{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/23 <br>KARAR NO: 2024/114<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİH: 01/11/2023<br>NUMARASI:2023/1036 Esas<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazlı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı borçlu ... arasında yargılaması halen devam etmekte olan Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/975 Es. sayılı dosyasına 16.05.2023 tarihli bilirkişi raporu sunulduğunu, söz konusu raporun sonuç başlığı altında \"4- ...  plaka sayılı aracın rayiç değerinin; 800.000.-TL (03/10/2022 itibari ile) olduğu, aracın satış fiyatının ise 470.000,00 TL olarak gösterildiği, 5- ... plaka sayılı aracın rayiç değerinin; 420.000.-TL (13/09/2022 itibari ile) olduğu, aracın satış fiyatının 300.000,00 TL olarak gösterildiği\" hususları belirtildiğini, bahse konu araçlar üzerinde davacı müvekkili ile davalı taraf ortak olduğunu, bu araçların davacı müvekkilinin muvakafatı ve bilgisi olmadan davalı tarafça kötü niyetli olarak satıldığını, dolayısıyla bilirkişi raporu ile yapılan tespitler doğrultusunda  müvekkilinin her iki araç üzerinde %50 ortak olması ve araçların rızası dışında satılmış olması sebebiyle, araçların rayiç değerinin yarısı, faizi de dahil olmak üzere toplam 645.178,90 TL alacağın  huzurdaki davaya konu icra takibine konu edildiğini, davalı tarafça 31.05.2023 tarihinde icra takibine borca itiraz dilekçesi sunulduğunu ve icra takibinin durdurulması yönünde karar verildiğini, davalının davaya konu araçları satmakta ve borca itiraz etmekte kötü niyetli olduğu açık olup tüm bu sebeplerle davanın kabulüne karar verilmesini, davalı tarafın mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini, davalı tarafın müvekkilini zor bir durumda bırakma ve zarara uğratma adına menkul ve gayrimenkulünü kötü niyetli olarak satabilme ihtimali bulunduğunu, bu sebeplerle mahkeme tarafından tutulacak tensip tutanağı ile birlikte davalının menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslarda bulunan malları üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini, aksi halde müvekkilinin bu nedenle geri döndürülemeyecek ciddi maddi kayıplara uğrayacağını dolayısıyla müvekkilinin zarara uğramaması adına söz konusu menkul ve  gayrimenkul üzerine ihtiyati haciz konulmasını, neticede davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin yasal faizi ile birlikte devamına, davalı borçlunun %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye hükmedilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkeme, dosya kapsamı belgeler davacının ihtiyati haciz isteminde haklı olduğuna dair  olumlu kanat uyandıracak nitelikte bulunmamış olup, sunulan belgelerin İİK.nun 258.maddesinde belirtildiği ölçüde ihtiyati haciz talebinin kabulüne yeterli bulunmadığı kanaatine varılmakla öte yandan  İhtiyati haciz isteyen vekilince sunulan dilekçe ve eklerinin incelenmesi neticesinde, talebe dayanak taraflar arasındaki ilişki kapsamında tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri, davacı tarafça iddia edildiği şekilde yönündeki davacı iddiasının yargılamaya muhtaç olup, aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafından mal kaçırma çabası içinde bulunduğuna dair bir delil sunulmadığından ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile;\"1-Davacı vekilinin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE,2-Ara kararın taraflara tebliğine\" istinafı kabil olmak üzere 01/11/2023 tarihinde karar verilmiştir.Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde olaya ilişkin beyanlarını tekrarla,belirtilen dosyadaki alınan bilirkişi raporu kapsamında davacı alacağının yaklaşık olarak ispatlandığını,davada ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu,alacağın yüksek miktarlı olduğunu ve davalının mal kaçırma ve adres değişikliği gibi hileli işlemlere girişme ve davacıyı alacağından mahrum etme eylemleri ihtimali gözetilerek ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi nedeniyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, davalı tarafça satıldığı ileri sürülen 2 adet aracın yarı bedelinin kendisine ait olduğu iddiasına dayalı  alacağa yönelik açılan davada  ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık, ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1.maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla  diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda,  ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, davacı tarafça talep edilen  alacağın varlığının yargılama ile belirleneceği gözetildiğinde, alacağın varlık ve vadesi konusunda yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a66bc510fea7e4a4","SID":"dd925ac49a98888d"}}