{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/991 <br>KARAR NO: 2024/76<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2022<br>NUMARASI: 2022/21 E - 2022/861 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 16/01/2024\t<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ;müvekkilleri aleyhine davalı tarafından Merkezi Takip Sistemi aracılığıyla ... Esas sayılı dosya üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, müvekkillerinin dava konu ödeme emrini tebliğ almadıkları için takibe itiraz edemedikleri, müvekkilleri aleyhine başlatılan takibin açıkça usule aykırı olduğu gibi, icra takibine konu alacakların hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı, müvekkillerinin böyle bir borcu bulunmadığı, takibe dayanak olarak ... sözleşme hesap nolu abonelik sözleşmesi çerçevesinde tahakkuk ettirildiği, ilgili faturanın dayanağı taşınmazın ise İstanbul Tozkoparan Sanayi Sitesinde işyeri olduğu, müvekkillerinin miras bırakanının 1998 yılında vefat etmesi üzerine kendilerine intikal ettiği, akabinde müvekkilleri ve diğer mirasçılar tarafından 2004 yılında satıldığı, huzurdaki davanın konusu olan icra takibine konu takip dayanağı belgede 1999-2004 arası tahakkuk eden elektrik borcu gösterildiği, belirtilen dönemde abonelik sözlemesinin tarafının müvekkilleri olmadığı gibi alacağın zamanaşımına uğradığını beyanla ,  müvekkillerinin davalı şirkete  borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere  davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ;Müvekkil tarafından borçlu aleyhine elektrik kullanım bedelinin tahsili için İstanbul  ... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, sonra bu dosyanın kapanarak İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin devam ettiği, abonelik sözleşmesi bulunduğundan kullanılan elektriğe ait elektrik faturalarının ödenmemesi sebebiyle icra takibi başlatıldığı, bu sebeple borçlu olmadığı sebebiyle davacının açtığı menfi tespit davasında, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olduğu, davacının dava dilekçesinde, dolayısıyla davalı kurum ile arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunu beyan ettiğini beyanla,  davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;Davanın KABULÜ ile;İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ( Eski İstanbul MTS İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ) sayılı takip dosyası nedeniyle davacıların davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Davacıların kötü niyet tazminatı talebinin İİK 72/5. maddesinde gösterilen yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE  karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle; davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği,ayrıca  dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğu başvurulması gerektiği, zamanaşımı yönünden ise, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün  ... Esas sayılı dosyasında  Borçlu asil yönünden ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas (Eski İstanbul MTS İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ) mirasçılar hakkında takip yapıldığı, bu durumda Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibi ile zamanaşımının  kesilmiş olduğu,  mahkeme yeterli araştırma yapılmadan verilmiş olan kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , menfi tesbit talebine ilişkindir.Davacılar tarafından,kendileri hakkında yapılan icra takibinde borcun 1999-2004 yılları arasındaki faturalara dayalı olarak yapılmış olması sebebiyle ,alacağın zamanaşımına uğradığı ve kendilerinin o dönemlerde abone  olmadıkları iddia edilmektedir.Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 76'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde 507 sayılı Yasaya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasaya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni yasanın 3 üncü maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir.Somut olaya bakıldığında ise; dosyadaki bilgi ve belgelerden, kaçak elektrik kullanım tutanaklarından dava konusu yerin \" İstanbul- Tozkoparan sanayi sitesinde işyeri\"  olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup,  davalı tüzel kişi yasa gereği tacir ise de, davacı gerçek kişilerin  tacir olup olmadığının usulünce araştırılması gereklidir.Bu sebeple ,mahkemece davada görevli olup olmadığının yukarıda açıklanan mevuzat hükümleri de dikkate alınarak  usulünce araştırılması, taraflardan bu yönde bilgi alınması,ilgili  Vergi Dairesine davacının vergi mükellefi  olup olmadığı , beyan ettiği matrah,tuttuğu defterler, vergi matrahına göre Bakanlar Kurulunca ilan edilen miktarlar itibarıyla tacir niteliğinde olup olmadığı, Ticaret Odasından tacir kaydı bulunup bulunmadığı,buna göre davanın ticari dava niteliğinde  olup olmadığı ve  davada  mahkemenin görevli olup olmadığının tesbiti ile ,mahkeme görevli olduğu takdirde yargılamaya devam edilmesi, aksi takdirde genel mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik-dava şartı yokluğu nedeniyle HMK' nın 114/1-c  ve 115/2. maddeleri uyarınca  davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken ,esas yönünden karar verilmesi, usul ve hukuka aykırı  bulunmuştur.Yukarıdaki araştırmalar sonucunda mahkemenin görevli olduğu tesbit edildiği takdirde yargılamaya devam edileceğinden ,mahkemece Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün  ... Esas sayılı dosyasının celp edilerek incelenmesi , takip konusu borcun ait olduğu dönemlerin tesbit edilmesi ,diğer yandan  iş bu davanın dayanağı olan İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ( Eski İstanbul MTS İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ) sayılı takip dosyasındaki davacıların borca itiraz dilekçelerinin içeriği (zamanaşımı yönünden itirazlarının olup olmadığının ) değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekecektir.Bu sebeplerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda açıklanan şekilde  yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine  gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,\tDair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"270961fb40508743","SID":"09fa7d9797f4ff49"}}