'ü oranında azlık pay sahibi olduklarını, bu hisseler davacıların rahmetli babaları ...undan intikal ettiğini, davalı Şirketin diğer ortakları ise davacıların amcası olan ve .... (%33,88); ... nun eşi .... (%0,055) ve davcaıların amcaları merhum ..... (%32,12) olduğunu, davacıların babası olan ... nun 2016 yılında vefatı sonrasında amcaları .... ile davacılar arasında ihtilaflar başladığını ve bugün itibarı ile iletişim kopma noktasına gelmiş bulunduğunu, üç adet büyük şirketin yönetimi ve çok değerli birçok gayrimenkulün paylaşımı konusunda ihtilaflar nedeniyle, karşılıklı ihtar ve davalar açılmaya başladığını, davalı şirket bir aile şirketi olduğunu davacıların öz amcaları olan .... tarafından fiilen yönetildiğini,  davalı Şirkette % 32,12 oranında pay sahibi olan ..... 2023 yılının başlarında vefat etiğini, davalı Şirket ortaklarından şirketi fiilen yöneten .... , kardeşi muris ..... ’na ait malvarlığının kendisine vasiyetname yolu ile geçtiğini gösterir bir mirasçılık belgesi bulunmamasına rağmen ve vasiyetnamenin tenfizine ilişkin de henüz herhangi bir dava açmamış olmasına rağmen, sanki merhuma ait paylar kendisine intikal etmiş gibi 07/08/2023 tarihinde gerçekleştirilen Şirket olağan genel kurul toplantısında, hazır bulunanlar listesini (hazirun cetveli) düzenlettirdiğini ve merhum ... na ait paylara ilişkin oyları da kendi oylarına dahil ettiğini, bu bağlamda 07/08/2023 tarihinde yapılan genel kurulda, merhum ...na ait payları sanki kendisine aitmiş gibi kullanan .... bu bakımdan oy hakkından yoksun  pay sahibi olup, alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunu, vasiyet alacaklısının, kendisine vasiyet edilen şey üzerindeki mülkiyet hakkını ancak  vasiyetin yerine getirilmesi (tenfizi) davası açarak kendisi adına tescili sonucunda kazandığını, 07/08/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararlar, \"karar yeter sayısı\" sağlanmadan alınmış olup, bu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, merhum ... na ait paylar .... tarafından kullanılmasa idi, karar yeter sayısı, TTK m. 418/2 de yer alan \"Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.\" amir hükmü gereğince toplantıda hazır bulunan (.... % 33,18 + .... % 0,055 + ... %16,97 + ... % 16,97) toplamı olan % 67,175'in çoğunluğu, yani en az % 33,59 olarak hesaplanacaktı. Oysa ki, işbu davaya konu genel kurulda, tarafımızca yazılı ve sözlü uyarılar yapılmasına rağmen bu itiraz ve uyarılarımız dikkate alınmadığını ve genel kurul toplantı tutanağında sanki karar yeter sayısı sağlanmış gibi oy çokluğu ile davalılar aleyhine kararlar alındığını, 07/08/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların, \"karar yeter sayısı\" sağlanmadan alınmış olması nedeniyle bu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine yönelik talebin kabul edilmesi halinde, davalı şirket yönetim kurulu'nun şirket genel kurulunu en kısa süre içerisinde olağanüstü toplaması yönünde karar alınması gerektiğini, 07/08/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararlar, \"karar yeter sayısı\" sağlanmadan alınmış olup, bu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesine ilişkin talebin kabul edilmemesi halinde ise TTK m. 445 kapsamında kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olarak alınan kararların iptaline karar verilmesi gerektiğini, 07/08/2023 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının (3) numaralı maddesi ile alınan \"2021 ve 2022 yıllarına ait yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu ve kar/zarar bilanço ayrı ayrı okundu ve ayrı ayrı müzakere edildi. ... ve ...’ün vekillerinin aksi yöndeki 1.866.556  oyu, diğer hazırunların 3.633.444 adet oyu ve oy çokluğu ile onaylandı.\" şeklindeki karar, bilgi edinme ve inceleme hakkımıza dayanarak sormuş olduğumuz soruların cevaplanmaması ve/veya ilk talepten yaklaşık üç ay sonra verilen cevapların ise genel geçer ve  (sır ve KVKK gerekçe gösterilerek) kısmen cevaplanmış olması karşısında, muhalefet şerhi yazılarak ve bu karara karşı olumsuz oy verilerek oyçokluğu alındığını, eksik veya yetersiz bilgilerle pay sahiplerinin haklarını bilinçli ve yararlı bir şekilde kullanmaları beklemek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 07/08/2023 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının (4) numaralı maddesi ile alınan \"2021 yılına ait mali sonuçlardan oluşan kar’ın dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçelere aktarılmasına ... ve ...’ün vekillerinin aksi yöndeki 1.866.556  oyu, diğer hazırunların 3.633.444  adet oyu ve oy çokluğu ile karar verildi. 2022 yılına ait mali sonuçlardan oluşan kar’ın dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçelere aktarılmasına ... ve ...’ün vekillerinin aksi yöndeki 1.866.556 oyu, diğer hazırunların 3.633.444 adet oyu ve oy çokluğu ile karar verildi. \" şeklindeki karar da kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olup, iptaline karar verilmesi gerektiğini, kararın davacıların babalarının vefatı ile davalı Şirketin ortağı konumuna geldikleri tarihten bu yana aradan geçen yaklaşık 7 yıl boyunca ortaklara herhangi bir kâr payı dağıtımı yapılmaması, nedenleri ile hukuka aykırı olduğunu, 07/08/2023 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının (6) numaralı maddesi ile alınan \"Yönetim kurulu, 2021 yılına ait faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ... ve ...’ün vekillerinin aksi yöndeki 1.866.556 oyu, diğer hazırunların 3.633.444 adet oyu ve oy çokluğu ile ibra edildi.  Yönetim kurulu, 2022 yılına ait faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ... ve ...’ün vekillerinin aksi yöndeki 1.866.556 oyu, diğer hazırunların 3.633.444  adet oyu ve oy çokluğu ile ibra edildi.\"  şeklindeki karar da kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bir karar olduğunu, TTK 436/2. Maddesi gereğince, Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları hükmüne aykırı olduğunu, 07/08/2023 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının (9) numaralı maddesi ile alınan \"T.T.K 395. ve 396. maddeleri uyarınca Yönetim kurulu üyelerine gerekli iznin verilmesi konusu görüşüldü ve yapılan oylama sonucu  ... ve ...’ün vekillerinin aksi yöndeki 1.866.556 oyu, diğer hazırunların 3.633.444  adet oyu ve oy çokluğu ile kabul edildi.\" şeklindeki karar da kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olup,  iptaline karar verilmesi gerektiğini, şeklindeki karar da kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olup,  iptaline karar verilmesi gerektiğini, belirterek dava konusu genel kurulun Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Mahkemece 13/11/2023 tarihli ara karar ile; davacılar davalı şirketin 07/08/2023 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemli davada genel kurulda alınan kararların icrasının ve bu kararlar çerçevesinde işlem yapılmasının dava sonuna kadar tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 449. maddesi uyarınca genel kurul kararının iptali istemli davada yürürlüğün geri bırakılmasının yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra karar verilmesi mümkün olduğundan, yönetim kurulu üyesine duruşma günü usulüne uygun tebliğ olunmasına rağmen yönetim kurulu üyesi duruşmaya katılmamış ise de sundukları beyan dilekçeleri ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması; davacının iddialarının yargılamayı gerektirmesi ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemesi, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden şu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmaması, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmaması, ayrıca taraf menfaatleri de gözetilmek suretiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirkette ayrı ayrı %16,97'şer olmak üzere toplamda %33,94 oranında azınlık pay sahibi olduklarını, bu hisselerin müvekkillerine murisleri babaları ....ndan intikal ettiğini, davalı şirketin diğer ortaklarının ise müvekkillerinin amcası olan ..... (%33,88) ve onun eşi .... (%0,055) ve müvekkilleri amcaları merhum .... (%32,12) olduğunu, müvekkillerinin murisi ... nun 2016 yılında vefatı sonrasında amcaları ..... ile müvekkilleri arasında ihtilaflar başladığını, 3 adet büyük şirketin yönetimi çok değerli bir çok gayri menkulün paylaşımı konusunda ihtilaflar nedeniyle karşılıklı ihtar ve davaların açıldığını, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, şirketin müvekkillerin öz amcası olan .... tarafından fiilen yönetildiğini, davalı şirkette %32,12 oranında pay sahibi iken ...nun 2023 yılında vefat ettiğini, davalı şirket ortaklarından ...nun kardeşi olan davacıların da murisi olan ...na ait malvarlığının kendisine vasiyetname yolu ile geçtiğini gösterir bir mirasçılık belgesi bulunmamasına rağmen ve vasiyetnamenin tenfizine ilişkin henüz herhangi bir davanın açılmamış olmasına rağmen sanki merhuma ait malların kendisine intikal etmiş gibi 07/08/2023 tarihinde gerçekleştirilen şirket olağan genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesini düzenlettirerek merhum ...na ilişkin paylarına ilişkin oyları da kendi oylarına dahil ettiğini, dolayısıyla yapılan genel kurulda merhum ...na ait payların ..... tarafından kullanıldığını, bu nedenle oy hakkından yoksun olarak oy kullanıldığından alınan tüm kararların karar nisabı sağlamadığını, yoklukla malul olduğunu, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin Alanya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dava dosyasında dava açıldığını, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin karara karşı müvekkilleri tarafından BAM 1. Hukuk Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyası üzerinden istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, incelemenin devam ettiğini, kararın kesinleşmediğini, dolayısıyla merhum ...nun davalı şirkette sahip olduğu paya ait oy haklarının vasiyetnamede belirtilen ...na geçmediğini, dolayısıyla 07/08/2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların karar yeter sayısı sağlanmadan alındığını, bu kararların yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca genel kurul kararların yok hükmünde olduğu iddiası ile açılmış olan davalarda genel kurul kararlarının icrasının durdurulmasına karar verilebilmesi için TTK'nın 449. maddesi ve HMK'nın 389 vd. maddelerinde aranan yaklaşık ispat ölçütünün sağlandığının kabul edildiğini, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, müvekkilleri ile davalı şirketin fiili yöneticisi ve eski yönetim kurulu üyesi olan .... arasında Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosya nezdinde derdest olan vasiyetnamenin iptali davası kapsamında müvekkilleri tarafından yatırılan teminat karşılığında vasiyetnameyi hazırlayan muris üzerine kayıtlı tüm taşınmazların atanmış mirasçı olan .... dahil üçüncü kişilere devir ve temliki önler mahiyette ihtiyati tedbir kararı verileceğine dair tensip zaptının gereğinin müvekkillerince yerine getirildiğini, mahkemenin verdiği iş bu ihtiyati tedbir kararının şirketteki payların ...na ortada kesinleşmiş bir vasiyetname olmadığından geçmediğini, dolayısıyla ...na ait tüm payların sanki kendisine geçmiş gibi hazirun cetveli düzenlettirmesinin ve bu şekilde oyların kullanılarak alınan kararların yok hükmünde olduğunu, dolayısıyla ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğini,  genel kurul toplantısında alınan kararların tedbiren yürütülmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin yerel mahkeme tarafından reddinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından gündem maddelerine ilişkin ayrı ayrı bir değerlendirme yapılmadığını, yerleşik yargı içtihatları uyarınca TTK'nın 449. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yerel mahkeme tarafından her bir gündem maddesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, taraflar arasında derdest olan vasiyetnamenin iptali davası, TTK'nın 449 ve HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanabilmesi için yaklaşık ispat koşulunun sağlandığına ilişkin yerleşik yüksek mahkeme kararları dikkate alınarak, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Talep,  TTK'nın 449. maddesi uyarınca davaya konu genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin tedbiren durdurulması istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.04/01/2024<br>\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9924fe355d024f08","SID":"c7753b854f349751"}}