{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2023/1606 Esas 2023/1752 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1606 <br>KARAR NO\t: 2023/1752<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 10/08/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/527 (Ara karar)<br>İHTİYATİ TEDBİR <br>İSTEYEN DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>İHTİYATİ TEDBİRE <br>İTİRAZ EDEN  DAVALI\t<br>TALEP\t: Davalı Şirkete Kayyım Atanması<br>TALEP TARİHİ\t: 02/02/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 08/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/12/2023<br><br>\tDavalı şirkete kayyım atanması isteminin kabulüne yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine, eksik ödenen kar payı bedelinin tahsiline, davalı şirketin dolayısıyla davalı şirket hissedarı olan müvekkilinin menfaatlerinin korunabilmesi, şirketin mal varlığının azaltılmasının engellenmesi için, müvekkilinin hiçbir şirket verisine ulaşamadığı ve şirket kayıtlarının huzurdaki uyuşmazlığın hakkaniyetle çözülmesinde ne derece önem taşıdığı gözetilerek, işbu dava ile karşılaşan kötü niyetli şirket yöneticilerinin hesaplarda usulsüzlük yapma ihtimalini de engellemek adına tedbiren şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, 07/06/2023 tarihli ara karar ile davacının kayyım atanması talebinin kısmen kabulü ile, sadece şirketin gelir ve giderlerinin kontrolü ve onay makamı olmak üzere şirkete kayyım atanmasına karar verilmiştir.<br>\tMahkemece itiraz üzerine 10/08/2023 tarihli ara karar ile, Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceğinin gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul gördüğü, Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, 6102 Sayılı TTK m.636/4 gereği onay ve denetim kayyımı atanmasının taraflar arasındaki husumet ve şirket faaliyetlerinin zarar görme ihtimalinden ötürü onay ve denetim kayyımı ile temsilinin yeterli olacağı, öte yandan HMK'nın 389. maddesi gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yada ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğine dair kanun hükmünün de uygulanma alanı doğduğu, TTK 636/4 maddesi hükmü gereğince,  bilirkişi raporlarındaki bir kısım tespitler ve diğer ortak  ... hakkında imza sahteciliği iddiası ile ceza davası açılması karşısında  bu işlemlerin  dava sonucunu değiştirebilecek nitelikte işlemler olduğu vicdani kanaatine varıldığından  sadece şirketin gelir ve giderlerinin kontrolü ve onay makamı olmak üzere Kayyımın denetim kayyımı olarak atanmasına dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleriyle itirazın reddine, kayyımın denetim kayyımı olarak atanması, şirketin süre gelen ceza davasında zarar görmemesi ve şirket mal varlığı ve ortaklarının haklı menfaatlerinin korunması adına davalı şirkete yargılama sonuna kadar önceki kararda belirtildiği üzere denetçi kayyım olarak atandığının kabulüne karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbire itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının kendisinin yaşı ve yurt dışında bulunması nedeniyle şirketin idaresini diğer ortağa bıraktığını, yapılan harcamaların şirket menfaatinde olduğunu, müvekkili şirkete kayyım atanması şartlarının oluşmadığını  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\t Talep, HMK'nın 636/3. Maddesi uyarınca haklı nedenle limited şirketin feshi, mümkün olmaması halinde şirket ortağının ayrılma payının ödenerek şirket ortaklığından çıkma ve kar payı dağıtılması istemleriyle açılan dava kapsamında şirkete tedbiren kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle söz konusu tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. <br>\tHMK'nun 389/1 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>\tHMK'nun 390/3.maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. <br>\tİhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>\tTTK'nın 636/(4) maddesinde; \"Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.\" hükmüne yer verilmiştir. Haklı sebeple fesih davasındaki ihtiyati tedbirler kural olarak dava açan ortağın haklarının ve şirket mal varlığının korunmasını amaçlar. Bu bağlamda mahkemenin ihtiyati tedbire hükmederken, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin yanı sıra hem ortaklığın hem de dava açan ortağın menfaatlerini de gözeterek uygun bir tedbire hükmetmesi gerekir. Kuşkusuz mahkeme ortaklığın feshine neden olacak veya bu sonucu doğuracak nitelikte tedbirlere hükmedemez. Aksi halde davanın sonunda elde edilebilecek sonuç peşinen ihtiyati tedbir kararıyla elde edilmiş olur. (Bkz. Yıldırım, Ali Haydar : 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre Limited Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Bursa, 2013 s.438-440.)<br>\tGerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>\tTürk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tTürk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. <br>\tSöz konusu kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.<br>\tBir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan müdür veya müdürler kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 636/2. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.<br><br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). <br>\tYukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;  davalı şirketin %51 hissedarı ve münferiden yetkili müdürü olan dava dışı ... tarafından şirketin idaresi ve faaliyeti hakkında şirketin ortağı aynı zamanda halası olan davacıya bilgi verilmediği, kar payı dağıtılmadığı, 2019 ve 2020 yıllarında şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığı, şirketin sermaye artırımına ilişkin alınan karara davacı ortak adına sahte imza atıldığı, şirketin idaresinde yolsuzluklar yapıldığı, dolayısıyla şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı iddiaları ileri sürülerek iki ortaklı limited şirketin haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde ayrılma payı ödenerek şirket ortaklığından çıkma ve kar payının   dağıtılması istemleriyle açılan dava kapsamında, halen davalı şirket yönetiminde yer alan şirket ortağı ve yetkili müdürünün görevini kötüye kullandığından ve şirketi basiretli bir şekilde yönetemediğinden davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına  karar verilmesi istenmiştir.   \tSomut uyuşmazlık, ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından ortağı olduğu dava dışı limited şirketin TTK'nın 636. Maddesi hükmü uyarınca haklı nedenle feshi, mümkün olmaması halinde TTK'nın 638. Maddesi gereği ayrılma payı ödenerek şirket ortaklığından çıkma ve kar payı dağıtımı istemlerine ilişkindir. İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili her ne kadar müvekkili ortağın, davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin bir örneği dosyaya sunulan 2020/001 sayılı karar alındığı 28.12.2020 tarihinde yurt dışında bulunduğuna dair İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığı'nın veri tabanından elde edilen internet çıktısı örneğini sunmuş ve  bu tarihte alınan karardaki davacı ortak adına atılı imzanın sahte olduğunu ileri sürerek Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine özel belgede sahtecilik suçundan başlatılan hazırlık soruşturmasının derdest olduğunu bildirmiş ise de, yukarıda belirtilen maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği haller belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması olmadığı, böyle bir yorumun TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabileceği gözetilerek ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının  (denetim kayyımı tayinine ilişkin) kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken  yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi yönündeki 10/08/2023 tarihli ara kararında isabet görülmediğinden ihtiyati tedbir ara kararına itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, itirazın kabulüne, 07/06/2023 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\tA)1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince  KABULÜNE, <br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/08/2023 tarihli  2021/527 Esas sayılı ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararının  HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\t3-İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekilinin ihtiyati tedbir ara kararına itirazının KABULÜNE, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2023 tarih ve 2021/527 Esas sayılı ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına, <br>\t4-İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin gerekli iş ve işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tB)1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalının yatırdığı 179,00 TL peşin harcın ihtiyati tedbir talep edenden alınarak ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep eden davalıya verilmesine, <br>\t2-İhtiyati tedbire itiraz eden tarafından yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 179,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 671,00  TL'nin ihtiyati tedbir isteyen davacıdan tahsili ile ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafa verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,    <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 08/12/2023<br><br>  Başkan- ...                 Üye - ...\tÜye - ...             Zabıt Katibi-...<br> ...             ...          ...              ...<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c5f2f46945be45f","SID":"fea4d5c9d8e3312e"}}