{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2047 <br>KARAR NO: 2023/2367<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 01/06/2021<br>NUMARASI: 2016/871 Esas - 2021/401 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki plakasız ve tescilsiz seyir halindeyken motosiklette yolcu olarak bulunan müvekkilinin hırkasının arka tekerleğe takılması sonucunda 28/02/2016 tarihinde trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin sürekli ve geçici iş göremezliğe uğradığını, müvekkilinin kaza tarihinde öğrenci olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2.500,00TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 500,00TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 500,00TL geçici bakıcı giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, geçici maluliyetten kaynaklı zararın teminat kapsamında olmadığını, davacının hatır için taşındığını, bakıcı giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacının Davasının kısmen kabulü ile, 1.665,26TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 66.435,93TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 68.101,19TL nin 11/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müterafik kusur indirimine ilişkin itirazlarının olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, koruyucu tertibat ile müvekkilin yaralandığı bölge arasında illiyet bulunmadığını, Savcılık dosyası incelendiğinde kask ve koruyucu ekipmanlara ilişkin kesin şüpheden uzak deliller bulunmadığını, şüpheye yer bırakmayacak şekilde koruyucu tertibatların takılı olmadığına dair bir kayıt olmayıp müterafik kusur indirimi yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, müvekkilin hatır için taşındığı iddiasının kabulünün de mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının 28.02.2016 tarihinde vermiş olduğu ifadesinden de anlaşılacağı üzere, ...sevk ve idaresindeki motosiklette yolcu olarak bulunduğu sırada, hırkasının motosikletin arka tekerleğine takılması sonucu düşerek yaralanması şeklinde meydana geldiğini  ayrıca ...'in vermiş olduğu ifadesinde, kazanın kendi ihamali yüzünden kaynaklandığını kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiğini, meydana gelen kazanın davacının kusuru ile meydana gelmesi sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılarak denetime elverişli kusur raporu aldırılması gerektiğini, Karayolu Trafik Kanunun 21. maddesi uyarınca araçların trafik belgesi ve tescil plakası alma zorunluluğu olduğunu, söz konusu kazaya sebebiyet veren motosikletin tescilsiz olması sebebiyle Güvence Hesabı’nın sorumluluğu bulunmadığını, yeniden tescil edilmeden trafiğe çıkmaları ve dolayısıyla bu tür araçlar için ZMSS tanzim edilmesinin söz konusu olmadığını, ZMS poliçesi yapılmasının zorunlu bulunmayan araçların neden olduğu kazalardan dolayı müvekkil kurumun sorumluluğundan bahsedilmeyeceğini, maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilerek erişkinler için engellilik değerlendirmesi yönetmelik kapsamında rapor alınması gerektiğini, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğu söz konusu olmadığını ayrıca zarar görenin kaza tarihi itibari ile 18 yaşından küçük olması sebebi ile geçici iş görmezlik tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu,  hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8 olarak dikkate alınması gerektiğini, davacının kaza tarihinde gelirinin belgelendirilmediğnden hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılaması gerektiğini hükmedilmiş olan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.  Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında  tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde  14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bilirkişi raporu yargıtay uygulamasına uygun olarak hazırlanmış olduğu ve 1,8 teknik faiz uygulanması mümkün bulunmadığından davalı Sigorta Şirketinin  bu yöndeki istinaf talebi yerinde değilidir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih,  2022/312  E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı  Sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir (Benzer yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin  2021/6911  E. -  2021/10351  K., 2021/5305  E. - 2021/7685  K. sayılı kararları).   Somut olayda; davacı tarafından dosya kapsamına göre davalı Güvence Hesabına 29/07/2016  tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 11/08/2016 itibariyle davalı temerrüde düşmüştür. Davalı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir.Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur ve hesap raporunun istinaf talep eden davalıya HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalının süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesinde davacının tazminat hesabına esas alınan geliri yönünden rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde tazminat hesabına alınan davacının geliri yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Mahkemece aldırılan kusur raporunda davacının sürücünün ehliyetsiz olduğunu bilebilecek, bindiği motosikletin plakasız olduğunu görebilecek ve kendisi için tehlike oluşturmayacak şekilde tedbir alabilecek konumda olması nedeniyle ve  yolculuk yaptığında kişisel tedbirlerini almamış olması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %50 oranında, dava dışı sürücünün KTK 36. Madde kuralını ihmal ve ihlal ederek, yolcu konumunda bulunan davacının, yeterli tedbir almasını sağlamadan hırkasının arka tekerleğe takılabileceğini öngörmeden, yeterli dikkat, tedbir ve kontrolü sağlamadan, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğuna karar verilmiştir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince kusurun belirlenmesi için alınan bilirkişi  raporunda olay yeri, kaza tespit tutanağı dikkate alınarak değerlendime yapıldığı, bu durumda  bilirkişi  raporunun,  ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  kusur ve müterafik kusura ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.  Dosya kapsamından davacı ile aracı kullanan dava dışı sürücünün yakın arkadaş oldukları birlikte eğlenmek için motosiklete bindikleri, sürücünün, müteveffadan taşıma için herhangi bir menfaatinin olmadığı anlaşılmakta olup bu durum karşısında davacının sürücünün ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi nedeni ile mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmasında;  Yine müteveffa destek  ile araç sürücüsünün arkadaş oldukları  birlikte gezip eğlenmek amacı ile araca bindikleri ve bu esnada kazanın meydana geldiği anlaşıldığına göre davacının yolcu olarak taşınmasının hatır taşımacılığı kapsamında olduğu kabulü ile hesaplanan maddi tazminattan hatır taşıması   indirimi yapılmasında da  bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yatırmalarının zorunlu olduğu, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu  bedensel zararlar için Güvence Hesabı'na başvurulabileceği öngörülmüştür. Aynı mahiyetteki düzenleme, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle Güvence Hesabı'na husumet yöneltilebilmesi için bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. ZMSS Genel Şartları'nın A.6-ı maddesi gereğince \"Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar\" teminat dışı haller arasında sayılmıştır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesine göre, motosiklet: azami tasarım hızı 45 km/saatten ve/veya silindir kapasitesi 50 santimetreküpten fazla olan sepetli veya sepetsiz iki veya üç tekerlekli motorlu taşıtlar ve net motor gücü 15 kilovatı, net ağırlığı 400 kilogramı, yük taşımacılığında kullanılanlar için ise net ağırlığı 550 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlardır. Aynı Kanun'un 103. maddesinde motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu düzenlenmiştir.Anılan düzenlemeler gereği, davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin, KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde davalı Güvence Hesabı'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir. Mahkemece bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı Güvence Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunu ispat yükünün de davacı üzerinde olduğu gözetilmek suretiyle;  davacı tarafa bu açıdan uygun bir süre verilip araç üzerinde uzman makine mühendisi marifetiyle inceleme yapılıp, gerektiğide şasi nosundan yola çıkılarak il emniyet müdürlüğü tescil kaydının ve  tramer kaydının araştırılmasıyla, tescil kaydı var ve trafikten çekildi ise çekilme tarihinin sorulması ve buna ilişin evrakların da istenilmesi suretiyle, araç motor silindir hacminin belirlenmesi; silindir hacminin 50 cm küpün  üzerinde/trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun anlaşılması halinde davalı Güvence Hesabı'nın sorumlu olduğu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken aracın niteliği konusunda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış,  Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları)İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ATK 2 İhtisas Kurulu ve üst kurul tarafından düzenlenen iki maluliyet raporunda da kaza tarihinde yürürlükte bulunan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yerine Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulandığı, iki rapor arasında maluliyet oranları arasında çelişki olduğu gözetilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule görede; davacı tarafça  zararının tazmin edilmesi için Güvence Hesabına  başvurulmuş ve Güvence Hesabı tarafından başvurunun reddedildilmiş olduğuna göre Güvence Hesabının temerrüde düştüğünün kabulü ile mahkemece temerrüt tarihinden itibaren yapılan faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HKM 353/1-b maddesi gereğince esastan REDDİNE,B-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-a-Davacı yönünden; İstinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına, b-Davalı yönünden;Davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40ba3622f53ef96b","SID":"bb95229380e73a2c"}}